(2577 S. K. m. 45) (657 S. K. m. 125)
İstemin Özeti: Ankara 6. İdare Mahkemesi'nce verilen 04/10/2018 gün ve E:2017/1240, K:2018/2184 sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek, gereği görüşüldü:
Dava, Ankara ili, Altındağ İlçesi, ….. Ortaokulunda Öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, tevhiden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 14.03.2017 tarih ve 3330546 sayılı işlemin iptali ve işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Ankara 6.İdare Mahkemesi'nce verilen 04/10/2018 gün ve E:2017/1240, K:2018/2184 sayılı kararla; davacının görevden ihraç edilen okul öğretmenlerinden .....'nın okul dışında bir grup sendikalı arkadaşıyla beraber 14.11.2016 tarihinde yapmış olduğu etkinliğe katılması eylemi yönünden, 14.11.2016 tarihli tutanakta, anılan eyleme davacının katıldığı, eylem saatinde ve gününde davacının dersi olmadığının belirtildiği, tutanağın nöbetçi öğretmenler ve okul yöneticileri tarafından imzalandığı, Okul Müdürünün konu ile ilgili ifadesinde; davacının eylem saatinde ve gününde dersi olmadığı ifade edildiği halde teneffüslerde davacının eyleme gittiğinin belirtildiği, eylemlerin ilerleyen günlerde de devam ettiği, davacının bu eylemlere destek verdiğinin belirtildiği, Okul Müdür Yardımcısı .....'nin ifadesinde, yaklaşık bir hafta boyunca eylemlerin devam ettiği, eylemlerin 10 dakika sürdüğü, davacının tutanaktaki tarih dışında eylemlere katıldığına şahit olmadığının belirtildiği, okul öğretmenlerinden .....'ın ifadesinde; davacının eylem gününde dersi olmadığının ifade edildiği, davacının alınan beyanında, o gün dersi olmadığı, ancak ertesi gün yapılacak yazılı sınavı için fotokopi çektirmek amacıyla okula geldiği, okula geldiğinde bahçe dışında arkadaşı ……'yı gördüğü, arkadaşı ile selamlaştığı ve halini hatırını sorduğu, arkadaşının polisler tarafından gözaltına alındığı, olayları kaldırımdan izlediği, eylem amacının olmadığı, okula gidip işlerini hallettiğinin belirtildiği, sonuç olarak, davacının eylem gününde dersinin bulunmaması, eylemlerin 10 dakika sürmesi, davacının destek vermek için teneffüslerde eyleme katılması yönündeki ifadelerin çelişkili olduğu, eyleme katılanların polisler tarafından gözaltına alındığı, eyleme katılması halinde davacının da polislerce gözaltına alınacağı, ancak davacının gözaltına alınmadığı görüldüğünden, davacının üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulamadığı sonucuna varıldığı; davacının, sınıf içerisinde, ders dışı, siyasi ve dini konulara girerek şahsi düşüncelerini öğrencilere açıklaması eylemi yönünden, Maarif Müfettişleri Görev Standartlarının 3.2.3 - "İnceleme, Soruşturma ve Ön İnceleme Standartları" başlığı altında yer alan 3.2.3.7 - "İnceleme, Soruşturma ve Ön İnceleme Süreci" başlığı altında bulunan 3.2.3.7.2. numaralı "İspat Araçları (Delil) Toplama" başlıklı maddesinin (b) fıkrasının 16. bendinde, "Öğrencilerin ifadeleri alınırken, psikolojik açıdan etkilenmemeleri için rehberlik servisi, rehber öğretmen veya psikolog ile işbirliği yapılarak gerekli önlemler alınır." hükmünün yer aldığı, anılan düzenlemeden anlaşılacağı üzere, öğrencilerin ifadesini alırken, psikolojik açıdan etkilenmemeleri için soruşturmacıların rehberlik servisi, rehber öğretmen veya psikolog ile işbirliği yaparak gerekli önlemleri alması şart olup, bu hususun, hem öğrencilerin psikolojik etki altında kalmadan ifade vermelerinin sağlanması, hem de yürütülen soruşturma nedeniyle psikolojik olarak etkilenmelerinin önlenmesi için gerekli olduğu, olayda, davacının “sınıf içerisinde, ders dışı, siyasi ve dini konulara girerek şahsi düşüncelerini öğrencilere açıkladığı” iddiasıyla yürütülen soruşturma sırasında, okulda öğrenim gören öğrencilerin ifadesine başvurulduğu, gerek Soruşturma Raporunun içeriğinde ve gerekse dosyaya ibraz olunan diğer bilgi ve belgeler arasında, soruşturmacılar tarafından bu öğrencilerin ifadeleri alınırken psikolojik açıdan etkilenmelerini önleyecek tedbirlerin alındığına ilişkin herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı, bu durumun, söz konusu ifadelere dayalı olarak hazırlanan Soruşturma Raporunun, öğrenci ifadeleri alınırken uygulanan yöntem itibarıyla, anılan Standartlara aykırılık taşıdığı, bu yönü ile soruşturmanın mevzuata aykırı olduğu ve dolayısıyla bu Rapor ile getirilen teklif uyarınca sınıf içerisinde, ders dışı, siyasi ve dini konulara girerek şahsi düşüncelerini öğrencilere açıklama eylemi nedeniyle verilen disiplin cezasında da hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların dava tarihinden (11.05.2017) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, istinafa konu Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (d) alt bendinde; ''Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" kınama cezasını, (C) bendinin (ı) alt bendinde ise "Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak" aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, …. Ortaokulu Sosyal Bilgiler Dersi öğretmeni olan davacı hakkında açılan soruşturma sonucunda düzenlenen Soruşturma Raporunda, ''davacının ihraç edilen okul öğretmenlerinden .....'nin okul dışında bir grup sendikalı arkadaşıyla beraber yaptığı eyleme katıldığı'' iddiasının sübuta erdiğinden bahisle bu eylem yönünden 657 sayılı Kanun'un 125/B-d maddesi uyarınca, ''sınıf içerisinde, ders dışı, siyasi ve dini konulara girerek şahsi düşüncelerini öğrencilere açıkladığı'' iddiasının da sübuta erdiğinden bahisle bu eylem yönünden de 657 sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca olmak üzere tevhiden 657 sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, getirilen bu teklif üzerine davacının 657 sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin iş bu davaya konu 14.03.2017 tarihli ve 3330546 sayılı işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Bu nedenle, disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi, soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılması da isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi halinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilmesi, bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, hatta teknik konularda bilirkişilere inceleme yaptırılmak suretiyle, soruşturulanların görev ve konumları itibariyle sorumlukları ile suçun oluş biçimi irdelenerek fiilin sübut bulup bulmadığının ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen soruşturma sonucunda, adli, idari ve disiplin yönünden soruşturulan hakkında soruşturmacı kanaat teklifinin de yer aldığı soruşturma raporunun hazırlanması ve raporun disiplin cezası vermeye yetkili amire veya kurula sunulması üzerine yetkili amir ve kurullarca yukarıda sıralanan bilgi ve belgelerin bulunduğu soruşturma dosyasının incelenerek karar verilmesi, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi, hukuki güvenlik ilkesinin de gereğidir.
Öte yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda düzenlenmeyen "tevhiden" cezalandırma yöntemi, soruşturma raporlarında getirilen teklifler ve bu teklifler üzerine verilen cezalarla uygulama kazanmış olup, disiplin soruşturmalarında disiplin suçu oluşturan her bir eylem için ayrı ayrı hukuki nitelendirme yapılması gerekmekle birlikte, bu fiiller için tek bir disiplin cezası teklifinde bulunulmasına ve bu teklifin kabul edilerek tek bir disiplin cezası verilmesine hukuken bir engel bulunmamaktadır.
Nitekim Anayasal bir hak olan "hak arama hürriyeti" gereği kanuni yollara başvuran kişilerin durumlarını daha da ağırlaştıracak şekilde karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığından, ilgililere idare tarafından yalnızca bir ceza verilmesinin bu kişiler lehine bir durum olması karşısında, bu disiplin cezasının iptali istemiyle açılan davalarda tevhiden ceza verilemeyeceği ve her fiil için ayrı ceza verilmesi gerektiği yolunda karar verilmesi, dava açan kişiler aleyhine sonuçlar doğuracağından söz konusu Anayasal hakka aykırılık teşkil edeceği açıktır.
Buna göre, usulüne uygun olarak yapılmış olan bir disiplin soruşturması sonucunda, ilgiliye isnad edilen birden fazla fiiline yönelik, her bir fiilinin karşılığının ayrı bir disiplin cezasını gerektiği belirlendikten sonra bu cezalardan en ağırını vermek suretiyle tevhiden cezalandırma yöntemiyle tesis edilen disiplin cezalarına karşı, bu işlemin iptali istemiyle yargı yoluna başvurulması halinde, Mahkemece, sadece tevhiden verilen cezaya esas alınan fiil veya hallerin hukuki denetiminin yapılabileceği, daha alt cezayı gerektirdiği tespit edilip, tevhiden cezalandırma yapıldığı için bunlar için bir ceza öngörülmeyen fiiller için ise Mahkemece hukuki bir denetimin yapılamaması gerekir. Mahkemece yapılan hukuki denetim sonucunda, tevhiden cezalandırma şeklinde verilen cezanın dayanağı olan fiilin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılması durumunda, alt cezayı gerektirdiği tespit edilen diğer fiiller yönünden herhangi bir inceleme yapılmadan dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekecektir.
Bu kapsamda, dava konusu uyuşmazlıkta, davacının, tevhiden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin karşılığı olan, ''sınıf içerisinde, ders dışı, siyasi ve dini konulara girerek şahsi düşüncelerini öğrencilere açıkladığı''na ilişkin eylem yönünden hukuki bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Maarif Müfettişleri Görev Standartlarının 3.2.3. ''İnceleme, Soruşturma ve Ön İnceleme Standartları'' başlığı altında yer alan 3.2.3.7. ''İnceleme, Soruşturma ve Ön İnceleme Süreci'' başlığı altında bulunan 3.2.3.7. numaralı ''İspat Araçları (Delil) Toplama'' başlıklı maddesinin, ''İfadelerin/Bilgilerin Alınması'' alt başlıklı (b) fıkrasının 2. bendinde, ''Şikayetçinin gösterdiği tanıklardan başlanarak, olaya bilgisi ve görgüsüyle tanık olduğu tespit edilen veya düşünülen kişilerin ifadesi alınır. Tanık ifadesinin alınmasında en önemli husus, olaya bizzat şahit olanların açık ve belirgin karinelerle ortaya konması; birden fazla kişinin tanık olması durumunda ise yeteri kadar tanık dinlenmesidir.'' 16. bendinde ise, ''Öğrencilerin ifadeleri alınırken, psikolojik açıdan etkilenmemeleri için rehberlik servisi, rehber öğretmen veya psikolog ile işbirliği yapılarak gerekli önlemler alınır.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Maarif Müfettişleri Görev Standartlarındaki düzenlemelerle, soruşturma sırasında, olaya bilgisi ve görgüsüyle tanık olduğu tespit edilen veya düşünülen (yeterli sayıda) tanıkların dinleneceği, öğrencilerin ifadesi alınırken ise, psikolojik açıdan etkilenmemeleri için soruşturmacıların rehberlik servisi, rehber öğretmen veya psikolog ile işbirliği yaparak gerekli önlemleri almasıyla, hem öğrencilerin psikolojik etki altında kalmadan ifade vermelerinin sağlanması, hem de yürütülen soruşturma nedeniyle psikolojik olarak etkilenmelerinin önlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, davacıya tevhiden 657 sayılı Kanun'un 125/C-ı maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası verildiği, aylıktan kesme cezasının dayanağının ise ''davacının sınıf içerisinde, ders dışı, siyasi ve dini konulara girerek şahsi düşüncelerini öğrencilere açıkladığı''iddiası olduğuna göre, sadece bu iddia yönünden bir değerlendirme yapılması gerekirken, 657 sayılı Kanun'un 125/B-d maddesinde düzenlenen ''Kınama'' cezasını gerektiren ''davacının ihraç edilen okul öğretmenlerinden .....'nin okul dışında bir grup sendikalı arkadaşıyla beraber yaptığı eyleme katıldığı'' iddiası yönünden de değerlendirmesi yapılması karşısında, İdare Mahkemesi kararının bu yöndeki gerekçesinde, tevhiden cezalandırmaya ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar karşısında hukuki isabet görülmemiştir.
Davacıya, tevhiden aylıktan kesme cezası verilmesinin dayanağı olan ''davacının sınıf içerisinde, ders dışı, siyasi ve dini konulara girerek şahsi düşüncelerini öğrencilere açıkladığı'' yolundaki eylem nedeniyle Dairemizce yapılan değerlendirmede, yukarıda yer verilen Maarif Müfettişleri Görev standartları uyarınca, öğrencilerin psikolojik açıdan etkilenmeden ifade vermeleri, hem de yürütülen soruşturmadan psikolojik olarak etkilenmemeleri amacıyla soruşturmacıların öğrencilerin ifadesini alırken, rehberlik servisi, rehber öğretmen veya psikolog ile işbirliği yaparak gerekli önlemleri alması gerekmekte ise de, bakılan uyuşmazlıkta, davacıya isnat edilen eylemin niteliği dikkate alındığında, bu eylem yönünden soruşturmacılar tarafından öğrencilerin ifadeleri alınırken psikolojik açıdan etkilenmelerini önleyecek tedbirlerin alınmamasının, tek başına soruşturmanın usulsüz yapıldığı sonucunu doğurmayacağı sonucuna ulaşıldığından, bu gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf isteminin kabulü ile Ankara 6.İdare Mahkemesi'nce verilen 04/10/2018 gün ve E:2017/1240, K:2018/2184 sayılı kararın kaldırılmasına; 2577 sayılı Kanun'un değişik 45/5. maddesi uyarınca, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak karar verilmesini teminen dava dosyasının mahkemesine iadesine, istinaf nedeniyle doğan yargılama giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince gözetileceğinden bu konuda ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, anılan madde uyarınca kesin olarak 18.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)