(675 S. KHK. m. 12) (689 S. KHK. m. 5)
İstemin Özeti: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)'nin 12. maddesi uyarınca davalı idareye devredilen ..... parselin iadesi başvurusunun reddine ait 7.2.2017 tarihli, 48615734-160.01-454 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan dava hakkında, dava konusu işlemin 675 sayılı KHK'nin 12. maddesi uyarınca tesis edildiği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında, bu madde kapsamında açılan davalarda herhangi bir yargısal faaliyette bulunulmaksızın, yargılama giderleri ve davanın esasına ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına hükmedileceğinin emredici olarak kurala bağlandığı gerekçesiyle, karar verilmesine yer olmadığı yolunda Bursa 1. İdare Mahkemesince verilen 12.7.2018 tarihli, E:2018/566, K:2018/1025 sayılı kararın, hak arama hürriyetinin ve mülkiyet hakkının kısıtlandığı, talebinin OHAL Komisyonunca incelenerek doğrudan KHK'da adı geçen kişi olmaması nedeniyle mahkemeye geri gönderildiği iddialarıyla kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi davacı tarafından istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
Dava, davacının 667 sayılı KHK uyarınca kapatılan Uludağ Kültür ve Eğitim Vakfından 5.3.2014 tarihinde satın alarak, adına tescil edilen Bursa İli, Osmangazi İlçesi, ..... parselin, 675 sayılı KHK'nin "Muvazalı Devir İşlemleri" başlıklı 12. maddesi uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğüne devri ve tescili üzerine, bu taşınmazın tarafına iadesi başvurusunun reddine ait 7.2.2017 tarihli, 48615734-160.01-454 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
29.10.2016 tarihli, 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin "Muvazaalı Devir İşlemleri" başlığını taşıyan 12. maddesiyle, 20.7.2016 tarihli, 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlarının faaliyetlerinin sürdürüldüğü dönemde üzerlerinde bulundukları, mülkiyeti kapatılanların sahibi gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazlardan 1.1.2014 tarihi ilâ bahse konu yerlerin kapatılma tarihleri arasında üçüncü kişilere devri yapılmış olan ve üzerinde kapatılanlar tarafından aynı faaliyete kapatılma tarihi itibarıyla devam edilen taşınmazların devir işlemleri muvazaalı kabul edilmiş, bu taşınmazların tapuda ilgisine göre Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden âri olarak re'sen tescil edilmesi öngörülmüş; ayrıca bu taşınmazların devredildiği üçüncü kişilerin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olması halinde, taşınmaz üzerinde aynı faaliyete devam edildiğine bakılmaksızın devir işlemlerinin muvazaalı kabul edileceği ifade edilmiştir.
Sözü edilen düzenlemeye 17.4.2017 tarihli 689 sayılı KHK'nin 5. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrada, bu madde kapsamında görülmekte olan davalarda konusuz kalma nedeniyle davanın esası ve yargılama giderleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedileceği belirtilmektedir.
Getirilen bu düzenlemeye göre, olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonlarının faaliyetlerinin sürdürüldüğü dönemde üzerlerinde bulundukları ve mülkiyeti kapatılanların sahibi gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazların üçüncü kişilere devrinin muvazaalı olduğunun kabulü, devir işlemin 1.1.2014 tarihi ile taşınmaz üzerindeki faaliyetin sonlandırıldığı tarihler arasında yapılması ve kapatılanlar tarafından aynı faaliyete kapatılma tarihi itibarıyla devam ediliyor olması koşullarına bağlanmış; ayrıca taşınmazı devralanın terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olması halinde ise, aynı faaliyete kapatılma tarihi itibarıyla devam ediliyor olması koşulu aranmadan taşınmazın devrinin muvazaalı kabul edilmesi öngörülmüştür.
Sözü edilen bu koşulların varlığının belirlenmesi ve buna göre taşınmazın üçüncü kişiye devrinin muvazaalı olduğuna karar verilmesi ise idari bir işlem olup, bu işlemin iptal davasına konu edilebileceği açıktır.
Dolayısıyla, bu madde kapsamında görülmekte olan davalarda konusuz kalma nedeniyle davanın esası ve yargılama giderleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesini öngören kuralın, devrinin muvazaalı olduğu kabul edilen taşınmazın mülkiyetine veya bu taşınmaz üzerinde ayni veya şahsi hak iddialarına dayanan çekişmelerden kaynaklanan ve taşınmazın muvazaa nedeniyle idare adına tesciline dayanak oluşturan idari işlemin tesisinden önce açılmış davalara ait olduğu, diğer bir ifadeyle taşınmazın devrinin muvazaalı olduğunun belirlenmesi nedeniyle artık bu tür çekişmelerden kaynaklanan davaların hukuki dayanağını yitirdiğinin kabul edildiği ortadadır.
Bu durumda İdare Mahkemesince, 675 sayılı KHK'nin 12. maddesi uyarınca davalı idareye devredilen taşınmazın iadesi başvurusunun reddine ilişkin işlemin hukuka uygunluğunun denetlenerek, dava hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılması isabetli değildir.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Bursa 1. İdare Mahkemesinin 12.7.2018 tarihli, E:2018/566, K:2018/1025 sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere Mahkeme'ye gönderilmesine, yargılama giderleri hakkında yeniden karar verileceğinden bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 14.03.2019 tarihinde kesin olarak ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)