İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket hakkında 2010/12 döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergisinin sıfırlanması nedeniyle katma değer vergisi beyanlarının yeniden düzenlenmesi sonucunda ödeme çıkan 2011/1 dönemine ilişkin olarak 2016/4 no'lu vergi-ceza ihbarnamesiyle re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin iptali talebiyle açılmış davayı; takdir komisyonunun KDV indirimi reddi suretiyle matrah takdirine yetkili olmadığı, şirket adına 2010/12 dönemine ilişkin yapılan tarhiyatın yargı kararıyla terkine uğradığı, bu sebeple devreden katma değer vergisi sıfırlandığından bahisle yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kabul eden Van Vergi Mahkemesi'nin 06/12/2018gün ve E:2016/570, K:2018/992sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Van Vergi Mahkemesi'nce verilen 06/12/2018 gün ve E:2016/570, K:2018/992 sayılı karar usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan 91,00 TL istinaf yargılama giderlerinin istinaf yoluna başvuranın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra istinaf yoluna başvurana iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 11/06/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3'üncü maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu hükmüne yer öngörülmüş; 30'uncu maddesinin 1'nci fıkrasında, re'sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen ve ya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanunî ölçülere dayanılarak tespitine imkân bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlandıktan sonra maddenin 2'nci fıkrasında, sayılan hallerden herhangi birinin bulunması durumunda vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığının kabul edileceği, sözü edilen fıkranın 6' ncı bendinde, tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunmasının re'sen takdir nedeni olduğu hükme bağlanmış; 134'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında da, vergi incelemesinden amacın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırarak, tespit etmek ve sağlamak olduğu açıklanmıştır.
Aynı Kanunun 31'inci maddesinde, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanılacağı belirtilmiş, 74'üncü maddesinin (a) fıkrasının 1'inci bendinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak; 2'inci bendinde ise vergi kanunlarında yazılı fiat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek komisyonun görevleri olarak belirlenmiş, 75'inci maddesinde de, takdir komisyonlarının 74'üncü maddedeki görevleri dolayısıyla bu konunda yazılı inceleme yetkisine haiz oldukları düzenlenmiştir.
Öte yandan; 213 sayılı Kanunda, haklarında re'sen tarh sebeplerinden biri bulunan mükelleflerin hangi hallerde 135'inci maddede sayılan incelemeye yetkili olanlar tarafından incelemeye tabi tutulacakları, hangi hallerde matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilecekleri hususunda herhangi bir düzenleme de yapılmamıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1'inci maddesinde, ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu, 20'nci maddesinde, teslim ve hizmet işlemlerinin karşılığını teşkil eden bedelin katma değer vergisi matrahını oluşturduğu kurala bağlanmış, aynı Yasanın 29'uncu maddesinde, mükelleflerin, vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak, düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri, 34'üncü maddesinin 1'inci bendinde ise yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisinin alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği öngörülmüştür.
Yükümlülerin 3065 sayılı Yasanın 29'uncu maddesinde öngörülen vergi indirimini yapabilmeleri için vergisi indirim konusu yapılabilecek işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtması ve kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri belgeler üzerinde gösterilen katma değer vergisinin gerçekten ödenmiş olması gerekmektedir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29'uncu ve 34'üncü maddelerinde düzenlenen katma değer vergisi indiriminden yararlanma şartlarının yerine getirilmediği hususunun tespit edilmesi halinde vergi dairesince mükellefin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle hakkında tarhiyat yapılabilecektir. Vergi inceleme raporuyla yapılması gerektiği yolunda herhangi bir yasal zorunluluk bulunmadığından, inceleme yetkisine haiz takdir komisyonlarınca da gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmayan faturaları kayıtlarına alan mükellefler hakkında söz konusu faturalarda yer alan katma değer vergisinin reddi suretiyle vergilendirme yapılabilecektir.
Dosyanın tetkikinden, Kahramanmaraş Vergi Dairesi Başkanlığı Mükellef hizmetleri Grup Müdürlüğü'nce Van Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan 11/07/2014 tarih ve 2154 sayılı yazıda; Aksu Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi ..... hakkında düzenlenen 18/04/2014 tarih ve 2014-A-4026/21 sayılı Vergi Tekniği Raporuna istinaden davacı şirket hakkında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullanmadan dolayı işlem yapılması gerektiğinin belirtildiği, yine İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Kocasinan Vergi Dairesi Müdürülğü'nce Van Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan 25/11/2015 tarih ve 9640056138 sayılı yazıda Daireleri mükellefi ..... hakkında düzenlenen 05/11/2015 tarih ve 2015-A-1985/50 sayılı Vergi Tekniği Raporu'nun sonuç bölümünde; mükellefin 2010, 2011 ve 2012 yıllarında tefecilik faaliyetini gizlemeye yönelik aynı kişi/firmalara aynı yılda ve farklı yıllarda yüksek tutarlı faturalaşma işlemi gerçekleştirdiği (Pos tefecilik faaliyetinde bulunduğu) davacı şirketinde söz konusu vergi tekniği raporunda mükelleften mal/hizmet aldığının tespit edildiği bu nedenle davacı şirket hakkında işlem yapılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine davacının 2010/12 döneminde ..... ve .....'dan toplam 637.903,82 TL tutarında belge alarak kayıtlarına intikal ettirdiğinin Ba formundan tespit edildiği, 14/12/2015 tarih ve 20151214065080000025 ve 11/11/2015 tarih ve 20151111065080000025 sıra no'lu takdire sevk fişleri ile Takdir Komisyonu Başkanlığı'na sevk edildiği, adına KDV yönünden 15/06/2016 tarih ve 9063 no'lu ile 27/06/2016 tarih ve 10023 no'lu Takdir Komisyonu Kararları ile 637.903,82 TL matrah takdir edilmesi üzerine, önceki dönemden devreden indirim tutarları dikkate alınarak davacı lehine mahsup edilmesi sonucunda 2010/12 döneminden sonraki döneme devreden katma değer vergisinin sıfırlanması nedeniyle katma değer vergisi beyannamelerinin yeniden düzenlenmesi sonucunda ödeme çıkan 2011/1 dönemine ilişkin olarak 2016/4 no'lu vergi-ceza ihbarnamesiyle re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin salındığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda bahsi geçen mevzuat hükümlerine göre re'sen tarh nedeninin varlığı halinde matrahın takdir komisyonunca takdir edilebileceği aşikâr olup, komisyonun katma değer vergisi indirim yetkisini hâiz olmadığından hareketle davayı sonuçlandıran Vergi Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği ve davanın reddi gerektiği düşüncesiyle aksi istikâmetteki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Nitekim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 30.01.2019 günlü, E:2018/804, K:2019/13 sayılı kararı da aynı istikâmettedir. (¤¤)