(5510 S. K. Geç. m. 4) (5434 S. K. m. 89)
İSTEMİN ÖZETİ: Davalı İdare tarafından, Ankara 10. İdare Mahkemesi’nce verilen 28.06.2018 tarih ve E:2018/549; K:2018/1528 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, Emekli Sandığı emeklisi iken 09.04.2015 tarihinde vefat eden murisi K1'nun 30 yılın üstündeki hizmet süresi için emekli ikramiyesinin enflasyon farkıyla birlikte ödenmesi istemiyle aynı Kanun uyarınca yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile 6770 sayılı kanun hükmü uyarınca tahakkuk ettirilen emekli ikramiyesi farkı ile bu tutarın enflasyon güncellenmesine tabi tutularak enflasyon farkının da ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; davalı idarece 30 hizmet yılından fazla sürelere ilişkin emekli ikramiyesinin emekli aylığının bağlandığı tarihteki katsayılar üzerinden hesaplanarak tahakkuk ettirildiği, davacının murisinin emekli ikramiyesine hak kazandığı tarihten ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında, mülkiyet hakkı kapsamında olan bu alacağın değer kaybına uğratılarak tahakkuk ettirildiğinin açıkça görüldüğü, bu durumda, davacının murisinin emekli aylığı bağlandığı tarihteki katsayılar üzerinden hesaplanan emekli ikramiyesi farkı alacağının, ödemenin yapılacağı tarihteki Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığının ödenmesi hukuka ve hakkaniyete daha uygunken, aksi yönde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, nitekim Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun 2014/7621 başvuru numaralı, 25/7/2017 tarihli kararı da aynı yönde olduğu gerekçesiyle dava konu işlemin iptaline, davacının ikramiye farkı alacağının, ödemenin yapılacağı tarihteki Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybının giderilmiş karşılığının mükerrer ödemeye sebebiyet verilmeden ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
08.06.1949 tarih, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun, 17.01.2012 tarih ve 6270 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 89. maddesinin 4. fıkrasında; "Yukarıdaki fıkralara göre verilecek emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler ile mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda anılan maddede yer alan ''... verilecek emeklilik ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla süreler ... dikkate alınmaz.'' ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 07.01.2015 tarih ve 29229 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.12.2014 tarihli ve E:2013/111, K:2014/195 sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine 27.01.2017 tarih ve 29961 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6770 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'na eklenen geçici 226. maddede; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce otuz yıldan fazla emekli ikramiyesine müstahak hizmet süreleri bulunmasına rağmen, otuz tam hizmet yılı üzerinden emekli ikramiyesi ödenenlere, otuz yılı aşan her tam hizmet yılı için 50 Türk lirasının altında olmamak üzere, görevlerinden ayrıldıkları tarihteki emekli keseneğine esas aylık unsurları üzerinden aylıklarının başlangıç tarihindeki katsayılar ve emekli ikramiyesi ödenmesine esas hükümler dikkate alınarak tahakkuk ettirilecek emekli ikramiyesinin, kendilerinin veya hak sahiplerinin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden bir yıl içerisinde başvuruda bulunmaları şartıyla, 7.500 Türk lirasına kadar olan kısmı başvuru tarihinden itibaren üç ay içerisinde, varsa kalan kısmı ise ilk ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte takip eden yılın aynı ayı içerisinde ödenir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başvuru yapıp dava açmamış olanların başvuruları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yapılmış sayılır. Bu fıkra kapsamında ödenecek toplam ikramiye tutarı hiçbir şekilde 100 Türk lirasının altında olamaz.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar birinci fıkra hükümlerine göre ödenir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekalet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan itiraz veya temyiz başvurularından vazgeçilmiş sayılır." kuralına yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Emekli Sandığı emeklisi iken 09.04.2015 tarihinde vefat eden murisi K1'nun 30 yılın üstündeki hizmet süresi için emekli ikramiyesinin enflasyon farkıyla birlikte ödenmesi istemiyle 6770 sayılı Kanun uyarınca davacı tarafından 30.11.2017 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddedildiği ve murisinin 30 yılı aşan hizmet süresine ilişkin olarak 6770 sayılı Kanun uyarınca tahakkuk ettirilen 600,00.-TL'nin emanet hesabına alınarak davacıya ödenmediği anlaşılmıştır.
6770 sayılı Kanunla 5434 sayılı kanuna eklenen geçici 226. madde uyarınca, ilgililere başvuruları üzerine 30 yılı aşan hizmet süresine ilişkin emekli ikramiyesi tutarının 7.500,00.-TL'na kadar olan kısmının başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde ödenmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin davacının bu yoldaki başvurusunun zımnen reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Davacının, murisinin 30 yılı aşan hizmetine karşılık ödenecek emekli ikramiyesinin enflasyon farkı gözetilerek güncellenerek ödenmesi istemine gelince:
5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 6270 sayılı Kanun ile değişik 89/1. maddesinde; "Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir......" hükmüne yer verilmiş, aylık bağlamaya esas tutarın nasıl hesaplanacağı ise, 5434 sayılı Kanunun 41 ve Ek 70. maddelerinde düzenlenmiştir.
5434 sayılı Kanunun Ek 70.maddesinde, emekli kesenek ve kurum karşılığına esas alınan tutarların nasıl hesaplanacağı gösterilmiş, bu şekilde bulunan tutarların, bu Kanuna göre hesaplanan emekli, adi malüllük ve vazife malüllüğü ile dul ve yetim aylıklarının hesabında da dikkate alınacağı belirtilmiş, 41.maddesinde ise, emekli aylıklarının hesaplanmasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43.maddesinde yer alan gösterge tablosu ve personel kanunlarındaki ek göstergelerin esas alınacağı, aylıkların, bu şekilde tespit edilen gösterge ve ek gösterge rakamlarının, her yıl Bütçe Kanununda tespit edilen katsayılarla çarpımı sonucu bulunan tutar üzerinden bağlanacağı kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, otuz yılı aşan hizmet süreleri bakımından ikramiye ödenmesine engel oluşturan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine, münhasıran otuz yıldan fazla hizmet süresi bulunan emeklilere, hangi tarihlerde ve ne şekilde ikramiye farkı ödeneceğine ilişkin olarak, 27.01.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6770 sayılı Kanunun 1.maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 226.maddesiyle de, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce otuz yıldan fazla emekli ikramiyesine müstahak hizmet süreleri bulunmasına rağmen, otuz tam hizmet yılı üzerinden emekli ikramiyesi ödenenlere, otuz yılı aşan her tam hizmet yılı için...., görevlerinden ayrıldıkları tarihteki emekli keseneğine esas aylık unsurları üzerinden aylıklarının başlangıç tarihindeki katsayılar ve emekli ikramiyesi ödenmesine esas hükümler dikkate alınarak tahakkuk ettirilecek emekli ikramiyesinin.. ödenir. " şeklinde özel düzenleme yapılmıştır.
Görüleceği üzere, gerek 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun ikramiye ödenmesine ilişkin hükümleri, gerekse münhasıran otuz yıldan fazla hizmet süresi bulunanlara ikramiye farkı ödenmesine ilişkin olarak yürürlüğe konulan 6770 sayılı Kanunun 1.maddesi hükmü karşısında, söz konusu ikramiye farkı ödemelerinin tespitinde, belirtilen yasa hükümlerinde kurala bağlanan hesaplanma yöntemi dışında, başka bir hesaplanma yönteminin tercih edilmesine olanak yoktur.
Bu durumda, dava konusu işlemin, davacının 6770 sayılı Kanun uyarınca tahakkuk ettirilen ikramiye farkının, enflasyon karşısında oluşan değer kaybının da hesaplanarak ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Her ne kadar Mahkemece; Anayasa Mahkemesi tarafından, benzer bir konuda yapılan bireysel başvuru üzerine verilmiş olan Ferda Yeşiltepe kararındaki gerekçelerle, davacıya ödenmiş olan ikramiye farkı alacağının, enflasyon karşısında uğramış olduğu değer kaybının da ödenmesi gerektiğine karar verilmiş ise de;
Anayasa Mahkemesinin, Hikmet Kuleci (B. No:2018/5145, 28.11.2018)kararında; otuz yılı aşan hizmet süreleri bakımından ikramiye ödenmesine engel oluşturan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine, iptal kararlarının etkisi ve hukuksal sonuçlarına ilişkin kurallar çerçevesinde, geriye dönük olarak bir ikramiye farkı ödemesi yapılmaması söz konusu iken, yasama takdiri çerçevesinde, geçmişte emekli olup otuz yıldan fazla hizmet süresi bulunanlar yönünden, 27.01.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan 6770 sayılı Kanunun 1.maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen Geçici 226. maddede; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce otuz yıldan fazla emekli ikramiyesine müstahak hizmet süreleri bulunmasına rağmen otuz hizmet yılı üzerinden emekli ikramiyesi ödenmiş olanlara da ikramiye farkı ödemesinin öngörüldüğü, yargılama devam ederken yapılan bu kanuni düzenleme karşısında, başvurucunun söz konusu ikramiye farkı alacağına kanunun yürürlüğe girdiği 27.01.2017 tarihinde hak kazandığını, bu yönüyle olayın, Ferda Yeşiltepe karanına konu edilen bireysel başvuru şikayetinden farklı olduğu, dolayısıyla 6770 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih ile başvurucuya ikramiye farkının ödendiği aynı yılın Ağustos ayı itibariyle yapılan değerlendirme sonucunda, başvurucunun ikramiye farkının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmadan ödendiğinin anlaşıldığı, böylelikle mülkiyet hakkının ihlal edilmediği sonucuna varıldığı, dolayısıyla başvurunun açıkça dayanaktan yoksun bulunduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar verildiği görülmüştür.(Hikmet Kuleci, 40-46 &)
Buna göre, Mahkemece, Anayasa Mahkemesinin Ferda Yeşiltepe kararı gerekçe gösterilerek, davacıya ödenmiş olan ikramiye farkının, enflasyon karşısında oluşan değer kaybının hesaplanarak ödenmesi gerektiği yolundaki gerekçesinde de isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin İSTİNAF BAŞVURUSUNUNKABULÜNE, Ankara 10. İdare Mahkemesi’nce verilen 28.06.2018 tarih ve E:2018/549; K:2018/1528 sayılı kararının KALDIRILMASINA; dava konusu işlemin, davacının murisinin 30 yılı aşan hizmet süresine ilişkin ikramiye farkının güncellenerek ödenmesi isteminin zımnen reddine ilişkin kısmının iptali isteminin REDDİNE, dava konusu işlemin davacının murisinin 30 yılı aşan hizmet süresine ilişkin ikramiye farkının 6770 sayılı kanun uyarınca hesaplanarak ödenmesi isteminin zımnen reddine ilişkin kısmının iseİPTALİNE,6770 sayılı kanun uyarınca tahakkuk ettirilen ikramiye farkının davacıya ÖDENMESİNE, Mahkeme aşaması ve istinaf aşamasına ait toplam 246,00.-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 123,00.-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, yargılama giderinin 123,00.-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 1.362,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından varsa artan miktarın istemi halinde ilgili taraflara iadesine, 27.03.2019 tarihinde oybirliğiyle ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi. (¤¤)