(2709 S. K. m. 36) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Van ili, Merkez …. Mahallesi, 7 pafta, 1957 ada, 1 sayılı parselde bulunan …. Sitesi'nde yer alan davacıya ait konutun, 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde orta hasarlı olarak tespit edilmesi ve güçlendirme kararı alınmasında, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 10.000,00-TL güçlendirme bedeli, 4.200,00-TL kira bedeli ve 10.000,00-TL değer düşüklüğü bedeli olmak üzere toplam 24.200,00-TL maddi tazminatın, yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair Van 2. İdare Mahkemesinin 30/01/2018 tarih ve E:2012/1774, K:2018/115 sayılı kararının kabule ilişkin kısmının davalı idareler tarafından, vekalet ücretine ilişkin kısım yönünden ise davacı vekili tarafından; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından davacının istinaf isteminin reddi gerektiği savunulurken, diğer davalılar ve davacı tarafından ise savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, bu yönden istinaf başvurularının reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kararın, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idareler lehine hükmedilen 2.304,00.-TL nispi vekalet ücretine ilişkin kısmına yönelik davacının istinaf istemine gelince:
Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen, mahkemeye erişim hakkının da bu çerçevede değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi durumlarında mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin uyuşmazlıkları makul sürede çözebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla, davayı kaybetmesi halinde davacıya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, Tarifenin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı 13. maddesindeki düzenlemede, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretine, tarifenin üçüncü kısmına göre, yani nispi olarak hükmedileceği, belirlenecek ücretin ikinci bölüme göre hükmedilen maktu ücretten az olamayacağı düzenlemesi yer almaktadır.
Aynı Tarifenin manevi tazminat davalarında ücreti belirleyen 10. maddesinde ise, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Mevcut durum, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla gelen bir uyuşmazlıkta, 07/11/2013 günlü, Başvuru No:2012/791 sayılı kararıyla; hak edilen tazminatın 3/4'ünün vekalet ücreti adı altında idareye verilmesini, Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde değerlendirmiştir.
Bu nedenle, kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle Tarifenin ilgili kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından ihmali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, davalı idareler lehine, Tarifenin manevi tazminat davalarına ilişkin 10. maddesi kıyasen uygulanarak reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedileceğinin, ancak bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27.02.2017 tarih ve E:2017/4, K:2017/848 sayılı kararında da (manevi tazminat davalarına ilişkin Tarifenin 10. maddesinin kıyasen uygulanarak, maddi tazminat da nisbi vekalet ücretine hükmedilirken davalı lehine hükmedilen miktarın davacı lehine hükmedilen miktarı geçmemesi gerektiği yorumu bakımından) bu yöndedir.
Bu durumda; kabul edilen maddi tazminat nedeniyle davacı lehine 1.090,00.-TL vekalet ücretine hükmedildiğinden, reddedilen maddi tazminat nedeniyle davalı idareler lehine 1.090,00.-TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle:
1- Davalı idarelerin maddi tazminatın kısmen kabulüne yönelik istinaf istemlerinin reddine,
2- Anılan kararın davalı idareler lehine reddedilen maddi tazminat için hükmedilen 2.304,00.-TL vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına,
3- Reddedilen maddi tazminat nedeniyle 1.090,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4- İş bu karar İlk Derece Mahkemesi yargılaması sonucunda yargılama giderlerine ilişkin Kurulan hükümde değişiklik yaratmadığından, bu kısma yönelik olarak yeniden bir hüküm kurulmasına gerek olmadığına, davacının istinaf başvuru kabul edildiğinden, adli yardım talebinin kabulü üzerine istinaf aşamasında davacıdan tahsil edilmeyen 98,10.-TL başvuru harcının davalı idarelerden tahsili için mahkemesince müzekkere yazılmasına, davalı idarelerin istinaf başvuruları reddedildiğinden, istinaf yargılama giderlerinin istemde bulunan davalı idareler üzerlerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın Mahkemesi'nce müsteniflere iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 12.02.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)