(6183 S. K. m. 55) (213 S. K. m. 10)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı adına ..... Holding A.Ş.nin kanuni temsilcisi sıfatıyla davalı idarece düzenlenip tebliğ edilen 27.12.2017 tarih ve 2017....001 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada; davacının 11.12.2013 tarih ve 8462 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlanan 29.11.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile ..... Holding A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı seçildiği ve davacıya (B) grubu imza ve temsil yetkisi verildiği, daha sonra davacının Kadıköy 14. Noterliği tarafından düzenlenen 19.02.2014 tarih ve 3966 sayılı istifaname ile ..... Holding A.Ş.'nin yönetim kurulu başkan yardımcılığı ve genel müdürlük görevlerinden istifa ettiği, davacının istifasının 20.03.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek bu kararın 03.04.2014 tarih ve 8542 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığı, dolayısıyla davacının istifa tarihi olan 19.02.2014 tarihinden sonra kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı görülmüş olup, bu tarihten sonra doğan ve ödenmesi gereken amme alacaklarından sorumlu olmadığı, bakılan davada, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı amme alacakları dışında kalan amme alacaklarının, doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlerin davacının asıl borçlu şirketin yönetim kurulundan istifa ettiği 19.02.2014 tarihinden sonra olduğu, dolayısıyla davacının söz konusu amme alacaklarından sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı amme alacakları dışında kalan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı amme alacaklarına ilişkin kısmına gelince ise; ihtilaf konusu olayda, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37. sırasında takip edilen amme alacaklarının, yasal süresi içerisinde verilen 2013/12 dönemine ilişkin katma değer vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk eden katma değer vergisi ve buna bağlı gecikme faizine ile 2013/12 dönemine ilişkin olarak davacı tarafından yasal süresi içerisinde verilen beyanname üzerine tahakkuk eden 5035 sayılı Kanun'dan kaynaklanan damga vergisine ilişkin olduğu, söz konusu beyannamelerin verildiği tarih itibariyle davacının asıl borçlu şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve imza yetkilisi olduğu, bahsi geçen vergilerin ödenmemesi üzerine asıl borçlu şirket adına 2014...02 sayılı ödeme emrinin düzenlenerek, 17.12.2017 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edildiği, yapılan tebligata rağmen herhangi bir ödemede bulunulmaması üzerine, asıl borçlu şirketin mal varlığı araştırmasına geçildiği, yapılan mal varlığı araştırması sonucunda, şirketin banka hesaplarında 99,14-TL'nin bulunduğunun ve şirket adına kayıtlı .. plaka sayılı 2011 model .. marka otomobilin olduğunun tespit edildiği, şirket adına kesinleşen amme alacağının borcu dikkate alındığında amme alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığından bahisle davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37. sırasında takip edilen amme alacaklarının şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunulmadığı, ayrıca asıl borçlu şirketin banka 99,14-TL'nin bulunduğu ve şirket adına kayıtlı .. plaka sayılı 2011 model ..... marka otomobilin olduğu görülmekte ise de; şirket adına kesinleşen ve davacının sorumlu olduğu dönemlere ilişkin amme alacağının tutarları dikkate alındığında, amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, dolayısıyla asıl borçlu şirketin takip aşamasının bittiği, ayrıca söz konusu amme alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gereken tarihte davacının şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu anlaşılmış olup, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar veren İstanbul 7. Vergi Mahkemesi'nin 17/07/2018 gün ve E:2018/55, K:2018/2382 sayılı kararına davacı ve davalı idare tarafından istinaf başvurularında bulunularak; kararın aleyhe olan kısımlarının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı ve davalı idare tarafından yapılan istinaf başvuruları hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı adına ..... Holding A.Ş.nin kanuni temsilcisi sıfatıyla davalı idarece düzenlenip tebliğ edilen 27.12.2017 tarih ve 2017....001 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
İstinaf başvurusuna konu kararın, dava konusu 27.12.2017 tarih ve 2017....001 takip numaralı ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı amme alacakları dışında kalan kısımlarının iptali isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun “ödeme emri” başlıklı 55’inci maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı, “ödeme emrine itiraz” başlıklı 58’inci maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hususlarında yedi gün içinde dava açabileceği düzenlenmiştir.
213 sayılı vergi usul kanunun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, 03/12/1988 - 3505 sayılı kanunun 2. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında ise yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemeler uyarınca, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin vergi borçlarından dolayı öncelikle o şirket adına tarh ve tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve kamu alacağının şirketten tahsil edilmesi için idarece 6183 sayılı Kanunda sayılan tüm takip yollarının tüketileceği ve buna rağmen kamu alacağı borçlu şirketten tahsil edilemezse, şirket kanuni temsilcisi adına ödeme emri düzenleneceği tartışmasızdır.
Dava dosyasın incelenmesinden, ..... Holding A.Ş.'nin tarafından verilen beyannameler üzerine tahakkuk eden vergiler ile 2013/1-12 dönemine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezası ve gecikme faizlerinin ödenmemesi üzerine asıl borçlu şirket adına ödeme emri düzenlendiği, ancak herhangi bir ödemede bulunulmadığı, asıl borçlu şirketi hakkında yapılan malvarlığı araştırması neticesinde söz konusu amme alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığının anlaşılması üzerine 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bakılan davada, davacının 11.12.2013 tarih ve 8462 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan 29.11.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile ..... Holding A.Ş.'nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı seçildiği ve davacıya (B) grubu imza ve temsil yetkisi verildiği, daha sonra davacının Kadıköy 14. Noterliği tarafından düzenlenen 19.02.2014 tarih ve 3966 sayılı istifaname ile … Holding A.Ş.nin yönetim kurulu başkan yardımcılığı ve genel müdürlük görevlerinden istifa ettiği, davacının istifasının 20.03.2014 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek bu kararın 03.04.2014 tarih ve 8542 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, dolayısıyla davacının istifa tarihi olan 19.02.2014 tarihinden sonra kanuni temsilcilik görevinden ayrıldığı görülmüş olup, bu tarihten sonra doğan ve ödenmesi gereken amme alacaklarından sorumlu olmadığı anlaşılmıştır.
Bakılan davada, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı amme alacakları dışında kalan amme alacaklarının, doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlerin davacının asıl borçlu şirketin yönetim kurulundan istifa ettiği 19.02.2014 tarihinden sonra olduğu, dolayısıyla davacının söz konusu amme alacaklarından sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı amme alacakları dışında kalan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
İstinaf başvurusuna konu kararın, dava konusu 27.12.2017 tarih ve 2017....001 takip numaralı ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı amme alacaklarına ilişkin kısmının iptali isteminin kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden ise;
Bakılan davada, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37. sırasında takip edilen amme alacaklarının, yasal süresi içerisinde verilen 2013/12 dönemine ilişkin KDV beyannamesine istinaden tahakkuk eden KDV ve buna bağlı gecikme faizine ile 2013/12 dönemine ilişkin olarak davacı tarafından yasal süresi içerisinde verilen beyanname üzerine tahakkuk eden 5035 sayılı kanundan kaynaklanan damga vergisine ilişkin olduğu, söz konusu beyannamelerin verildiği tarih itibariyle davacının asıl borçlu şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı ve imza yetkilisi olduğu, bahsi geçen vergilerin ödenmemesi üzerine asıl borçlu şirket adına 2014...02 sayılı ödeme emrinin düzenlenerek, 17.12.2017 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edildiği, yapılan tebligata rağmen herhangi bir ödemede bulunulmaması üzerine, asıl borçlu şirketin mal varlığı araştırmasına geçildiği, yapılan mal varlığı araştırması sonucunda, şirketin banka hesaplarında 99,14 TL'nin bulunduğunun ve şirket adına kayıtlı ..... plaka sayılı 2011 model ..... marka otomobilin olduğunun tespit edildiği, şirket adına kesinleşen amme alacağının borcu dikkate alındığında amme alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığından bahisle davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37. sırasında takip edilen amme alacaklarının şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödemede bulunulmadığı, ayrıca asıl borçlu şirketin banka 99,14 TL'nin bulunduğu ve şirket adına kayıtlı ..... plaka sayılı 2011 model ..... marka otomobilin olduğu görülmekte ise de; şirket adına kesinleşen ve davacının sorumlu olduğu dönemlere ilişkin amme alacağının tutarları dikkate alındığında, amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı, dolayısıyla asıl borçlu şirketin takip aşamasının bittiği, ayrıca söz konusu amme alacaklarının doğduğu ve ödenmesi gereken tarihte davacının şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğu anlaşılmış olup, dava konusu ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; istinaflara konu edilen İstanbul 7. Vergi Mahkemesi'nin 07/07/2018 gün ve E:2018/55, K:2018/2382 sayılı kararının; dava konusu ödeme emrinin dava konusu 27.12.2017 tarih ve 2017....001 takip numaralı ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı amme alacakları dışında kalan kısımlarının iptali isteminin reddine yönelik hüküm fıkrasına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısım yönünden kaldırılarak, davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin dava konusu 27.12.2017 tarih ve 2017....001 takip numaralı ödeme emrinin 16-17 ve 37'nci sıralarında takip edilen 2014...029 ve 2014...284 plaka sayılı amme alacaklarına ilişkin kısımlarının iptali isteminin kabulüne yönelik hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısım yönünden kaldırılarak davanın reddine, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava kısmen kabul kısmen ret ile sonuçlandığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesi uyarınca, davacı tarafından yapıldığı anlaşılan ve aşağıda dökümü gösterilen 265,80-TL yargılama giderinden, davadaki haklılık oranına göre hesaplanan 55,80-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 210,00-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapıldığı anlaşılan ve aşağıda dökümü gösterilen 28,00-TL yargılama giderinden, davadaki haklılık oranına göre hesaplanan 22,00.-TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 6,00.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye ödenmesine, Mahkeme kararında davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedildiğinden, yeniden vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, davacıdan 44,40-TL maktu karar harcının alınmasına, tahsil edilen posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (b) bendi uyarınca kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 27/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)