(6306 S. K. m. 2, 7) (488 S. K. m. 1, 3, 18)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirkete ihale edilen Adana İli, Yüreğir İlçesi, ....... Mah., 11701 ada, 11 parselde bulunan arsanın satışına ilişkin olarak tahsil edilen 107.598,00-TL arsa sözleşme ücreti, 168.821,00-TL ruhsat harcı, 64.581,50-TL arsa karar ücreti, 21.534,00-TL inşaat harcı, 3.000,00-TL plan kota bedeli, 600,00-TL imar durum harcı olmak üzere toplam 366.134,50-TL ödemenin iadesi istemiyle yapılan düzeltme/şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve anılan meblağın ödendiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın; Yüreğir Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü'nün 08/10/2018 tarih ve 2543 sayılı yazısına göre davaya konu taşınmazın da yer aldığı yaklaşık 8.8 hektar alanın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Bakanlık Makamının 07.03.2017 tarih ve 3224 sayılı Olur'u ile 6306 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca "Rezerv Yapı Alanı" olarak ilan edildiği, davacının da söz konusu taşınmazı rezerv yapı alanı olarak ilan edilmesinden sonra 05/07/2017 tarihli ihale kararına istinaden Yüreğir Belediye Başkanlığı'ndan satın aldığı, dolayısıyla satışa konu taşınmazın 6306 sayılı Kanun kapsamındaki alanlardan olduğu ve bu kapsama dahil edildikten sonra satışa konu edildiği, yine bu satış işleminin taşınmazla ilgili 6306 sayılı Kanun kapsamında tesis edilen satış işlemi olduğu, bu nedenle Kanun'un 7/9.maddesi uyarınca belediye tarafından tahsil edilen vergi, harç ve ücretlerden müstesna olduğu, bu durumda; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun gereğince harçtan müstesna olduğu belirlenen davacı adına tahakkuk ettirilip ödenen uyuşmazlık konusu toplam 366.134,50-TL ödemenin açıkça yasada istisna kılındığı ve mevzuda hata kapsamında düzeltme şikayet yoluyla iadesinin istenebileceği kanaatine varıldığından aksine gerekçeyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, vergi tahsilatında mükelleften kaynaklanan bir hata bulunmadığı anlaşıldığından tahsil edilen dava konusu verginin iadesinde faizin başlangıç tarihi olarak ödeme tarihinin esas alınması ve istem gibi 3095 sayılı Yasaya göre hesaplanacak yasal faizi ile birlikte iadesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle kabulü, dava konusu işlemin iptali ve davacı tarafından ödenen 366.134,50-TL ödemenin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da öngörülen oranda hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi yolunda verilen Adana 2. Vergi Mahkemesi'nin 28/05/2019 tarih ve E:2019/195, K:2019/615 sayılı kararının; içerisinde hiçbir riskli yapının bulunmadığı boş parsel içerisine yeni yapının yapılmasından dolayı ruhsat harcı, inşaat harcı, plan kota bedeli ve imar durum harcı alınmasının yasal olduğu, boş arsa parsel satışının sözleşme damga vergisi ve karar pulu bedelinden de müstesna olmadığı, söz konusu parselin üzerine yapılacak yeni yapıdan, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 3. Bölümünün Dönüşüm Gelirleri ve Diğer Hükümler Dönüşüm Gelirleri başlıklı 7. maddesinin 10. bendi uyarınca mevcut inşaat alanının 1,5 katı 0 olacağından herhangi bir harç ve ücret indiriminin söz konusu olamayacağı, idarelerince yapılan işlemlerin yasal olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yasal dayanaktan yoksun olan istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince, dava dosyası ve Dairemizin 05/02/2020 günlü ara kararına cevaben gönderilen bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü;
Davalı idarenin istinaf başvurusuna konu, mahkeme kararının 168.821,00-TL ruhsat harcı, 21.534,00-TL inşaat harcı, 3.000,00-TL plan kota bedeli ve 600,00-TL imar durum harcı yönünden davanın kabulü yolundaki hüküm fıkrasında dayandığı gerekçeler karşısında yasal isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı idarenin 107.598,00-TL arsa sözleşme ücreti ve 64.581,50-TL arsa karar ücretine yönelik istinaf başvurusuna gelince,
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların Damga vergisine tabi olduğu, bu kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade ettiği belirtilmiş; maddenin atıfta bulunduğu 1 sayılı Tablonun I/A-1 bölümünde, mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin; II/2 bölümünde de ihale kanunlarına tabi olan veya olmayan resmi daire ve kamu tüzel kişiliğini haiz kurumların her türlü ihale kararlarının damga vergisine tabi olduğu ifade edilmiştir. Kanun'un 3. maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği kurala bağlanmış; 18. maddesinde, bu Kanunda gösterilen haller dışında damga vergisinin makbuz karşılığında ödeneceği açıklanmış; 22. madde ise düzenlenen kağıtların (a) veya (b) bendi kapsamında olmaları haline göre bentlerde öngörülen süreler içinde vergi dairesine beyanname ile bildirilmeleri ve ödenmeleri esası getirilmiş, Maliye Bakanlığının, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye, lüzum göreceği işlemlere ilişkin kağıtlara ait verginin bu sürelere bağlı kalmaksızın ve beyanname aranmaksızın kağıdın düzenlenmesinden önce veya noterce işleme tabi tutulması sırasında ödenmesi zorunluluğu getirmeye, vergiyi işlem anında ilgili kamu kurum veya kuruluşuna makbuz karşılığı ödettirmeye yetkili olduğu vurgulanmıştır.
"Arsa sözleşme ücreti" ile "arsa karar ücreti" adı altında tahsil edilen bedellerin, davalı belediyece yapılan ihale nedeniyle ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca tahsil edildiği görülmektedir. Yukarıda yer alan kanun hükümleri incelendiğinde damga vergisini tarh, tahakkuk ve tahsil yetkisi belediyelere değil, vergi dairelerine ait olup, belediyelerce tahsil edilen damga vergilerinin Hazine'ye aktarılması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Bu durumda, damga vergisini tarh, tahakkuk ve tahsil yetkisi bulunmayan belediyelerin söz konusu vergiyi iade yetkisi bulunmadığı açıktır. Olayda da, kendisinden damga vergisi tahsil edilen davacının, anılan verginin iadesi istemiyle damga vergilerinin yatırıldığı vergi dairesi müdürlüğüne başvurması gerekmekte iken, damga vergisini iade yetkisi bulunmayan, davalı idareye yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin bu kısmında hukuka aykırılık, işlemin anılan kısmını kaldıran mahkeme kararında ise hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, Adana 2. Vergi Mahkemesi'nin 28/05/2019 tarih ve E:2019/195, K:2019/615 sayılı kararının; 168.821,00-TL ruhsat harcı, 21.534,00-TL inşaat harcı, 3.000,00-TL plan kota bedeli ve 600,00-TL imar durum harcı yönünden davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddine, davanın 107.598,00-TL arsa sözleşme ücreti ve 64.581,50-TL arsa karar ücretine tekabül eden kısmının kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasına, bu kısma ilişkin davanın reddine, davacı tarafından karşılanan aşağıda dökümü gösterilen toplam 95,75-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 45,00-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 50,75-TL'sinin ise davalı idarece davacıya verilmesine, davalı idare tarafından karşılanan aşağıda dökümü gösterilen toplam 243,55-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 129,00-TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 114,55-TL'sinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davacıdan ve davalı idareden ayrı ayrı 54,40-TL maktu karar harcının alınması için ilgili vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 1.890,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 09/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)