(2577 S. K. m. 45, 46, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının sahibi olduğu taşınmazın deniz tarafında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 869,24 m2 alanın ahşap zemin platform, bina, çiçeklik, kayrak zamin, beton zemin, otopark "yapılarak 08.07.2009 - 07.07.2014 döneminde işgali nedeniyle davacıdan 490.244,51 TL ecrimisil istenmesine ilişkin 26.08.2014 tarih, 3578 sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile bu ihbarnameye yapılan itirazın reddine ilişkin 17.04.2015 tarih 1591 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin; mülkiyetinde bulunan Bodrum İlçesi, ..... mevkiindeki, 3 pafta 45 parsel sayılı taşınmazın 09.01.1987 tarihinde kıyı kenar çizgisi tespiti yapıldığı, taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı, kıyı kenar çizgisinin yeniden tespiti yönünde yapılan müracaatlar neticesinde 2010 yılında yeniden kıyı kenar çizgisinin tespit edildiği ve onaylandığı, kesinleşen kıyı kenar çizgisine göre müvekkiline ait olan ve evvelce tescil dışı bırakılmasına karar verilen taşınmazın 872,21 m2’lik bölümünün kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı, kesinleşen kıyı kenar çizgisine davalı idarenin herhangi bir itirazının olmadığı ve bu haliyle kesinleştiği, tescil harici bırakma kararının dayanağı olan 1987 yılında belirlenen kıyı kenar çizgisinin geçersiz olduğu, yeniden kıyı kenar çizgisinin tespit edildiği bu nedenle taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılamayacağı ileri sürülerek iptali istemiyle açılan davada; yerinde yapılan keşif bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; davalı idarenin ecrimisile konu ettiği işgal alanı, biçimi ve döneminin aynen kabul edildiği, emsal kullanımlara ilişkin daha önce hazırlanan bilirkişi raporları, alanın konumu ve ticari potansiyeli gözönünde bulundurularak her bir kullanım için ayrı ayrı belirlenen 2009 yılı birim ecrimisil tutarları ile idarenin hesaplama yöntemine koşut biçimde ağırlıklı ortalamaya göre belirlenen tutarların Y.D.O oranları ile sonraki dönemler için güncellenmesiyle 475,229,77 TL ecrimisil hesaplandığı, anılan bilirkişi raporuna dayanılarak dava konusu işlemlerin 475.229,77-TL'lik kısmında hukuka aykırılık, kalan 15.014,74-TL lik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin 15.014,74-TL lik kısmının iptali, davanın 475.229,77-TL'lik kısmının ise reddi yolunda Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen kararın; davacı tarafından taşınmazlarının önünden geçen Kıyı Kenar Çizgisinin açtıkları dava sonunda idari yargı yerince iptal edildiği, belirlenen K.K.Ç. uyarınca ecrimnisile konu alanın parselleri içinde kaldığı, bu nedenle D.H.T.A. alan olmadığı, ecrimisilin emsal kiralamalara göre fahiş olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık, kararın aksi yöndeki kısmında hukuksal isabet bulunmadığı, davalı idarece yöntemine uygun olarak belirlenen ecrimisilin istenmesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık, kararın aksi yöndeki kısmında hukuksal isabet bulunmadığı ileri sürülerek karşılıklı istinaf yoluyla kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca istinaf başvuru dilekçelerine karşılıklı olarak yanıt verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Altıncı İdare Dava Dairesince; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "... İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir.
Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir..." kuralına yer verilmiş; "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde Bölge İdare Mahkemelerinin kararlarının tebliğini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz edilebileceği öngörüldükten sonra temyize tabi kararlarının hangileri olduğu sayma yoluyla sınırlanarak belirlenmiş, "temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında, "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" kaldırma nedenleri olarak sayılmıştır.
Dosyadaki belgeler ile karşılıklı başvuru dilekçelerindeki iddiaların incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Muğla 1. İdare Mahkemesince verilen 19/10/2017 tarih, E: 2015/918, K: 2017/1939 sayılı karara karşı yapılan karşılıklı istinaf başvurularının reddine, aşağıda ayrıntısı gösterilen yargılama giderlerinin istinaf isteminde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan tutarın Mahkemesince kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararımızın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay’da temyiz yolu açık olmak üzere; 08.03.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AYRIŞIK OY
Davacının sahibi olduğu taşınmazın deniz tarafında devletin hüküm ve tasarrufu altındaki 869,24 m2 alanın ahşap zemin platform, bina, çiçeklik, kayrak zemin, beton zemin, otopark "yapılarak 08.07.2009 - 07.07.2014 döneminde işgali nedeniyle davacıdan 459.443,55 TL ecrimisil, 30.800,96 TL muhtesad bedeli olmak üzere 490.244,51 TL istenmesine ilişkin 26.08.2014 tarih, 3578 sayılı ecrimisil ihbarnamesi ile bu ihbarnameye yapılan itirazın reddine ilişkin 17.04.2015 tarih 1591 sayılı ecrimisil düzeltme ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinde; Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisilin isteneceği, 9.maddesinde; Tahmin edilen bedelin, idarelerce tespit edileceği veya ettirileceği, işin özelliğine göre gerektiğinde bu bedel veya bu bedelin hesabında kullanılacak fiyatların belediye, ticaret odası, sanayi odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulacağı, tahmin edilen bedelin, bunun dayanaklarının da eklendiği bir hesap tutanağında gösterileceği ve asıl evrak arasında saklanacağı, bu bedel gerektiğinde ihale komisyonlarınca tahkik ettirileceği, 13.maddesinde ise; İta amirlerinin, ilgili idarenin memurlarından birinin başkanlığında idareden, yapım işlerinde işin ehli veya uzmanı olmak şartıyla, en az bir kişi ve maliye memurunun katılmasıyla kurulacak komisyonları görevlendirecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde; "Ecrimisil: Hazine taşınmazının, İdarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle, İdarenin bir zarara uğrayıp uğramadığına veya işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın İdarece talep edilen tazminatı, Fuzuli şagil (İşgalci): Kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, Hazine taşınmazının zilyetliğini, yetkili İdarenin izni dışında eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişileri" ifade ettiği belirtilmiş, 85.maddesinin 2.fıkrasında; "Ecrimisilin tespit ve takdirinde; İdarenin zarara uğrayıp uğramadığına ve işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalci tarafından kullanım şekli, fiili ve hukuki durumu ile işgalden dolayı varsa elde ettiği gelir, aynı yer ve mahalde bulunan emsal nitelikteki taşınmazlar için oluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller, varsa bunlara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları, ilgisine göre belediye, ticaret odası, sanayi odası, ziraat odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulmak suretiyle edinilecek bilgiler ile taşınmazın değerini etkileyecek tüm unsurlar göz önünde bulundurulur. İşgalin şekli, Hazine taşınmazının konumu ve taşınmazdan elde edilen gelir gibi unsurlar itibariyle asgari ecrimisil tutarlarını belirlemeye Bakanlık yetkilidir." kuralları öngörülmüştür.
4706 sayılı Kanun'un 3/7/2003 tarih ve 4916 sayılı Kanun'un 4 maddesi ile değişik 5.maddesinin son fıkrasında ise; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesisler, başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal eder. Yapı ve tesisleri yapanlar herhangi bir hak ve tazminat talep edemezler." kuralı yer almıştır.
Yukarıdaki yasa ve yönetmelik kurallarının birlikte incelenmesinden; 4706 sayılı Yasanın anılan maddesi uyarınca hazinenin ve/veya D.H.T.A. taşınmazların üzerinde 4916 sayılı Yasanın yürürlüğü sonrasında yapılan tesislerin hazinenin mülkiyetinde olduğu, bu nedenle niteliği ve hesaplanmasındaki ilkeler karşısında; ecrimisilin bu gibi tesislerin kullanımı gözönünde bulundurularak "muhtesatlı" olarak hesaplanacağı açıktır. Ancak, bu durumda hazinenin üzerindeki tesisler nedeniyle muhtesatlı ecrimisile konu ettiği tesislerin, aynı zamanda "muhtesad bedelinin de" işgalciden istenmesi olanağı bulunmamalıdır.
Olayda; davalı idarece D.H.T.A. altındaki kıyıda kalan alan ve üzerindeki tesisler için işgale konu dönemde ecrimisilin "muhtesatlı" olarak 459.443,55 TL hesaplandığı, işgale konu alanda bulunan "bina, kayrak-beton zemin, ahşap zemin-platform" için ayrıca 30.800,96 TL muhtesat bedeli hesaplandığı, dava konusu işlemlerle muhtesatlı ecrimisil tutarı ve muhtesat tutarı toplamının davacıdan istendiği, karara esas alınan bilirkişi raporunda da işgal edilen alan, işgal dönemi gözönünde bulundurularak ecrimisilin muhtesatlı kullanım için 475.229,77 TL hesaplandığı, Mahkemesince dava konusu işlemlerin ayrıca konu ettiği muhtesat tutarı gözönünde bulundurulmaksızın, ihbarnamelerin konusu 490.244,51 TL'nin tamamının ecrimisil olduğu kabulü üzerinden hüküm kurulduğu görülmektedir.
Önümüzdeki uyuşmazlıkta; iptal davasının nesnel niteliği ve ilgilinin hak arama özgürlüğü kapsamında aleyhine hüküm kurulamaması ilkesi de gözönünde bulundurulduğunda; öncelikle dava konusu işlemlerin konusu alacağın tutarlarının aşılmaması ve işlemin konusu tutarın unsurları bakımından ayrı ayrı hukuksal denetimin yapılması gerekmektedir.
Bu çerçevede; taşınmazın ne amaçla işgal edildiği, kullanım şekli, muhdesatlı şekliyle bu işgalden ötürü elde edilmesi muhtemel gelir ecrimisil bedelinin saptanmasında dikkate alınması gereken faktörler olduğundan, muhtesatlı olarak hesaplanan ecrimisile karşın; ayrıca muhtesat bedelinin de istenmesinin neden ve konu yönünden hukuka aykırılık oluşturacağının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda; bilirkişi raporu ile hesaplanan muhtesatlı ecrimisil tutarının, idarenin istediği muhtesatlı ecrimisil tutarından daha yüksek olduğu görüldüğünden, davalı idarenin istediği 459.443,55 TL ecrimisil tutarını aşmamak üzere dava konusu işlemin ecrimisile ilişkin kısmında hukuksal aykırılık bulunmadığının kabulü ile birlikte zaten idarece mutesatlı olarak hesaplanan ecrimisile konu kullanımlara ilişkin tesisler için ayrıca 30.800,96 TL muhtesad bedeli istenmesinde "neden ve konu" yönünden hukuka uyarlık bulunmadığından; dava konusu işlemlerin muhtesad bedeline ilişkin 30.800,96 TL'lik kısmında hukuksal uyarlık; davacının başvurusuna konu kararın bu kısmında hukuksal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının başvurusunun kısmen kabulü; kararın redde ilişkin kısmının kısmen kaldırılması ve dava konusu işlemlerin muhtesad bedeline ilişkin 30.800,96 TL kısmının iptali gerektiği düşüncesi ile Dairemizin davacı başvurusunun da reddine ilişkin kısmına katılmıyorum. (¤¤)