(AİHS m. 8, 10, 11) (2709 S. K. m. 26, 90) (2577 S. K. m. 45) (2547 S. K. m. 54, 65) (Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği m. 6) (HANDYSİDE - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI)
İSTEMİN ÖZETİ: Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı lisans programı 3. Sınıf öğrencisi olan davacının, yükseköğretim kurumundan 21 gün süreyle uzaklaştırılmasına ilişkin 12/06/2018 tarih ve E.13440 Sayılı işlemin iptali istemiyle açtığı davada; davanın reddine karar veren Samsun 1. İdare Mahkemesi'nin 22/03/2019 gün ve E:2018/1269, K:2019/323 Sayılı kararının; bir salonda videolarının diğer öğrenciler gibi dersi geçmek dışında bir amaç gütmeden sunulduğu, bu videonun geniş kitlelere ulaşmak amacı gütmediği ya da üniversitede diğer öğrencilerin de ulaşabileceği bir yerde gösterilmediği, sosyal medyada yayınlanmadığı, dergi/gazete vs araçlarla yayılmayıp çok sınırlı bir çevrede gösterildiği değerlendirilerek ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" başlıklı 26.maddesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "İfade Özgürlüğü" başlıklı 10.maddesi kapsamında Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 6.maddesi ç bendi "yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü ve yazılı eylemlerde bulunmak" fiilini oluşturmaması nedeniyle hukuka ve hakkaniyete aykırı olan işlemin iptaline karar verilmesinin gerektiği ileri sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istemidir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idare tarafından, disiplin soruşturması Yükseköğretim Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümlerine, usul ve esasa uygun olarak yürütüldüğü ileri sürülerek davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava, davacının, yükseköğretim kurumundan 21 gün süreyle uzaklaştırılmasına ilişkin 12/06/2018 tarih ve E.13440 Sayılı işlemin iptali istemine ilişkindir.
İdare Mahkemesi'nce; Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Müzik Eğitimi Anabilim Dalı "Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı" dersinin portfolyo örneği olarak hazırlanan ve öğrencilerin final değerlendirilmesinin yapıldığı "Rap Müzik" konulu etkinliğe, ders sorumlusu hoca tarafından, öğrencilerin, bölümde görevli tüm hocaların davet edildiği, konuyla ilgili bir afiş hazırlanarak gerçekleştirilen etkinliğe öğrenci ve hocaların katıldığı, rap tarzında hazırlanan gösterimin davacı ve diğer iki öğrenci tarafından seslendirildiği, dersle ilgili olarak hazırlanan video kaydının incelenmesinden, bazı toplumsal ve siyasi olaylara vurgu yapılarak, "...zaten hakimler bile seçmece-yeter ki para girsin cebe-adalet mülkün temelidir ama-hiç duymadım o ne be!...""hükmün yok artık hakim bey-sen sadece bir maşasın, rüşvet yiyenden ne farkın var-sana dokunmayan yılan bin yaşasın...","...paraya kumara yatına katına-E. takıya sense saraya-doyma alıştınız tabi rahata-bi gün olsun bizi sorma...", şeklinde sözlere yer verildiği, video içeriğinde yer alan bir takım sosyal ve siyasal olaylara ilişkin sözlerin, düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında ve eleştiri sınırları içinde kabul edilmesi mümkün ise de, yukarıda alıntısına yer verilen açıklamaların ise; eleştiri sınırlarını aşan aşağılayıcı nitelik taşıdığı, açıklamalarda hedef alınan kişilerin kişilik ve şeref haklarına yönelik ihlaller barındırdığı, Üniversite düzeyinde yapılan eğitim öğretim faaliyetine ilişkin final sınavı kapsamında sarf edildiği ve dinleyiciler bakımından aleniyet kazandığı da gözetilerek, bu haliyle söz konusu ifadelerin görüş açıklama ve ifade özgürlüğü kapsamında himaye görmesinin mümkün olmadığı, Anayasanın 26. maddesiyle düzenlenen düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu durumda, davacı tarafından, final sınavı kapsamında, Yargı Mensuplarını, Cumhurbaşkanı ve Eşine yönelik olarak seslendirilen sözlerin, eleştiri sınırına aşan nitelikte olduğu ve "yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak" eylemi olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, davacının sübut bulan eylemi nedeniyle 21 gün süreyle yükseköğretim kurumundan uzaklaştırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26. maddesi;
"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü, 90. maddesi;
"...Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmünü ihtiva etmektedir.
Türkiye'nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi;
"Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.
Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir." hükmünü ihtiva etmektedir.
2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Öğrencilerin disiplin işleri" başlıklı 54. maddesinde; "Soruşturma, yetkiler ve cezalar:
a. Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında yükseköğretim öğrenciliği sıfatına, onur ve şerefine aykırı harekette bulunan, öğrenme ve öğretme hürriyetini, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kısıtlayan, kurumların sükun, huzur ve çalışma düzenini bozan, boykot, işgal ve engelleme gibi eylemlere katılan, bunları teşvik ve tahrik eden, yükseköğretim mensuplarının şeref ve haysiyetine veya şahıslarına tecavüz eden veya saygı dışı davranışlarda bulunan ve anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvik eden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca uyarma, kınama, bir haftadan bir aya kadar veya bir veya iki yarıyıl için kurumdan uzaklaştırma veya yükseköğretim kurumundan çıkarma cezaları verilir.
b. Bir fakülte, enstitü veya yüksekokulun içinde veya dışında öğrencilerin işlemiş oldukları disiplin suçlarından dolayı soruşturma yapmaya ve doğrudan gerekli cezayı vermeye veya disiplin kuruluna sevk etmeye ilgili fakülte dekanı, enstitü veya yüksekokul müdürü yetkilidir.
c. Disiplin soruşturmasına, olay öğrenilince derhal başlanılır ve soruşturma en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır.
.." kuralı yer yer almış, aynı Kanun'un 65. maddesinin (a) fıkrasının 9. bendinde de; öğrencilerinin disiplin işlemleri ile ilgili hususların Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 6. maddesinin (ç) bendinde; "yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak" fiilinin, yükseköğretim kurumundan bir haftadan bir aya kadar uzaklaştırma cezasını gerektiren disiplin suçları kapsamında sayılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Müzik Eğitimi Anabilim Dalı "Öğretim Teknolojileri ve Materyal Tasarımı" dersinin portfolyo örneği olarak hazırlanan, "Rap Müzik" konulu etkinlikte gösterilen videolarda, devlet büyükleri, siyasetçiler ve yargı mensuplarına hakaret edildiğinin tespit edilmesi üzerine, dersin sorumlusu Doç. Dr. B. Güdek ve etkinliğe piyano ile eşlik eden Öğr. Gör. P. Beşevli Solmaz hakkında başlatılan soruşturma neticesinde düzenlenen 03.04.2018 tarihli soruşturma raporunda, soruşturmaya konu olan sınava giren üçüncü kişi dışında tüm öğrencilere ve öğretim elemanlarına açık olan bir etkinlikte sunulan, Cumhurbaşkanına, eşine, siyasetçilere ve yargı mensuplarına hakaret içerdiği söylenen video kaydını yapan Emrecan Söyleyici, Berrak Gündüz ve Şebnem Dönmez isimli öğrenciler hakkında herhangi bir işlem yapılmadığının ifade edilmesi üzerine, Ondokuzmayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Dekanlığının 10.05.2018 tarihli onayı ile adı geçen öğrenciler hakkında soruşturma onayı verilerek soruşturmacı atandığı, yapılan soruşturma neticesinde, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı'nın 12.06.2018 tarih ve 98725097-663.07-E.13440 Sayılı işlemi ile davacı hakkında, "Yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak" eylemini işlediği sübuta erdiğinden bahisle Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 6. maddesinin (ç) bendi gereğince 21 (yirmibir) gün süreyle yükseköğretim kurumundan uzaklaştırma cezasıyla tecziye edilmesine karar verilmesi üzerine, bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Disiplin hukukunda da geçerli olduğu kabul edilen "tipiklik" ilkesi, bir fiilin cezalandırılabilmesi için ilgili mevzuatta öngörülen suç tanımına uygun olması gerektiğini ifade eder. Bu itibarla, fiil, mevzuatta öngörülen tanıma uymuyorsa verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olacağı açıktır.
Davacının hazırlayanlarından biri olduğu videoda yer alan şarkıda geçen "...zaten hakimler bile seçmece-yeter ki para girsin cebe-adalet mülkün temelidir ama-hiç duymadım o ne be!...""hükmün yok artık hakim bey-sen sadece bir maşasın, rüşvet yiyenden ne farkın var-sana dokunmayan yılan bin yaşasın..." ifadeleriyle yargı mensuplarına hakaret edildiğinden bahisle "yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak" fiili işlendiği sonucuna varılmışsa da, olayda yargı mekanizmasına yönelik bir eleştiri getirildiği, söz konusu ifadelerin herhangi bir şahsa yönelik olmadığı, dolayısıyla anılan fil yönüyle tipiklik şartının gerçekleşmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer yandan, devlet bireyin şeref ve itibarına karşı yapılan saldırıları önlemekle yükümlü olup, siyasetçilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin de şeref ve itibarlarını koruma hakkı vardır. Dava konusu olayda ifade özgürlüğü ile başkalarının hak ve itibar değerlerinin çatışması söz konusudur.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına bakıldığında, Mahkemece; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin nitelikli haklar olarak adlandırılan 8-11. maddelerinin ikinci paragraflarında yer bulan haklara yönelik sınırlama veya hakka müdahale, kanunla düzenlenip düzenlenmediği (yasallık) açısından irdelendikten sonra meşru bir amaca yönelik sınırlamanın, demokratik toplumda gerekli olup olmadığı hususu sıkı bir şekilde denetlenmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında; sadece toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü “haber” ve “düşüncelerin” değil, devletin veya toplumun bir bölümünün aleyhinde olan, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerektiği; ifade özgürlüğünün, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olduğu ve bu özgürlük olmaksızın “demokratik toplumdan” bahsedilemeyeceği ifade edilmektedir. (Handyside/Birleşik Krallık, B.No: 5493/72, 07.12.1976) Bu bağlamda mahkeme ifade özgürlüğünün sadece zararsız ve ilgilenmeye değmez olarak görünen "bilgi" veya "fikirlere" değil aynı zamanda rahatsız eden, şaşırtan veya gücendiren fikirlere de uygulanması gerektiğini belirtir.
Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarında siyasetçilere yönelik eleştirilerin kabul edilebilirlik sınırlarının özel bir şahsa yönelik eleştiri sınırlarına göre daha geniş olduğu kabul edilmiştir. Mahkeme Lingens-Avusturya davasında; "Bir siyasetçi özel şahıstan farklı olarak, her sözünü ve eylemini bilerek ve kaçınılmaz bir biçimde, gazetecilerin ve halkın denetimine açar, bu nedenle daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadır." yorumunu yapmıştır. Anayasa Mahkemesi de kararlarında, siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu yeri geldiğinde vurgulamıştır.
Dolayısıyla, cezaya konu videoda yer alan "...paraya kumara yatına katına-E. takıya sense saraya-doyma alıştınız tabi rahata-bi gün olsun bizi sorma..." ifadeleri Cumhurbaşkanı ve eşine hakaret olarak nitelendirilmişse de, söz konusu ifadelerin, kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleme amacı değil, kişilerin bulunduğu mevki ve yüklendiği mesuliyetler çerçevesinde siyasi eleştiri amacını güttüğü ve dava konusu cezayla ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamanın demokratik toplumda gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda; "...zaten hakimler bile seçmece-yeter ki para girsin cebe-adalet mülkün temelidir ama-hiç duymadım o ne be!...""hükmün yok artık hakim bey-sen sadece bir maşasın, rüşvet yiyenden ne farkın var-sana dokunmayan yılan bin yaşasın..." ifadeleri yönünden tesis edilen cezalandırma işleminde tipiklik şartının oluşmadığı, diğer yandan, yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "ifade özgürlüğü"ne yönelik belirlediği ilkeler dikkate alındığında,"...paraya kumara yatına katına-E. takıya sense saraya-doyma alıştınız tabi rahata-bi gün olsun bizi sorma...", şeklindeki ifadelerin davacının ifade özgürlüğü hakkı kapsamında olduğu anlaşılmış olup, Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin 6. maddesinin (ç) bendinde yer alan " "Yükseköğretim kurumunda kişilerin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemlerde bulunmak" fiilini oluşturmadığı görüldüğünden, bu nedenle dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık, aksi yöndeki Mahkeme kararında yasal isabet bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, Samsun 1. İdare Mahkemesi'nin 22/03/2019 gün ve E:2018/1269, K:2019/323 Sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, dava aşamasına ait 358,25-TL yargılama gideri ve istinaf başvuru aşamasına ait 162,00-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.590,00-TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, artan posta giderinin davacıya iadesine, 03/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (¤¤)