(2709 S. K. m. 2, 35) (2942 S. K. Ek m. 1, Geç. m. 11) (3194 S. K. m. 10, 18)
İSTEMİN ÖZETİ: ... İli, ... ilçesi, ... Mahallesi'nde bulunan ve tapunun ... ada, … parsel sayılı taşınmazın hisseli maliki olan davacılar, anılan taşınmazın imar planında ilköğretim alanında kalması nedeniyle tasarruf haklarının kısıtlandığı, uzlaşma taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek taşınmazın bedeli olarak ..-TL'nin yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve taşınmazın kullanılamaması nedeniyle ..-TL haksız işgal tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 6745 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda yapılan değişikliklerin görülmekte olan davalara da uygulanması gerektiği açık olup, uygulama imar planlarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl içerisinde yapılması gereken imar programları veya imar uygulamalarının yapılma süresinin 6745 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen Ek Madde 1’in yürürlüğe girdiği 07.09.2016 tarihinden itibaren başlayacak olması nedeniyle, tasarrufu kısıtlanan taşınmazlar hakkında yukarıda belirtilen kanun hükümleri doğrultusunda işlem tesis edilmesi veya ilgililerin dava açabilmesi ancak bu sürenin dolmasından sonra mümkün olabileceğinden, bu aşamada görülmekte olan davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer bulunmadığı, öte yandan, davanın konusunun kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davası olması, fiili elatma olmayan ve çok hisseli bu taşınmazın yatırım kararı öncesinde mevcut haliyle kullanımının davalı idarece engellenmediği gözetildiğinde, bu kapsamda ecrimisil bedeli olarak tazmini gereken bir zarar bulunmadığı gerekçesiyle Antalya 2. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın kamulaştırmasız el atma bedeline yönelik kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, haksız işgal tazminatına yönelik kısmının reddine ilişkin sayılı kararın; davacılardan ... vekilince, Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 11. madde hükmünün Anayasal bir hak olan mülkiyet hakkına getirilen sınırlamanın kaldırılması için kullanılabilecek yasal yollara başvuru hakkını, hak arama hürriyetini ortadan kaldıran bir hüküm olduğu, anılan madde hükmünün Anayasanın 2 ve 35. maddelerine aykırı olduğu, bu maddenin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması, uyuşmazlığın esasının Anayasa Mahkemesince bu konuda verilecek karardan sonra incelenmesi gerektiği, uzun yıllar programa alınmayan imar planının fiilen hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği, bu haliyle idarenin eyleminin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bir niteliğe sahip bulunan kamulaştırmasız el atma olgusunun varlığı için yeterli bulunduğu, öte yandan malikin taşınmazından mülkiyet hakkının kendisine verdiği yetkilerle donatılmış olarak dilediği gibi tasarrufta bulunmasının idarece yıllarca engellenmiş olmasının hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından olan hukuk güvenliğini zedelediği, mülkiyet hakkına kamusal yarar gösterilerek getirilen sınırlamanın malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz bir süre için kullanılamaz hale getirdiği ve hukuk devletinde kişinin hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında bulunması gereken dengenin bozulmasına yol açarak hukuk güvenliğini yok ettiği, anılan kararın vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kısmının davalı idare vekilince, dava konusu taşınmazın ilgili Belediye Başkanlığı'nın kararı ile imar planında okul alanı olarak tahsis edildiği, belediyelerce okul alanı olarak belirlenen alanlarda imar planının hayata geçirilmesi ve kamulaştırma işlemlerinin yapılmasından İmar Kanunu'na göre ilgili belediyenin sorumlu olduğu, 3194 sayılı imar Kanunu'nun 10. ve 18. maddesinin amir hükmü uyarınca imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içerisinde planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar planının hazırlanması gerektiğinden bu programın hazırlanıp hazırlanmadığı ve lehine tahsis yapılan idarelerin görüşünün alınıp alınmadığının tespitinin gerektiği, dava konusu alana ilişkin olarak yapılan imar uygulaması hakkında idarenin görüşünün alınmadığı, husumetin Bakanlık aleyhine yöneltilmesi ve akabinde davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin idareye yüklenilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI ……..'IN SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVACI ……..'IN SAVUNMASININ ÖZETİ: Okul alanı olarak ayrılmış taşınmazda davalı
idarenin tasarruf yetkisinin açık olduğu, yıllardır mağdur edilen müvekkilinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin olarak da mağdur edilmesinin hakkaniyete, usul ve yasaya aykırılık teşkil edeceğinden davalı idarenin istinaf talebinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVACI ….... SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVACI KENDİ ADINA ASALETEN ... SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI İDARE SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge idare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü;
İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenerek kaldırılabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuk ve usule uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, istinaf başvurularının reddine, istinaf aşamasında yapılan 161,30.-TL yargılama giderinin davalı idare, 247,00.-TL yargılama giderinin davacı .... üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin mahkemesince istinaf başvurusunda bulunanlara iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olmak üzere 15/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)