(2547 S. K. m. 35) (2577 S. K. m. 14, 45) (657 S. K. Ek m. 35) (674 S. KHK. m. 50)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi adına Anadolu Üniversitesinde devam eden doktorasıyla ilgili olarak verdiği Eskişehir 1. Noterliğinin 20/05/2016 tarih ve 9945 Sayılı kefalet ve taahhüt senedinin hukuka aykırı istendiğinden bahisle iptal edilerek tarafına geri verilmesi talebiyle 28/06/2016 tarihli dilekçeyle yaptığı başvurunun reddine yönelik işlemin ve Eskişehir 1. Noterliğinin 20/05/2016 tarih ve 9945 Sayılı kefalet ve taahhüt senedinin iptali istemiyle açılan davada, "Uyuşmazlıkta, davacı tarafından Eskişehir 1. Noterliğinin 20/05/2016 tarih ve 9945 Y.Nolu yüklenme senedinin ikrah ve manevi cebir sonucu verildiği iddia edilmiş ise de buna ilişkin bir delil ortaya konamadığı, senedin davacının özgür iradesi ile verdiğinin kabulü gerekeceği, öte yandan böyle bir yüklenme senedini vermesini yasaklayan bir yasal düzenleme bulunmadığı, Afyonkarahisar 2. Noterliğince düzenlenen 10.11.2011 tarih ve 2580 Yev. numaralı ilk senedin Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Y.Lisans ve doktora eğitimine ilişkin olduğu, dava konusu edilen Eskişehir 1. Noterliğinin 20/05/2016 tarih ve 9945 Y.Nolu ikinci senedin ise Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yapılacak doktora eğitimi sürecine ilişkin olduğu ve mükerrer olmadığı görülmektedir. Bu veriler ışığında; davalı Üniversitede araştırma görevlisi iken, 2547 Sayılı Kanun'un 35. maddesi gereği lisansüstü eğitim-öğretim amacıyla Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde görevlendirilen davacının mecburi hizmet yükümlülüğü nedeniyle doktora eğitimi süreci ile ilgili imzalamış olduğu Eskişehir 1. Noterliğinin 20/05/2016 tarih ve 9945 Y.Nolu taahhüt senedinin iptali ve geri verilmesi yönündeki talebin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır." gerekçesiyle davanın reddine karar veren Erzincan İdare Mahkemesi'nin 12/06/2018 tarih ve E:2017/948, K:2018/645 Sayılı kararının; hukuka ve yasaya aykırı olduğu, söz konusu senedi davacının özgür iradesiyle verdiği ve ortada manevî cebrin bulunmadığı iddiasının mesnetsiz bir iddia olduğu, gerek idare tarafından yurtiçinde lisansüstü eğitime gönderilecek kişilerden senet alınması zorunluluğunun ve gerekse de bu kişilerin yurtiçinde göreceği lisansüstü eğitim için senet vermesi zorunluluğunun yasal anlamda ortadan kaldırıldığı, güncel düzenlemeler ve mevzuat ışığında açıkça görüleceği üzere 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde statüleri herhangi bir işleme gerek kalmaksızın 50/d maddesinde belirtilen statüye dönüştürülen ÖYP araştırma görevlileri hakkında mecburî hizmet yükümlülüklerinin hukuken ortadan kaldırıldığı ve bu yükümlülüğe bağlı olarak ÖYP araştırma görevlilerinden alınan taahhüt ve kefalet senetlerinin de hukuken ortadan kaldırıldığı, senetlerin hükümsüzlüğünü içeren ve bunların davacıya iadesini isteyen 19.01.2018 tarihli bir dilekçe üzerine Erzincan Üniversitesi Rektörlüğünce söz konusu senetlerin hükümsüz kaldığının ve mecburî hizmetin olmadığının kabul edildiği ve senetlerin üniversite tarafından davacıya iade edildiği, Mahkeme tarafından karar verilirken re'sen dikkate alınması gereken güncel yasal mevzuatın gözden kaçırıldığı, davacıya yükletilen yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin hakkaniyete ve durumun gereğine uymadığı ve hukuka uyarlık taşımadığı öne sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekilinin dava konusu senetlerin ikrah ve manevi cebir sonucu alındığına ilişkin beyanlarının soyut ve mesnetsiz olduğu, 657 Sayılı Kanun'un ek 35. maddesinin kamu kurum ve kuruluşları adına bu kuruluşların personel kanununda ve kendi özel yasalarında yer alan hükümler çerçevesinde mecburi hizmet karşılığı okutulan öğrencileri ve dolayısıyla bu kapsamda öğrenim gören öğrencilerin mecburi hizmet yükümlülüğünü kapsadığı, araştırma görevlilerinin kadrolarının öğretim elemanı yetiştirme amacıyla başka bir üniversiteye tahsis edilmesi suretiyle görevlendirilmiş olmalarının onların 657 Sayılı Kanun'un ek 35. maddesinde düzenlenen öğrencilerden olmadığının kanıtı olduğu, davacı vekilinin iddialarına dayanak olarak gösterdiği mevzuat hükmünün dava konusu olayla uzaktan yakından alakası olmadığı, davacı vekilinin güncel mevzuat diyerek bahsettiği hükümlerin davacının 28/06/2016 tarihinde yaptığı dava konusu başvurusundan yaklaşık bir yıl sonra değişip güncellendiğini hesaba katmadan mahkemenin hatalı karar verdiğini iddia etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği, güncellemeler üzerine davacının 19/01/2018 tarihli dilekçeyle tekraren bahse konu senetlerin iadesini istemesinin akabinde davalı idare tarafından talep doğrultusunda -zaten hükümsüz kalan- senetlerin davacıya iadesinin gerçekleştirildiği, ancak bahse konu düzenlemeler dava tarihi itibariyle mevcut olmadığı için davacının 28/06/2016 tarihinde yapmış olduğu iade talebinin hukuka aykırı olduğu iddiaları ile istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde; dava dilekçelerinin görev ve yetki yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı, 15. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise; adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 35. maddesinde; “Yükseköğretim kurumları; kendilerinin ve yeni kurulmuş ve kurulacak diğer yükseköğretim kurumlarının ihtiyacı için yurt içinde ve dışında, kalkınma planı ilke ve hedeflerine ve Yükseköğretim Kurulunun belirteceği ihtiyaca ve esaslara göre öğretim elemanı yetiştirirler. Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma veya doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir. Bu şekilde doktora veya tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik payesi alanlar, bu eğitimin sonunda kadrolarıyla birlikte kendi üniversitelerine dönerler. Yurt içi veya yurt dışında yetiştirilen öğretim elemanları, genel hükümlere göre bağlı oldukları yükseköğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmez. Özel kanunlarla getirilen mecburi hizmet çalışmaları bu hüküm dışındadır.” hükmü yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, ÖYP kapsamında davalı üniversite bünyesinde görev yapan ve üniversitesi adına Anadolu Üniversitesinde doktora eğitimi alan davacının bu eğitimi sebebiyle Eskişehir 1. Noterliğinin 20/05/2016 tarih ve 9945 Sayılı kefalet ve taahhüt senedini idareye verdiği, bilahare bu kefalet ve taahhüt senedinin hukuka aykırı istendiğinden bahisle iptal edilerek tarafına geri verilmesi talebiyle 28/06/2016 tarihli dilekçeyle yaptığı başvurunun idarece reddedildiği, bunun üzerine başvurunun reddine yönelik işlemin ve Eskişehir 1. Noterliğinin 20/05/2016 tarih ve 9945 Sayılı kefalet ve taahhüt senedinin iptali istemiyle bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre, taahhüt ve kefalet senedinin davacı ve kefilleri tarafından tek taraflı olarak imzalanarak idareye karşı taahhütte bulunulması karşısında, kefalet ve taahhüt senedinin hukuka aykırı istendiğinden bahisle iptal edilerek tarafına geri verilmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine yönelik işlemin ve kefalet ve taahhüt senedinin iptali istemiyle açılan davanın taraflar arasında taahhüt ve kefalet senedinden doğan alacak-borç ilişkisi mahiyetinde olduğu ve bu davanın özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı mahkemelerinin görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 25/11/2019 tarih ve E:2019/528, K:2019/771 Sayılı kararı da bu yöndedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüyle Erzincan İdare Mahkemesi'nin 12/06/2018 tarih ve E:2017/948, K:2018/645 Sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen hususlar değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri hakkında Mahkemece yapılacak yargılama neticesinde bir karar verileceğinden bu aşamada hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 2577 Sayılı Kanun'un 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, 11/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)