(2709 S. K. m. 125) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 07.03.2018 tarih ve E:2017/2079, K:2018/732 sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Mardin İli, .... İlçesi'nde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yürütülen soruşturma sonucu 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca ''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'' fiilini işlediğinden bahisle ''1/30 oranında Aylıktan Kesme'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 01/04/2016 tarih ve 07/55 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca iş bırakma, işe gelmeme eylemi gerçekleştirilmesi meşru ise ide; sendika tarafından alınan kararla ulaşılmak istenen amaç ve bu amaca ulaşmak için kullanılan araçlar arasında makul bir dengenin bulunmadığı, nitekim; davacının üyesi bulunduğu sendikanın eğitim sendikası olduğu, eğitimle ilgili bir amaca ulaşılacak araçların da bu amaçla uyumlu ve ölçülü olması gerekirken eğitimle ilgili olmayan Ankara'da yapılan bir saldırıya tepki olarak ülke çapında eğitim hakkının özünü zedeleyecek şekilde ölçüsüz ve orantısız bir biçimde eğitim sistemini kitleyen eylem kararı olduğu, 29 Aralık 2015 tarihli eylem kararının ise, güvenlik güçleri tarafından yürütülen terörle mücadele faaliyetlerinin "savaş" olarak nitelendirilmesi ve anılan terörle mücadele faaliyetinin sonlandırılması amacını taşıması hususları da gözetildiğinde, söz konusu eylemin amacı ile bu amaca ulaşılmak istenen araçların uyumlu, orantılı ve ölçülü olmadığı, diğer yandan; sendika tarafından alınan kararın kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi amacını da taşımadığı gözetildiğinde meşru ve ölçülü olmayan amaç ile bu amaca ulaşılmak istenen araç arasında makul bir denge bulunmayan sendika kararına dayanarak davacının göreve gelmeme fiilinin sendikal faaliyet olarak nitelenemeyeceği, davacının söz konusu tarihte göreve gelmediği hususunun açılan soruşturma ile sübuta erdiğinden 657 sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, hukuka uygun olduğu anlaşılan işlem nedeniyle davacının zarara uğradığından bahsedilemeyeceğinden, bu işlem nedeniyle aylığından yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte geri ödenmesi talebi de yerinde görülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; davacının katıldığı eylemlerin üyesi olduğu sendikanın yetkili kurulları tarafından alınan karar üzerine yapılması nedeniyle sendikal eylem olduğu ve AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idari yargı kararları çerçevesinde bu şekilde ders görevini yerine getirmeme ve göreve gelmemenin mazeret olarak kabul edilmesi nedeniyle disiplin cezası verilmesine olanak bulunmadığını,657 sayılı Kanun'un 127.maddesinde düzenlenen zamanaşımı sürelerine uyulmaksızın ceza verildiğini, ileri sürmekte ve kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesini istemektedir.
Davalı ise;savunma dilekçesi sunulmasına karşın lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürmekte ve kararın kaldırılmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmü yer almıştır.
03.06.1991 günlü, 20890 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği ekinde yer alan disiplin amirleri cetveli uyarınca, öğretmen (fiil tarihinde müdür yardımcısı) olan davacının 1.disiplin amirinin okul müdürü, 2.disiplin amirinin ise ilçe milli eğitim müdürü olarak düzenlendiği, ilçenin en üst disiplin amiri sıfatıyla kaymakam, ilin en üst disiplin amiri sıfatıyla vali ve teşkilatın en üst disiplin amiri sıfatıyla ise müsteşar ve bakan'ın da davacının disiplin amiri olduğu, davacı hakkında ancak bu makamlar tarafından verilecek bir olurla disiplin soruşturmasına başlanılabileceği, bunun dışında vali yardımcısı, il milli eğitim müdürü, maarif müfettişleri başkanı ve hatta merkez teşkilatında genel müdürler yada müsteşar yardımcılarının davacının disiplin amiri olmaması nedeniyle disiplin soruşturması başlatamayacağı ve disiplin cezası veremeyeceği açıktır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen hükümle, uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Mardin İli, .... İlçesinde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yürütülen soruşturma sonucu 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca ''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'' fiilini işlediğinden bahisle dava konusu işlemle 657 sayılı Yasanın 125/1-C/b maddesi hükmü uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması üzerine söz konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde ve belirli sürelere uyulmak suretiyle yapılması, isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Yukarıda yazılı 657 sayılı Yasa'nn 127. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri de, kişinin sürekli ceza tehdidi altında bırakılmasını önleme, kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında ortaya çıkabilecek kusurlu davranışların sürüncemede kalmaması, belirlenen bir sürenin geçmiş olmasıyla cezalandırmadan beklenen sosyal faydanın ortadan kalkacağı düşüncesi ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla getirilmiştir. Bu bakımından yukarıdaki metinde yer verilen hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu sürelerdir.
Olayda; davacı hakkında disiplin cezası önerisi getirilen ve dava konusu işlemle disiplin cezası verilmesine sebep olan 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde göreve gelmeme fiilinin, niteliği gereği ve ülke çapında uygulanan sendika kararına dayanıyor olması nedeniyle etkileri ile kurum müdürü tarafından gün sonu yapılması gereken işlemler çerçevesinde fiilin işlenildiği tarihte öğrenileceğinin kuşkusuz olduğu, davacının göreve gelmediğinin, disiplin amiri olan okul müdürü ve dolayısıyla davalı idare tarafından fiilin işlenildiği 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde öğrenilmesine karşın davacı hakkında ancak en erken 26/01/2016 tarihli soruşturma oluru/olurlarına dayalı olarak soruşturmaya başlanıldığı ve disiplin cezası verildiği görülmektedir.
Bu duruma göre, davacının disiplin cezasına konu fiilinin idarece öğrenildiği 12-13 Ekim 2015 tarihlerinden itibaren 657 sayılı Kanunu'nun 127. maddesi gereğince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekirken, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradıktan sonra ve en erken 26/01/2016 tarihli soruşturma oluru/olurlarına dayalı olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Her ne kadar Mahkemece ilk etapta 06.11.2015 tarihli olur ile soruşturma açıldığı belirtilerek davacının soruşturmanın zamanaşımına uğradığı iddiasına itibar edilmemiş ise de, davacı tarafından işlenildiği iddia edilen ve disiplin cezasına konu olan eylemlerin öğrenildiği 12-13 Ekim 2015 tarihlerinden itibaren bir aylık süre içinde disiplin amirleri (davacı açısından okul müdürü, ilçe milli eğitim müdürü, kaymakam, vali, müsteşar ve bakan) tarafından verilecek bir olurla soruşturmaya başlanılması gerekirken, yetkisiz vali yardımcısı tarafından verilen 06.11.2015tarihli olurla soruşturmaya başlanıldığının kabulünün mümkün olamayacağı, soruşturmaya konu olayla ilgili olarak disiplin amiri olan müşteşarlık makamının 26.01.2016 tarihli oluruyla soruşturmaya başlandığının kabulü gerektiğinden, mahkemenin söz konusu tespiti yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, Anayasanın 125.maddesi uyarınca, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Davacının istinaf talebi yerinde görülerek dava konusu işlemin iptali ve tazminat talebinin kabulüne karar verildiğinden, davalı idarenin vekalet ücreti yönünden yaptığı istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin kabulü ile işlem nedeniyle davacının maaşından yapılan kesintinin dava açma tarihi olan 27/09/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davalı idarenin istinaf başvurusunun ise reddine, davacı tarafından mahkeme safhasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 284,10.-TL yargılama giderinin ve istinaf aşamasında yapılan 141,60.-TL yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22.maddesi uyarınca tam ücretin %30 üzerinden belirlenen 408,60.-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından istinaf aşamasında yapılan ve posta giderinden ibaret olan 43,50.-TL posta giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, daha önce davacı tarafından yersiz yatırılan 29,20.-TL karar harcının davacıya iadesine, posta gideri avanslarından artan miktarın ilgili taraflara iadesine, 04/04/2019 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)