(2577 S. K. m. 45) (2886 S. K. m. 75)
İstemin Özeti: Ankara ili, Yenimahalle İlçesi, ..... Mahallesi, 13248 ada, 16 parsel sayılı tamamı Hazineye ait 1.866,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 15,00 m² si üzerinde baz istasyonu yapılmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle 28/02/2014-15/05/2016 dönemi için 180.876,87 TL ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin 22/06/2016 tarih ve 06080105222 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 12. İdare Mahkemesince verilen 20/10/2017 tarih ve E:2016/3461, K:2017/2866 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava, Ankara ili, Yenimahalle İlçesi, ..... Mahallesi, 13248 ada, 16 parsel sayılı tamamı Hazineye ait 1.866,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 15,00 m² si üzerinde baz istasyonu yapılmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle 28/02/2014-15/05/2016 dönemi için 180.876,87 TL ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin 22/06/2016 tarih ve 06080105222 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; Uyuşmazlıkta, her ne kadar davalı idarece Danıştay 13. Dairesinin 10/02/2012 gün ve E.2009/1632, K.2012/331 sayılı kararıyla kira sözleşmesinin dayanağı olan protokol hükümlerinin iptal edilmesinden dolayı davacının dava konusu alanda haksız işgalci olduğu ileri sürülmekte ise de, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un Ek 4. maddesi gereğince, dava konusu alanda ilgili vakfın kiraya verme konusunda yetkili olduğu, ilgili vakfın tasarrufunda olan dava konusu yerle ilgili, Ankara Valiliği'nin ecrimisil tahakkuk etme yetkisinin olmadığı, öte yandan Dini ve Sosyal Hizmet Vakfı ile davacı şirket arasında imzalanan baz istasyonu kurulmasına dair kira sözleşmesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte henüz sona ermediği, bu durumda davacı şirketin fuzuli şagil olduğundan bahisle davacı şirket adına 28/02/2014-15/05/2016 dönemi için 180.876,87 TL ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinin 1. fıkrasında; Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların, gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden bu Kanun'un 9. maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, 13. maddesinde gösterilen komisyonca takdir ve tespit edilecek ecrimisilin isteneceği, ecrimisil talep edilebilmesi için, hazinenin işgalden dolayı bir zarara uğramış olmasının gerekmediği ve fuzuli şagilin kusurunun aranmayacağı, işgal edilen taşınmaz malın, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edileceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 74. maddesine dayanılarak, Maliye Bakanlığınca çıkarılan "Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, Ecrimisil: Hazine taşınmazının İdarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle, İdarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle İdarenin bir zarara uğrayıp uğramadığına veya işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalden önceki haliyle elde edilebilecek muhtemel gelir esas alınarak İdarece talep edilen tazminat: Fuzuli Şagil ise, kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, Hazine taşınmazının zilyetliğini, yetkili idarenin izni dışında eline geçiren, elinde tutan veya her ne şekilde olursa olsun bu malı kullanan veya tasarrufunda bulunduran gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğin "Tespit" başlıklı 84. maddesinde,"(1) Hazine taşınmazlarından kiraya verilen, irtifak hakkı kurulan veya kullanma izni verilenlerin dışında kalanların fiilî durumları, İdarece hazırlanan program dâhilinde mahallinde tespit edilir. Taşınmazların tespitleri yılda en az bir defa yapılır, ancak tespit programlarının süresi beş yıldan fazla olamaz. Bu tespitlerin yapılması konusunda illerde defterdarlar, ilçelerde ise mal müdürleri veya varsa milli emlak müdürleri gerekli tedbirleri alırlar. Tespitten önceki sürelere ait işgal ve tasarruflar sebebiyle ecrimisil takip ve tahsilatı yapılarak bu taşınmazlar denetim ve idare altına alınır., hükmüne "Ecrimisilin tespit ve takdir edilmesi" başlıklı 85. maddesinde,"(Değişik: RG-10/4/2011-27901) Hazine taşınmazlarının kişilerce işgale uğradığının tespit edilmesi hâlinde, tespit tarihinden itibaren onbeş gün içinde "Taşınmaz Tespit Tutanağı"na (Ek-8) dayanılarak, tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere bedel tespit komisyonunca ecrimisil tespit ve takdir edilir.
(2) (Değişik: RG-10/4/2011-27901) Ecrimisilin tespit ve takdirinde; İdarenin zarara uğrayıp uğramadığına ve işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın, taşınmazın işgalci tarafından kullanım şekli, fiili ve hukuki durumu ile işgalden dolayı varsa elde ettiği gelir, aynı yer ve mahalde bulunan emsal nitelikteki taşınmazlar için oluşmuş kira bedelleri veya ecrimisiller, varsa bunlara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları, ilgisine göre belediye, ticaret odası, sanayi odası, ziraat odası, borsa gibi kuruluşlardan veya bilirkişilerden soruşturulmak suretiyle edinilecek bilgiler ile taşınmazın değerini etkileyecek tüm unsurlar göz önünde bulundurulur. İşgalin şekli, Hazine taşınmazının konumu ve taşınmazdan elde edilen gelir gibi unsurlar itibariyle asgari ecrimisil tutarlarını belirlemeye Bakanlık yetkilidir.", hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Maliye Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında imzalanan 21/12/2006 tarihli protokol ile hazineye ait taşınmazlar üzerindeki camilere baz istasyonu kurdurulma yetkisinin Diyanet İşleri Başkanlığı'na verildiği, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da bu yetkiyi Dini ve Sosyal Hizmetler Vakfı eliyle yürüttüğü, bu protokol kapsamında davacı iletişim hizmetleri şirketi ile,Ankara ili, Yenimahalle İlçesi, ..... Mahallesi, 13248 ada, 16 parsel sayılı tamamı Hazineye ait 1.866,00 m² yüzölçümlü taşınmaz üzerinde bulunan camide baz istasyonu ve ekipmanlarının kurulumu için Dini ve Sosyal Hizmetler Vakfı ile kira sözleşmesi yapılarak baz istasyonu inşa edildiği, kira sözleşmesinin 21/06/2007 ile 31/12/2016 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığı, söz konusu protokolün Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 14/06/2011 tarih ve 2011/90 sayılı kararı ile camilere baz istasyonu kurulması ile ilgili kısmının yürütmesinin durdurulduğu, Danıştay 13. Dairesi'nin 10/02/2012 tarih ve E:2009/1632 K:2012/331 sayılı kararı ile de iptal edildiği, Başbakanlık Diyanet İşleri Başkanlığının Dini ve Sosyal Hizmet Vakfına hitaben yazılan 27/02/2014 tarih ve 1602 sayılı yazısında, cami ve müştemilatlarında baz istasyonu kurulmasına ilişkin işlemlerin yürütme yetkisinin kalmadığının, baz istasyonları ile ilgili kira sözleşmelerinin Vakıfça tek taraflı olarak feshedilmesi gerektiğinin belirtildiği, Dini ve Sosyal Hizmet Vakfı tarafından davacı şirkete gönderilen 28/02/2014 tarih ve 43 sayılı yazıda, Danıştay 13. Dairesi'nin 10/02/2012 tarih ve E:2009/1632 K:2012/331 sayılı iptal kararı gereği baz istasyonu kiralamalarının hukuki dayanağının ortadan kalktığından bahisle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 27/02/2014 tarihli yazısına istinaden belirlenen baz istasyonlarının sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiği, izleyen süreçte davalı idarece 15/05/2016 tarihinde mahallinde yapılan tespitte Ankara ili, Yenimahalle İlçesi, ..... Mahallesi, 13248 ada, 16 parsel sayılı tamamı Hazineye ait 1.866,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 15,00 m² si üzerinde davacı şirkete ait baz istasyonu bulunduğunun tespiti üzerine kira sözleşmesinin Dini ve Sosyal Hizmet Vakfı tarafından tek taraflı olarak feshedildiği tarih olan 28/02/2014 tarihi ile tespit tarihi olan 15/05/2016 tarihine kadar olan süre için 180.876,87 TL ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin 22/06/2016 tarih ve 06080105222 sayılı ecrimisil ihbarnamesinin düzenlendiği, bakılmakta olan davanın da anılan işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, kira sözleşmesinin Dini ve Sosyal Hizmet Vakfı'nın 28/02/2014 tarihli ve 43 sayılı yazısı ile tek taraflı olarak feshedilmesiyle birlikte, davalı idarenin her hangi bir izni ve muvafakatı olmaksızın hazineye ait taşınmazın baz istasyonu kurulmak suretiyle kullanılması, fuzuli işgal olduğundan, bu işgal nedeniyle davacıdan ecrimisil istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı şirketin ecrimisil tutarının fahiş olduğu iddiasına gelince; ecrimisil bedelinin baz istasyonunun taşınmaz üzerindeki işgal alanı üzerinden değil, kullanım amacı ve verdiği hizmet esas alınarak ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde günün emsal ve rayiçlerine uygun olarak belirlendiği sonucuna varıldığından, davacının aksi yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir.
Bu durumda; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan baz istasyonu nedeniyle kira sözleşmesinin fesih tarihi olan 28/02/2014 tarihinden tespitin yapıldığı 15/05/2016 tarihleri arası dönem için 180.876,87 TL ecrimisil bedeli tahakkuk ettirilmesi yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 12. İdare Mahkemesince verilen 20/10/2017 tarih ve E:2016/3461, K:2017/2866 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı Yasa'nın 45/4. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan, mahkeme safhasına ait 281,50 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına; istinaf safhasına ait 60,00 TL yargılama gideri ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.090,00 TL vekalet ücretinin ise davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasa'nın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay ilgili Dairesine temyiz yolu açık olmak üzere, 08.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)