İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirkete ait firmada yapılan denetim sonucunda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. - 50. maddesine aykırılık tespit edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 77. ve 78. maddeleri uyarınca 1.632.931,36-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul Valiliği Ticaret İl Müdürlüğünün 27/06/2018 tarih ve 4034 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davanın, davalı idarece sunulan 11/10/2018 havale tarihli savunma dilekçesinden ve Uyap üzerinden yapılan incelemeden aynı idari işlemin iptali istemiyle İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2018/1526 Esasına, İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2018/1663 Esasına, İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 2018/1652 Esasına, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 2018/1548 Esasına, İstanbul 11. İdare Mahkemesinin 2018/1359 Esasına kayden davalar açıldığı, İstanbul 3. İdare Mahkemesinin 2018/1526 Esasına kayden açılan davada 08/10/2018 tarih ve K:2018/1594 sayılı karar ile davanın incelenmeksizin reddine karar verildiği, diğer davalarda yargılamanın devam ettiği, Mahkemelerinde görülmekte olan bu dava ile anılan diğer Mahkemelerdeki davaların tarafları, konusu ve istem sonuçlarının aynı olması nedeniyle derdestlik durumunun söz konusu olması karşısında, bu davanın derdestlik nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddi yolunda İstanbul 13. İdare Mahkemesince verilen 12/10/2018 tarih ve E:2018/1403, K:2018/1635 sayılı kararın, davacı tarafından; usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemece para cezası iptal edildiği halde yeniden ceza tahakkuku yapıldığı, öte yandan farklı eylemler nedeniyle birden fazla ceza tahakkuk ettirildiği gerçeğinin gözardı edildiği, dolayısıyla ayrı ayrı mahkemelerde açılan davaların farklı maddi sebeplere dayalı olduğu iddialarıyla kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Kararın hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Onuncu İdare Dava Dairesince gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (a) bendinde, iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 14. maddesinin 3. bendinde, dava dilekçelerinin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1/b bendinde ise, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmaması halinde davanın reddine karar verileceği belirtilmiştir.
Aynı Kanun'un 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesinde ise, bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği hükmüne yer verilmiştir.
Dolayısıyla, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava görülmekte iken, ikinci davanın esasının derdestlik nedeniyle incelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket tarafından yapılan .... Oteli isimli otele ilişkin olarak davacı şirket ile tüketiciler arasında imzalanan sözleşmelerde yer alan kredi kartıyla yapılan ödemelerden komisyon alınacağına dair sözleşme hükümlerinin, mülga 4077 sayılı Kanun'un 10/A-son ve 6502 sayılı Yasa'nın 4/3. maddesine aykırı olduğu iddiasıyla, lehe olan Kanun olan 6502 sayılı Kanun'un 77/1. maddesi uyarınca davacı şirkete 102.600,00 TL idari para cezası verilmesine dair 12/10/2015 günlü ve 1930 sayılı işlemin ilgili kısmının iptali istemiyle açılan davanın, İstanbul 10. İdare Mahkemesince verilen 27/04/2017 tarih ve E:2015/2142, K:2017/971 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, yapılan istinaf başvurusu üzerine, idari para cezasının miktarı belirlenirken işletmenin yıllık gayrisafi gelirinin hesabında alınan avansların yıllık gayrisafi gelir miktarına eklenmesi suretiyle ortaya çıkan miktara göre idari para cezası tutarının belirlenmesinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Sekizinci İdare Dava Dairesinin 04/04/2018 tarih ve E:2017/1716, K:2018/623 sayılı kararı ile davacının istinaf isteminin kabul edilerek, dava konusu işlemin ilgili kısmının iptal edildiği, ardından yargı kararı üzerine dava konusu 27/06/2018 tarih ve 4034 sayılı işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince her ne kadar aynı işlemin iptali istemiyle farklı idare mahkemelerinde birden fazla dava açıldığı belirtilerek derdestlik nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafından esasen her bir fiile karşı ayrı ayrı dava açıldığı, başka bir anlatımla 27/06/2018 tarih ve 4034 sayılı işlemin, 2015 yılında yapılan inceleme sebebiyle .... Oteli'nde tüketicilerle yapılan sözleşmelerde yer alan kredi kartıyla yapılan ödemelerden komisyon alınacağına dair sözleşme hükümlerinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle verilen para cezası kısmının (ilgili kısmın) iptali istemiyle bu davanın açıldığı, hal böyle olunca aynı konuda İstanbul 5. İdare Mahkemesinde açılan ve devam eden E:2018/1652 nolu dava dosyasında verilen 09/11/2018 gün ve E:2018/1652 sayılı yürütmenin durdurulmasına dair karar gerekçesi de dikkate alındığında, bu haliyle davaların sebepleri de aynı olmadığından, derdest bir davadan söz edilemeyeceği, bu nedenle davanın derdestlik nedeniyle incelemeyeceği yolunda verilen kararda isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 13. İdare Mahkemesinin 12/10/2018 tarih ve E:2018/1403, K:2018/1635 sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrası uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri hakkında yeniden karar verileceğinden bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına, 06/03/2019 tarihinde kesin olarak ve oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)