(657 S. K. m. 125, 130)
İSTEMİN ÖZETİ: Aydın İli, Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda müdür olarak görev yaptığı dönemdeki eylemi sebebiyle davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Söke Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/02/2018 tarih ve 2017/2362 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; "disiplin soruşturması tamamlandıktan sonra soruşturmayı yapan muhakkik veya yetkili disiplin kurulu tarafından 7 günden az olmamak üzere süre verilip, davacının savunmasının istenilmesi gerekirken, soruşturma tamamlanmadan, ifade niteliğinde bulunan savunma ve savunma sonrası hazırlanan disiplin soruşturmasına dayanılarak davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Aydın 1. İdare Mahkemesinin 24/01/2019 gün ve E:2018/472, K:2019/92 sayılı kararının; dava konusu işlem kesin nitelikte olmadığından öncelikle bu açıdan usulden reddi gerektiği, esas yönünden ise davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve Yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda müdür olarak görev yaptığı dönemdeki eylemi sebebiyle davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Söke Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/02/2018 tarih ve 2017/2362 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği belirtilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde ise; Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği, soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte savunmasını yapmayan memurun savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
05.04.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Adalet Bakanlığı Disiplin Yönetmeliğinin "Savunma Hakkı" başlıklı 28. maddesinde; "(1) Memura savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilemez. Hakkında soruşturma yapılan memura, isnat edilen fiil ve hâller açıkça belirtilmek suretiyle, yedi günden az olmamak üzere verilen süre içerisinde bizzat veya vekili aracılığıyla yazılı veya sözlü olarak savunma yapması, aksi hâlde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı hususu yazılı olarak bildirilir. Memur disiplin soruşturması evrakını inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini masrafını karşılamak kaydıyla alabilir.
(2) Mücbir sebep hâli hariç olmak üzere memurun izinli veya raporlu olması savunma süresini uzatmaz.
(3) Devlet memurluğundan çıkarma cezasına ilişkin savunma istem yazısında, memura soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, Yüksek Disiplin Kurulunda sözlü veya yazılı olarak bizzat veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahip olduğu ayrıca belirtilir.
(4) Savunma istem yazısı, disiplin soruşturması kapsamında tüm deliller toplanıp, disipline aykırı fiil veya hâl somut olarak belirlendikten sonra ilgilisine tebliğ edilir." kuralı mevcuttur.
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. Buna göre, disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra belli yasal süreler içinde ilgili görevli hakkında disiplin soruşturması açılması, yapılacak soruşturmada varsa iddia sahipleri ile olayın açıklığa kavuşması için gerekli tanık ve suçlanan kişinin ifadelerinin alınması, lehe ve aleyhe olan tüm delillerin toplanarak olayın değerlendirilmesi ve ekleriyle birlikte soruşturma raporunun oluşturulması, usulüne uygun şekilde ve sürede yazılı savunma hakkı tanınması, sonrasında eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Yine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129/2. maddesi ve 657 sayılı Yasa'nın 130. maddesi uyarınca, savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmış olup, Anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının usulüne uygun olarak kullanılması için savunmanın; ilgili kişinin üzerine atılı disiplin suçuna dair tüm delillerin toplanması sonrası, süre verilmek suretiyle ve savunma istem yazısında, isnat edilen eylem açık ve net olarak belirtilerek alınması gerekmektedir. Aksi halde, hangi disiplin suçunu ne zaman ve ne şekilde işlediği ortaya konulmadan ilgiliden savunma istenilmesinin, savunma hakkının kısıtlanması anlamına geleceği açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kurum müdürü olarak görev yaptığı dönemde, Söke T Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu'nun kapalı kısmında, özellikle 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra FETÖ/PDY tutuklularının dosyalarından yoğun bir şekilde fotokopi istemesi üzerine, bu dosyalarının fotokopilerinin kendilerine verilmesi için dış kantin görevlisi infaz ve koruma memuru R.B.'nin davacı tarafından görevlendirildiği, R.B.'nin de fotokopi çekilecek evrakı kapalı kısım infaz biriminden aldığı, kurumda işyurdu fotokopi atölyesi bulunmasına rağmen, fotokopilerin çoğunu Söke’de bulunan bir kırtasiyede çektirdiği, bedeli olan tutarları için bu kırtasiyeden perakende satış fişi getirdiği, satış fişlerinin ücretlerini tahsil etmek üzere emanet para birimine teslim ettiği, bazı fotokopileri kurumda bulunan cihazlar ile çekmesine rağmen bedellerini Atlas Kırtasiyeden aldığı fişlerle tutukluların emanet para hesaplarından tahsil ettiği, teslim edilen fotokopilerin üzerine mektup okuma komisyonunda bulunan görüldü kaşesini kendisinin bastığı, mektup okuma komisyonunun çekilen fotokopileri incelemediği, fotokopileri kendisinin dışında kimsenin görmediği, hükümlü ve tutuklulara hangi evrakı teslim ettiğinin kurum dışından nasıl bir evrak getirdiğinin bilinmediği, belirtilen konularla ilgili olarak denetim görevinin yerine getirilmediğinden bahisle 19/06/2017 tarihinde muhakkik görevlendirilerek davacı hakkında disiplin soruşturması açıldığı, 18/12/2017 tarihinde davacının savunmasının alındığı ve soruşturmanın muhakkik olarak tayin edilen Cumhuriyet Savcısı M.B. tarafından tamamlanarak 23/01/2018 tarihli raporun düzenlendiği ve 20/02/2018 tarihinde dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, soruşturmacı tarafından lehte ve aleyhte olan tüm deliller toplanıp, tanık ifadeleri alınarak disiplin soruşturması tamamlandıktan sonra soruşturmayı yapan muhakkik veya yetkili disiplin kurulu tarafından isnat edilen fiil belirtilmek suretiyle 7 günden az olmamak üzere süre verilip, davacının savunmasının istenilmesi gerekirken, soruşturmacı tarafından olayın açıklığa kavuşturulması için hiç bir araştırmaya gidilmediği, sadece hakkında soruşturma yapılan memurların savunmasının alındığı, bu konuda herhangi bir ifade alınmadığı gibi henüz soruşturma tamamlanmadan alınan savunmaya dayanılarak disiplin cezası verildiği anlaşılmakla, soruşturma usulüne riayet edilmeksizin tesis edilen dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; Aydın 1.İdare Mahkemesince verilen 24/01/2019 gün ve E:2018/472, K:2019/92 sayılı kararına yönelik olarak davalı idare istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırana iadesine, 16/05/2019 tarihinde, kesin olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)