(4760 S. K. m. 1, 2, 3, 4, 11, EK 2 SAYILI LİSTE) (213 S. K. m. 3, 8, 134, 339)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı hakkında, 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olan motorlu taşıtlar için düzenlenen özel tüketim vergisi beyannamesi ile davacıya düzenlenen özel tüketim vergisi beyannamelerine konu edilmiş araçlara ait fatura tutarlarının farklılık gösterdiğinden bahisle fatura tutarları matrah kabul edilmek suretiyle 2011/11 dönemine ilişkin olarak tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle ikmalen tarh edilen bir buçuk kat vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergilerinin iptali istemiyle açılan davada; davacı şirketin, 2009 ve 2011 hesap dönemlerinde ihracata ilişkin olarak mal/hizmet teminini sağladığı mükelleflerin tamamı hakkında sahte belge düzenleme yönünden düzenlenmiş vergi tekniği raporlarının mevcut olması ya da sahte belge düzenleme yönünden özel esaslara alınarak incelemeye sevk edilmeleri, 2011 yılında araç alım satımında bulunulan mükelleflerin özel tüketim vergisi kaçırmaya yönelik bir organizasyon dahilinde hareket etmesi ve haklarında olumsuz tespitlerin mevcut olması, lüks araçların bedellerinin birden fazla el değiştirme sonucunda iskontolarla düşürülmesi ve en son nihai tüketiciye düşük bedellerle fatura edilmesi, faturası düzenlenen araçların İstanbul İlinden Hakkari'ye hiç getirilmediği ve yüksek tutarlı ödemelerin ticari icaplara aykırı şekilde nakit ödendiğinin beyan edilmesi, davacı şirket tarafından düzenlenen satış faturalarındaki bedellerin ticari teamüllere aykırı olarak maliyet bedellerinin çok altında olması ve araçların kısa süre zarfında İstanbul mükellefleri ile Hakkari mükellefleri arasında birden fazla el değiştirmesi hususları karşısında, organizasyon kapsamında sahte belge düzenleme ve kullanma suretiyle haksız katma değer vergisi iadesi oluşturulduğu ve davacı nezdinde lüks taşıt faturaları geçirilerek tahakkuk eden özel tüketim vergisi tutarlarının haksız katma değer vergisi iadelerine mahsuben ödendiği, dosya kapsamında bulunan tarhiyata konu matrah farklarının tespit edilmesine dayanak teşkil eden araç alış faturaları ile davacı tarafından anılan araçların satımı sırasında düzenlenen özel tüketim vergisi beyannameleri arasında ticari icaplara uygun olmayacak şekilde ve Kanunen belirlenen iskontoların çok üzerinde iskonto yapılarak çok düşük özel tüketim vergisi matrahlarının beyan edilerek matrahların gizlendiği ve özel tüketim vergisinin kaçırıldığı, davacı şirket tarafından yapılan işlemlerin muvazaalı olduğu ve ticari hayatın icaplarına uygun olmadığı sonucuna varıldığı, bu durumda, davacı adına Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olan motorlu taşıtlara ilişkin olarak özel tüketim vergisi matrahlarının eksik beyan edilerek matrahların gizlendiği ve özel tüketim vergilerinin kaçırıldığından bahisle, satışa konu araç faturalarında belirtilen tutarlardan beyan edilen özel tüketim vergisi matrahlarının düşürülmesi suretiyle tespit edilen matrah farkları üzerinden 2011/11 dönemi için ikmalen bir kat vergi ziyaı cezalı olarak tarh edilen özel tüketim vergilerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı adına dava konusu dönemler için kesilen vergi ziyaı cezasında dikkate alınan tekerrür uygulamasına ilişkin olarak ise; 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 339. maddesi uyarınca davacı adına kesilen vergi ziyaı cezasına tekerrür hükümlerinin uygulamasında davacı adına 2009/7-9 dönemi gelir stopaj vergisine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezasına 2009/4 Sayılı vergi/ceza ihbarnamesi düzenlenerek davacıya 24.10.2009 tarihinde tebliğ edildiği ve anılan ihbarnameye karşı dava açılmaksızın 24.11.2009 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, bu durumda dava konusu ihbarnamelerin tekerüre esas alınan cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yıl başından başlamak üzere 5 yıl için de (31.12.2014 tarihine kadar) düzenlenerek 07.12.2011 tarihinde tebliğ edildiği anlaşıldığından davacı hakkında uygulanan vergi ziyaı cezasının tekerrür dolayısıyla artırılmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Van Vergi Mahkemesi'nce verilen 06/12/2017 gün ve E:2017/60, K:2017/790 Sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi'nce dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, davacı hakkında, 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olan motorlu taşıtlar için düzenlenen özel tüketim vergisi beyannamesi ile davacıya düzenlenen özel tüketim vergisi beyannamelerine konu edilmiş araçlara ait fatura tutarlarının farklılık gösterdiğinden bahisle fatura tutarları matrah kabul edilmek suretiyle 2011/11 dönemine ilişkin olarak tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle ikmalen tarh edilen bir buçuk kat vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergilerinin iptali istemiyle açılmıştır.
4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun "Mükellef ve vergi sorumlusu" başlıklı 4. maddesinde, Özel tüketim vergisinin mükellefinin, bu Kanuna ekli; (I), (III) ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olmayanları imal, inşa veya ithal edenler ile bu malların müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler ile, (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanlar için; motorlu araç ticareti yapanlar, kullanmak üzere ithal edenler veya müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler olduğu hükme bağlanmıştır.
4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 1. maddesinde, Kanuna ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tabi tutulacağı; 3. maddesinin (a) bendinde, mal teslimi veya ilk iktisap hallerinde, malın teslimi veya ilk iktisabı halinde vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği, 2. maddesinin (b) bendinde, ilk iktisabın (II) sayılı listedeki mallardan Türkiye'de kayıt ve tescil edilmemiş olanların kullanılmak üzere ithalini, müzayede yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dahil motorlu araç ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil ettirilmesini ifade ettiği, 11. maddesinde ise; (II) sayılı listede yer alan mallar için verginin matrahının bunların teslimi, ilk iktisabı ve ithalinde, hesaplanacak özel tüketim vergisi hariç, katma değer vergisi matrahını oluşturan unsurlardan teşekkül edeceği hususları kurala bağlanmıştır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinde; mükellefin, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişi olduğu, aynı Kanunun 4.maddesinde ise, vergi dairesinin, mükellefi tesbit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden daire olduğu tanımlamalarına yer verilmiştir.
Anılan Kanunun "Vergi kanunlarının uygulanması ve ispat" başlıklı 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu; gerçek mahiyetin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği; vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı; iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia edilmesi halinde, ispat külfetinin bunu iddia edene ait olduğu düzenlemesi yer almış, 134. Maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında kayıt ve tescile tabi olan motorlu taşıtlar için düzenlenen özel tüketim vergisi beyannamesi ile davacıya düzenlenen özel tüketim vergisi beyannamelerine konu edilmiş araçlara ait fatura tutarlarının farklılık gösterdiğinden bahisle fatura tutarları matrah kabul edilmek suretiyle 2011/11 dönemine ilişkin olarak tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle ikmalen tarh edilen bir buçuk kat vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi tarhiyatlarını ihtiva eden 2011/1-38 numaralı vergi/ceza ibarnamelerinin 07/12/2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, belirtilen tarhiyatlara ilişkin olarak davacı tarafından 07.12.2011 tarihinde tarihinde tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde bulunulduğu, davacının bizzat katıldığı 26.12.2016 tarihli uzlaşma görüşmesi neticesinde idare tarafından teklif edilen miktarların davacı tarafından kabul edilmemesi sonucu uzlaşmanın vaki olmadığı ve anılan hususun 26.12.2016 tarihli uzlaşmanın vaki olmadığına ilişkin tutanak ile kayıt alındığı, davacı tarafından uzlaşılamayan dava konusu tarhiyatlara ilişkin olarak bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında tanzim edilen 02.07.2013 tarih ve 2013-A-1870/55 Sayılı vergi tekniği raporunun "sonuç" bölümünün 8. başlığında; " Mükellef tarafından ÖTV beyannameleri verilerek beyanda bulunulmuşsa da, yapılan işlemlerin muvazaalı olması sebebiyle verginin asıl mükelleflerinin ve matrahlarının tespit edilmesi gerektiği, verginin tespit edilen mükelleflerden ve matrahlar üzerinden hesaplanarak tashil edilmesi gerektiği, bir organizasyon sonucu olarak mükellefe satılmış olarak gösterildiği tespit edilen araçların gerçekte hiç satılmadığı sadece belgeler üzerinden satış işlemi yapılmış gibi gösterildiği, bu araçların organizasyona dahil mükellefler (İstanbul İli mükellefleri) tarafından İstanbul'dan nihai tüketicilere satıldığı kanaatine varıldığı ve tüm vergisel işlemlerin bu mükellefler adına yapılması gerektiği, halihazırda bu mükellefler (İstanbul İli mükellefleri) hakkında ÖTV, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme yönünden 2011 yılına ilişkin olarak vergi incelemelerinin devam ettiği, mükellef adına tahakkuk ettirilmiş olan Özel Tüketim Vergilerinin terkin edilip edilmeyeceği hususunun söz konusu inceleme sonuçlarına göre Hakkari Vergi Dairesi Müdürlüğü'nce değerlendirilmesi gerektiği..." görüşü vergi inceleme elemanınca da kabul ve ikrar olunmuştur.
Buna göre, vergilendirme sürecinin (vergi borcunun kimden veya kimlerden ne suretle aranmasına, kim ya da kimler yönünden vergi mükellefiyeti doğduğu hususlarının, sürece katılan (paravan ilişkiler yumağına katılan) tüm aktörler nezdinde aydınlığa kavuşturulması ile yapılan işlemlerin muvazaalı olması sebebiyle verginin asıl mükellefleri olan ve haklarında incelemeler devam eden İstanbul İli mükellefleri hakkında yapılacak tarhiyatların sonucuna göre, davacı adına tarh edilen vergi ve kesilen cezaların terkin edilip edilip edilmediği, davacı adına cezalı tarhiyat yapılmasını gerektiren araçların listesi ile gerçek mükellef kabul edilen kişi ve şirketler adına cezalı tarhiyat yapılmasını gerektiren araçların listesi vs. hususlar Dairemiz ara kararı ile araştırılmış, ara kararına idarece verilen cevap ile gönderilen bilgi ve belgelerden, davacıyı paravan olarak kullanan organizasyona dahil İstanbul ili mükelleflerinin bir kısmı hakkında incelemelerin devam ettiği, bir kısmı hakkında da cezalı tarhiyatlara gidildiği, asıl mükellef olan söz konusu bu mükelleflerden aranan uyuşmazlık konusu vergiler ile ilgili olarak davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlar hakkında, vergi tekniği raporunda belirtildiği halde, herhangi bir terkin işleminin yapılmadığı görülmüştür.
Bu hukuki ve fiili duruma göre, yukarıda atfı yapılan vergi tekniği raporunda idarece de kabul ve ikrar olunduğu üzere, yapılan işlemlerin muvazaalı olması sebebiyle verginin asıl mükelleflerinin ve matrahlarının tespit edilerek, organizasyona dahil asıl mükellefler olan İstanbul İli mükelleflerinden aranması ve haklarında vergi incelemeleri devam eden bu mükelleflerle ilgili yapılacak tarhiyatların sonucuna ve davacının söz konusu organizasyon ve ilişkiler yumağı içindeki yeri belirlenip, vergi ziyanın ortaya çıkmasındaki etkisi dikkate alınarak, hukuki durumunun gerekirse "iştirak" hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi hususu kapsamlı bir vergi incelemesi ile ortaya konulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu düzenlenen vergi tekniği raporuna dayalı olarak, asıl mükelleflerden aranan /aranması da gereken vergilerin, mahsup hükümleri de gözetilmeden mükerrer vergilendirmeye yol açacak biçimde bir de davacıdan istenerek yapılan vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi tarhiyatlarında ve açılı davayı yazılı gerekçelerle reddeden Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Van Vergi Mahkemesi'nce verilen 06/12/2017 gün ve E:2017/60, K:2017/790 Sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu cezalı tarhiyatların iptaline, aşağıda dökümü yazılı 357,70 TL yargılama giderinin davalı idarece davacıya verilmesine, davalı tarafından harcanan 7,50 TL ve genel bütçeden karşılanan 19,00 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince istinaf yoluna başvurana iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)