(2709 S. K. m. 23) (6458 S. K. m. 9)
İSTEMİN ÖZETİ: Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacı tarafından, hakkında G-89, Ç-138 ve Ç-141 tahdit koduyla birlikte tesis edilen Türkiye'ye giriş yasağı işleminin iptali istemiyle açılan davada; davalı idarece işlemin gerekçesi olarak, jeopolitik konumu gereği Türkiye'yi çatışma bölgelerine geçiş yapmak için kullanan yabancıların, ülkeye giriş yapmalarını, ülkeyi güzergah olarak kullanmalarını, ülkede terör faaliyetlerinde bulunmalarını önlemek ve davacının kamu güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye sokacağı hususlarının gösterildiği, bunu da Antalya Havalimanı'ndaki görevli personel tarafından yapılan profil çalışması sonucunda, davacının Irak ve Suriye bölgesinde devam etmekte olan olaylara katılmak üzere gelmiş olabileceği tahminine dayandırdığı, davacının ülkemizi çatışma bölgelerine geçiş için güzergah olarak kullandığına, uluslararası savaşçı olduğuna veya başka herhangi bir şekilde ülkemiz için güvenlik tehdidi oluşturduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, dosyada davacının genel güvenliği tehdit ettiğine dair herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığı, davacının profil değerlendirilmesinin nasıl yapıldığına, hangi yönlerden şüphe uyandırdığına, Irak ve Suriye bölgesindeki çatışmalara katılma ihtimali olduğu kanısına nasıl varıldığına dair hiç bir bilgi ve belge sunulmadığı, salt tahmine ve öngörüye dayanılarak seyahat özgürlüğünü kısıtlayacak şekilde işlem tesis edilemeyeceği, dolayısıyla tahdit kodlarının dayanağının davalı idarece ispatlanamadığı anlaşıldığından, davacının nesnel durumuna göre değerlendirme yapılması gerekirken somut bir gerekçeye dayanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 11/04/2018 gün ve E: 2017/2813, K: 2018/778sayılı kararın, davalı idare vekili tarafından, uluslararası terörizm ile mücadele adı altında devletin hükümranlık yetkisinin bulunduğu, savunmalarının mahkeme tarafından nazara alınmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10.İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacı tarafından, hakkında G-89, Ç-138 ve Ç-141 tahdit koduyla birlikte tesis edilen Türkiye'ye giriş yasağı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın "Yerleşme Ve Seyahat Hürriyeti" başlıklı 23. maddesinde, "Herkes, yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak; Seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek; Amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir. Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz." hükmü yer almaktadır.
BM tarafından, 16 Aralık 1966 tarihli, 2200A (XXI) sayılı Genel Kurul Kararıyla kabul edilen ve 23 Mart 1976 tarihinde yürürlüğe giren (Türkiye'nin taraf olduğu),Medeni Ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 12. maddesi şöyledir:
"1. Yasal olarak bir Devletin ülkesinde bulunan herkes, o ülke içinde özgürce hareket etme hakkına ve ikametgahını seçme özgürlüğüne sahiptir. 2. Herkes, kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeyi terketmekte özgürdür. 3. Yukarıda sözü edilen haklara, ulusal güvenliği, kamu düzenini, kamu sağlığını ya da genel ahlakı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini korumak üzere yasalarla konmuş ve bu Sözleşme'de tanınan diğer haklarla uyumlu olanlar dışında herhangi bir sınırlama konulamaz. 4. Hiç kimse, kendi ülkesine girme hakkından keyfi olarak yoksun bırakılamaz."
11.04.2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 9.maddesinde; "(1) Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir.(2) Türkiye’den sınır dışı edilen yabancıların Türkiye’ye girişi, Genel Müdürlük veya valilikler tarafından yasaklanır.(3) Türkiye’ye giriş yasağının süresi en fazla beş yıldır. Ancak, kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından ciddi tehdit bulunması hâlinde bu süre Genel Müdürlükçe en fazla on yıl daha artırılabilir.(4) Vize veya ikamet izni süresi sona eren ve bu durumları yetkili makamlarca tespit edilmeden önce Türkiye dışına çıkmak için valiliklere başvuruda bulunup hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıların Türkiye’ye giriş yasağı süresi bir yılı geçemez.(5) 56 ncı madde uyarınca Türkiye’yi terke davet edilenlerden, süresi içinde ülkeyi terk edenler hakkında giriş yasağı kararı alınmayabilir.(6) Genel Müdürlük, giriş yasağını kaldırabilir veya giriş yasağı saklı kalmak kaydıyla yabancının belirli bir süre için Türkiye’ye girişine izin verebilir.(7)Kamu düzeni veya kamu güvenliği sebebiyle bazı yabancıların ülkeye kabulü Genel Müdürlükçe ön izin şartına bağlanabilir." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca davalı idarenin giriş yasağı koyma yetkisi bulunmakta ise de; söz konusu takdir yetkisinin kullanılmasında somut bilgi ve belgelerle kişinin ülkeye girişinin yasaklanabileceği, bu yetkinin keyfi olarak kullanılamayacağı tabiidir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 3/7/2017 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığı sırada hakkında G-89 (Ön İnceleme Yapılacak Yabancı) tahdit kodu veri girişi yapılmış olduğu görülerek yapılan mülakat üzerine Türkiye'ye girişinin engellendiği, Antalya Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 17/7/2017 tarih, 46914323 - 7654 - E. 2017071116112857388 sayılı yazı doğrultusunda davacı hakkında Ç-138 (Kabul Edilemez Yolcu) ve Ç-141 (Türkiye'ye girişi Bakanlık İznini Tabi Kılınan) tahdit kodu veri girişi tesis edildiği, işlemin iptali talebiyle da bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Seyahat hürriyetini düzenleyen Anayasal hüküm ve Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin ilgili hükmü incelendiğinde, her iki metnin de benzer düzenlemeler içerdiği, seyahat hürriyetinin vatandaşa tanınan bir hak olduğu başka ifade ile vatandaşın yurda girme ve yurttan çıkma hakkının istisnalar haricinde sınırlanamayacağı üzerinde durulduğu görülmektedir. Her iki metinde de, yabancıların yurda girme hakkının bulunduğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı hakkında Antalya Valiliği il Emniyet Müdürlüğü'nün 17.07.2017 tarih ve 4691423-7654-E.2017071116112857388 sayılı yazısına istinaden "Antalya Havalimanı'na 3/7/2017 tarihinde Moskova'dan gelerek ülkemize giriş yapmak isteyen davacının, görevli personel tarafından, davacı hakkında G-89 (Ön İnceleme Yapılacak Yabancı) tahdit kodu veri girişi yapılmış olduğu görülmesi üzerine Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından yapılan mülakat sonucunda davacının ülkemize girişinin uygun olmadığının değerlendirildiği, bu nedenle kabul edilemez yolcu olarak görüldüğü"nün bildirilmesi nedeniyle davacı hakkında G-89 (Ön İnceleme Yapılacak Yabancı) tahdit kodu veri girişi tesis edilmesi suretiyle hükümranlık yetkisi dahilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idare istinaf isteminin kabulüne, Ankara 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 11/04/2018 gün ve E: 2017/2813, K: 2018/778 sayılı kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun değişik 45/4 maddesi uyarınca yeniden yapılan inceleme sonucunda davanın reddine, mahkeme safhasına ait aşağıda dökümü yapılan 174,40-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle tahsil edilemeyen istinaf safhasına ait 98,10-TL başvuru harcının davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, 56,00-TL posta gideri ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf başvurusunda bulunan davalı idareye iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 07/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)