(2577 S. K. m. 7, 45) (213 S. K. m. 93, 107)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacının, takdir komisyonu kararına istinaden 2016/02 dönemine ilişkin olarak adına re'sen tarh olunan vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisinin kaldırılması istemiyle açtığı davanın; mahkemeleri tarafından 13/12/2017 tarihinde yapılan ilk incelemeye esas ara kararı ile davacının e-tebligat başvurusu yapıp yapmadığı, başvuru yapmışsa başvuru belgesinin davalı idareden istenildiği, ara karara istinaden gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olması nedeniyle e- tebligata tabi olduğu, davacı tarafından internet vergi dairesi yoluyla, TC kimlik numarası, vergi numarası, unvan, doğum yeri ve tarihi ile telefon ve adres bilgileri girilmek suretiyle 16/12/2015 tarihinde e-tebligat başvurusu yapılarak sistemin aktif hale getirildiği, davalı idarece yapılan elektronik tebliğ işleminin usul ve yasaya uygun olduğu, elektronik tebliğ evrakının, muhatabın elektronik ortamdaki adresine veya telefonuna ulaştığı 30.10.2016 tarihini izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı, bu tarihten itibaren 30 gün içinde açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 03.10.2017 tarihinde Mahkemenin kayıtlarına giren dava dilekçesiyle açılan davanın, süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin Adana 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 09/01/2018 gün ve E:2017/1005, K:2018/4 sayılı kararın, davacının elektronik tebligat adresinin bilgisi dışında alındığı, vergi dairesince belirtilen telefon hattının kendisine ait olmadığı, numaranın sisteme kendisi tarafından eklenmediği, dolayısıyla dava konusu işlemlerden zamanında haberdar olmadığı, elektronik tebligat edinme şekli nedeniyle gerekli kontroller ve denetim yapılmadığı için mağdur olduğu, dolayısıyla verilen kararda hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının ilgili davayı süresi içinde ikame etmediği ve bu durumun aksini ispatlamaya yarar herhangi bir bilgi ve belgeyi de dosyaya sunmadığı, dolayısıyla istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin 1. bendinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 107/A maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93'üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği; elektronik ortamda tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı; Maliye Bakanlığının, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Maliye Bakanlığına verilen yetkiye istinaden Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre tebliği gereken evraka ilişkin tebligatın elektronik ortamda yapılmasının sağlanması ile ilgili usul ve esasları belirlemek için çıkarılan ve 27/08/2015 tarih ve 29458 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 456 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin 3.maddesinin (ç) bendinde, elektronik tebligat; 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrakın Elektronik Tebligat Sistemi ile muhatapların elektronik adreslerine tebliğ edilmesi; (d) bendinde elektronik tebligat adresinin, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından internet vergi dairesi bünyesinde oluşturulacak tebliğe elverişli elektronik ortam olarak tanımlandığı; "Elektronik Tebligatın Gönderilmesi ve Muhatabına İletilmesi" başlıklı 6. maddesinde, 213 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliği gereken evrağın elektronik imza ile imzalanacağı ve vergi dairesi adına Başkanlık tarafından tebliğ yapılacak muhatabın elektronik adresine iletileceği, elektronik tebligat sistemine internet vergi dairesi üzerinden erişileceği, internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresine sahip olan gerçek ve tüzel kişilerin şifreleriyle elektronik tebligat adreslerine ulaşacakları, internet vergi dairesi kullanıcı kodu, parola ve şifresi olmayan gerçek kişilerin ise sisteme her girişte yapılan kimlik doğrulaması ile elektronik tebligat adreslerine erişecekleri, Kanunun 107/A maddesi gereğince, elektronik imzalı tebliğ evrağının, muhatabın elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı; 10. maddesinde ise Kanun hükümlerine göre tebliğ gereken evrağın muhataplara elektronik tebligat sistemi ile tebliğ edilebileceği gibi Kanunda yer verilen diğer tebligat hükümlerine göre de tebliğ edilebileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı adına 2016/02 dönemi için tarh edilen vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisine ilişkin ihbarnamenin, davacıya 30/10/2016 tarihinde e-tebligat yoluyla gönderildiği, davacının 03/10/2017 tarihinde söz konusu ihbarnameyi dava konusu yaptığı, Vergi Mahkemesince de, 30/10/2016 tarihinde elektronik olarak tebliğ edilen cezalı tarhiyatlara karşı tebligatın adrese ulaştığı tarihi izleyen beşinci günü takip eden 30 gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçtikten sonra açılan davanın esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın süreaşımı yönünden reddine karar verildiği görülmüştür.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının elektronik tebligattan haberdar olmasını sağlayacak e-tebligatın davacıya ulaşıp ulaşmadığı buna göre de davanın süresi içinde açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
456 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile getirilen usul ve esaslar uyarınca elektronik ortamda yapılacak tebligat için ilgililerin "Elektronik Tebligat Talep Bildirimi" doldurarak başvurduğu ve bu yolla kendilerine bir elektronik tebligat adresi ve şifre verildiği, aynı formun "Bilgilendirme Tercihleri" başlıklı bölümde, ayrıca SMS veya E-posta ile bilgilendirilmek isteyen mükellefler için de adres ve telefon bilgileri alındığı görülmektedir.
Olayda, Adana 2. Vergi Mahkemesinin ara kararı üzerine davalı tarafından ibraz edilen davacıya ait e-tebligata tabi mükellefler sorgusunda yer alan bilgilere göre, sistemde elektronik ortamda tebliğ yapılabilmesi için gerekli olan davacıya ait herhangi bir elektronik posta adresinin kayıtlı olmadığı, sadece davacının cep telefonu bilgisinin yer aldığı, bu haliyle idare tarafından e-tebligat yoluyla yapıldığı belirtilen tebliğin sadece sistemde kayıtlı telefona SMS mesajı gönderilmek suretiyle gerçekleştirildiği bunun dışında davalı idarenin, elektronik ortamda yapıldığını belirttiği tebligattan davacının haberdar olduğuna dair herhangi bir bilgi veya belge ibraz etmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı telefonuna gönderilen mesajın bilgilendirme amaçlı olduğu, yasal düzenlemeler gereği davacı adına düzenlenen ihbarnamenin elektronik ortamda muhatabına usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin kabulüne olanak bulunmadığı dolayısıyla davacının internet üzerinden yaptığı borç sorgulaması sonucu söz konusu tebligattan haberdar olduğu 22/09/2017 tarihine göre 03/10/2017 tarihinde kayıtlara giren dava dilekçesiyle açılan davanın süresinde olduğunun kabulü gerektiğinden, davanın süre aşımı yönünden reddine dair verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, Adana 2. Vergi Mahkemesi'nce verilen 09/01/2018 gün ve E:2017/1005, K:2018/4 sayılı "davanın süre aşımı yönünden reddine" ilişkin kararın kaldırılmasına, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/5. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine, istinaf yargılama giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince dikkate alınacağından, bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 07.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)