(2577 S. K. m. 2, 12)
İSTEMİN ÖZETİ: Çorum İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Asayiş Komando Bölük Komutanlığı emrinde görev yapan davacı tarafından, Diyarbakır Jandarma Özel Harekat Taburu 1. Bölük Komutanlığında Unsur Komutanı olarak görev yaptığı dönemde, 10/01/2016 tarihinde bölücü terör örgütü ile bir evin içerisinde yaşanan çatışma esnasında patlatılan EYP ve atış sesleri nedeniyle sol kulağında meydana gelen işitme kaybı sonucu işgücü (efor) kaybı yaşadığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.000,00-TL maddi ve 30.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada;''...Davacının maddi tazminat talebi yönünden; Olay nedeniyle kamu görevlisi olan davacıda kalıcı bir sakatlık meydana gelip gelmediği bunun beden gücü kaybına neden olup olmadığının tespiti amacıyla Mahkememizin 05/12/2017 tarihli ara kararı ile davacının Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde alanında uzman hekimlerce oluşturulacak bir sağlık kurulu tarafından muayene edilmesine karar verilmiş olup; yapılan muayene sonucu düzenlenen engelli sağlık kurulu raporunun incelenmesinden davacının yüksek frekanslarda kalıcı işitme kaybının mevcut olduğu ancak engel oranının ''0'' (sıfır) olduğu, yani anılan durumu davacıda kalıcı bir sakatlık meydana getirmediği anlaşılmıştır. Yukarıda aktarılan ilke ve hükümler uyarınca kamu görevlilerinin, görevlerinin neden ve etkisinden kaynaklanan güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminat istemleri hakkında karar verilebilmesinin ilk şartı olay nedeniyle kamu görevlisinde kalıcı sakatlık meydana gelmesi ve bu kalıcı sakatlığın kamu görevlisinde beden gücü kaybına neden olması olup; bu kapsamda kamu görevlisi olan davacıda olay nedeniyle kalıcı bir sakatlık meydana gelmediği, engel oranının ''0'' (sıfır) olduğu anlaşıldığından, efor kaybından kaynaklanan maddi tazminat talebinin reddedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacının manevi tazminat talebi yönünden ise; Manevi tazminat, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir. Davacının, görevi sırasında bölücü terör örgütü mensupları ile girilen çatışma esnasında dar bir alanda yoğun atış sesine maruz kaldığı ve ses ve basıncın etkisiyle işitme kaybı yaşadığı, sevk edildiği Diyarbakır Askeri Hastanesi'nin 09/05/2016 tarihli raporunda yaralanmanın BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, vücutta kemik kırığına neden olmadığı, sol kulakta yüksek frekanslarda kalıcı sensörinöral işitme kaybının olduğuna ilişkin kati hekim raporunun tanzim edildiği, olayın oluş şekli ve niteliği de dikkate alındığında, davacı tarafından duyulan elem ve üzüntüyü kısmen de olsa gidermesi için davacının tarafından talep edilen manevi zarar karşılığı 15.000,00-TL'nin tazmin edilmesi gerektiği...'' gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddi, manevi tazminat talebinin kısmen reddi, kısmen kabulü ile 15.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesi yolunda Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/03/2018 gün ve E: 2017/79, K: 2018/576 sayılı kararın; olayda idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun olmaması nedeniyle tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı, maddi ve manevi zararları karşılığı 2330 sayılı Kanun kapsamında ödeme yapıldığı, bunun dışında tazminat istenmesine olanak bulunmadığı, 3713 sayılı Kanun kapsamında da tüm haklarının davacıya verildiği, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, manevi tazminatın takdiren belirlenmesi nedeniyle faiz işletilmesine olanak bulunmadığı ileri sürülerek, 2577 sayılı Kanun'un 45.maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: (Savunma dilekçesi verilmemiştir.)
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenip kaldırılabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesinin 2.fıkrasının atıfta bulunduğu aynı Kanunun 49.maddesinin 2.fıkrasında yazılı nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Dosyadaki belgeler ile istinaf dilekçesindeki iddiaların incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararın ve dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/03/2018 gün ve E: 2017/79, K: 2018/576 sayılı karar hukuka uygun bulunduğundan, istinaf başvurusunun reddine, posta giderinden ibaret 97,00.-TL yargılama giderinin istinaf yoluna başvuran davalı idareler üzerine bırakılmasına, istinaf gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının ilgilisine iade edilmesine,17/01/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. (¤¤)