(1136 S. K. m. 34, 38, 134, 136) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan davacının, aynı uyuşmazlıkta menfaati zıt olan tarafların vekâletini üstlenmek suretiyle, 1136 sayılı Kanunun 34. ve 38/b maddesi ile Meslek Kurallarının 2, 3, 4 ve 36. maddelerine aykırı davrandığından bahisle, aynı Kanunun 134 ve 136. maddeleri uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun 19.12.2015 tarihli ve E:2015/818, K:201/1006 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 16. İdare Mahkemesince verilen 05/05/2017 gün ve E:2016/1996, K:2017/1344 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, İstanbul Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yapan davacının, aynı uyuşmazlıkta menfaati zıt olan tarafların vekâletini üstlenmek suretiyle, 1136 sayılı Kanunun 34. ve 38/b maddesi ile Meslek Kurallarının 2, 3, 4 ve 36. maddelerine aykırı davrandığından bahisle, aynı Kanunun 134 ve 136. maddeleri uyarınca uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun ../../2015 tarihli ve E:2015/…, K:2015/…. sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesinde, Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler hükmüne yer verilmiş, 38. maddesinin (b) bendinde de; avukatların aynı işte menfaati zıt bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalaa vermiş olması halinde teklifi reddetmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 36. maddesinde ise, “Bir anlaşmazlıkta taraflardan birine hukuki yardımda bulunan avukat yararı çatışan öbür tarafın vekâletini alamaz, hiçbir hukuki yardımda bulunamaz.” kuralı getirilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul Barosu avukatı olan davacının, şikâyetçi F.G.’in eski eşi F.B.A’a karşı açmış olduğu Ümraniye 1. Aile Mahkemesinin 2011/… Esasına kayıtlı boşanma davası ile Ümraniye 2. Aile Mahkemesinin 2011/… Esasına kayıtlı iddet müddetinin kaldırılması davalarında vekilliğini üstlendiği, sonrasında şikâyetçinin yeni eşi N.G. aleyhine açılan Ümraniye 1. Aile Mahkemesinin 2011/… Esasına kayıtlı boşanma davası ile şikâyetçinin N.G.’den şiddet gördüğü iddiasıyla Kartal 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/… Esasına kayıtlı kamu davasında bu defa N.G.’in vekilliğini üstlendiğinden bahisle İstanbul Barosuna yapılan şikâyet başvurusu sonucunda, hakkında yapılan disiplin kovuşturması sonucunda daha önce vekilliğini yaptığı kişi ile çıkar çatışması olan kişilerin vekilliğini almış olması nedeni ile 1136 sayılı Kanunun 38/b maddesi ile Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 36.maddesinin ihlal edildiğinden bahisle uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Barosu Disiplin Kurulunun ../../.2015 gün ve E:2014/D…, K:2015/… sayılı kararının alındığı, bu karara yapılan itiraz sonucunda Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun ../../2015 tarihli ve E:2015/…, K:2015/…. sayılı kararı ile onandığı, bu işlemlerin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince, bir şahsın vekilliğini üstlenen avukatın, aynı şahsın menfaati ile çatışan başka bir şahsın vekâletini almasının yasaklanması, bu şahıslara ait menfaat çatışmasının aynı işten dolayı yargıya veya hukuki mütalaaya konu edilmiş olması gerekmediği, bu durumda, şikâyetçinin avukatlığını üstlenen davacının vekillik görevi sona erdikten sonra şikâyetçi ile menfaati çatışan kişinin vekilliğini üstlendiği sabit olmakla birlikte zıt taraflara avukatlık etmesi aynı işten kaynaklanmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Olayda 2011 yılında davacı avukatın şikâyetçi F.G.’in (B.F.A’dan) boşanma davasında ve boşanma sonrası bekleme süresinin kaldırılması davalarında vekilliğini üstlendiği, F.G.’in yeni eşi N.G.’e karşı 2012 yılında açtığı boşanma davası ve N.G.’den şiddet gördüğü iddiası ile açılan ceza davasında T.T.’ın bu defa F.G.’in karşısında yer alan N.G.’in avukatlığını üstlendiği, Kartal 8.Asliye Ceza Mahkemesinin E:2012/… dosyasının ../../2012 tarihli duruşmasında şikâyetçi F.G.’in karşısında yer alan N.G.’in avukatlığını yaptığı, bu durumun doğru olmadığı hususunun F.G.’in avukatı tarafından duruşmada söylendiği ve T.T.’ın ../../2012 tarihli noter belgesiyle F.G. tarafından azledildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda müvekkilinin sırlarının ve zafiyetlerinin bilinmesi muhtemel olan ve sır saklama yükümlülüğünün yoğun hissedildiği boşanma davasından kısa süre sonra bu defa bir başka boşanma davasında müvekkili aleyhine karşı tarafın avukatlığının üstlenilmesi yukarıda belirtilen meslek kuralları ile bağdaşmadığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık, aksi yöndeki mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalılar İstanbul Barosu Başkanlığı ve Türkiye Barolar Birliğinin istinaf istemlerinin KABULÜ ile Ankara 16. İdare Mahkemesinin 05/05/2017 gün ve E:2016/1996, K:2017/1344 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan Mahkeme aşamasına ait 203,70-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasına ait davalı İstanbul Barosu Başkanlığına ait 132,45 TL, davalı Türkiye Barolar Birliğine ait 132,45 TL yargılama gideri ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 1.660,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın taraflara iadesine, dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 10.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)