(2709 S. K. m. 129) (657 S. K. m. 125)
İstemin Özeti: Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 18/10/2018 gün ve E:2018/266, K:2018/438 sayılı kararın istinaf incelemesine tabi tutularak, kaldırılması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, Kırıkkale Merkez Zübeyde Hanım İlkokulu'nda Hizmetli olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 657 sayılı Kanunun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 03/05/2018 tarih ve 2018/241 karar sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalacağı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 18/10/2018 gün ve E:2018/266, K:2018/438 sayılı kararla; davacı hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda, okuldaki personel ve öğrencilere karşı uygunsuz davranışlar sergileme suçunu işlediğinin sübuta erdiği, bu durumda, davacının 657 sayılı Kanunun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuk ve usule aykırı olduğu öne sürülmekte ve istinaf yoluyla incelenerek, kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesinde, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiili Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Anayasa'nın 129. maddesinin 2. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak Anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin sicil dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, sicil dosyası hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." hükmüne, 130. maddesinde, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, 657 sayılı Kanunun 130. maddesinde, diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken, 129. maddesiyle memuriyetten çıkarma cezası açısından, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden veya vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu disiplin cezası bakımından ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür
Anayasa ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda alıntısı yapılan maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Yüksek Disiplin Kurulunca hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye son savunma hakkı tanınması gereklidir.
Dosyanın incelenmesinden; Kırıkkale Merkez Zübeyde Hanım İlkokulu'nda Hizmetli olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde, okuldaki personel ve öğrencilere karşı uygunsuz davranışlar sergileme suçunu işlediğinden bahisle 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, 29.06.2017 tarih ve 9997756 sayılı ve "savunma istemi" konulu yazı ile davacıya isnat edilen fiiller yazılarak 657 sayılı Kanunun 130. maddesi kapsamında 7 gün içinde davacının savunmasını Bakanlığa sunması, belirtilen sürede savunmasını yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağının davalı idare Yüksek Disiplin Kurulu Başkanı imzalı yazıyla davacıya gönderildiği, bu yazının davacıya 30.06.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından aynı tarihli dilekçesi ile yazılı savunmasının verildiği, akabinde dava konusu işlemle 657 sayılı Kanunun 125/E-g maddesi uyarınca davacının "Devlet Memurluğundan Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda; davacıdan 29.06.2017 tarihli yazı ile 657 sayılı Kanun'un 130. maddesi uyarınca savunmasının istenildiği, ancak davacıdan anılan Kanun'un 129. maddesi kapsamında hakları hatırlatılarak, son savunması alınmadan Yüksek Disiplin Kurulunca Devlet memurluğundan çıkarma cezası verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, yukarıda sözü edilen mevzuat hükümleri uyarınca hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacının, 657 sayılı Kanunun 129/2. maddesinde yer alan hakları hatırlatılmadan, sadece 130. maddeye dayanılmak suretiyle, neticede usulüne uygun son savunması alınmadan tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, idarece, Dairemizin bu kararı uyarınca davacı hakkında, 657 sayılı Kanunun 129/2. maddesi uyarınca son savunması alındıktan sonra değerlendirme yapılarak, yeniden işlem tesis edilebileceği de açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Kırıkkale İdare Mahkemesi'nce verilen 18/10/2018 gün ve E:2018/266, K:2018/438 sayılı kararın kaldırılmasına; dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihi olan 21.06.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca belirlenen 1.362,00 TL avukatlık ücreti ile toplam 433,30-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 22.03.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)