(2577 S. K. m. 45, 49)
İSTEMİN ÖZETİ: Gürcistan uyruklu davacının, kısa dönem ikamet izin başvurusunun, çalışma izni iptal edildikten sonra 10 gün içinde kısa dönem ikamet izni başvurusunda bulunmadığı ve ikamet iznini amacı dışında kullanacağından bahisle reddine ilişkin davalı idarenin 17.03.2016 tarih ve 29656 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; olayda, 16.06.2015-15.06.2017 tarihleri arasında çalışma izni bulunan davacının, çalışma izninin 30.06.2016 tarihinde iptal edildiği, daha sonra bir kaç kez ülkemize giriş çıkış yaptığı, son olarak 27.11.2016 tarihinde ülkemize giriş yaptığı, Gürcistan vatandaşlarına tanınan 90 günlük vize muafiyet süresi içerisinde 28.01.2016 tarihinde turizm amaçlı kısa dönem ikamet izni talebinde bulunduğu, dosyada mevcut savunmalara göre davalı idarece davacının başvurusunun ikamet değişikliği olarak kabul edildiği ve YUKK Uygulama Yönetmeliğinin 21/6 maddesinde belirtilen 10 günlük süre içerisinde başvuru yapılmadığı ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün 23.01.2017 tarih ve 3469 sayılı yazısı uyarınca davacının ülkemizde çalışmak amacıyla ikamet başvurusunda bulunduğu, talebinin turizm amaçlı kısa dönem izninin veriliş amacı dışında kullanacağından bahisle reddedildiği, çalışma izni iptal edildikten sonra ülkemizden çıkış yapan ve daha sonra ülkemize giriş yaptıktan sonra vize muafiyet süresi içerisinde yaptığı kısa dönem ikamet başvurusu yasal süresi içerisinde olduğu gibi, ikamet iznini amacı dışında kullanacağına dair somut tespitin bulunmadığı, davacının geçmiş dönemlerdeki çalışmalarının ikamet iznini çalışmak amacıyla kullanacağının göstergesi olamayacağı, Kanunun "İkamet izninin, veriliş amacı dışında kullanıldığının belirlenmesi" şeklindeki lafzı dikkate alındığında, ancak ikamet izni verildikten sonra veriliş amacı dışında kullanıldığının tespitinin mümkün olduğu, ikamet izni verilmeden böyle bir tespitin yapılmasına olanak bulunmadığı, kısa dönem ikamet izni talebinin alınıp değerlendirilmesi hususunda mevzuatta daha önce çalışma izninin iptal edilmemiş bulunması şeklinde bir şart bulunmadığı anlaşıldığından turizm amaçlı kısa dönem ikamet izni şartları yönünden yeterli araştırma yapılmaksızın, süresinde başvuru yapılmadığı ve ikamet izninin amacı dışında kullanılacağı gerekçesiyle davacının ikamet izin talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 29.09.2017 tarih ve E:2017/573, K:2017/1439 sayılı kararın; davalı idare tarafından, davacının 10 günlük süre zarfında başvuruda bulunmaması nedeniyle işlem tesis edildiği, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerekirken iptal kararı verilmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı tarafında mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; “görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması” bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvurunun reddine, başvuru aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 13.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı tarafında mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dokuzuncu İdare Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 2. fıkrasında; istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu belirtilmiş, anılan maddenin 3. fıkrasında ise, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, kararda maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği hükme bağlanmıştır.
Aynı kanunun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında ise; “görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklikler bulunması” bozma nedenleri olarak belirlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf yoluyla kaldırılması istenilen İdare Mahkemesi kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da sözkonusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden başvurunun reddine, başvuru aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin başvuran üzerinde bırakılmasına, başvuru sırasında tahsil edilen tebligat avansından artan kısmın mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliği amacıyla dosyanın mahkemesine gönderilmesine, temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 13.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)