(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 17) (4045 S. K. m. 1) (3269 S. K. m. 19) (5237 S. K. m. 30) (Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği m. 1, 11) (Uzman Erbaş Yönetmeliği m. 6)
İSTEMİN ÖZETİ: Kastamonu İdare Mahkemesi'nce verilen 17/10/2018 gün ve E:2017/2061, K:2018/1343 Sayılı kararın istinaf incelemesine tabi tutularak, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 Sayılı Kanun'un 17/2 maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek, dava dosyası incelendi, gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, Safranbolu 125. Jandarma Er Eğitim Alayı emrinde sözleşmeli Uzman Erbaş adayı olarak görev yapan davacı tarafından, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Kastamonu İdare Mahkemesi'nce verilen 17/10/2018 gün ve E:2017/2061, K:2018/1343 Sayılı kararla; Jandarma Genel Komutanlığı Personel Temin Komutanlığı'nın "güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonuçları ile değerlendirme kurul kararlarının gönderildiği" konulu emri üzerine sicil amirlerinden oluşan üç kişilik komisyon tarafından "olumsuz" görüş bildirilmesi ve davacının, "FETÖ/PDY'nin 15-16.07.2016 tarihli darbe girişimine katılan erlerden olduğu gerekçesiyle tutuklandığı, bilahere serbest bırakılan şahıslardan olduğu, Bank Asya'da hesap açanlar arasında hesap açma tarihi 11.06.2014, müşteri durumu: aktif ibaresi yer aldığı" gerekçesiyle sözleşme feshinin gerçekleştirildiği, Mahkemelerinin 01/03/2018 tarihli ara kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan; davacının, Bank Asya hesabının bulunup bulunmadığı, hesabı bulunması halinde anılan kişiye ait hesap açma tarihi ile, hesabı açtığı tarihten itibaren yapılmış olan tüm işlemleri gösterir hesap hareketlerinin, Karabük ve Osmaniye İl Emniyet Müdürlüklerinden ise davacı ve yakın aile bireyleri hakkında herhangi bir adli soruşturma bulunup bulunmadığının, davacının ve yakın aile bireylerinin FETÖ/PDY veya başka bir terör örgütü ile irtibatlı/iltisaklı olup-olmadığının sorularak, soruşturma var ise ilgili dosya numaralarının ve konu ile ilgili diğer bilgi ve belgelerin sunulmasının istenildiği, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan CD formatında gönderilen hesap özetinde davacının Bank Asya hesabının olduğunun görüldüğü, Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğü'nün cevabi yazısında İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:2016/55 Sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık sıfatı ile yargılamasına devam edildiğinin bildirildiği, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.02.2018 tarih ve E:2017/160 K:2018/18 Sayılı kararında, davacı ile birlikte bir kısım sanıkların E:2016/55 Sayılı dosyasından tefrik edilerek E:2017/160 Sayılı dosya ile yargılamalarının devam ettiği, netice olarak; işlediği fiillerin haksızlık içeriği hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü kanaatiyle davacı hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiğinin görüldüğü, Jandarma uzman erbaş adayı olan davacının, müstakbel görevine başlaması durumunda, Jandarma'nın görev tanımı uyarınca kolluk vazifesini icra edeceği ve muhtemel toplumsal olayların cereyan etmesi durumunda gerektiğinde insiyatif almak suretiyle ani kararlar vermesi gerekeceği,15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından girişilen hain darbe girişiminde İstanbul'da vatani görevini ifa ettiği anlaşılan davacının, darbe girişimine tepki gösteren halka ateş etmediği ve askeri kışlaya geri döndüğü gerekçeleriyle İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olsa da; kolluk vazifesi icra edecek personelin yaşanan toplumsal olaylarda pasif tutum sergileyerek görev tanımı gereği mesuliyetten bari görülemeyeceği, bu pasif tutumun ceza hukuku açısından herhangi bir müeyyideye muhatap olmasa da, idare hukukunun temel ilkeleri açısından kamu görevine atanacak personelde aranacak liyakat ve sadakat kriterleri yönünden eksik bulunup, olumsuz değerlendirilme sonucunu doğuracağı, buna göre davacının, görev yaptığı birlikteki komutanlarının kanunsuz emrine riayet ederek Ak Parti İstanbul İl Başkanlığı'nın önüne geldiği, halkın tepkisi üzerine geri çekilme esnasında içerisinde bulunduğu gruptan tespit edilemeyen bir asker tarafından ateş açıldığı, her ne kadar davacı tarafından halka ateş açılmasa da, darbe girişimine karşı mukavemet gösteren bir tavır sergilemediği anlaşılmakta olup, yapılan görevin gerektirdiği önem ve nitelikler göz önünde bulundurulduğunda güvenlik personeli olarak görev yapacak kişiler için devletin böylesi kritik bir görevde geniş takdir hakkı kapsamında çalıştırmama hakkının kamu güvenliği açısından zaruri olduğu, her ne kadar davacının darbe girişimi sırasında herhangi bir aktif eyleminden bahsedilmese de verilen emre uymamak için herhangi bir direniş göstermediği, verilen emirleri yerine getirdiği, öte yandan FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir şirketlerden olan Bank Asya'da, terör elebaşının talimatından sonraki tarih olan 11.06.2014 tarihinde açılmış hesabının bulunduğu, herhangi bir hesap hareketi tespit edilemese de söz konusu bankaya müşteri olmak suretiyle katkı sağladığı dikkate alındığında, kamu yararı gözetilerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuk ve usule aykırı olduğu öne sürülmekte ve istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
4045 Sayılı Güvenlik Soruşturması, Bazı Nedenlerle Görevlerine Son Verilen Kamu Personeli ile Kamu Görevine Alınmayanların Haklarının Geri Verilmesine ve 1402 Numaralı Sıkıyönetim Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 1. maddesinde; "Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması; kamu kurum ve kuruluşlarında, yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde devlet güvenliğinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün, iç ve dış menfaatlerin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu gizlilik dereceli birimler ile Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve istihbarat teşkilatlarında çalıştırılacak kamu personeli ve ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılır. Devletin güvenliğini, ulusun varlığını ve bütünlüğünü iç ve dış menfaatlerinin zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgeler ile gizlilik dereceli kamu personeli ile meslek gruplarının tespiti, birim ve kısımların tanımlarının yapılması, güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının usul ve esasları ile bunu yapacak merciler ve üst kademe yöneticilerinin kimler olduğu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulacak yönetmelik ile düzenlenir." hükmüne yer verilmektedir.
Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin amacını düzenleyen 1. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin amacı; yetkili olmayan kişilerin bilgi sahibi olmaları halinde Devletin güvenliğinin, iç ve dış menfaatlerinin, ulusal varlığın ve bütünlüğün zarar görebileceği veya tehlikeye düşebileceği bilgi ve belgelerin bulunduğu bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının gizlilik dereceli birim ve kısımlarını belirlemek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde, emniyet ve istihbarat teşkilatlarında, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde çalışacak personel hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasını düzenlemektir." hükmü düzenlenmekte ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasında gözetilecek genel ilkeler ve uyulacak genel esaslar hakkında kurallara yer verilmektedir.
Aynı Yönetmeliğin "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında araştırılacak hususlar" başlıklı 11. maddesinde; "Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasında kişinin içinde bulunduğu ortam da dikkate alınarak: a) Kimlik kontrolü, kimlik kayıtlarının doğruluk derecesi, uyrukluğu, geçmişte yabancı bir devletin uyrukluğuna girip girmediği, b) Kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetlerinin ve istihbarat ünitelerinin arşivlerinde bilgiler bulunup bulunmadığı, adli sicil kaydının ve hakkında bir tahdidin olup olmadığı, c) Yıkıcı faaliyetlerde bulunup bulunmadığı ve 5816 Sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanuna ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı davranıp davranmadığı, d)Ş. ve haysiyetini ihlal edecek ve görevine yansıyacak şekilde kumara, uyuşturucuya, içkiye, paraya ve aşırı bir şekilde menfaatine düşkün olup olmadığı, ahlak ve adaba aykırı davranıp davranmadığı, e) Yabancılarla, özellikle hasım ve hasım olması muhtemel Devlet mensupları ve temsilcileriyle ilgili derecesinin iç yüzü ve nedeni, f) Sır saklama yeteneğinin olup olmadığı, araştırılır." hükmü düzenlenmektedir.
3269 Sayılı Uzman Erbaş Kanunu'nun 19.maddesinde yer alan; "Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve usulleri görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilememe halleri ve bunlara yapılacak işlem şekli, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, uzman onbaşıların uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanacak esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar kanunun yürürlüğe girmesini takip eden 6 ay içerisinde Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir." hükmüne istinaden 20/09/2005 tarih ve 20942 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Uzman Erbaş Yönetmeliği'nin "Personelde aranacak nitelikler" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde; "(Değişik: RG-4/2/2017-29969) İcra edilen temel askerlik eğitimini başarıyla tamamlayanlardan güvenlik soruşturması uygun olmak veya ilk atamaları doğrudan doğruya kıt'a veya birliklere yapılan uzman erbaşlar için güvenlik soruşturması uygun olmak." hükmü, (ı) bendinde; "(Değişik:RG-21/1/2016-29600) Ayrıca; "1) Verilen ceza, ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse veya affa uğrasa dahi; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlar ile basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, iftira, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, cürüm tasniî, ırza geçmek, sarkıntılık, kız, kadın veya erkek kaçırmak, fuhşiyata tahrik, gayri tabiî mukarenet, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmî ihale ve alım ve satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, firar, amir veya üste fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar, üste hakaret, mukavemet, fesat, isyan suçlarından dolayı yahut 22/5/1930 tarihli ve 1632 Sayılı Askerî Ceza Kanununun 148. maddesinde yazılı suçlardan mahkûm olmamak, " , 2) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olmamak, 3) Taksirli suçlar nedeniyle altı ay veya daha fazla süre ile hürriyeti bağlayıcı bir cezaya mahkûm olmamak." hükmü, ikinci fıkrasında, "Uzman erbaş olmak için gerek muvazzaflık görevini yaptığı sırada, gerekse terhislerini müteakip başvuruda bulunan ve alınmaları uygun görülen personelin, güvenlik soruşturmaları; kuvvet komutanlıkları veya Jandarma Genel Komutanlığı yahut Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yaptırılır. Temel askerlik eğitimi sırasında güvenlik soruşturması sonuçlanmayanların eğitimleri devam ettirilir. Bunlardan güvenlik soruşturmaları olumlu sonuçlananlar göreve başlatılır, olumsuz sonuçlananların ise Türk Silahlı Kuvvetleri, ikinci fıkrasında Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile ilişiği kesilir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyeti ile bağdaşmayacak eylemlerde bulunanlar ile tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüşü benimseyenler, uzman erbaş olarak istihdam edilmezler." hükmü yer almaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Safranbolu 125. Jandarma Er Eğitim Alayı emrinde sözleşmeli Uzman Erbaş adayı olarak görev yapan davacı hakkında istihbarat birimlerince yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv sonucu, davacının "darbe girişimine katılan erlerden olduğu, Bank Asya'da hesabının bulunduğu" şeklinde olumsuz not bulunduğunun bildirilmesi üzerine kursiyer eğitiminin sonlandırılarak, sözleşmesinin feshedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanmasına yol açan ''darbe girişimine katılan erlerden olduğu'' yolundaki istihbari bilgi yönünden yapılan incelemede, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.02.2018 tarihli ve E:2017/160, K:2018/18 Sayılı kararıyla ''Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, TBMM'yi Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye teşebbüs Etme, T.C. Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek'' suçlarından dolayı açılan kamu davasında, ''........,.........., 47. Motorlu Piyade Alayı emrinde er rütbesinde vatani görevini yapmakta olan askeri personel olduğu, rütbeli personel tarafından yapılacak faaliyetin mahiyetinin kendilerinden gizlenerek, tatbikat gerekçesi ile kışla dışına çıkarıldıkları, sanıkların doğum tarihleri göz önüne alındığında 1994-1996 doğumlu oldukları, dolayısıyla daha önceden herhangi bir silahlı darbe girişimine ilişkin yaşam tecrübelerinin bulunmadığı, olayın oluş şekli göz önüne alındığında sanıkların faaliyetin mahiyetini olay yerinde öğrendikleri, ancak birlik içerisinde en alt rütbede -er statüsünde- bulunan ve sadece emir alan askeri personel olmaları, maiyetlerinin bulunmaması, olay yerine giden askeri unsurun başındaki komuta yetkisine sahip personelin rütbesi ile (binbaşı) sanıkların rütbesi (er) arasında büyük bir uçurum bulunması, sahip oldukları eğitim düzeyi nedeniyle kendilerine verilen emri sorgulama, hukuka aykırı bir emir olduğunu öğrenme halinde de verilen bu emre karşı gelme olanaklarının bulunmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla sanıkların yaşları, meslekleri, rütbeleri, eğitim düzeyleri, somut olaydaki hareket tarzları dikkate alındığında kendilerine verilen emrin hukuka aykırılığı/haksızlık içeriği hususunda kaçınılmaz bir hataya düştükleri, bu nedenle haklarında TCK 30/4 maddesinde düzenlenen 'hata' müessesesinden yararlanmaları gerektiği" gerekçesiyle atılı suçlardan Ceza Verilmesine Yer Olmadığına karar verildiği, anılan karara yönelik istinaf isteminin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 15.05.2018 tarihli ve E:2018/1195, K:2018/1022 Sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlanmasına yol açan '' Bank Asya'da hesabı olduğu yönündeki istihbari bilgi yönünden yapılan incelemede ise; Kastamonu İdare Mahkemesi'nin 01.03.2018 tarihli ve E:2017/2061 Sayılı ara kararı ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan, davacının Bank Asya hesabının bulunup bulunmadığı, hesabı bulunması halinde hesap bilgilerinin gönderilmesinin istenilmesi üzerine, Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. İflas idaresince gönderilen üst yazı eki CD'nin incelenmesinden, davacı tarafından, anılan Banka Mersin/Pozcu Şubesinde 11.06.2014 tarihinde 4573794 Müşteri numarasıyla açılan bir hesabının olduğu, ancak hesap hareketinin bulunmadığı görülmüş, anılan hesaba ilişkin Dairemizin 12.12.2018 E:2018/3446 Sayılı ara kararına davacı tarafından verilen cevapta, 'anılan tarihte ikamet ettiği Mersin/Erdemli İlçesinde bulunan A101 Marketler grubunca part-time işçi alımı nedeniyle görüştüğü şirket yetkililerince, maaş hesabı olarak Bank Asya'da adına açılmış bir hesabın bulunmasının istenilmesi nedeniyle söz konusu hesabın açıldığının' ifade edilmesi üzerine Dairemizin 18.04.2019 tarihli ve E:2018/3446 Sayılı ara kararıyla, davacının hesap açtığı tarih itibarıyla Bank Asya ile A101 marketler grubu arasında bu yönde yapılmış bir sözleşme bulunup bulunmadığı sorularak, konuyu açıklığa kavuşturan bilgi ve belgelerin gönderilmesinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan istenildiği, TMSF tarafından dava dosyasına sunulan 21.01.2020 tarihli ve 33414271-640-E.2227 Sayılı yazı ekinde, ''müflis banka ile Yeni mağazacılık A.Ş. (A101) arasında maaş ödeme anlaşmasının ilgili dönemde bulunduğu, söz konusu hesabın 10.06.2014 tarihinde İşyeri adı:A101 İşyeri Adresi: A-101 Mağazaları Mersin olarak tanımlandığının sistem kayıtlarından tespit edildiği' bildirilmiştir.
Bu durumda, davacının Er olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle yargılandığı davada, İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05.02.2018 tarihli ve E:2017/160, K:2018/18 Sayılı kararıyla davacının da içinde bulunduğu bir grup Er hakkında Ceza Verilmesine Yer Olmadığı kararı verildiği, anılan kararın gerekçesinde de yer verildiği üzere, 47. Motorlu Piyade Alayı emrinde Er rütbesinde vatani görevini yapan davacının, rütbeli personel tarafından yapılacak faaliyetin mahiyetinin kendilerinden gizlenerek, tatbikat gerekçesi ile kışla dışına çıkarıldığı, olayın oluş şekli göz önüne alındığında faaliyetin mahiyetini olay yerinde öğrendiği, ancak birlik içerisinde en alt rütbede -er statüsünde- bulunan ve sadece emir alan askeri personel olduğu, maiyetlerinin bulunmaması, olay yerine giden askeri unsurun başındaki komuta yetkisine sahip personelin rütbesi ile (binbaşı) davacının rütbesi (er) arasında büyük bir uçurum bulunması, sahip oldukları eğitim düzeyi nedeniyle kendilerine verilen emri sorgulama, hukuka aykırı bir emir olduğunu öğrenme halinde de verilen bu emre karşı gelme olanağının bulunmadığı; davacının Bank Asya'da 11.06.2014 tarihinde açtığı ve hesap hareketi bulunmayan vadesiz mevduat hesabının ise, Dairemizce verilen ara kararları sonucunda davacının işe girmek amacıyla başvurduğu şirketin maaş ödemeleri konusunda anlaştığı banka olduğunun anlaşılması karşısında, hakkında herhangi bir olumsuz tespit ve FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğunu ortaya koyan başkaca hukuki bir delil bulunmayan davacının, güvenlik soruşturmasının olumsuz olduğundan bahisle kursiyer eğitiminin sonlandırılarak, sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında da hukuki isabet bulunmamıştır.
Öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğuna ilişkin kural gereğince davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği ise açıktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Kastamonu İdare Mahkemesi'nce verilen 17/10/2018 gün ve E:2017/2061, K:2018/1343 Sayılı kararın KALDIRILMASINA; dava konusu işlemin İPTALİNE, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların, hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ÖDENMESİNE, toplam 607,40 TL yargılama gideri ile avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00 TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazladan alınan 95 TL harç ile artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra davacıya İADESİNE, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 06/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)