İSTEMİN ÖZETİ: Davacılar tarafından, kendilerine ait olan "F1 Dinlenme Tesisleri" isimli lokantanın ruhsatında bulunan bir takım eksikliklerden dolayı 10.08.2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İşyeri Açma Ve Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesi gereğince kapatılmasına ilişkin Elazığ Valiliği İl Özel İdaresi Müdürlüğü'nün 26.04.2018 tarih ve 3626 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; Elazığ 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/04/2019 gün ve E:2018/180, K:2019/162 sayılı "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararın, davalı İdare vekili tarafından, dava konusu işlemin gerek İmza Yetkileri Yönergesinde gerekse mevzuatta münhasır olarak valinin imzalayacağı ve oylayacağı işlerden olmadığı, vali adına atılan imzanın vali tarafından yapılan görev dağılımına uygun olarak 26.12.2016 tarihinden bu yana İl Özel İdaresinin bağlı olduğu Vali Yardımcısı ... tarafından, kendisine verilen yetkinin usul ve yasaya uygun olarak kullanılmasından ibaret olduğu, iptaline karar verilen işlemin hukuka uygun objektif bir işlem olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren GaziantepBölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin birinci fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 5. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme, yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde, istinaf başvurusunun kabulüyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği, bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararlarının kesin olduğu hükümleri yer almaktadır.
Uygulamada, istinaf mahkemelerinin birden çok dereceli yargılamada, öncelikli olarak üst kanun yolu denetimi yapan mahkemeler olduğu hususu göz ardı edilerek, maddi olay denetimi yapmaya ve işin esasını incelemeye yetkili bir üst mahkeme olduğu ve hızlı yargılama yapılması hedefiyle kurulduğu düşüncesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda alıntısına yer verilen 45. maddesinin 5. fıkra hükmünün lafzına ve fıkrada tadadi şekilde sayılan sebeplere bağlı kalınarak bu hallerle sınırlı olarak gönderme kararları verildiği takdirde, anılan fıkrada sayılmamış olmakla birlikte, ilk derece mahkemesince, tarafların duruşma istemi göz ardı edilerek karar verilmesi, dosya usule uygun şekilde tekemmül ettirilmeden karar verilmesi, dava konusu hakkında eksik hüküm kurulması (uyuşmazlığın tamamının nihai olarak çözüme kavuşturulmaması), dava konusu hatalı belirlenerek yargılama yapılması ve hüküm kurulması gibi bazı durumlarda da, yargılamanın çekişmeli şekilde ve eşit silahlarla yürütülmemesi ve hakkaniyete uygun yargılama yapılmadan karar verilmesi nedeniyle, ilk derece yargılamasında adil yargılanma hakkının ve hak arama özgürlüğünün ihlali sonucunu doğuran yargılamaların, istinaf mahkemesince, ilk derece mahkemesinin yerine geçilerek eksiklikler tamamlanmak ve işin esası hakkında karar verilmek suretiyle sonuçlandırılması halinde, birden fazla dereceli yargılamanın taraflara sağladığı hukuki güvence ve faydanın ortadan kalkacağı, bu suretle, yargılamanın, kanun koyucunun iradesine de uygun olmayan şekilde, tek derecede gerçekleşmesi sonucunun doğabileceği, anılan madde hükmünde açıkça sayılmayan bu gibi bazı hukuka aykırılık hallerinde de, kaldırma kararları sonrasında, dosyaların ilk derece mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesinin, adil yargılanma hakkının gereği olduğu ve Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca, bu gibi durumlarda, uluslararası sözleşme hükmünün, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi hükmüne nazaran öncelikli olarak, madde hükmünün uygulamasına esas alınarak, maddede açıkça gönderme sebebi olarak belirtilmeyen bu türlü hukuka ve usule aykırılık hallerinde de, dosyanın, dereceli yargılama esasına uygun şekilde eksiklikler giderilerek yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
10/08/2005 gün ve 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesinde; "Yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılamaz ve çalıştırılamaz. İşyerlerine bu Yönetmelikte belirtilen yetkili idareler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre verilen izinler ile tescil ve benzeri işlemler bu Yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alma mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerleri yetkili idareler tarafından kapatılır.
İşyeri ruhsatları yetkili idarelerin en üst amiri veya görevlendireceği yetkili tarafından bu Yönetmelikte öngörülen sürede imzalanır; ruhsat için ayrıca, meclis veya encümen tarafından bir karar alınmaz. (...)" kuralına yer verildiği, aynı Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (a) bendinde; yetkili idarenin, belediye sınırları ve mücavir alanlar dışı ile kanunlarda münhasıran il özel idaresine yetki verilen hususlarda il özel idaresini ifade ettiği, görülmektedir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun "Yetki Devri" başlıklı 32. maddesinde ise; "Vali, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, vali yardımcılarına, yöneticilik sıfatı bulunan il özel idaresi görevlileri ile ilçelerde kaymakamlara devredebilir." hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; ruhsatsız işyerlerinin yetkili idarelerce kapatılacağı belirtilmiş olup, yetkili idarenin ise belediye sınırları dışında il özel idaresi olduğu, valinin uygun görmesi halinde ise görev ve yetkilerinden bir kısmını vali yardımcılarına devredebileceği anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacıların Elazığ-Bingöl yolu … Köyü hudutları içerisinde bulunan "… Dinlenme Tesisi" adı altında lokanta olarak faaliyet gösteren işyerinde davalı İdare tarafından 28.03.2018 tarihinde yapılan denetimde işyeri açma ve çalışma ruhsatının bulunmadığının tespit edildiği, söz konusu eksikliğin tamamlanması için İşyeri Açma Ve Çalıştırma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesi gereğince işletme sahibi olan davacılara (15) gün süre verildiği, 17.04.2018 tarihinde ikinci kez yapılan denetimde ise davacıların faaliyete devam ettiği, idareye herhangi bir izin başvurusunda bulunulmadığının tespit edildiği, bunun üzerine 10.08.2005 tarih ve 25902 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren İşyeri Açma Ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 6.maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiş olan "Yetkili idareden işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyerinin açılamayacağı ve çalıştırılamayacağı" hükmü gereğince söz konusu lokantanın kapatılmasına yönelik olarak Elazığ İl Özel İdaresi İmar Ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü'nün 26.04.2018 tarih ve E.3626 sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İstinaf başvurusuna konu ilk derece mahkemesi kararında, her ne kadar, "... mücavir alan dışında faaliyet gösterdiği anlaşılan davacıya ait lokanta işletmesi ile ilgili işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı vermek, bu iş yerini denetlemek ve şartlar oluştuğunda kapatılmasına yönelik işlem tesis etme yetkisinin İl Özel İdaresi uhdesinde olduğu ve bu işlemlerin söz konusu idarenin en üst amiri konumunda olan vali tarafından veya valinin görevlendirmiş olduğu yetkili kimseler tarafından tesis edilmesi gerektiği bununla birlikte dava konusu işyeri kapatma işleminin hukuka uygun bir yetki devri yapılmaksızın vali yardımcısı tarafından tesis edildiği anlaşıldığından işyeri kapatılmasına ilişkin dava konusu işlemin yetki unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu ..."gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; davalı İdare vekilince dosyaya sunulan 24/06/2019 havale tarihli istinaf dilekçesi ekinde yer alan belgelerden, 26/12/2016 tarihi itibariyle Elazığ İl Özel İdaresi iş ve işlemlerini yürütme görevinin Elazığ Vali Yardımcısı ...'e verilmiş olduğu, dava konusu işlemin de Elazığ Valisi adına Vali Yardımcısı ... tarafından imzalanmış olduğu, dava konusu işlemde yetki unsuru yönünden sakatlık, aksi yöndeki Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı, dolayısıyla dava konusu işlemin diğer unsurları yönünden Mahkemesince işin esasına yönelik inceleme ve yargılama yapılarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı İdare vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Elazığ 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 24/04/2019 gün ve E:2018/180, K:2019/162 sayılı "dava konusu işlemin iptaline" ilişkin kararın kaldırılmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine, kaldırma kararı üzerine Mahkemesince yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/5. maddesi gereğince temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak, 05/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)