(5434 S. K. m. 15, 89, 91, Geç. m. 4) (5510 S. K. m. 48)
İSTEMİN ÖZETİ: Davalı idare tarafından, Ankara 1. İdare Mahkemesince verilen 27.04.2018 tarih ve E:2017/1486; K:2018/888 sayılı kararın, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle aylık bağlanan davacı tarafından, Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermemiş olması nedeniyle davalı idarece emekli ikramiyesi ödenmemesine ve 25.07.2016 tarihli emeklilik dilekçesi dikkate alınmayarak 01.02.2017 tarihi itibariyle emekliye sevk edilmesi yönünde tesis edilen davalı idare işlemlerinin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davacıya, farklı sosyal güvenlik kurumlarına tâbi olarak geçen hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle aylık bağlanmış olmakla birlikte, davacının Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresinin tek başına Sandıktan aylık bağlanmaya yeterli olması, başka bir anlatımla, hizmet süreleri birleştirmeye tâbi tutulmamış olsa dahi, Sandıktan aylık bağlanabilecek konumda bulunması karşısında, Sandığa tâbi hizmetinin ne şekilde sona erdiğine bakılmaksızın, 5434 sayılı Kanunun 89/1 maddesi hükmü uyarınca, ikramiye ödemesinden yararlandırılması gerekirken, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği; öte yandan, davacının emeklilik dilekçesi verdiği tarih ile emekli aylığı bağlandığı tarih arasındaki döneme ilişkin yoksun kaldığı emekli aylığının ödenmesi istemine gelince, davacının en son Kilis Emniyet Müdürlüğünde görev yapmakta iken 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 17.08.2016 tarihinde kamu görevinden çıkartılmak suretiyle görevine son verildiği, 25.07.2016 tarihinde açıkta iken emeklilik işlemlerinin başlatılması için çalıştığı son kurum olan Kilis Emniyet Müdürlüğüne başvurduğu, 01.02.2017 tarihinde emekliye ayrıldığının görüldüğü, ancak davacının emeklilik işlemlerinin başlatılması için kamu görevinden çıkartılmadan önce açıkta iken başvuruda bulunduğu, 5434 sayılı kanunun "Aylıkların başlangıcı" başlıklı 91. maddesinin (c) fıkrasında da her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstehak olanlara veya ölenlere adi malullük aylıkları ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlarda kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden ay başından itibaren aylık bağlanacağı hükmüne yer verildiği, dolayısıyla davacıya emekli aylığının son ayrıldığı kuruma verdiği emeklilik dilekçesini izleyen ay başından itibaren bağlanması gerektiği, dosyada yukarıda izah edilen bilgilerin aksine herhangi bir durumun olmadığı, her ne kadar davalı idarece, davacının emeklilik ile ilgili işlemlerinin dilekçenin kayıtlarına girdiği tarihten itibaren işlem yapıldığı belirtilmiş ise de, yasanın lafzından emekli aylığının son ayrıldığı kuruma verdiği emeklilik dilekçesini izleyen ay başından itibaren bağlanması gerektiğinin anlaşıldığı, bu itibarla davacının emeklilik dilekçesi verdiği tarih ile emekli aylığı bağlandığı tarih arasındaki döneme ilişkin olarak yoksun kaldığı emekli aylıklarının ödenmemesi işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline, ödenmeyen emekli ikramiyesinin ve davacının emeklilik dilekçesi verdiği tarih ile emekli aylığı bağlandığı tarih arasındaki döneme ilişkin yoksun kaldığı emekli aylıklarının başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
İdare Mahkemesince verilen kararın, emekli ikramiyesine ilişkin kısmı, usul ve yasa hükümleri ile hukuka uygun olup, davalı idarenin istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususlar, kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirici nitelikte görülmemiştir.
Davanın, emekli aylığının başlangıç tarihine ilişkin kısmına gelince;
5510 sayılı Kanunun Geçici 4.maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 15. maddesinin (g) bendinde, görevlerinden uzaklaştırılan, görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan kanunları gereğince tam veya eksik aylığa müstahak bulunanların emeklilik keseneğine esas aylık ücretlerinin yarısı üzerinden emeklilik keseneğinin kesileceği belirtilmiş, "Aylıkların başlangıcı" başlıklı 91. maddesinde ise;
"Bu kanuna göre bağlanan çeşitli mahiyetteki aylıkların ödenmesi aşağıdaki fıkralarda yazılı tarihlerden başlar:..
b) Emeklilik hakkı tanınan bir vazifede iken bu kanunda yazılı çeşitli sebeplerle emekliye ayrılanların emekli, adi malullük, vazife malullüğü aylıklariyle ölenlerin dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hizmet aylıklarının kesildiği tarihi takip eden ay başından; (Emekliliklerini kendileri istemiş olanlar bu istemelerinin kabul edildiği salahiyetli makamlarca kendilerine yazı ile bildirilmezse isteklerini yaptıkları tarihten itibaren bir aydan evvel olmamak üzere vazifelerini terkedebilirler. Bunların emeklilik isteklerinin kabul edildiğinin salahiyetli makamlarca yazı ile bildirilmesi tarihinden itibaren en çok bir ay içinde vazifelerinden ayrılmaları mecburidir. Erlerin vazife malullüğü aylıklarının başlangıcı bu husustaki müracaatlarını takip eden ay başıdır.)
c)Her ne suretle olursa olsun açıkta bulunanlardan emekli aylığına müstahak olanların veya ölenlerin emekli ve adi malullük aylıklariyle dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar, son ayrıldıkları kurumlara kendileri veya dul ve yetimleri tarafından yazı ile yapılacak müracaat tarihlerini takip eden ay başından; ..." hükmü bulunmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Kamu görevlilerinin emekliye sevk onayları" başlıklı 48.maddesinde, istek üzerine başlatılan emeklilik işlemlerinin, kamu idaresinin en yüksek amirinin onayı ile tekemmül edeceği, özel kanun hükümleri hariç olmak üzere yetkili makamın emekliye sevk onayının, talep tarihinden itibaren bir ayı geçemeyeceği kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Kilis Emniyet Müdürlüğünde Emniyet Amiri olarak görev yapmakta iken 18.07.2016 tarihinde görevden uzaklaştırılan ve 17.08.2016 tarihinde kamu görevinden ihraç edilen davacı tarafından, 25.07.2016 tarihinde (ihraç edilmeden önce) son kez çalıştığı kurum olan Kilis Emniyet Müdürlüğü Personel Şube Müdürlüğüne emeklilik işlemlerinin başlatılması için başvuruda bulunduğu, emeklilik işlemleri ile ilgili gelişme olmayınca Emniyet Genel Müdürlüğüne başvurduğu, aldığı cevabi yazıda ihraç edildiği için emeklilik işlemlerinin sonuçlandırılmadığı ve Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurması gerektiğinin tarafına bildirildiğinin ifade edildiği, 25.07.2016 tarihli emeklilik dilekçesi dikkate alınmayarak 01.02.2017 tarihinde emekli edildiği, arada geçen 6 aylık hak kaybının olduğu, emekli ikramiyesinin ödenmediği, emekli aylığı bağlanırken ilk verilen dilekçe dikkate alınmayarak 6 aylık hak kaybı oluşmasına ve emeklilik ikramiyesinin ödenmemesine dair davalı idare işlemlerinin iptali ve maddi kayıplarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesince, davacının görevden uzaklaştırıldığı 18.07.2016 tarihi itibariyle açıkta bulunan personel durumuna düştüğü ve açıkta iken 25.07.2016 tarihinde yaptığı başvurunun 5434 sayılı Kanunun 91/c maddesi kapsamında değerlendirilmesi suretiyle, bu tarihi takip eden ay başından itibaren davacıya emekli aylığı bağlanması gerektiğinden bahisle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; 5434 sayılı Kanunun 91/c maddesinde belirtilen" açıkta bulunanlardan" ifadesi ile aktif olarak iştirakçi olmayan, başka bir ifadeyle kamu göreviyle ilişiği kesilmiş olan personelin kastedildiği, dolayısıyla, 5434 sayılı Kanunun 15. maddesi hükmü dikkate alındığında, davacının görevden uzaklaştırıldığı süre zarfında yapmış olduğu emeklilik talebinin açıktan yapılan bir emeklilik talebi niteliğinde bulunmadığı görülmüştür.
Buna göre, davacının, kamu görevinden ihraç edilmeden önce verdiği emeklilik dilekçesi üzerine başlayan işlemler sonuçlanmadan, diğer bir ifadeyle 5510 sayılı Kanunun 48.maddesinde emeklilik onayı için öngörülen bir aylık süre dolmadan meslekten çıkarılmakla açıkta bulunan personel konumuna düştüğü, dolayısıyla bu tarihten sonra davacı hakkında ancak açıkta bulunan personele ilişkin emeklilik prosedürünün uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından, kamu göreviyle ilişiği kesildikten sonra verilen ve davalı idare kayıtlarına 05.01.2017 tarihinde giren dilekçe üzerine, 5434 sayılı Kanunun 91/c maddesi hükmü uyarınca, bu tarihi takip eden ay başı olan 01.02.2017 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, 25.07.2016 tarihli emeklilik dilekçesi dikkate alınarak aylık bağlanması yolunda yapılan başvurunun reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin İstinaf Başvurusunun Kısmen Kabulüne, Ankara 1. İdare Mahkemesince verilen 27.04.2018 tarih ve E:2017/1486, K:2018/888 sayılı kararın; emekli aylığının başlangıç tarihine ilişkin kısmı yönünden KALDIRILMASINA, davacıya 01.02.2017 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanmasına ilişkin işlemin iptali istemi yönünden davanın REDDİNE, kararın emekli ikramiyesine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında davalı idarece yapılan 52,00.-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 26,00.-TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, yargılama giderinin kalan 26,00.-TL'si ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700.00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından varsa artan miktarın ilgili taraflara iadesine, 12.03.2020 tarihinde, davanın emekli ikramiyesine ilişkin kısmı yönünden oybirliğiyle, emekli aylığının başlangıç tarihine ilişkin kısmı yönünden oyçokluğuyla ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
Olayda, davacının 17.08.2016 tarihinde meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ise de; davacı tarafından, meslekten çıkarılmadan önce 25.07.2016 tarihli dilekçeyle emeklilik işlemlerinin yapılması istemiyle görev yaptığı kuruma başvuruda bulunulduğu hususu dikkate alındığında, görev yaptığı kuruma verdiği 25.07.2016 tarihli dilekçesiyle emekliye ayrılma iradesini ortaya koyan davacının meslekten çıkarıldığı 17.08.2016tarihinin kurumuyla ilişiğinin kesildiği tarih olarak dikkate alınması suretiyle, 5434 sayılı Kanunun 91/b maddesini uyarınca, davacıya bu tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanması gerektiğinden, davanın bu işleme yönelik kısmında da hukuka uygunluk bulunmaması nedeniyle işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)