(2709 S. K. m. 11) (2863 S. K. m. 15) (2577 S. K. m. 12) (6098 S. K. m. 30, 39)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacıların müştereken maliki oldukları, Hatay İli, Antakya İlçesi, … 1088 parsel sayılı taşınmazın, davalı idarece kamulaştırma işlemi yapılmaksızın Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 25.02.2009 tarih ve 4626 sayılı kararıyla 1.derecede arkeolojik sit alanı olarak ayrılmak suretiyle tasarrufunun hukuken kısıtlandığından bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kamulaştırmasız el atma bedeli olarak 100.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; Hatay 2. İdare Mahkemesince verilen 07/08/2018 gün ve E:2018/217, K:2018/213 sayılı " davacılar ....., ..... ve .....'e ilişkin kısmı açısından, 2577 sayılı Kanunun 15/1-e maddesi uyarınca dava dilekçesinin KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI'na tevdiine, davacılar tarafından idarenin cevabı üzerine veya süresi içinde cevap verilmemesi halinde oluşacak zımni ret kararı üzerine Kanunda öngörülen süre içerisinde İdare Mahkemesi nezdinde dava açılabileceğine ve davacılar ....., ....., ....., ....., ……, ….., ....., ....., ..... ve .....'e ilişkin kısmı açısından, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin (1-b) bendi uyarınca süre aşımı yönünden reddine" ilişkin kararın, davacılar vekili tarafından; bu davanın adli yargıda açılan davanın devamı imiş gibi değerlendirilmemesi gerektiği, davanın bağımsız bir dava gibi değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
İstinaf istemine konu Mahkeme kararının davacılardan ....., ..... ve ..... ile ilgili olarak verilen merciine tevdi kısmına yönelik olarak;
Bakılan dava, davacıların müştereken maliki oldukları, Hatay İli, Antakya İlçesi, …. 1088 parsel sayılı taşınmazın, davalı idarece kamulaştırma işlemi yapılmaksızın Adana Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 25.02.2009 tarih ve 4626 sayılı kararıyla 1.derecede arkeolojik sit alanı olarak ayrılmak suretiyle tasarrufunun hukuken kısıtlandığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kamulaştırmasız el atma bedeli olarak 100.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmış bulunmaktadır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 15. maddesinde "Taşınmaz kültür varlıkları ve bunların korunma alanları, aşağıda belirlenen esaslara göre kamulaştırılır:
a) Kısmen veya tamamen gerçek ve tüzelkişilerle mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılır. Bu maksat için, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konur.
Kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, il özel idareleri ve mahallî idare birlikleri tescilli taşınmaz kültür varlıklarını, koruma bölge kurullarının belirlediği fonksiyonda kullanılmak kaydıyla kamulaştırabilirler." hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan 11/06/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa'nın 21. Maddesi ile Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6. Maddesinin 10. fıkrasına "...Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir. Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır." hükmü eklenmiş ise de, madde metnindeki "...Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle veya ilgili kanunların uygulamasıyla tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında, 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununda öngörülen idari başvuru ve işlemler tamamlandıktan sonra idari yargıda dava açılabilir..." şeklindeki 3. cümle 20/08/2016 tarihinde 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi uyarınca mülga hale gelmiştir.
Buna göre Mahkemece ....., ..... ve .....'in davalı idareye başvuruda bulunarak ön karar alması gerektiği belirtilmiş ise de; hukuken el atılan taşınmazlar bakımından 10. fıkrada yer verilen düzenlemelerin, geçici 6. madde içinde yer alması ve idareye başvuru yapıldıktan sonra dava açılabileceğine ilişkin hükmün de madde metninden çıkarılmış olması nedeniyle, hukuken tasarruf hakkı kısıtlanan taşınmazlar açısından yargı yoluna başvurmadan önce idareye başvuru yapılması zorunluluğu bulunmadığından anılan davacılar yönüyle verilen Mahkeme kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Kararın diğer davacılar açısından süreaşımı nedeniyle davanın reddine yönelik kısmında ise;
Anayasa'nın 11. maddesinde, Anayasa hükümlerin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş, 40. maddesinin 2. fıkrasında "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmü yer almıştır.
İdari işlemlere karşı başvuru yollarının ayrıntılı düzenlemelerde yer alması, başvuru süresinin kısa olması veya olağan başvuru yollarına istisna getirilebilmesi nedeniyle işlemlere karşı hangi idari birime, hangi sürede başvurulacağının idarelerce işlemde belirtilmesi hukuk güvenliği ilkesinin gereğidir. Anılan Anayasa hükmü ile de bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve olanak sağlanması amaçlanmış; idareye işlemlerinde, ilgililerin kaç gün içinde, hangi mercilere başvurabileceklerini bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde: "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralına yer verilmiştir. Bu maddede göndermede bulunulan 11. maddede ise: "1) İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2) Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3) İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." kuralı yer almıştır.
Hakları ihlal eden idari işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava açma süresi içerisinde dava açılabilmesine olanak sağlayan 2577 sayılı Yasanın 12. maddesi uyarınca dava açacak kişiler için en son dava açma süresi, kısıtlılık halini oluşturan planın icra edileceği tarihi olup, en geç icra tarihinden itibaren altmış gün içinde doğrudan ya da 2577 sayılı Yasanın 11. maddesine göre yapılacak başvuru üzerine dava açılması mümkün olan tarihten önce yapılan başvuru üzerine açılacak dava süresinde olacaktır.
Ayrıca, hakları ihlal eden idari işleme karşı açılan iptal davasının karara bağlanması üzerine kararın tebliğinden itibaren dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açılabilmesine olanak sağlayan 2577 sayılı Yasanın 12. maddesi uyarınca dava açacak kişiler için en son dava açma süresi, iptal davasına ilişkin kararın kesinleştiği tarih olup, en geç iptal davasının kesinleşme tarihinden itibaren altmış gün içinde doğrudan ya da 2577 sayılı Yasanın 11. maddesine göre yapılacak başvuru üzerine dava açılması mümkün olan tarihten önce yapılan başvuru üzerine açılacak dava da süresinde açılmış dava olacaktır.
Hak arama özgürlüğünün gereği olarak, Yasanın davacı lehine en son dava açma süresine imkan veren düzenlemesi esas alınarak dava açma süresinin hesaplanması gerekir.
Aksine yapılacak bir değerlendirme, Anayasanın idarenin eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü kılan düzenlemesini hayata geçiren Yasanın anılan kuralının uygulanmasını sınırlandırarak kişilerin hak arama özgürlüğünü engelleyeceği gibi adil yargılanma hakkını öngören Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesindeki adil yargılanma ilkesiyle de çelişecektir.
Dosyanın incelenmesinden, davacılar tarafından müştereken maliki oldukları, Hatay İli, Antakya İlçesi, …. 1088 parsel sayılı taşınmazın 1. Derece arkeolojik sit alanı ilan edilmesi nedeniyle tasarruf haklarının kısıtlandığından bahisle 100.000,00 TL'nin tazmini istemiyle Hatay 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, anılan Mahkemenin 26.04.2017 tarih ve E: 2016/96 K: 2017/126 sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddedildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 28.12.2017 tarih 2017/136 E. - 881 K. sayılı kararı ile istinaf isteminin reddi üzerine, hükmün 14.02.2018 tarihinde kesinleştiği, bakılan davanın ise Mahkeme kaydına 22.05.2018 tarihinde giren dilekçe açıldığı görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacıların asliye hukuk mahkemesinde açtıkları davada verilen kararda davacıların ne kadar süre içerisinde, idari yargıya başvurması gerektiği yönünde bir açıklamaya yer verilmediği gibi, davacılar tarafından taşınmazın kısıtlılık hali giderilmediği iddiasıyla dava açıldığından, süregelen zararın varlığı halinde, idari eylem veya işlem daha önce öğrenilmiş olsa bile, kısıtlılık hali devam ettikçe dava açma süresinin geçmeyeceğinin kabulü gerekeceğinden, davanın süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmında da hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, Hatay 2. İdare Mahkemesince verilen 07/08/2018 gün ve E:2018/217, K:2018/213 sayılı kararın kaldırılmasına, dosyanın esası hakkında bir karar verilmek üzere Hatay 2. İdare Mahkemesine iadesine, Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/5. maddesi gereğince temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 21/02/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)