(2577 S. K. m. 17, 46)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesinde Raportör Yardımcısı olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına dair Anayasa Mahkemesi Başkanlığının 17.10.2017 tarih ve E:2017/1-K:2017/5 sayılı işleminin iptali ve söz konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada; uyuşmazlıkta, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılan inceleme ve araştırma kapsamında, davacının 03.08.2016 tarihli yazılı savunmasında, "FETÖ/PDY ile herhangi bir bağının bulunmadığını ifade ettiği, 20.09.2017 ve 10.10.2017 tarihli sözlü savunmalarında ise, üniversite eğitimi sürecinde FETÖ/PDY'nin yurtlarında kaldığını, yapı ile bağı bulunduğunu, ancak 17/25 Aralık sürecinde bağını kopardığını" ifade ettiği; davacı ile aynı kurumda çalışan ve kendisini yıllardır tanıyan iş arkadaşlarının "davacının tutum ve davranışlarıyla ortaya koyduğu genel profil, şahit oldukları konuşmaları, FETÖ/PDY ile ilişkili olduğu için ihraç edilen B.A. ile yakın irtibatı, aynı evde kalması, eski Adalet Akademisi Başkanı ve Genel Sekreter …. İle dikkat çeken ilişkisi gibi hususlar neticesi FETÖ/PDY ile ilişkili olduğu yönünde "kanaat belirttikleri, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında itirafçı olarak ifade veren eski hâkim …..'nın ifadesinde de "davacının FETÖ/PDY'nin çalışma evlerinde hakimlik sınavlarına hazırlandığını, sohbet ettiklerini" ifade ettiği, yine tanık ifadelerinde "17/25 Aralık süreci sonrası davacının tavır ve söylemlerinde değişiklik olduğunu gözlemledikleri, ancak samimiyetten uzak ve göstermelik olduğunu düşündükleri ve itibar etmediklerini" ifade ettikleri, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu 17/25 Aralık sürecine kadar irtibatlı olduğunda tereddüt bulunmadığı, 17/25 Aralık sürecinden sonraki döneme ilişkin tutum ve davranışlarının samimi bulunmadığı ve söz konusu yapı ile kamu görevinde kalmasıyla bağdaşmayacak nitelikte bağı bulunduğu değerlendirilerek Genel Sekreter tarafından kamu görevinden çıkarılmasının teklif edildiği ve Anayasa Mahkemesi Başkanı onayı ile kamu görevinden çıkarıldığı, buna göre, olayda, mevcut ifade ve tespitler çerçevesinde söz konusu yapı ile kamu görevinde kalmasıyla bağdaşmayacak nitelikte bağı bulunduğu değerlendirilen davacının, Anayasa Mahkemesinin ifa ettiği görevin önemi ve hassasiyeti de nazara alınarak kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde Ankara 15. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/09/2018 gün ve E:2017/3487, K:2018/1703 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Kanun'un 17/2 maddesi uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek, dava dosyası incelendi, işin gereği görüşüldü:
UYAP kayıtlarından yapılan sorgulamada, davacı hakkında,"Silahla Terör Örgütü Üyeliği" suçlarından hem Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının E:2017/11864 sayılı dosyasından, hem de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının E:2016/111031 sayılı dosyasından soruşturmalarının şüpheli olarak devam ettiği görülmüştür.
Ankara 15. İdare Mahkemesi'nce verilen 27/09/2018 gün ve E:2017/3487, K:2018/1703 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf isteminin REDDİNE, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan taraf üzerinde BIRAKILMASINA, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesi halinde istinaf isteminde bulunana İADESİNE, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 22/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)