(5233 S. K. m. 1) (2577 S. K. m. 45) (3713 S. K. m. 1, 3, 4)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Bitlis İli, Hizan İlçesi, ....... Köyü, ....... Mezrası'nın terör olayları sonucu güvenlik gerekçesi ile boşaltıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle 5233 sayılı Yasa kapsamında yaptığı başvurunun reddine ilişkin 19/01/2017 tarih ve 13/02/2017/54 sayılı Bitlis Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davada; davanın reddine karar veren Van 1. İdare Mahkemesinin 12/12/2017 tarih ve E:2017/996, K:2017/2580 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45.maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, Bitlis İli, Hizan İlçesi, ....... Köyü, ....... Mezrası'nın terör olayları sonucu güvenlik gerekçesi ile boşaltıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle 5233 sayılı Yasa kapsamında yaptığı başvurunun reddine ilişkin 19/01/2017 tarih ve 13/02/2017/54 sayılı Bitlis Valiliği Zarar Tespit Komisyonu Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Mahkemesince; 5233 sayılı Kanun'un özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde gerçekleşen terör olayları nedeniyle zarar gören kişilerin hem günümüz hem de geçmiş itibariyle uğradıkları zararların karşılanmasını amaçladığı, terör olayları ile hiçbir ilişkisi olmamasına rağmen sadece terörün gerçekleştiği coğrafyada yaşadığı için zarara uğrayan kişiler için çıkarılan bahsi geçen Kanun'un sadece mağdur olan kişilerin bu mağduriyetlerinin giderilmesi yolunda uygulanmasının gerektiği, terör örgütü cenazesine katılarak ve terör örgütü elebaşı .......'ın posterlerini aracından sallayarak terör örgütünün yöntemlerini, terör örgütü ve üyelerini övdüğü Mahkeme kararı ile de ortaya konulan davacının bu şekilde terör örgütünün gelişmesine ve büyümesine sebebiyet verdiğinin tartışmasız olduğu, dolayısıyla davacının, büyümesine yardımda bulunduğu terör örgütünün gerçekleştirdiği yasa dışı faaliyetlerden veya sadece terör örgütünün varlığı sebebiyle mallarına ulaşamamadan kaynaklanan zararlarının karşılanmasının 5233 sayılı Kanun'un getiriliş amacına aykırı olduğu sonucuna varılmış olup, bu doğrultuda davalı idarece davacının 5233 sayılı Yasa kapsamında yaptığı başvurusunun reddine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu; 2. maddesinde, bu Kanunun 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı, ... 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararların bu Kanunun kapsamı dışında olduğu ve ilgili suçlardan dolayı ceza kovuşturması açılmış bulunanlar hakkında kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bu Kanuna göre işlem yapılmayacağı, 7. maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararların, a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar, b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri, c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar olduğu; 8. maddesinde, 7 nci maddede belirtilen zararların, zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de gözönünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği, taşınmaza ilişkin zarar tespitinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinde belirtilen kıymet takdiri esaslarının kıyasen uygulanacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
Öte yandan, anılan Kanunun gerekçesinde, "Kural olarak idarenin hukukî sorumluluğu kusur esasına dayanmaktadır. Sözü edilen kuralın istisnası olarak, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. ....Ortaya çıkan zararın paylaştırılması, toplumun diğer kesimleri ile zarara uğramış kişiler arasında fedakarlığın denkleştirilmesi, hakkaniyet ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin bir gereğidir. Kişilere verilen zararlar, ister terör örgütlerinin eylemlerinden, ister terörle mücadele sırasında Devletçe alınan tedbirlerden kaynaklanmış olsun; bu zararların belirtilen ilkeler uyarınca karşılanması, Devlete olan güveni pekiştirecek; vatandaş-Devlet kaynaşmasını artıracak, terörle mücadeleye ve toplumsal barışa önemli katkıda bulunacaktır. Terörle mücadelede Türk Silâhlı Kuvvetlerinin ve güvenlik güçlerinin kazandığı olağanüstü başarının sosyal ve ekonomik tedbirlerle desteklenmesi zorunluluğu toplumumuzun bütün kesimlerince kabul edilmektedir." denilerek Kanunun getiriliş amacı açıklanmıştır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanun’un “Terörün Tanımı “ başlıklı 1. maddesinde; “Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasa'da belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.” şeklinde tanımlanmış, Kanunun 3. maddesinde, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan terör suçları sayılmış, 4. maddesinde ise terör amacı ile işlenen suçlar belirtilmiştir.
Terör eylemlerinin devlete yönelik olduğu, devletin anayasal düzenini yıkmayı amaçladığı yukarıda anılan 3713 sayılı Kanunda belirtilmiş olup bu tür olayların zarar gören kişi ve kurumlara karşı kişisel husumetten ileri gelmediğinin dikkate alınması gerekmektedir. Terör eylemleri nedeniyle zarara uğrayan, bu eylemlere herhangi bir şekilde katılmamış olan kişiler kendi kusur ve eylemleri sonucu değil, toplum içinde ortaya çıkan bu olaylardan toplumun bir parçası olması sıfatıyla zarar görmektedir. 5233 sayılı Kanunun terör eylemleri sonucu zarar görenlerin zararların karşılanmasına yönelik olduğu, nakdi tazminat ödenmesi için bir maddi zararın oluşması, zararın 3713 sayılı Kanunun 1, 3, 4 maddeleri kapsamında yer alan eylemlerden veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle uğranılması gerektiği belirtilmiştir.
Yukarıda anılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden terörle mücadele kapsamındaki suçlar ve terör olaylarından yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiilerinden dolayı uğradığı zararların bu kanunun kapsamı dışında olduğu öngörülmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, Bitlis İli, Hizan İlçesi, ....... Köyü, ....... Mezrası'nın terör olayları sonucu güvenlik gerekçesi ile boşaltıldığından bahisle 5233 sayılı Kanun kapsamında zararlarının tazmini istemiyle idareye 12/12/2006 tarihli dilekçesi ile başvuruda bulunulduğu, başvurusuna istinaden idarece ilk olarak "ilgili Mezra'nın 1990 ve 2005 yılları arasında hiçbir terör olayına maruz kalmadığı" gerekçesiyle davacının başvurusunun reddine ilişkin 02/03/2009 tarih ve 2009/2-218 sayılı işlemin tesis edildiği, davacı tarafından söz konusu işleme karşı açılan dava sonucunda Van 2. İdare Mahkemesi'nin 04/03/2010 tarih ve E:2009/1349, K:2010/357 sayılı kararı ile; davacının ikamet ettiği yerleşim yerinin terör olayları nedeniyle boşaltılmış olduğunun tespit edildiği belirtilerek davacının başvurusunun 5233 sayılı Kanun kapsamında yeniden değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle salt anılan Mezranın boşaltılan Mezralar arasında yer almadığından bahisle talebin reddi yönünde tesis edilen ilgili işlemin iptaline karar verildiği, söz konusu kararın kesinleşmesi üzerine idarece söz konusu karara istinaden davacının başvuru dosyası yeniden gündeme alınarak davacıya tazminat ödenebilmesi için 5233 sayılı Kanun'da belirtilen diğer hususların davacı bakımından var olup olmadığının araştırılmasına başlanıldığı, bu kapsamda Bitlis Valiliği İl Hukuk İşleri Şube Müdürlüğü'nün Bitlis OHAL Bürosu'na yazdığı 17/01/2017 tarih ve E.513 sayılı yazıya istinaden ilgili kurumca verilen cevap ekinde bulunan ve Bitlis İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü'nce yapılan arşiv araştırmaları sonucu tanzim edilen Araştırma Tutanağı ile davacı ....... hakkında 12/08/2014 tarihinde Batman İl Emniyet Müdürlüğü tarafından "Terör Amaçlı Propaganda Yapma" suçundan işlem yapıldığının davalı idareye bildirilmesi üzerine davacının başvurusunun bu gerekçe ile reddine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, ilgili işlemin iptali istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda, davacı hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan Batman Cumhuriyet Başsavcılığı (Terör Suçları Bürosu) tarafından soruşturma başlatıldığı ve soruşturma sonucunda Sor. No:2015/2555, E:2015/3415, İddianame No: 2015/357 sayılı iddianamenin düzenlendiği, iddianamede; Irak ve Suriye'nin Şengal bölgesinde IŞİD terör örgütü mensupları ile PKK/KCK terör örgütünün Suriye yapılanması olan PYD/YPG mensupları arasında yaşanan çatışmada ölen bir YPG mensubunun cenazesinin 12/08/2014 tarihinde Diyarbakır'dan hareketle 60-70 kişilik araç konvoyu eşliğinde Van İl güzergahını kullanarak Siirt İli'ne götürüldüğü, cenaze konvoyuna Van İli girişinde bulunan bir dinlenme tesisinde 20-30 araçlık bir konvoyun katıldığı, konvoyda davacı .......'a ait ....... plakalı aracın da aralarında bulunduğu bazı araçlardan ....... posterlerinin sallandığı, şüphelilerin alınan savunmalarında suçlamaları reddettikleri, davacı .......'ın aracını kiraya verdiğini beyan etmesi karşısında ilgili araç kiralama şirketinin araştırıldığı, ancak söz konusu şirketin olmadığının tespit edildiği hususları belirtilerek davacının da aralarında bulunduğu şüphelilerinin cezalandırılmalarına karar verilmesinin talep ve iddia edildiği, bunun üzerine kovuşturmanın yürütüldüğü Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucunda verilen 26/02/2016 tarih ve E:2015/289, K:2016/72 sayılı kararda; görüntü inceleme tutanakları, araştırma tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamına dayanılarak davacının da aralarında bulunduğu sanıkların iddianamede belirtilen eylemlerinin sabit görüldüğünün ve sanıkların katıldıkları cenaze konvoyu sırasında poster taşımak suretiyle, silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın yöntemlerini, terör örgütü ve üyelerini övdüklerinin anlaşıldığının belirtildiği, fakat unsurları itibariyle propaganda suçunun oluşmadığından bahisle sanıkların beraatlarına karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda; davacı hakkında 3713 sayılı yasa kapsamında bir mahkumiyet kararının bulunmadığından, Komisyonca, 5233 sayılı Kanun ve Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmelik hükümleri ile kendisine verilen görev ve yetki uyarınca davacının, iddia edilen münferit olayla ilgili olarak tazmini gereken bir zararının bulunup bulunmadığının detaylı bir inceleme ve araştırma yapılarak ve gerekirse keşif icra edilerek söz konusu olay hakkında tanık da dinlenilmek suretiyle ortaya konulması ve davacının bir zararı var ise, uğranılan zararın karşılanmasına karar verilmesi gerekirken, davacının başvurusunun Emniyet Müdürlüğünde örgüt propagandası yaptığına ilişkin olarak hakkında işlem yapıldığından eksik incelemeye dayalı olarak değerlendirilmesi sonucu tesis edilen işlemde ve davanın reddi yönünde verilen kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin KABULÜ ile Van 1. İdare Mahkemesinin 12/12/2017 tarih ve E:2017/996, K:2017/2580 sayılı kararın KALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan ilk derece ve istinaf aşamasına ait toplam 276,50-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından artan tutarın re'sen Mahkemesince davacıya iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 11/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)