(2577 S. K. m. 45) (4046 S. K. m. 22)
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara 15. İdare Mahkemesinin 09/11/2017 gün ve E:2013/1761, K:2017/2966sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Özelleştirme İdaresi Başkanlığının istinaf talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı, bu nedenle reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı idarelerden Meteoroloji Genel Müdürlüğünce davacının istinaf talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı, bu nedenle reddi gerektiği savunulmuş, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca davacının istinaf başvurusuna cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanunla değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; .... Elektrik Dağıtım A.Ş. emrinde İş Kanunu hükümlerine tabi raportör olarak görev yapmakta iken adı geçen kuruluşun özelleştirilmesi nedeniyle 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca yaptığı nakil başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptaline dair Elazığ 1. İdare Mahkemesinin 27.04.2012 tarih ve E:2012/1114, K:2012/659 sayılı kararı üzerine Meteoroloji Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı emrine atanan davacı tarafından; 1) Maaş nakil ilmühaberinin 2010 yılı Aralık ayı maaşına göre değil 2012 yılı Eylül ayı maaşına göre düzenlenmesi, 2-) Özelleştirilen kuruluşun tüzel kişiliğinin sona erdiği 31.12.2010 tarihinden Mahkeme kararı gereğince atamasının yapıldığı ayı takip eden aybaşına (15.10.2012) kadar geçen sürede alması gereken mali haklarının ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair işlemin iptali ile, 3-) Bu işlem nedeniyle uğradığı zararlarının giderilmesi için 87.721,07 TL maddi ve 11.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 98.721,07 TL tazminatın yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; davacının, .... Elektrik Dağıtım A.Ş. emrinde İş Kanunu hükümlerine tabi raportör olarak görev yapmakta iken adı geçen kurumun özelleştirilmesi nedeniyle 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere isminin Devlet Personel Başkanlığına bildirilmesi talebiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin 21.10.2010 tarih ve 7125 sayılı işlemin iptali istemiyle .... Elektrik Dağıtım A.Ş. ile TEDAŞ Genel Müdürlüğüne karşı Elazığ 1. İdare Mahkemesinde dava açtığı, anılan Mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde 27.04.2012 tarih ve E:2012/1114, K:2012/659 sayılı karar ile söz konusu işlemin iptaline karar verildiği, bahse konu karar uyarınca kapsam dışı nakle tabi personel olarak diğer kamu kurum ve kuruluşlarına atanmak üzere Devlet Personel Başkanlığına davacının isminin bildirildiği ve 06.09.2012 tarihinde Meteoroloji Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı emrine atamasının yapıldığı, davacının kamu kurumuna atanmadan önceki süreçte .... Elektrik Dağıtım Şirketinde işçi statüsünde, Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesinde geçici personel (4/C) statüsünde çalıştığı, ataması yapıldıktan sonra 03.10.2012 tarihinde davalı idareye başvurarak söz konusu mahkeme kararı neticesinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilen maaş nakil ilmühaberinin 2012 yılı Eylül ayına göre tanzim edilmesi gerekirken 2010 yılı Aralık ayına göre tanzim edildiği, oysa ki 2012 yılı Eylül ayı itibarıyla maaş, ikramiye, aile yardımı, giyim yardımı ve her türlü yan ödemeler toplamından oluşan rakamın maaş nakil ilmühaberinde bildirilmesi gerekirken anılan bildirimlerin 2010 yılı Eylül ayına göre yapıldığı belirtilmek suretiyle kuruluşun tüzel kişiliğinin kalktığı 31.12.2010 tarihinden, göreve başladığı tarihi takip eden aybaşına (15.10.2012) kadar alması gereken parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesini istediği, başvurusunun 31.10.2012 tarih ve 7294 sayılı işlemle reddedilmesi üzerine, anılan işlemin iptali ile 87.721,07 TL maddi ve 11.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 98.721,07 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi talebiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı; dava konusu işlemin, maaş nakil ilmühaberinin 2010 yılı Aralık ayı maaşına göre değil 2012 yılı Eylül ayı maaşına göre yapılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kısmı yönünden; davacının, kamu kurumlarına naklen atanmaya esas olmak üzere isminin Devlet Personel Başkanlığına bildirilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işleme karşı açılan dava neticesinde işlemin iptaline hükmedildiği, idare hukuku ilkelerine göre iptal kararlarının iptal edilen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırdığı dikkate alındığında, davacının özelleştirilen kuruluşun tüzel kişiliğinin sona erdiği tarih itibarıyla Devlet Personel Başkanlığına bildirilmesi gerektiğine de hükmedilmiş bulunduğu; bu durumda, davacının maaş nakil ilmühaberinin de özelleştirilen kuruluşun tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihteki (Aralık/2010) maaş kalemlerine göre düzenlemesinde ve aksi yöndeki başvurunun reddine dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; dava konusu işlemin, davacının özelleştirilen kuruluşun tüzel kişiliğinin sona erdiği 31.12.2010 tarihinden Mahkeme kararı gereğince atamasının yapıldığı tarihi takip eden ay başına (15.10.2012) kadar geçen sürede alması gereken mali haklarının ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin kısmı ve bu işlemden kaynaklı maddi tazminat talepleri yönünden; 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, çalıştıkları kuruluşun özelleştirilmesi nedeniyle Devlet Personel Başkanlığına bildirilen personelin, özelleştirilen kuruluşun kamu tüzel kişiliğinin sona erdiği tarihten yeni atandıkları kamu kurumunda göreve başladıkları tarihe kadar geçen süredeki mali ve sosyal haklarının Özelleştirme İdaresi tarafından ödenmesi gerekmekte olup, aksi yönde tesis edilen işlemin davacının hesaplanacak maddi zararına tekabül eden kısmı itibarıyla hukuka aykırı bulunduğu; idare hukuku ilkeleri uyarınca idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı tazmin etmekle yükümlü olduğundan, yapılan yargılama neticesinde hukuka aykırı olduğu tespit edilen işlem nedeniyle davacının uğramış olduğu maddi hak kayıplarının tazmin edilmesi gerektiği; ancak, davacının tazmini gereken maddi zararı hesaplanırken açıkta kaldığı süre boyunca varsa elde ettiği kazancın tespit edilerek bunun maddi zarardan düşülmesi gerektiğinin de açık olduğu; davacının, özelleştirilen kuruluşun tüzel kişiliğinin sona erdiği 31.12.2010 tarihinden kamu kurumunda göreve başladığı tarihi takip eden aybaşına (15.10.2012) kadar geçen sürede alması gereken mali haklarının hesaplanması için yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporunda, davacının mahkeme kararı uyarınca atandığı kamu kurumunda görev yapsa idi 31.12.2010 tarihinden 15.10.2012 tarihine kadar kendisine ödenecek tutarın 43.206,00 TL olacağı, davacının bu süreçte çalıştığı kurumlardan 32.493,72 TL gelir elde ettiğinin ayrıntılı hesaplama tablosu ekinde belirtilerek, davacının geç atanma nedeniyle neticeten 10.712,28 TL ücret kaybının olduğu yönünde görüş bildirildiği; taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı ve davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı vekili tarafından itiraz edilmiş ise de, bu itirazların yerinde görülmeyerek raporun hükme esas alınabilir nitelikte bulunduğu; bu duruma göre, davacının kamu kurumundaki görevine geç başlatılması nedeniyle uğradığı 10.712,28 TL maddi zararının tazmin edilmesinin, fazlaya ilişkin talebinin ise reddi gerektiği; diğer taraftan, dava konusu işlemin iptali yönünde verilen mahkeme kararı sonrasında mahrum kalınan parasal hakların ödenmesi yolunda idareye başvuru söz konusu ise, yasal faizin başlangıcı olarak bu başvuru tarihinin, tam yargı davasından önce idareye başvuru yoksa yasal faizin başlangıcı olarak davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiğinin yerleşik idari yargı içtihatları ile benimsenmiş olduğu; davacının manevi tazminat talebi yönünden ise, idarenin yargı kararı ile iptal edilen idari işlemi kanunun yanlış yorumlanmasından kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığa konu olayda, tazmini gereken bir manevi zarardan söz edilebilmesi için aranan kişilik haklarına, vücut bütünlüğüne veya kişinin şeref ve haysiyetine yönelmiş bir saldırı niteliğinde eylem ya da işlemin mevcut olmadığı görüldüğünden davacının manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin, "davacının, 31.12.2010 tarihinden 15.10.2012 tarihine kadar alması gereken parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle yaptığı başvurusunun reddi yönünden" kısmen iptaliile bu işlem nedeniyle ödenmeyen 10.712,28 TL maddi tazminatın idareye başvuru (03.10.2012) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından davacıya ödenmesine; dava konusu işlemin, maaş nakil ilmühaberinin 2012 yılı Eylül ayına göre tanzim edilmesine yönelik başvurunun reddine ilişkin kısmı ile fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi ve manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı idarelerden Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 22. maddesi kapsamında başka kamu kurumlarına naklen atananlara kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle davacıya ödenmiş bulunan kıdem ve ihbar tazminatlarının da tazminat miktarından mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülerek idare mahkemesi kararının iptal ve kabule ilişkin kısmının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesi, davacı tarafından ise, mahkemenin iptal kararı üzerine fiilen Eylül 2012 ayında Devlet Personel Başkanlığına bildirilmiş olması nedeniyle nakil maaşının bu ay itibarıyla belirlenmesi gerektiği; karara esas alınan bilirkişi raporunun hesap hataları ile dolu olduğu, ve bu rapora yaptığı itirazların mahkemece dikkate alınmadığı; kendi yaptığı hesaplamaya göre, ihtilafa konu dönemde alması gereken parasal hak toplamının, 45.559,83 TL; elde ettiği gelir toplamının, 31.418,53 TL; aradaki farkın, 14.141,30 TL olması gerektiği; ayrıca manevi zararının da karşılanması gerektiği ileri sürülerek idare mahkemesi kararının redde ilişkin kısmının kaldırılması ve davanın tümden kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
Mahkeme kararının davacının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı hukuka ve usule uygun olup, davacının anılan kısma yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Davacının iptal ve maddi tazminat taleplerine gelince;
Dosyanın incelenmesinden; davacının başka bir kamu kurumuna nakledilmesi yolundaki talebinin 21.10.2010 tarihli işlemle reddinin ve akabinde FEDAŞ'ın özelleştirme işleminin tamamlanıp 31.12.210 tarihi itibarıyla özel sektöre devrinin ardından, davacının 01.01.2011 - 30.06.2011 tarihleri arasında FEDAŞ'ı devralan özel sektör şirketinde çalışmaya devam ettiği; 30.06.2011 tarihi itibarıyla kendisine kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretleri ödenmek suretiyle iş akdinin feshedildiği; Temmuz, Ağustos ve Eylül 2011 aylarında Türkiye İş Kurumundan işsizlik ödeneği aldığı; Eylül 2011 ve Ağustos 2012 tarihleri arasında Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (C) fıkrası kapsamında geçici personel olarak çalıştığı ve Eylül 2012 ayı itibarıyla da Meteoroloji Genel Müdürlüğü emrine atandığı anlaşılmaktadır.
Taraflarca ileri sürülen istinaf sebepleri de dikkate alındığında, uyuşmazlığın çözümü için öncelikle iki hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bunlardan birincisi, davacının "nakil maaşı"nın, 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesi çerçevesinde bir kamu kurumuna nakledilmesi yolundaki başvurusunun reddedildiği tarihe göre mi, yoksa mahkeme kararı üzerine isminin fiilen bildirildiği tarihe (Eylül 2012) göre mi belirleneceği; ikincisi ise, davacıya ödenmiş olan kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretlerinin hesaplanan tazminat miktarından mahsup edilip edilmeyeceği hususlarıdır.
Yargı merciince verilen iptal kararının, iptal edilen işlemin tesis edildiği tarihe kadar geriye yürüyeceği, başka bir deyişle, iptal edilmiş olan idari işlemin, iptal kararı üzerine hiç tesis edilmemiş sayılacağı ve en başından itibaren hükümsüz hale geleceği açıktır. Bu kapsamda davacının, başka bir kamu kurumuna geçişi için isminin Devlet Personel Başkanlığına bildirilmesi yolundaki başvurusunun reddine ilişkin 21.10.2010 tarihli işlemin yargı kararı ile iptal edilmesi neticesinde, anılan işlem hiç tesis edilmemiş sayılacak ve tesis edildiği tarihten itibaren hükümsüz hale gelecek olup, bu bağlamda davacının nakil maaşının belirlenmesinde bu tarihin esas alınması gerekmektedir.
Nitekim, benzer uyuşmazlıklarda Danıştay'ın uygulaması da bu yönde olup, örnek olarak, Danıştay 5. Dairesinin 13.04.2015 tarihli ve E:2015/23, K:2015/3734 sayılı kararında, "davacının Devlet Personel Başkanlığınca kamu kurum ve kuruluşlarına naklinde esas alınacak ücretin, yargı kararı uyarınca isminin Devlet Personel Başkanlığına bildirildiği tarihe göre değil, nakil başvurusunun reddedildiği tarihteki (özelleştirme tarihinden önceki) emsal ücretlere göre düzenlenmesi gerektiği" açıkça ifade edilmektedir.
Bu duruma göre, davacı tarafından ileri sürülen, nakil maaşının isminin Devlet Personel Başkanlığına mahkeme kararı üzerine fiilen bildirildiği Eylül 2012 ayına göre belirlenmesi gerektiği iddiasına dayalı, mahkeme kararının ilgili kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen aynı gerekçeyle, idare mahkemesinin iptal kararıyla birlikte hiç tesis edilmemiş sayılan ve tesis edildiği tarihten itibaren hükümsüz hale gelen idari işlem nedeniyle meydana gelen gelir kayıplarının, anılan dönemde elde edilen gelirler toplamından fazla olması durumunda aradaki farkın tazminat olarak davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Davacıya ödenen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretlerinin gelir kabul edilerek mahsup edilip edilmeyeceği hususuna gelince;
İş Kanunu'na tâbi olarak çalışmakta iken 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilen personele kıdem tazminatı ödenmeyeceği ve bunların önceden kıdem tazminatı ödenmiş süreleri hariç, kıdem tazminatına esas hizmet sürelerinin 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyelerinin hesabında dikkate alınacağı hükme bağlanmış olup, yargı kararıyla iptal edilen, davacının başka bir kamu kurumuna nakil talebinin reddine ilişkin işlem tesis edilmemiş olsaydı (ki iptal kararının gereği olarak öyle sayılması gerekmektedir) iş akdinin feshi söz konusu olmayacak ve dolayasıyla davacıya ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı ödenmeyecek olduğuna göre anılan kalemlerde davacıya yapılan ödemelerin de hesaplamaya dahil edilerek tespit edilecek tazminat miktarından mahsup edilmesi gerekmektedir. Yukarıda tarih ve sayısı verilen Danıştay kararında da bu şekilde karar verilmiş bulunmaktadır. Ancak bu durumda, davacıya kıdem tazminatı ödenmemiş olacağından, 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ve yukarıda değinilen düzenleme uyarınca bu durumun ileride davacının emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınması gerekmektedir.
Yıllık izin ücretine gelince; bu ödeme, davacının geçmiş yıllarda kullanamadığı yıllık izinlerine karşılık yapıldığından ve kıdem tazminatında olduğu gibi ileride telafi edilmesine yönelik özel bir düzenleme de bulunmadığından, yıllık izin ücreti olarak ödenmiş olan meblağın tazminat miktarının hesabında dikkate alınmaması (mahsup edilmemesi) gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu çerçevede; davacının maddi tazminat taleplerine ve mahkeme kararına bakılacak olursa, bilirkişi tarafından kullanılan ve mahkemece de benimsenen tazminat hesaplama yöntemi ana hatlarıyla doğru olmakla birlikte, yukarıda izah edildiği üzere tazminat miktarından mahsup edilmesi gereken kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının dikkate alınmamış olması nedeniyle hatalı sonuç elde edilmiş olup, hatalı hesaplamaya dayalı olarak hüküm kurulmuş olması nedeniyle idarenin istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararının dava konusu işlemin kısmen iptali ile tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılarak bu konuda yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede, tazminat hesabı yeniden ele alınacak olursa; mahkemece, bilirkişi raporuna dayalı olarak ilgili dönemde davacının elde etmesi gereken gelir miktarı, 43.206,00 TL; elde ettiği gelir, 32.493,72 TL ve aradaki fark 10.712,28 TL olarak kabul edilerek 10.712,28 TL'nin idareye başvuru (03.10.2012) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacıya ödendiği anlaşılan 24.574,54 TL kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının da hesaba katılmasıyla davacının elde ettiği gelir miktarı, 57.068,26 TL olmaktadır ki, bu durumda 13.862,26 TL tutarında gelir fazlası ortaya çıkmakta ve dolayısıyla davacı lehine tazminata hükmedilecek bir tutar bulunmamaktadır.
Bu hesaplamanın, davacının iddia ettiği rakamlar üzerinden yani ihtilafa konu dönemde alması gereken parasal hak toplamı, 45.559,83 TL; kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hariç, elde edilen gelir toplamı, 31.418,53 TL olarak kabul edilerek yapılması durumunda dahi (31.418,53 + 24.574,54 = 55.993,07), (55.993,07 - 45.559,83 = 10.433,24) 10.433,24 TL gelir fazlası çıkmakta ve yine davacı lehine tazminata hükmedilecek bir tutar bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, davacı tarafından ileri sürülen bilirkişi raporunda hesap hataları bulunduğu iddiaları ile ilgili olarak mahkememizce ayrıca inceleme ve araştırma yapılmasına gerek görülmemiştir.
Bu duruma göre; davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi, mahkeme kararının davacının fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun da reddedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf istemine konu idare mahkemesi kararının dava konusu işlemin iptali talebinin kısmen reddi ile maddi tazminat isteminin kısmen ve manevi tazminat isteminin tamamen reddine ilişkin kısımlarına yönelik davacı istinaf başvurusunun reddine; davalı idarenin istinaf talebinin kabulü ile idare mahkemesi kararının dava konusu işlemin kısmen iptaline ve tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısımlarının kaldırılmasına; kaldırılan kısımlarla ilgili olarak davanın reddine; dava sonuç olarak retle sonuçlandığından, ilk derecede ve istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 1.156,35 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; istinaf aşamasında davalı idarelerden Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan 56,00 TL posta giderinin davacıdan alınarak adı geçen idareye verilmesine; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, konuya ilişkin Danıştay uygulaması dikkate alınarak belirlenen (reddedilen iptal talebi ve maddi tazminat için 1.360,00 TL ve reddedilen manevi tazminat için 1.360,00 TL olmak üzere) toplam 2.720,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine; dava açılırken peşin yatırılan harçtan maktu karar harcı olan 31,40 TL'nin mahsubundan sonra kalan 944,60 TL fazla harcın talebi halinde davacıya iadesine; posta ücreti ile bilirkişi gideri avansından artan tutarın davacıya iadesine 27.03.2019 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)