(2709 S. K. m. 153) (5015 S. K. m. 8, 19) (2577 S. K. m. 45)
İstemin Özeti: ….. adresinde ..... Petrol isimli akaryakıt istasyonunu işleten davacı şirketin, 5015 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasının (a) bendi ile Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38 inci maddesinin (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak bayisi olduğu dağıtıcı haricinde akaryakıt temin ettiğinin tespit edildiğinden bahisle hakkında, 5015 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin 3 numaralı alt bendi ile yine aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendi gereğince 170.000,00 TL idari para cezası tesis edilmesine dair 24.03.2016 tarihli ve 6172-38 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada; davanın reddine ilişkin olarak Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/06/2017 gün ve E:2016/2920, K:2017/2218 sayılı kararın; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; …… adresinde ..... Petrol isimli akaryakıt istasyonunu işleten davacı şirketin, 5015 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasının (a) bendi ile Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 38 inci maddesinin (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak bayisi olduğu dağıtıcı haricinde akaryakıt temin ettiğinin tespit edildiğinden bahisle hakkında, 5015 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin 3 numaralı alt bendi ile yine aynı maddenin ikinci fıkrasının (d) bendi gereğince 170.000,00 TL idari para cezası tesis edilmesine dair 24.03.2016 tarihli ve 6172-38 sayılı davalı idare işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanun'un "Bayiler" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; Bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin (teknik, güvenlik, kapasite, çevre vb.) Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetini yürütecekleri düzenlenmiş, aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde; Bayilerin lisanslarının devamı süresince, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
5015 sayılı Kanun'un "idari para cezaları" başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 3 numaralı alt bendinde;5, 6, 7, 8 ve 17. maddelerin ihlali halinde, sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verileceği, aynı madenin 2. fıkrasının (d) bendinde de;8. maddenin ihlali halinde bayiler için (c) bendinde yer alan cezanın beşte birinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 16/06/2017 günlü ve E.2016/2920, K:2017/2218 sayılı kararıyla; davacı şirketin bayisi olduğu dağıtıcı haricinde başka bir yerden akaryakıt tedarik ettiği, bu hususun usulüne uygun olarak yapılan soruşturma ve inceleme sonucunda şüpheye yer bırakmayacak şekilde sübuta erdiği, şirket yetkililerinin Yalova 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen ceza yargılamasından beraat etmiş olmalarının şirket hakkındaki idari soruşturmaya engel oluşturmayacağı hususları dikkate alındığında, davacı şirketin söz konusu fiiller nedeniyle, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca belirlenen para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1.fıkrasına, aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca tesis edildiği görülmekte olup, Danıştay Onüçüncü Dairesince; 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin ''Aşağıdaki hallerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir" bölümünün, bendin (3) numaraları alt bendindeki "8. maddenin ihlali" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesinin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; "Bayilerin bağlı bulundukları dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri durumunda öngörülen idari para cezasının ''regülatif idari para cezası'' niteliğinde maktu olarak düzenlendiği, bu cezada, işletmelerin ekonomik büyüklüğü ve sınıfına ilişkin herhangi bir kademelendirmenin yapılmadığı, buna göre, tek pompa ile faaliyet gösteren ve idari para cezası miktarı kadar yıllık cirosu bulunmayan bir akaryakıt istasyonu ile büyük ölçekteki akaryakıt işletenler açısından yükümlülüğün ihlali halinde verilecek cezanın miktarı aynı olmakla birlikte, para cezasının miktarının yüksek olması göz önüne alındığında tek pompa ile faaliyet gösteren ve cirosu yüksek olmayan akaryakıt bayisi için verilen cezanın daha ağır sonuçlar doğurabildiği, diğer taraftan, bayilerin bağlı bulundukları dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri durumunda maktu idari para cezası ile cezalandırılmalarının öngörülmesi nedeniyle, idari para cezası uygulanırken fiilin işleniş şekli, diğer bir ifadeyle akaryakıtın ikmalinin ne şekilde yapıldığı, failin kusur durumu, başka bir ifadeyle bayinin fiili kasıtla veya taksirle işleyip işlemediği ve ikmal edilen akaryakıtın miktarı gibi hususların da dikkate alınmadığı, bu itibarla bayilerin bağlı bulundukları dağıtıcı haricinde başka dağıtıcılardan veya onların bayilerinden akaryakıt ikmal etmeleri halinde fiilin haksızlık içeriği, bayilerin kusur durumu dikkate alınmadan, ekonomik büyüklüklerine ve sınıflarına göre adil bir denge gözetilmeden, itiraz konusu kuralla ölçülü ve makul olmayan idari para cezası ile cezalandırılmalarının hukuk devletinin gereği olan "adalet" ve "hakkaniyet" ilkeleriyle bağdaşmadığı" gerekçesiyle, iptali istenilen maddenin, 5015 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Bir başka anlatımla, Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme yapması için olanak tanımak ve ortada hukuki boşluk yaratmamak amacına yönelik olup, yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmaz.
Diğer yandan, Anayasanın 153. maddesine göre, yasama, yürütme ve yargı organları için bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının, bu karardan önce açılmış bulunan ve henüz sonuçlanmamış olan tüm davalara uygulanması gerekmektedir. Kaldı ki; Anayasa Mahkemesince verilen İptal Kararı 03.02.2017 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Bu durumda; davacıya verilen idari para cezasının yasal dayanağının Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu, Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı ile ortaya konulduğundan, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/06/2017 gün ve E:2016/2920, K:2017/2218 sayılı kararın kaldırılmasına; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline; aşağıda dökümü yapılan, mahkeme ve istinaf safhasına ait toplam 306,75-TL yargılama giderinin ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 990,00- TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, mahkeme ve istinaf safhasında yatırılan posta gideri avansından artan miktarın istenilmesi halinde istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 46. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren30 (otuz) gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 14.03.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)