(2577 S. K. m. 45) (3213 S. K. m. 17, 24)
İSTEMİN ÖZETİ: Rize İdare Mahkemesi'nin 02/02/2018 tarihli ve E:2017/408, K:2018/68 Sayılı kararının istinaf kanun yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ: Projeleri değerlendirme görev ve yetkisine sahip oldukları, hazırlanan projelerden uygun bulunanlara izin verildiği, sahadan alınan numuneler de altın+bakır+gümüş+molibden olmadığının belirtilmediği, verilen işletme projesinin uygun olmadığı ve ekonomik olmadığı, projenin arza uygun bulunmaması sebebiyle Maden Kanunu'nun 24.maddesi ve Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği'nin 28.maddesi gereği işletme ruhsat talebinin kabul edilmediği, arama süresinin bitmiş olması nedeniyle de söz konusu ruhsatın iptal edildiği, istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince dava dosyası 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Artvin ili, Merkez ilçesi, Yağmurçay Köyünde bulunan 200704511 Sayılı IV. grup maden arama ruhsatının 3213 Sayılı Maden Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca iptal edilmesine ilişkin olup, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün 10/01/2017 günlü, E.401155 Sayılı işlemiyle bildirilen 07/12/2016 tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Rize İdare Mahkemesi'nin 02/02/2018 tarihli ve E:2017/408, K:2018/68 Sayılı kararıyla; davacı tarafından her ne kadar yapılan ölçümlerin somut dayanağının olmadığı ileri sürülmekte ise de, davalı idare tarafından arazide yapılan denetim esnasında alınan numunelere hiçbir itiraz olmadığı, davacı tarafın teknik nezaretçisinin herhangi bir ihtirazi kaydının bulunmadığı, dolayısıyla numunelerin ölçümü ile elde edilen verilerin arazideki maden faaliyetleri açısından ışık tutabileceği, alınan numunelerdeki altın+bakır+gümüş+mobilden oranlarının işletme ruhsat projesi için uygun ve ekonomik olmadığının anlaşıldığı, arama ruhsatının isminden de anlaşılabileceği gibi arama faaliyetine yönelik bir ruhsat olduğu, dolayısıyla bu ruhsatın, arama faaliyetleri sonrasında işletme ruhsat hakkını doğrudan doğurması gibi bir sonuca ulaştırmayacağı, ekonomik seviyelerde maden rezervi bulunması halinde işletme hakkının doğacağı, yeterli miktarlarda rezerv bulunmaması nedeniyle işletme ruhsat hakkının doğmayabileceği, herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın maden sahasından alınan numunelere göre alanda madencilik faaliyetlerinin yürütülmesinin ekonomik bulunmaması nedeniyle arama ruhsatının iptaline ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; genel arama faaliyet raporu ve ekleri ile işletme projesinin davalı kuruma sunulduğu, projelerin usulüne uygun olarak hazırlandığı, Maden Kanunun 24.maddesine göre davacının ruhsat hakkının doğduğu, işletme ruhsatına hak kazanmak adına kanunen hiçbir engel bulunmadığı, Maden Kanunu 24/4 maddesi uyarınca arama ruhsatlı sahalara, geçici tesis alanı ile arama süresince belirlenen görünür, muhtemel ve mümkün rezerv alanı üzerinde işletme ruhsatı, geçice tesis alanı ve görünür rezerv alanına da işletme izni verileceği, hiçbir kanun ya da yönetmelik hükümde IV.grup madenler için belirlenmiş ekonomik olarak işletilebilecek bir alt sınır değeri ya da miktarı bulunmadığı, görünür, muhtemel ve mümkün rezerv alanı üzerinden işletme ruhsatı verilmesi konusunda davalı idarenin bağlı yetkisi bulunduğu, ekonomik olarak işletilebilecek değerde rezerv bulunmadığına ilişkin tespitin sebep, işletme projesinin arza uygun bulunmayışının ise sonuç olduğu, yerel mahkemenin ise her iki hususu neden olarak birlikte değerlendirildiği, bu şekildeki hatalı değerlendirmeye dayanılarak verilen kararın açıkça haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülerek anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakta ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
Maden Kanunu'nun "İşletme Ruhsatı ve Madenin İşletilmesi" başlıklı 24. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan şeklinde; " (Değişik birinci fıkra: 10/6/2010-5995/11 md.) Arama ruhsat süresi sonuna kadar, tespit edilen madenin rezerv bilgilerini de içeren 17. maddeye göre hazırlanmış arama faaliyet raporu ile en az bir maden mühendisi tarafından hazırlanan faaliyet sonrası işletme alanının çevre ile uyumlu hale getirilmesini de içeren, işletme projesi ve talep harcının ödendiğine dair belge ile müracaatta bulunulması halinde işletme ruhsatı hakkı doğar. Ancak I (b) ve II (a) bendi Grubu madenler için işletme ruhsatı talebinde işletme ruhsat teminatı ile harcının da yatırılması zorunludur.
(Değişik ikinci fıkra: 10/6/2010-5995/11 md.) Projelerdeki eksiklikler, yapılan bildirimden itibaren üç ay içinde tamamlanır. Eksikliklerini verilen sürede tamamlamayanların teminatları iki katına çıkarılır ve süre üç ay daha uzatılır. Bu süre sonunda eksikliklerini tamamlamayanların talepleri kabul edilmez ve teminatları irad kaydedilir. Uygun bulunan işletme ruhsat talepleri için, ruhsat harçları ve teminatının üç ay içerisinde tamamlanması hususu talep sahibine tebliğ edilir. Bu sürelerde eksikliklerini tamamlamayanların talepleri reddedilerek mevcut teminatı irad kaydedilir." kuralı yer almaktadır.
Dairemizin 17.04.2019 tarihli ara kararı uyarınca yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda; "3S Madencilik Seramik İnş. Nak. Dış Tic. AŞ'nin Artvin ili, Yusufeli ilçesi, Yağmurçay Köyü sınırları dâhilinde Enerji Tabi Kaynaklar Bakanlığı, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden alınmış IV. grup arama ruhsatının olduğu, arama ruhsat numarasının SN:200704511, ruhsat yürürlük tarihinin 11.05.2007 olduğu ve bu tarihten itibaren 3 yıllık süre ile yani 11.05.2010 tarihine kadar devam ettiği, arama ruhsatının, davacı firmanın o gün geçerli olan Maden Kanunu'nun 17. maddesinden doğan 2 yıllık uzatma hakkını talep etmesi üzerine davalı kurum tarafından 11.05.2012 tarihine kadar uzatıldığı, Arama Dönemi Faaliyet Raporunun dava dosyasında bulunmadığı ancak dava dosyasında bulunan davalı kuruma ait heyet raporunda geçtiği üzere 08.04.2010 tarihinde sunularak süre uzatımının talep edildiği, davacı firmanın Genel Arama Dönemi Faaliyet raporunda mostradan (cevherin yeryüzüne çıktığı nokta) el numunelerinin alındığı, el numunelerin analizinin hangi kuruluşta kim tarafından yapıldığının belirli olmamakla birlikte ortalama 0,17 ppm Altın (Au), 33 ppm Gümüş (Ag), %0,3 (0,003 ppm)'den az Bakır (Cu) ve 124 ppm Molibden (Mo) oranlarının bu raporda beyan edildiği, arama dönemi sonundan önceki bir tarih olan 08.02.2012 tarihinde, davalı kuruma 73518 Sayılı dilekçesine ek olarak arama yapmış olduğu saha için hazırladığı Genel Arama Dönemi Raporu ile IV. Grup işletme projesini vererek işletme ruhsatı ve işletme izni talep ettiği, 08/11.04.2016 tarihleri arasında yapılan tetkikte, sahada herhangi bir faaliyetin ve üretimin olmadığının, işletme projesine göre damar tipi olan cevherleşmenin boyutlarının 1.388.900 m2 x 0,3 m olarak, işletilebilir görünür rezerv miktarının 1.042.425 ton olarak ve yıllık 50.000 ton üretim yapılacağının, Maden Kanunun 7. maddesinde belirtilen izinlere müracaat edildiği ve heyet tarafından sahadan 3 adet numune alındığının belirtildiği, heyet tarafından sahadan numunelerin (Şekil 3.ve 4.) alındığı yerlerin koordinatlarının (ED50 6o); 1.-Y:708942 X:4540954 2.-Y:709220 X:4541143 3.-Y:709272 X:4541339 olduğu, 18.05.2016 tarihli heyet raporunda, mahallinde yapılan tetkik neticesinde sahanın 3213 Sayılı Maden Kanunun 2. ve 24. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin yapıldığı, değerlendirmede sahadan alınan numunelerin analiz sonuçlarına göre Maden Kanunun 2. maddesi kapsamında sahada ekonomik olarak işletilebilir altın olmadığı belirtilerek kuruma sunulan işletme projesinin arza uygun olmadığının belirtildiği, işletme projesi uygun bulunmayan sahanın arama ruhsatının davalı kurum tarafından 07.12.2016 tarih ve E.813641 Sayılı olur ile iptal edildiği, bir maddenin maden olarak değerlendirilebilmesi için ekonomik ve ticari bir değerinin olması gerektiği, ekonomikliği ise, işletilecek maden yatağındaki madenin tenör değeri, madenin günün şartlarındaki satış fiyatları ve o madenin üretilmesi aşamasındaki maliyetleri etkilediği, bir madeni içeren kütlenin (rezerv) sınırlarını ve içerdiği maden oranını (tenör) belirlemek için çeşitli yöntemler kullanılarak numuneler alındığı, numunelerin, cevher kütlesinin yüzeydeki mostralarından, galeri ve kuyu gibi madencilik faaliyetlerinin yürütüldüğü kesimlerden veya yarmalar ile sondaj karotlarından alındığı, sondajın, yeraltı kaynaklarını araştırmak, amacıyla düşey, yatay veya herhangi bir yön ile açılı olarak yapılan silindirik kazı işlemi olduğu, bu yöntemin, mostra vermeyen ve üzeri açılmamış yataklarda uygulanabilen en iyi yöntem olduğu, ayrıca sondajlar ile işletilmekte olan yatakların rezervlerinin artırılması çalışmaları da yapıldığı, maden varlığı ve ekonomikliğinin net bir şekilde sondaj çalışmaları ile ortaya koyulabildiği, rezerv içerisinde bulunan metalik madenin üretilebilmesi için sınır tenörün üzerinde bir maden içermesi gerektiği, sınır tenörün üzerinde maden içeren kısmın gerçek rezervi belirttiği, arama ruhsatı faaliyet raporlarında rezerv belirleme ve geliştirme çalışmaları kapsamında sondajların yapılacağını beyan edildiği fakat herhangi bir sondaj çalışmasına ait verinin olmadığı, yine işletme ruhsatı talebine istinaden davalı kuruma sunduğu altın işletme projesinde rezerv tespit çalışmalarında sondaj yapıldığına dair bilgilerin yer almadığı, rezerv belirleme yöntemi olarak jeolojik prospeksiyon, jeokimyasal prospeksiyon ve mostradan örnekleme yönteminin kullanılarak rezervin belirlendiği, belirlenen ruhsat sahası içinde maden yatağının (cevherin) kalınlığının 0,3 m, alanının ise 1.388.900 m2 olduğu ve cevher yoğunluğunun 2,5 ton/m3 alınarak toplam rezervin 1.042.425 ton olarak hesaplandığı, rezerv miktarının hesaplanması için maden yatağının eni, boyu, derinliği ve içerdiği madenin tenör değeri gibi özelliklerinin bilinmesi gerektiği, keşifte ve dava dosyasının incelemesinde, davacı firmanın uyuşmazlığa konu olan sahada, yukarıdaki paragraflarda belirtildiği üzere rezervin ortaya koyulabilmesi için arama dönemi ruhsatı aşamasında yapılması gereken çalışmalardan olan sondaj, yarma, kuyu gibi arama faaliyetlerini gerçekleştirmediği, boyutları ve içeriği belirlenmemiş olan bir maden yatağının rezervinin hesaplanmasının da mümkün olmadığı, ayrıca sahadan alınan el numuneleri ile rezerv miktarı hesaplanmasının da uygun olmadığı, arama ruhsatı süresince sondaj, yarma gibi faaliyetlerin yapılmamasından dolayı bu veriler ile ekonomikliğin belirlenemeyeceği, davacı şirketin aldığı el numunelerinin alım yeri koordinatları ve analizlerin nerde hangi kuruluş tarafından yapıldığı belli olmadığı, sonuçların yer aldığı tablonun altında numunelerin ortalama 0,17 ppm Altın, 33 ppm Gümüş, %0,3 (0,003 ppm)'den az Bakır ve 124 ppm Molibden içerdiğinin belirtildiği, ayrıca dava dosyasında yer alan 200704511 numaralı sahanın raporu adlı belgede verilen 18 ayrı noktadan alınmış numunelere ait analiz sonuçları yer aldığı, alım yeri koordinatları belli olan fakat hangi kurum ya da kuruluşta yapıldığı belli olmayan bu analiz sonuçlarında numunelerin ortalama 0,3 ppm Altın (Au), 70,39 ppm Gümüş (Ag), 3577,7 ppm Bakır (Cu), 92,5 ppm Molibden (Mo), 1063,8 ppm Kurşun (Pb), 452 ppm Çinko (Zn) içerdiği belirtildiği, davalı kurumun dava konusu sahadan aldığı ve alım sırasında herhangi bir itirazın olmadığı numunelerin dünyada kabul görmüş ACME tarafından yapılan analiz sonuçlarında ise ortalama 9,76 ppb (0,0097 ppm) Au (Altın), 862,9 ppb (0,863 ppm) Cu (Bakır), 0,26 ppm Ag (Gümüş), 8,67 ppm Mo (Molibden) içerdiğinin belirtildiği, el numunelerinin, sahada kesin bir maden varlığını belirtmemekle birlikte elde edilen sonuçların maden yatağının ekonomikliğinin belirlenmesi açısından sondaj, yarma ve galeri gibi faaliyetlerle desteklenmesi gerektiği, el numunelerinin analiz sonuçlarına bakılarak ön bilgi olarak sahada metalik madenlerin ekonomik varlığı incelendiğinde, davacı firmanın kime ya da kimlere yaptırdığı belli olmayan analiz sonuçlarının dikkate alınmasının gerçekçi olmayacağı, bu nedenle davalı kurumun ACME firmasına yaptırdığı analiz sonuçları göz önüne alındığında, son seneler içerisinde metal fiyatlarının artması ve işletilebilir tenör değerlerinin düşmesine rağmen sahada bulunan altın, gümüş, bakır tenörlerinin işletilebilir seviyelerin altında olduğu için işletilmesinin ekonomik olmadığı, ancak sondaj gibi çalışmaların yapılmasıyla bu durum kesinleştirilebileceği, kesinleştirme adına 3213 Sayılı Maden Kanunu ve Yönetmeliğinde değişiklikler yapılarak arama ruhsat dönemleri yeniden düzenlendiği ve bu dönemlerde yapılması zorunlu faaliyetlerin getirildiği, arama döneminde yapılması zorunlu olan faaliyetlerle maden yatağının üç boyutlu olarak ortaya konması ve ekonomik rezervin ortaya çıkarılması yasal hale gelerek yapılması zorunlu faaliyetlerdeki harcamaların da beyan edildiği arama dönemi raporlarının kapsamı genişletildiği, davacı firmanın ruhsat yürürlük tarihinin bitimine bakıldığında kanununda yapılan değişikliklerden sorumlu olduğu, davalı kurumun dava konusu sahadan aldığı numunelerin analizlerini kabul gören bir kuruluşa yaptırmış olması sebebiyle analiz sonuçlarının değerlendirmeye esas alındığı, analiz sonuçlarına bakıldığında sahanın işletilmesi ekonomik görünmediği, ekonomik işletilebilir değerlerin çok çok altında kaldığı, saha için “Arama Ruhsatı” müracaatının 27.06.2006 yılında yapıldığı ve 19.07.2006 tarihinde ruhsatlandırıldığı, arama ruhsatının bitim tarihinin 20.07.2009 olduğ, 14.07.2008 tarihinde davalı kuruma “Arama Faaliyet Raporu” sunulduğu, arama ruhsat müracaatının uygun bir şekilde yapıldığı, arama ruhsatının 2. yılında verilmesi gereken “Arama Faaliyet Raporunu” 3. yılda verdiği, 18.05.2016 tarihli Mahallinde Tetkik ve Tespit Raporundan anlaşıldığı üzere, madde 15'te belirtilen “Süre Uzatımı Talebi ile Arama Faaliyet Raporunun” ruhsat bitim tarihinden önce 08.04.2010 tarihinde davalı kuruma sunulduğu, davalı kurumca süre uzatım talebi ile arama faaliyet rapor uygun bulunarak 5177 Sayılı Kanunla değişik Maden Kanunu 17. maddesine göre arama ruhsatının 11.05.2012 tarihine uzatıldığı sonuç olarak; Türkiye genelinde işletilmekte olan ve aktif arama sahalarında güncel olarak altın için sınır tenör değerleri, arama için 0,3 ppm aktif işletme projelerinde ise 1,6 ppm seviyelerinde olduğu, davacı firmanın arama ruhsat sahasında bulunan altın, gümüş, bakır ve molibden madenlerinin ekonomik olarak bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla el numunesi yönteminin yetersiz kaldığı, bu nedenle rezerv miktarının hesaplanamayacağı, maden yatağının ekonomik rezervini belirlemeye yönelik sondaj, yarma ve galeri gibi çalışmaların yapılmadığı, bu nedenle maden yatağının üç boyutlu olarak tespit edilmediği için ekonomik olup olmadığının ve rezerv tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, ruhsat yürürlük sürecinde 5995 Sayılı Kanunla değişikliğe uğrayan Maden Kanunu ve Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği gereğince arama çalışmalarında yapılması zorunlu olan faaliyetlerin yapılmaması durumunda ruhsat iptalinin gerektiği, altın, gümüş, bakır ve molibden madenleri günün metal fiyatları ile değişen sınır tenör değerlerinin olduğu ve her maden yatağının aynı tenörü ve rezervi içermeyeceği, davacı firmanın el numunesi analizlerini yetkin kuruluşlara yaptırılıp yaptırılmadığının tespit edilemediği, davalı kurumun analizleri uluslararası kuruluş olan ACME'ye yaptırmış olmasından dolayı değerlendirmeye esas alındığı, maden yatakları için ön bilgilenme amacıyla yapılan el numunesi analiz sonuçlarına bakılarak değerlendirme yapıldığında, maden varlığını kesin ve net bir şekilde ortaya koymamakla birlikte, davalı kurumun yaptırdığı analizlerden elde edilen sonuçlara göre sahanın ekonomik olarak işletilebilecek tenörlere sahip olmadığı, kanun ve yönetmelikte belirtilen süreler içerisinde arama faaliyetlerinin uygun bir gerçekleştirilmediğinden, sunulan raporların içerik ve nitelik olarak kanun ve yönetmeliklerde belirtildiği düzeyde olmayışından, raporların yetersiz oluşundan ve yapılan analizler ışığında madenin ekonomik olarak işletilebilirliğinin günümüz şartlarında mümkün olmayışı nedenleri ile ruhsat iptali kararının yerinde olduğu " görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davacının rapora yönelik itirazları anılan raporu kusurlandırıcı nitelikte görülmemiş, rapor Dairemizce hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte bulunmuştur.
Olayda, maden varlığı ve ekonomikliğinin net bir şekilde sondaj çalışmaları ile ortaya konulabileceği, arama ruhsatı faaliyet raporlarında rezerv belirleme ve geliştirme çalışmaları kapsamında sondajların yapılacağının davacı tarafından beyan edildiği, ancak rezervin belirlenebilmesi için gerekli olan ve arama dönemi ruhsatı aşamasında yapılması gereken çalışmalardan olan sondaj, yarma, kuyu gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmediği, davalı idarenin sahadan aldığı numunelere davacı tarafından itirazda bulunulmadığı, el numunelerinin analiz sonuçlarına göre sahada bulunan altın, gümüş, bakır tenörlerinin işletilebilir seviyelerin altında olduğu görülmektedir.
Bu durumda, arama çalışmalarında yapılması zorunlu olan faaliyetlerin yapılmadığı, el numunelerinin analiz sonuçlarına göre ise sahada bulunan altın, gümüş, bakır tenörlerinin işletilebilir seviyelerin altında olması nedeniyle işletilmesinin ekonomik olmadığı göz önüne alındığında, davacının arama ruhsatının iptaline ilişkin işlemde hukuka aykırılık, davanın reddine dair mahkeme kararında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, Rize İdare Mahkemesi'nin istinaf başvurusuna konu 02/02/2018 tarihli ve E:2017/408, K:2018/68 Sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 46. maddesinin (h) bendi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 21/01/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)