İSTEMİN ÖZETİ: 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ….. Özel Eğitim ve Sağlık Hizmetleri İşletme Ticaret A.Ş. isimli şirket bünyesinde kat görevlisi olarak görev yapmakta iken 01/04/2016 tarihi itibariyle emeklilik aylığı almaya hak kazandığından bahisle işyerinden ayrılan davacının, şirketten olan alacaklarının ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 13/03/2018 tarih ve 7196 sayılı Bursa Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosu işleminin iptali istemiyle açılan davada; 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak davalı şirket nezdinde işçi statüsünde istihdam edilmekte iken emekliye ayrılan davacı hakkındaki anılan işlemlerden kaynaklanan iş bu uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı mercilerinin (iş mahkemelerinin) görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolunda Bursa 2. İdare Mahkemesince verilen 20/04/2018 tarih ve E:2018/424, K:2018/474 sayılı kararın, idare mahkemesinin görevli olduğu iddialarıyla kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi davacı tarafından istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdari Dava Dairesince gereği görüşüldü:
17.8.2016 tarihli ve 29804 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren 670 sayılı KHK'nin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasıyla, 20.7.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık) her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup, kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tesvik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullaçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'ne aideyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkili kılınmış; 4. fıkrasıyla, 1. fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi öngörülmüş; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük sürenin kapatma tarihinden itibaren başlaması esası benimsenmiştir.
Öte yandan, 29.10.2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı KHK'nin "Dava ve takip usulü" başlıklı 16. maddesiyle;
-Ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17.8.2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 670 sayılı KHK'nin 5. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilmesi,
-Ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17.8.2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında da 670 sayılı KHK'nin 5. maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilmesi,
-Verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı KHK'nin 5. maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceğinin belirtilmesi, öngörülerek, idari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilmesine olanak tanınmış; idari yargının verdiği kararın kesin olup, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı vurgulanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, 670 sayılı K.H.K ile kapatılan bir şirkette istihdam edilmiş davacının, iş akdinin feshinden kaynaklı olarak işçi alacaklarının ödenmesi istemiyle kapatılan şirkete karşı 17.8.2016 tarihinden önce açtığı davanın İş Mahkemesinin 15.02.2017 tarihli ve 2016/560 sayılı kararıyla, 675 sayılı KHK'nin 16. maddesinde gösterilen yöntem üzerine, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedildiği ve davacının 670 sayılı KHK'nin 5. maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceğinin belirtildiği, davacının da yine sözü edilen yöntem gereğince davalı idareye başvurduğu, başvurunun davalı idare tarafından reddedildiğinden bahisle, bu işlemin iptali istemiyle dava açtığı anlaşılmakta olup, 675 sayılı KHK'nin 16. maddesinde yer alan özel görev kuralı gereğince davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği açıktır. Bu hukuksal durum karşısında, İdare Mahkemesince uyuşmazlık hakkında kesin bir karar verilmesi gerekirken, davanın görev yönünden reddedilmesi isabetli değildir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Bursa 2. İdare Mahkemesinin 20/04/2018 tarih ve E:2018/424, K:2018/474 sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri hakkında yeniden karar verileceğinden bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 14/11/2018 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)