İSTEMİN ÖZETİ: Kayseri 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/09/2017gün ve E:2016/836, K:2017/1095 sayılı kararın, istinaf incelemesine tabi tutularak, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kayseri Şubesinde Şef Yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin olarak tesis edilen 15/08/2016 tarih ve 50969 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğradığı mali kayıpların yasal faizi ile birlikte tahsiline, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Kayseri1.İdareMahkemesi'nce verilen 22/09/2017gün ve E:2016/836, K:2017/1095sayılı kararla; Anayasa'nın 148. maddesinin 1. fıkrası gereğince, şekil ve esas bakımından Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde dava açılamayan 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesinin 4. maddesinin 1. fıkrasında; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro, pozisyon ve statüde istihdam edilen personelin kamu görevinden çıkarılacağının düzenlendiği, davalı idarece bu düzenlemeye istinaden FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının, kamu görevinden çıkarılarak işine son verildiği, 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye istinaden bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, kamu personelinin, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, 667 Kanun Hükmünde Kararnameyle, bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü, bu konuda idarelere geniş takdir yetkisi verildiği, idarece FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının, kamu görevinden çıkarılarak işine son verilmesine ilişkin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yönetim Komitesinin 15/08/2016 tarihli 50969 sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, Mahkeme kararının hukuk ve usüle aykırı olduğu öne sürülmekte ve istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesi istenilmektedir.
Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik Devletimize ve milletimize karşı 15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı ile Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan anılan karar, 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu çerçevede; Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) 23.7.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Olağanüstü hâli gerekli kılan konu, 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti birlikte dikkate alındığında, anılan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılarak Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunmak istendiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, KHK’nın 3. ve 4. maddelerinde öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarma; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
Her kamu görevlisinin az veya çok kamu gücü kullandığı ve bu güç ile vatandaşlar üzerinde etkili işlemler tesis ettiği dikkate alındığında, yapılan düzenlemelerden, Kanun koyucunun, terör örgütleri ile anlayış ve davranış birliği içinde olanların kamu gücü kullanmalarını engellemek üzere kamu görevinden çıkarılmasını murad ettiği anlaşılmaktadır. Zira, FETÖ/PDY özelinde daha belirgin şekilde ortaya çıkmıştır ki, illegal yapılar önce bireysel sonra da örgütsel boyutta kamu gücünü gizli, sinsi ve yasal görünümlü yöntemlerle elde etmekte, böylece anlayış ve davranış birliği içinde olduğu grup, örgüt veya yapıya şu veya bu şekilde menfaat sağlarken diğer bireyler aleyhine işlem ve eylemde bulunmaktadırlar. Bu şekilde sarmal haline gelen güç devşirmenin amacı, bölgesel düzeyde veya ülke genelinde yönetimi ele geçirmektir.
15 Temmuz 2016 gecesinde olduğu gibi Devlet ve millet bekasının gerçek ve yakın bir tehlike altına girdiği durumlarda Anayasa ve Uluslararası Hukukun çizdiği sınırlar çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması zorunlu olmuştur.
Bu kapsamda, ilan edilen olağanüstü halden sonra yürürlüğe sokulan667 sayılı Kanun Hükmünde Karaname'nin "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinde,"(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;
...
g) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır.
...
(2) Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. (3) Bu maddeye göre görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar. (4) Bu madde kapsamında kamu görevi sona erdirilen personele ait kadro ve pozisyonlara, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve diğer mevzuattaki kısıtlamalara tabi olmaksızın Bakanlar Kurulunca belirlenecek sayıda kadro ve pozisyon için atama yapılabilir. " hükmüne yer verilmiştir.
Yaşanan menfur darbe girişiminden sonra tüm vatandaşların huzur içinde ve hep birlikte yaşamasının temini bakımından beka konusu olan Devletin varlığını daim kılmak amacıyla getirilen düzenlemelerden birisi olan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde, kamu görevinden çıkarma işleminin tesis edilebilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayının yeterli görüleceği hüküm altına alınmış ise de, kişilerin kamu görevinden çıkarılması gibi ağır sonuçlar doğuran işlemin temelinde yer alan bu değerlendirmenin hukuken kabul edilebilecek somut delillere dayandırılmasının, ülkemizde yaşanabilecek kargaşanın önlenmesi, adaletin sağlanması, subjektif ve kötü niyete dayanabilecek tasarrufların önlenmesi ve kamu düzeninin devamlı olarak temin edilmesi bakımından hukuk devletinin bir gereği olduğu açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kayseri Şubesinde Şef Yardımcısı olarak görev yapmakta iken, yukarıda hükümlerine yer verilen 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin olarak tesis edilen 15/08/2016 tarihli 50969sayılı kararın iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dairemizce verilen 24.05.2018 tarihli, 26.06.2018 tarihli ve 22.02.2019 tarihli ve E:2018/79 sayılı ara kararlarıyla, Davalı İdareden, Emniyet Genel Müdürlüğünden ve Ankara İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü'nden, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlarda Mücadele) Şube Müdürlüğü'nden, Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu'ndan (Kapatılan ve tasfiye edilen ..... Bank A.Ş. Genel Müdürlüğü) Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'ndan, Kayseri ve Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığından, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'ndan; davacının 667 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin dayanaklarının neler olduğuna, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile üyeliği, mensubiyeti, iltisak veya irtibatı olup olmadığına dair bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiş olup, ara kararlarına verilen cevaplar incelendiğinde, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'ndan ve Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonu'ndan (Kapatılan ve tasfiye edilen ..... Bank A.Ş. Genel Müdürlüğü) gönderilen CD'lerden, davacının Bank .....'da hesabının bulunmadığı, diğer ara kararı cevaplarında, davacının sözü edilen terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna dair bir kaydın mevcut olmadığının bildirildiği, ancak dosyaya ibraz edilen istihbari mahiyetteki bilgi notunda, ''Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/912 sayılı soruşturmasına istinaden 29.01.2018 tarihinde göz altına alınan F.B. İsimli şahsın ifadesinde ve yaptırılan teşhis tutanağında adının geçtiği''nin bildirildiği anlaşılmıştır.
Dairemizin 25.09.2018 tarihli ve E:2018/79 sayılı ara kararıyla, Kayseri ve Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığından, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu veya anılan terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde savcılık hazırlık tahkikatı, adli soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığının sorulmasına, adı geçen şahıs hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak veya anılan terör örgütü ile irtibatlı olduğundan bahisle yürütülen bir adli kovuşturma veya açılmış bir dava varsa (UYAP sisteminde davacı hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/13832 sayılı soruşturma dosyasında yürütülen bir soruşturmanın bulunduğu hususu da dikkate alınarak)buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenilmiş, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosunca,''2018/912 sayılı soruşturma dosyasından Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davasının açıldığı, mahkemenin iddianameyi iade etmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2992 soruşturma sırasına kaydedilerek yetkisizlik kararı ile dosyanın Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ve Tabzon Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/3339 soruşturma sırasına kaydedildiği'' bildirilmiş, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen ve Örgütlü Suçlar Bürosunun Sayı:2018/13832 ve 01.11.2018 tarihli Dairemize hitaplı yazısında,''..... hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturma dosyasında şüpheli hakkında, aynı suç kapsamında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/5353 Soruşturma sayılı dosyasının bulunduğu anlaşılmakla mükerrer soruşturmaya mahal vermemek adına 'Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar' verilmiş olup, soruşturma konusu evrakların yazı ekinde gönderildiği" bildirilmiş, ekli Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:2018/13832 sayılı ve 24.10.2018 tarihli Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Mükerrer Soruşturma Nedeniyle)'da''Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yürütülen bir soruşturma dosyasında ifadesine başvurulan F.B.'nin ..... ile ilgili beyan ve teşhiste bulunduğu, ihbar evrakının Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi üzerine şüpheli hakkında soruşturmaya başlandığı, yapılan UYAP sorgulamasında şüpheli ile ilgili daha evvel Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/5353 sayılı dosyasından soruşturma yürütülerek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiğinin belirlendiği, her iki soruşturma konusunun ve iddiaların aynı olduğu, şüpheli hakkında yeni delil mahiyetinde bir tespitin yapılmadığı, şüphelinin aynı eylemi ile ilgili olarak mükerrer soruşturma yürütülemeyeceği anlaşılmakla, şüpheli hakkında aynı eylemle ilgili olarak kamu davasının varlığı nedeniyle ve 5271 sayılı CMK'nın 223/7 maddesi uyarınca kamu adına Kovuşturmaya Yer Olmadığına, kararın ve soruşturma evrakının bir örneğinin şüpheli ile ilgili daha önce yürütülen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/5353 soruşturma dosyasına gönderilmesine" karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 2018/5353 sayılı dosyasından FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yürütülen soruşturma sonucunda, 08.01.2018 tarihinde verilen K:2018/3193 sayılı kararla, davacının Bylock kaydına rastlanmadığı, anılan terör örgüt üyeliğine dair adli kolluk birimlerince yapılmış bir tespitin bulunmadığı, örgütle irtibatlı kişi veya kurumlara yardım ettiğine dair kesin tespitin bulunmadığı, kendisi ve aile üyelerinin FETÖ/PDY ve aidiyeti, irtibatı ve iltisakı olan okul, özel yurt, dernek, sendika, vakıf ve şirketlerde herhangi bir organik bağının belirlenemediği, bu nedenle, yasal unsurları oluşacak şekilde isnat edilen suçu işlediğine dair kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dairemizin 22.02.2019 tarihli ve E:2018/79 sayılı ara kararıyla,'' Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'ndan,1.Davacı ..... (TCKN: .....)'in birinci derece yakınları hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduğu veya anılan terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu yönünde savcılık hazırlık tahkikatı, adli soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığının sorulmasına, ilgililer hakında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak veya anılan terör örgütü ile irtibatlı olduğundan bahisle yürütülen bir adli kovuşturma veya açılmış bir dava varsa buna ilişkin tüm bilgi ve belgenin gönderilmesinin, 2.Davacı ..... (TCKN: .....hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Cumhuriyet Başsavcılığınızın 2018/5353 Soruşturma, 2018/3193 Karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının, davacı Armağan Güleç(TCKN: .....yönünden kesinleşip kesinleşmediği, anılan karara davacı yönünden itiraz edilmiş ise kaldırılıp kaldırılmadığı hususunun sorularak, buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin; anılan karar davacı yönünden kesinleşmiş ise kesinleşme şerhine ilişkin belgenin gönderilmesinin, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığından ise; "Dairemizin 25.09.2018 tarihli ve E:2018/79 sayılı ara kararı ile 'Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığından, 2018/912 sayılı soruşturma dosyasında yer alan.....(TCKN: .....ile ilgili ifade tutanaklarının örneğinin gönderilmesi' istenilmiş, anılan ara kararına Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 23.10.2018 tarihli ve Sayı:2018/912 (Soruşturma No'lu) yazıda, '2018/912 sayılı soruşturma dosyasından Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Mahkemenin iddianameyi iade etmesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2992 soruşturma sırasına kaydedilerek yetkisizlik kararı ile dosyanın Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Trabzon Başsavcılığının 2018/3339 soruşturma sırasına kaydedildiği' belirtildiğinden, 2018/3339 sayılı dosyada yürütülen soruşturma kapsamında..... (TCKN: .....'in yer alıp almadığının sorulmasına, davacı ..... hakkındaki ifade tutanaklarının onaylı birer suretinin gönderilmesi istenilmiş''olup, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun Sayı:2019/3519 Savcılık Muhabere Dosyası ve 29.03.2019 tarihli cevabi yazısında, davacının birinci derece yakınları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu uhdesinde yürütülen bir soruşturmanın bulunmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Bürosunun 29.06.2018 tarihli Kesinleşme Şerhinde, 2018/5353 soruşturma, 2018/3193 sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kesinleştiği, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun 02.04.2019 tarihli ve Soruşturma No:2018/3339 sayılı cevabi yazısında, Cumhuriyet Başsavcılıklarının 2018/3339 sayılı soruşturma dosyasının şüphelisinin F.B. olduğu, ..... hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarında bir soruşturma kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunun, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Karar Masasına yazdığı Sayı:2018/5353 CBS Soruşturma Dosyası, Konu: ..... hakkında, 03.01.2019 tarihli yazıda, ilgi (06.12.2018 tarihli ve 2018/3193 sayılı yazı) sayılı yazı ile Cumhuriyet Başsavcılığı karar masasına gönderilen Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen ve Örgütlü Suçlar Bürosunun 25.10.2018 tarihli ve 2018/13832 soruşturma sayılı yazı ekinde bulunan Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2018 tarih ve 2018/912 sayılı soruşturma evrakının değerlendirilmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosuna gönderildiği, gönderilen evrak incelendiğinde , tek başına şüpheli ..... hakkında hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına veya yeniden soruşturma yapılmasını gerektirecek nitelikte yeni delil olmadığı anlaşıldığından evrakın karara eklenerek karar masası arşivinde muhafazasına karar verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; dosyada bulunan ara kararları cevapları da dahil, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dairemizce çok sayıda kurumdan çok sayıda ara kararı yapılarak, davacının kamu görevinden çıkarılmasına esas alınabilecek 667 sayılı KHK hükümleri uyarınca FETÖ/PDY terör örgütü ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı olduğunda dair bir bilgi ve belgenin bulunup bulunmadığının gönderilmesinin istenildiği, gelen ara kararı cevaplarında davacı hakkında bu hususta bir kaydın bulunmadığının belirtildiği, yukarıda detaylı olarak aktarıldığı üzere Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyasında ifadesine başvurulan F.B.'nin ..... ile ilgili beyanlarının içeriği Dairemizce de değerlendirilmiş olup, tek başına davacının anılan terör örgütü ile iltisak veya irtibatının varlığının kabulü yönünden yeterli delil sayılamayacağı kanaatine ulaşılmış, öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yürütülen soruşturmada ise, "davacının Bylock kaydına rastlanmadığı, anılan terör örgüt üyeliğine dair adli kolluk birimlerince yapılmış bir tespitin bulunmadığı, örgütle irtibatlı kişi veya kurumlara yardım ettiğine dair kesin tespitin bulunmadığı, kendisi ve aile üyelerinin FETÖ/PDY ve aidiyeti, irtibatı ve iltisakı olan okul, özel yurt, dernek, sendika, vakıf ve şirketlerde herhangi bir organik bağının belirlenemediği" gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği hususları göz önünde alındığında, FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyet, üyelik, irtibat veya iltisakı bulunduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut olarak açıkça ortaya konulamayan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle, dava konusu işlemin iptali yerine, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
Öte yandan, Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğuna ilişkin kural gereğince davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği ise açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE, Kayseri 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/09/2017 gün ve E:2016/836, K:2017/1095 sayılı kararın KALDIRILMASINA; dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihi olan 21/09/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ÖDENMESİNE, aşağıda dökümü gösterilen mahkeme ve istinaf aşamasına ait toplam 428,30 TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.320,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE, artan posta ücretinin karar kesinleştikten sonra davacıya İADESİNE, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)