(6183 S. K. m. 55, 58, 102)
BAŞVURUNUN KONUSU: Davacı tarafından, ortağı olduğu asıl amme borçlusu ...... Yapı İnş. Tur. Mimarlık Mühendislik San. ve Tic. Ltd Şti.'ne ait borçların şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına tanzim ve tebliğ edilen 19/10/2017 tarihli ve 2017101966......x000009-10-13-14 sayılı ödeme emirlerinin 2010 yılı cezalı katma değer vergisi, gecikme faizi ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısımlarının iptali istemiyle açılan davada; asıl amme borçlusu ...... Yapı İnş.Tur.Mimarlık Mühendislik San.ve Tic.Ltd. Şti.'ne davacının 31/08/2010 tarihinde ortak olarak girdiği, davacının şirketteki hissesini, Bakırköy 11.Noterliği'nin 21/05/2012 tarih ve 16015 yevmiye numaralı işlemiyle ...... isimli şahsa devrettiği, devir işleminin 31/05/2012 tarih ve 8080 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığı görülmüş olup, dava konusu ödeme emirleri içeriği borcun dayanağı ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde tebliğiyle şirket adına kesinleşen alacağın şirket tarafından vadesinde ödenmediği ve şirket hakkında malvarlığı araştırması yapılarak şirket hakkında yapılan takibin usulüne uygun şekilde tamamlandığı görüldüğünden, 6183 Sayılı Kanun uyarınca şirket hisselerini devreden ve devralan şahısların müteselsil sorumlu olacağı hükmü uyarınca, şirkete ait borçlar nedeniyle, borçların doğduğu dönemde davacının sorumlu olması sebebiyle takip edilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, dava konusu edilen 19/10/2017 tarihli ve 2017101966......x000009-10-13-14 sayılı ödeme emirlerinin 2010 yılı cezalı katma değer vergisi, gecikme faizi ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısımlarında yasal isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar veren İstanbul 4. Vergi Mahkemesi'nin 28/06/2018 gün ve E:2017/2816, K:2018/2164 sayılı kararına davacı ve davalı idare tarafından istinaf başvurularında bulunularak; kararın aleyhe olan kısımlarının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davacı ve davalı idare tarafından yapılan istinaf başvuruları hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, ortağı olduğu asıl amme borçlusu ...... Yapı İnş.Tur.Mimarlık Mühendislik San.ve Tic.Ltd. Şti.'ne ait borçların şirketten tahsil edilemediğinden bahisle davacı adına tanzim ve tebliğ edilen 19/10/2017 tarihli ve 2017101966......x000009-10-13-14 sayılı ödeme emirlerinin 2010 yılı cezalı katma değer vergisi, gecikme faizi ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısımlarının iptali istemiyle açılmıştır.
İstinaf başvurusuna konu olan karara davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden;
Davalı idare tarafından 20/07/2018 tarihli istinaf dilekçesi ile; vergi mahkemesinin yukarıda anılan davanın reddine ilişkin kararının bozulması talep edilmişse de, kararın davalı idare aleyhine hüküm içermediği görüldüğünden, davalı idarenin istinaf talebinin incelenmesine imkan bulunmamaktadır.
İstinaf başvurusuna konu olan karara davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden;
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmış olup, aynı yasanın takip eden 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı iddiası ile tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği öngörülmüştür. Ödeme emirleri ancak usulüne uygun tarh ve tahakkuk eden ihtilafsız kesinleşen veya davanın reddi suretiyle tahsili kabil hale gelen kamu alacakları için düzenlenebilecektir.
Aynı Kanun'un 35. maddesinde; ''Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar." hükmü yer alıyor iken, 5766 sayılı Yasanın 3. maddesiyle 06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren hükmüyle söz konusu maddeye ek olarak getirilen fıkrayla; Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.'' kuralı getirilmiştir.
İncelenen uyuşmazlıkta davacının ...... Yapı İnşaat Tur Mimarlık Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti. hissedarlarından ......'in şirkette mevcut bir milyon Türk Lirası (1.000.000 TL) tutarındaki hissesinin tamamını devraldığı, devir işleminin 27/08/2010 tarihinde Bakırköy 11. Noterliği'nce …. yevmiye no ile tescil edildiği, 06/09/2010 tarihli ve 7643 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayımlandığı, davacının şirketteki hissesini tekrar Bakırköy 11. Noterliği'nin 21/05/2012 tarih ve 16015 yevmiye no'lu işlemle devrettiği ve devir işleminin 31/05/2012 tarih ve 8080 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, bu nedenle davacının asıl amme borçlusu şirkette 27/08/2010 ve 21/05/2012 tarihleri arasında ortak olarak yer aldığı, davanın ise davacı adına 6183 sayılı Yasanın 35. maddesi uyarınca düzenlenen19/10/2017 tarihli ve 2017101966......x000009-10-13-14 sayılı ödeme emirlerinin 2010 yılı vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi, gecikme faizi ve özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısımlarının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmıştır.
6183 sayılı Yasanın yukarıda anılan hükmü uyarınca, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin vergi borçlarından dolayı öncelikle şirket adına tarh ve tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve kamu alacağının şirketten tahsil edilmesi için idarece 6183 sayılı Kanun'da sayılan tüm takip yollarının tüketileceği ve buna rağmen kamu alacağı borçlu şirketten tahsil edilemezse, şirket kanuni temsilcisi ve ortağı adına ödeme emri düzenlenebileceği tartışmasızdır.
Asıl borçlu olan ...... Yapı İnşaat Tur Mimarlık Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kaydının Türk Ticaret Kanunun geçici 7. maddesi uyarınca 18.02.2015 tarihi itibariyle resen terkin edildiği, bu tarihten sonra şirketin tüzel kişiliğinin kalmadığı, davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen 19/10/2017 tarihli ve 2017101966......x0000013 sayılı ödeme emrinin dava konusu edilen kısmının dayanağını oluşturan vergi/ceza ihbarnamelerinin, 25.02.2015 tarihinde düzenlendiği ve borcun vadesinin 14.06.2015 tarihine rastladığı, yine 19/10/2017 tarihli ve 2017101966......x0000014 sayılı ödeme emri içeriği borcun vadesinin de 27.02.2016 tarihine rastladığı, dolayısıyla söz konusu borçların şirketin tüzel kişiliğinin son bulmasından sonra tarh ve tebliğinin yapılmış olması nedeniyle, asıl borçlu hakkında usulüne uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş borç bulunmadığından, davacı adına bu borcun tahsili için şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
6183 sayılı Kanunun 102. maddesinde; "Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur." hükmü,
103. maddesinde de; "Aşağıdaki hallerde tahsil zamanaşımı kesilir:
1. Ödeme,
2. Haciz tatbiki,
3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat.
4. Ödeme emri tebliği,
5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi,
6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması,
7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi,
8. Amme alacağının teminata bağlanması,
9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi,
10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi,
11. Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.
Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma karariyle kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür." hükmü getirilmiştir.
Davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen 19/10/2017 tarihli ve 2017101966......x000009 sayılı ödeme emrinde dava konusu edilen borçların vadesinin 2010 yılına rastladığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2010 ve 2011 yıllarında tebliğ edildiği, şirketin 10.03.2011 tarihli başvurusuyla kesinleşmiş tüm vergi borçlarının 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırılması talebinde bulunduğu ve borcun yapılandırıldığı, her ne kadar şirketin 28.11.2016 tarihli başvurusuyla kesinleşmiş tüm vergi borçlarını 6736 sayılı Yasa kapsamında yapılandırma talebinde bulunduğuna ilişkin dava dosyasına başvuru dilekçesi örneği sunulmuşsa da, şirketin 18.02.2015 tarihi itibariyle tüzel kişiliği kalmamış olduğundan, şirketin borçlarının bu tarihten sonra yapılandırılması ve yapılandırmanın hukuken sonuç doğurması mümkün olmadığından tahsil zamanaşımının işlemesine bir etkisinin bulunamayacağı, bunun dışında tahsil zamanaşımını kesen başka bir neden de bulunmadığından, bu borcun 31.12.2016 tarihi itibariyle tahsil zamanaşımına uğradığı ve söz konusu ödeme emrinin tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra davacıya tebliğ edildiği görüldüğünden, ödeme emrinin dava konusu edilen kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen 19/10/2017 tarihli ve 2017101966......x0000010 sayılı ödeme emrinde dava konusu edilen borçların vadesinin 2011 yılına rastladığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2016 yılında asıl borçlu şirketin tüzelkişiliği sona erdikten sonra şirkete tebliğ edildiği ve tahsil zamanaşımının işlemesine bir etkisinin bulunmadığı, her ne kadar şirketin 28.11.2016 tarihli başvurusuyla kesinleşmiş tüm vergi borçlarını 6736 sayılı Yasa kapsamında yapılandırma talebinde bulunduğuna ilişkin dava dosyasına başvuru dilekçesi örneği sunulmuşsa da, şirketin 18.02.2015 tarihi itibariyle tüzel kişiliği kalmamış olduğundan, şirketin borçlarının bu tarihten sonra yapılandırılması ve yapılandırmanın hukuken sonuç doğurması mümkün olmadığından tahsil zamanaşımının işlemesine bunun da bir etkisinin bulunamayacağı, bunun dışında tahsil zamanaşımını kesen başka bir neden de bulunmadığından, bu borcun 31.12.2016 tarihi itibariyle tahsil zamanaşımına uğradığı ve söz konusu ödeme emrinin tahsil zamanaşımı süresi dolduktan sonra davacıya tebliğ edildiği görüldüğünden, ödeme emrinin dava konusu edilen kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 4. Vergi Mahkemesi'nin istinaflara konu edilen 28/06/2018 gün ve E:2017/2816, K:2018/2164 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı idare istinaf başvurusunun ise incelenmeksizin reddine, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline, davacı tarafından yapıldığı anlaşılan ve aşağıda dökümü gösterilen 303,30-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 28,00-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, tahsil edilen posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (b) bendi uyarınca kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 29/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)