(2577 S. K. m.45) (657 S. K. m. 124, 127, 136)
İSTEMİN ÖZETİ: Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 07/03/2018 tarih ve E:2017/2081, K:2018/737 sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Mardin İli, Kızıltepe İlçesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, 12-13 Ekim 2015 tarihlerinde göreve gelmediğinden bahisle hakkında yürütülen soruşturma sonucu 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca ''1/30 oranında Aylıktan Kesme'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin08/04/2016 tarih ve 184 sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yapılan kesintinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce;kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyu oluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmaması durumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca iş bırakma, işe gelmeme eylemi gerçekleştirilmesi meşru ise ide; sendika tarafından alınan kararla ulaşılmak istenen amaç ve bu amaca ulaşmak için kullanılan araçlar arasında makul bir dengenin bulunmadığı, nitekim; davacının üyesi bulunduğu sendikanın eğitim sendikası olduğu, eğitimle ilgili bir amaca ulaşılacak araçların da bu amaçla uyumlu ve ölçülü olması gerekirken eğitimle ilgili olmayan Ankara'da yapılan bir saldırıya tepki olarak ülke çapında eğitim hakkının özünü zedeleyecek şekilde ölçüsüz ve orantısız bir biçimde eğitim sistemini kitleyen eylem kararı olduğu, 29 Aralık 2015 tarihli eylem kararının ise, güvenlik güçleri tarafından yürütülen terörle mücadele faaliyetlerinin "savaş" olarak nitelendirilmesi ve anılan terörle mücadele faaliyetinin sonlandırılması amacınını taşıması hususları da gözetildiğinde, söz konusu eylemin amacı ile bu amaca ulaşılmak istenen araçların uyumlu, orantılı ve ölçülü olmadığı, diğer yandan; sendika tarafından alınan kararın kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi, geliştirilmesi amacını da taşımadığı gözetildiğinde meşru ve ölçülü olmayan amaç ile bu amaca ulaşılmak istenen araç arasında makul bir denge bulunmayan sendika kararına dayanarak davacının göreve gelmeme fiilinin sendikal faaliyet olarak nitelenemeyeceği, davacının söz konusu tarihte göreve gelmediği hususunun açılan soruşturma ile sübuta erdiğinden 657 sayılı Kanun'un 125/C-b maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı, katıldığı eylemlerin üyesi olduğu sendikanın yetkili kurulları tarafından alınan karar üzerine yapılması nedeniyle sendikal eylem olduğu ve AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idari yargı kararları çerçevesinde bu şekilde göreve gelmemenin mazeret olarak kabul edilmesi nedeniyle disiplin cezası verilmesine olanak bulunmadığı, soruşturmaya 657 sayılı Kanun'un 127.maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi geçirildikten sonra başlanıldığını ileri sürmekte ve kararın kaldırılarak dava konusu işlemin iptalini istemektedir.
Davalı idare, reddedilen davada lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırmasını istemektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 124-136.maddeleri arasında disiplin cezası ve disiplin soruşturmasına ilişkin sürece yönelik ayrıntılı düzenlemeler yapılmış, 125/C-b maddesinde; " özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek" fiili aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, Kanun'un "zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde, "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun'un 134.maddesinde ise, disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususların Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Anılan hükme dayanılarak çıkarılan ve 24/10/1982 günlü, 17848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 16.maddesinde; "Disiplin amirleri, bu maddede belirtilen esaslara uyulmak ve Devlet Personel Başkanlığının görüşüne dayanılmak suretiyle, kurumların kuruluş ve görev özelliklerine göre hazırlayarak yürürlüğe koyacakları özel yönetmelikler ile tespit edilir.
Başbakan ve bakanlar başında bulundukları Başbakanlık ve Bakanlık teşkilatı ile bunlara bağlı kuruluşlarda görevli bütün memurların disiplin amiridirler. Bu sıfatla haiz bulundukları yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilirler.
Başbakanlık ve bakanlıklarda, bunların bağlı kuruluşlarında ilgisine göre Başbakanlık Müsteşarı, Bakanlık Müsteşarı,bağlı kuruluşların başında bulunan müsteşar, başkan, genel müdür, genel sekreter ve müdürler, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar,belediyelerde belediye başkanları, yurtdışı teşkilatında misyon şefleri buralarda görevli bütün memurların en üst disiplin amirleridirler. Daha alt seviyedeki disiplin amirlerinin astlık üstlük sıralaması bu esasa göre tespit edilir. En üst disiplin amirleri haiz oldukları yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilir." kuralına yer verilmiş, disiplin amirlerinin yetkilerinin düzenlendiği Yönetmeliğin 18.maddesinde, disiplin amirlerinin disiplin cezası verme yetkisine yer verildikten sonra disiplin amirlerinin sorumluluklarının düzenlendiği 19.maddesinde ise; " Memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak; gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önleme" disiplin amirlerinin sorumlulukları arasında sayılmıştır.
Disiplin cezaları kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin disiplinle ilgili açık hükümleri uyarınca; disipline ilişkin tüm işlemleri yapmak ve disiplin konusu fiilin öğrenilmesinden itibaren belirlenen süre içinde soruşturmayı başlatarak disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğramasını engellemek disiplin amirlerinin sorumluluğunda olup; 657 sayılı Kanun'un 127.maddesi kapsamında düzenlenen zamanaşımı sürelerinin işlemeye başlaması için disiplin cezasına konu fiilin, personelin sıralı disiplin amirlerinden herhangi birisi tarafından öğrenilmesinin esas olduğu, fiilin disiplin amiri tarafından öğrenilmesi üzerine, yine sıralı disiplin amirlerinden herhangi birisinin vereceği olurla soruşturmaya başlanabileceği, bunun dışında, herhangi bir makam veya kişi tarafından soruşturma oluru verilmek suretiyle soruşturmaya başlanılmasına olanak bulunmadığı, bu şekilde yetkisiz makam tarafından verilen soruşturma olurunun geçerli bir olur olmaması nedeniyle zamanaşımı sürelerine herhangi bir etkisinin bulunmayacağı kuşkusuzdur.
Disiplin cezaları bir ceza hukuku yaptırımı olmamakla birlikte bir kamu hukuku yaptırımı olması nedeniyle ceza hukukunun genel ilkelerinin disiplin hukukunda da uygulanmasının gerektiği, bu kapsamda ceza verme yetkisinin devredilmezliği ilkesinin disiplin hukukunda da geçerli olduğu, hiyerarşik olarak üst makam olmanın disiplin soruşturması açılması ve cezası verilmesi için yeterli olmayacağı, mevzuatta disiplin soruşturması açma ve disiplin cezası verme konusunda hangi makam yetkili kılındı ise yetkinin ancak o makam tarafından kullanılabileceği ve bu yetkinin devredilmesine niteliği gereği olanak bulunmadığı idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Bu kapsamda, 03.06.1991 günlü, 20890 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliği ekinde yer alan disiplin amirleri cetveli uyarınca, lisede öğretmen olan davacının 1.disiplin amirinin okul müdürü, 2.disiplin amirinin ise ilçe milli eğitim müdürü olarak düzenlendiği, ilçenin en üst disiplin amiri sıfatıyla kaymakam, ilin en üst disiplin amiri sıfatıyla vali ve teşkilatın en üst disiplin amiri sıfatıyla ise müsteşar ve bakan'ın da davacının disiplin amiri olduğu, davacı hakkında ancak bu makamlar tarafından verilecek bir olurla disiplin soruşturmasına başlanılabileceği, bunun dışında vali yardımcısı, il milli eğitim müdürü, maarif müfettişleri başkanı ve hatta merkez teşkilatında genel müdürler yada müsteşar yardımcılarının davacının disiplin amiri olmaması nedeniyle disiplin soruşturması başlatamayacağı ve disiplin cezası veremeyeceği açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Mardin İli, Kızıltepe İlçesi'nde öğretmen olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında yürütülen soruşturma sonucu 657 sayılı Kanun'un 125/C-b alt bendi uyarınca''özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek'' fiilini işlediğinden bahisle dava konusu işlemle 657 sayılı Yasanın 125/1-C/b maddesi hükmü uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması üzerine söz konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen hüküm uyarınca uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı, disiplin soruşturması başlatma yetkisinin disiplin amirlerinde olduğu, disiplin amiri olmayanlar tarafından verilen olurla soruşturmaya başlanılmasına olanak bulunmadığı açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Olayda, davacı tarafından işlenildiği iddia edilen disiplin cezasına konu ülke çapında uygulanan eylemlerin 12-13 Ekim 2015 tarihi itibariyle okul idaresince öğrenildiği, bu tarihten itibaren bir aylık süre içinde disiplin amirleri (davacı açısından okul müdürü, ilçe milli eğitim müdürü, kaymakam, vali, müsteşar ve bakan) tarafından verilecek bir olurla soruşturmaya başlanılması gerekirken, yetkisiz vali yardımcısı tarafından verilen 06.11.2015 tarih ve 11295315 sayılı olurla soruşturmaya başlanıldığı, daha sonra kaymakamlık makamının 26/01/2016 tarihli oluruyla soruşturma oluru verildiği, ancak bu tarih itibariyle soruşturma oluru verilmesi için zamanaşımı süresinin dolduğu görülmektedir.
Bu duruma göre, davacının disiplin cezasına konu fiilinin idarece öğrenildiği 12-13/10/2015 tarihlerinden itibaren 657 sayılı Kanunu'nun 127. maddesi gereğince bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerekirken, disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradıktan sonra ve 26.01.2016 tarihli soruşturma oluruna dayalı olarak başlatılan disiplin soruşturması sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, Anayasanın 125.maddesi uyarınca, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Davalı idarenin istinaf talebine gelince;
Davacının istinaf talebi kabul edilerek dava konusu işlemin iptaline ve tazminat talebinin kabulüne karar verildiğinden, davalı idarenin vekalet ücreti yönünden yaptığı istinaf talebinin reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf talebinin reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Mardin 2. İdare Mahkemesi'nce verilen 07/03/2018 tarih ve E:2017/2081, K:2018/737 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin kabulü ile işlem nedeniyle davacının maaşından yapılan kesintinin dava açma tarihi olan 27/09/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan toplam 401,70.-TL yargılama ve istinaf gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 22.maddesi uyarınca tam ücretin %30'u üzerinden belirlenen 408,60-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, istinaf aşamasında davalı idarece yapılan ve posta giderinden ibaret olan 43,00.- TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından daha önce yersiz olarak yatırılan 29,20 TL karar harcının davacıya iadesine, posta gideri avanslarından artan miktarın ilgili taraflara iadesine, 04/04/2019 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi. (¤¤)