(6762 S. K. m. 540, 541)
BAŞVURUNUN KONUSU: Asıl borçlu .... Metal Çinko Galvaniz Hurda Alım Satım İth. İhr. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarının muhtelif dönemlerine ait gelir stopaj vergisi, damga vergisi, kurumlar vergisi, usulsüzlük cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası içerikli amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 19/12/2016 tarih ve 20161219....1, 2, 3, 4 sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada; davacının, 12/02/1996 tarih ve 3977 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan şirket esas mukavelesiyle 10 yıl için şirketi temsile yetkili kılındığı, 03/07/2006 tarih ve 6590 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan Bakırköy 12. Noterliği'nden 06/06/2006 tarih ve 18868 sayı ile onaylı ortaklar kurulu kararıyla temsil süresi dolan davacının 1 yıl süre ile şirkete yeniden müdür olarak seçildiği, 26/09/2008 tarih ve 7158 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre davacının Bayrampaşa 5. Noterliği'nin 15/11/2007 tarih ve 36641 sayı ile onaylı limited şirket hisse devir sözleşmesi ile tüm hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, 24/02/2015 tarih ve 8765 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ilana göre ise şirketin 18/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, şirket vergi borçlarının kanuni temsilci sıfatına istinaden davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenerek tebliğ edildiği, öncelikle 06/06/2006 tarih ve 18868 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ilana göre, temsil süresi sona eren davacının 1 yıl süre ile şirkete yeniden müdür olarak seçildiği, bu itibarla 06/06/2007 tarihinde temsil yetkisinin sona erdiği, bu tarihten sonra davacının tekrar temsile yetkili kılındığına ilişkin karar alınmadığı görüldüğünden, davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona erdiği 06/06/2007 tarihi dikkate alınarak bu tarihten sonraki dönemlere ait şirket vergi borçlarından kanuni temsilci sıfatıyla sorumluluğunun bulunmadığı, bu itibarla; davacının kanuni temsilci sıfatına istinaden adına düzenlenen 19/12/2016 tarih ve 20161219...4 sayılı ödeme emrinin 22, 23, 31, 32, 40, 45 ve 54. sıra numaralı kısımları yönünden; davacının kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonraki dönemlere ilişkin şirket vergi borçları olduğu görüldüğünden, söz konusu borçların davacıdan tahsili için düzenlenen ödeme emrinin bu kısımlarında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu 19/12/2016 tarih ve 20161219...1 sayılı ödeme emri ile 19/12/2016 tarih ve 20161219...2 sayılı ödeme emrinin 2. sıra numaralı kısmı yönünden; bu kısımlarda yer alan vergi borçlarının öncelikle şirketten tahsili için şirket adına 20051107...53332 ve 20060131....66025 sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği ve sırasıyla 12/12/2005 ve 20/03/2006 tarihlerinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, her ne kadar bu ödeme emirlerinin sayısı ile tebliğ mazbatalarında gösterilen tebliğ edilecek evrakın sayısı uyuşmamış olsa da; davalı idarece bu durumun sistem değişikliğinden kaynaklandığının açıklanması ve ödeme emirlerinin tarihlerinin tebliğ mazbatalarında gösterilen tebliğ edilecek evrakın tarihleri ile uyumlu olması dikkate alındığında, idarece sunulan tebliğ alındılarının ilgili ödeme emirlerine ait olduğunun anlaşıldığı, vergi borçlarına ilişkin şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliği ile kesilen ve yeniden işlemeye başlayan zamanaşımı sürelerinin bu kez 13/05/2008 tarihinde şirketin .... plakalı aracına uygulanan haciz işlemi ile kesildiği, 2009 yılının başından itibaren yeniden işlemeye başlayarak 31/12/2013 tarihinde dolduğu, davalı idarece dosyaya bu süre içerisinde zamanaşımının durduğuna yahut kesildiğine ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge sunulamadığı, öte yandan davalı idarece uyuşmazlıkta, 2010, 2011, 2014, 2018 yıllarında cüzi miktarda ödeme yapıldığı ve buna göre zamanaşımı sürelerinin kesildiği kabul edilerek takibe devam edildiği görülmüşse de; bu ödemelerin çok cüzi olmaları ve borçlu aleyhine olacak şekilde tahsil zamanaşımı süresinin kesilmesi neticesini vermeleri nedeniyle borçlu tarafından kendi özgür iradesiyle gerçekleştirilen ve borçtan kurtulma gayesi ile yapılan rızai ödemeler olarak değerlendirilemeyeceği, aksi durumun kabulü, söz konusu cüzi ödemelerin borcu azaltmayı yada sona erdirmeyi hedeflediği ve amme borçlusunun bu şekilde ödeme yaparak borcun zamanaşımına uğramamasını amaçladığı gibi bir yoruma götüreceği, bunun ise hayatın olağan akışı içerisinde normal bir durum olamayacağının izaha ihtiyaç bırakmayacak kadar açık olduğu, bu haliyle, davalı idarenin verdiği cevapta bu tahsilatların kimin tarafından ödendiğinin belirtilmediği de dikkate alındığında, sırf zamanaşımı süresinin kesilmesi amacıyla temsili rakamlarla tahsilat makbuzu düzenlendiği, söz konusu ödemelerin de zamanaşımı kesme bakımından bir anlam ifade etmediği ve 31/12/2013 tarihine kadar tahsil edilmemiş, zamanaşımına uğrayan vergi borçlarına ilişkin olan 19/12/2016 tarih ve 20161219...1 sayılı ödeme emri ile 19/12/2016 tarih ve 20161219...2 sayılı ödeme emrinin 2. sıra numaralı kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu 19/12/2016 tarih ve 20161219...2 sayılı ödeme emrinin kalan kısımları yönünden ise; içeriği vergi borçlarının öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili için 20060911...96435, 20060511...84563 ve 20061214...110510 sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, davalı idarece ilgili ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin sunulan tebliğ mazbatalarında yer alan tebliğ edilecek evrakın sayısı ile ödeme emirlerinin sayısı uyuşmasa da; davalı idarece bu durumun sistem değişikliğinden kaynaklandığının açıklanması ve ödeme emirlerinin tarihlerinin tebliğ mazbatalarında gösterilen tebliğ edilecek evrakın tarihleri ile uyumlu olması dikkate alındığında, idarece sunulan tebliğ alındılarının ilgili ödeme emirlerine ait olduğunun anlaşıldığı, ancak söz konusu tebliğ mazbatalarında alıcı imzası bulunmakla beraber tebliğ yapılan kişinin ad, soyad ve şirketle ilişkisinin ne olduğuna dair gerekli şerhlerin bulunmadığının görüldüğü, bu durumda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, anılan ödeme emri içeriğinde yer alan ve vade tarihi 2006 takvim yılına rastlayan vergi borçları için 2007 takvim yılının başından itibaren işlemeye başlayan tahsil zamanaşımı sürelerinin 31/12/2011 tarihinde dolduğu, yine yukarıda yer alan aynı gerekçeler ile bu vergi borçlarına ilişkin olarak yapılan muhtelif tarihlerdeki cüzi ödemelerin de zamanaşımını kesmeyeceği, bu durumda, zamanaşımına uğrayan vergi borçları için düzenlenen 19/12/2016 tarih ve 20161219...2 sayılı ödeme emrinin 1, 3 ve 4. kısımlarında da hukuka uygunluk bulunmadığı, davacı adına düzenlenen 19/12/2016 tarih ve 20161219...3, 4 sayılı ödeme emirleri yönünden; içeriklerinde yer alan vergi borçlarının öncelikle şirketten tahsili için şirket adına 20100306...846 ve 20100818....6 sayılı ödeme emirlerinin düzenlenerek şirketin işyeri adresinde 11/08/2015 ve 18/08/2015 tarihlerinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak şirketin 18/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, bu tarih itibariyle tüzel kişiliği sona eren şirket adına tebliğ yapılması mümkün olmadığından, asıl borçlu şirket adına düzenlenen 20100306...846 ve 20100818....6 sayılı ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, anılan ödeme emirleri içeriğinde yer alan ve vade tarihleri 28/02/2009 ve 19/02/2010 olan vergi borçları için 2010 ve 2011 takvim yıllarının başından itibaren işlemeye başlayan tahsil zamanaşımı sürelerinin 31/12/2014 ve 31/12/2015 tarihlerinde dolduğu, davalı idarece dosyaya bu süre içerisinde zamanaşımının durduğuna yahut kesildiğine ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge sunulamadığı görülmekle, zamanaşımına uğrayan vergi borçlarına ilişkin olan dava konusu 19/12/2016 tarih ve 20161219...3, 4 sayılı ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 12/09/2018 gün ve E:2018/1128, K:2018/2477sayılı kararına davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunularak; kararın hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Altıncı Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava; asıl borçlu .... Metal Çinko Galvaniz Hurda Alım Satım İth. İhr. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarının muhtelif dönemlerine ait gelir stopaj vergisi, damga vergisi, kurumlar vergisi, usulsüzlük cezası, özel usulsüzlük cezası, gecikme faizi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası içerikli amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen 19/12/2016 tarih ve 20161219....1, 2, 3, 4 sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
İstinaf başvurusuna konu kararın, dava konusu 19/02/2010 tarih ve 20161219....1, 2, 3 sayılı ödeme emirleri ile 19/12/2016 tarih ve 20161219....4 sayılı ödeme emrinin 22., 23., 40. ve 54. sıralarında yer alanlar dışındaki amme alacaklarının iptal isteminin kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden;
Dava dosyasının incelenmesinden; dayandığı gerekçeler karşısında, istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen kısımlarının hukuka ve usule uygun olduğu anlaşıldığından ve dilekçede ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın belirtilen kısımlarının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, davalı idarenin istinaf başvurusunun bu kısımlar yönünden reddi gerekmektedir.
İstinaf başvurusuna konu kararın, dava konusu 19/12/2016 tarih ve 20161219....4 sayılı ödeme emrinin 22., 23., 40. ve 54. sıralarında yer alan amme alacaklarının iptal isteminin kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusu yönünden ise;
Davacının asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilcisi ve ortağı olduğu dönmede yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 540'ıncı maddesine göre; aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir. Kanunun 541'inci maddesine göre ise; şirket mukavelesi veya umumi heyet kararıyla şirketin idare ve temsili, ortak olmayan kimselere de bırakılabilir.
Buna göre limited şirketlerde ortak olmayan bir kimse dışarıdan müdür olarak atanmadıkça, müdür yani kanuni temsilci olma öncelikle ortak olma esasına bağlanmış olup, müdür olarak atanan kişinin görev süresinin dolması halinde yeni bir müdür atanmadıkça tüm ortaklar müdür sıfatıyla şirketi idare ve temsile yetkilidir. Aynı durum müdür olarak atanan ortağın şirket hissesini devretmek suretiyle ortaklıktan ayrılması durumunda da geçerli olup, hissesini devretmek suretiyle şirketten ayrılan ortağın dışarıdan müdür olarak atanmasına ilişkin yeni bir karar alınmadıkça kanuni temsilcilik görevi sona ermekte ve bu halde de yeni bir müdür atanmadıkça kalan tüm ortaklar müdür sıfatıyla şirketi idare ve temsile yetkili olmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; asıl amme borçlusu şirkette müdürlük görevi sona eren davacının 06/06/2006 tarihli şirket kurul kararı ile yeniden 1 yıllığına müdür olarak seçilmesine dair kararın 03/07/2006 tarihli ve 6590 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, akabinde Bayrampaşa 5. Noterliği'nin 15/11/2007 tarihli ve 36641 yevmiyeli limited şirket hisse devir sözleşmesi ile davacının şirket hisselerinin tamamını Hüseyin Yücel'e devir ettiği ve bu kararın 26/09/2008 tarihli ve 7158 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği görülmekte olup, davacının 06/06/2007 tarihine kadar tek başına şirket müdürü olarak şirketin kanuni temsilcisi iken, 06/06/2007 ila 15/11/2007 tarihleri arasında yeni bir müdür seçilmediğinden, yukarıda bahsi geçen olay tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri gereği diğer şirket ortağı ile birlikte şirket müdürü olarak kabulü gerekmekte olup, bu dönemlere ait şirket borçlarından da kanuni temsilci olarak sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Olayda; davacı adına düzenlenen 19/12/2016 tarih ve 20161219...4 sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan vergi borçlarının öncelikle şirketten tahsili için şirket adına 20100818....6 sayılı ödeme emrinin düzenlenerek şirketin işyeri adresinde 18/08/2015 tarihlerinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, ancak şirketin 18/02/2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, bu tarih itibariyle tüzel kişiliği sona eren şirket adına tebliğ yapılması mümkün olmadığından; asıl borçlu şirket adına düzenlenen 20100818....6 sayılı ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmış olup; anılan ödeme emirleri içeriğinde yer alan ve vade tarihleri 19/02/2010 olan vergi borçları için 2011 takvim yılının başından itibaren işlemeye başlayan tahsil zamanaşımı sürelerinin 31/12/2015 tarihlerinde dolduğu, davalı idarece dosyaya bu süre içerisinde zamanaşımının durduğuna yahut kesildiğine ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge sunulamadığı görülmekle; zamanaşımına uğrayan vergi borçlarına ilişkin olan dava konusu 19/12/2016 tarih ve 20161219...4 sayılı ödeme emrinin 22., 23., 40. ve 54. sıralarında yer alan amma alacaklarında bu gerekçeyle hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusuna konu İstanbul 13. Vergi Mahkemesi'nin 12/09/2018 gün ve E:2018/1128, K:2018/2477 sayılı kararına karşı verilen istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca; dava konusu 20161219....1, 2, 3 sayılı ödeme emirlerinin ve 20161219...4 sayılı ödeme emrinin 22., 23., 40. ve 54. sıralarında yer alanlar dışındaki amme alacaklarının iptali isteminin kabulüne yönelik hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, dava konusu 20161219...4 sayılı ödeme emrinin 22., 23., 40. ve 54. sıralarında yer alan amme alacaklarının iptali isteminin kabulüne yönelik hüküm fıkrasına davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun ise yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, aşağıda dökümü gösterilen kanun yolu aşamasına ait yargılama giderinin, istinaf yoluna başvuran davalı idare üzerinde bırakılmasına, tahsil edilen posta avansından artan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 03/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)