(213 S. K. m. 353, Mük. m. 257, 355) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, bir kısım alışlarını sahte fatura ile belgelendirdiğinden bahisle 02.12.2015 tarih ve 2015-A-2282/52 Sayılı vergi inceleme raporuna dayanılarak 2010/11 dönemi için resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile 2010/10 dönemi için 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1 ve mükerrer 355/4 maddeleri uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı kabul eden Şanlıurfa Vergi Mahkemesi'nin 23/11/2016 gün ve E:2016/487; K:2016/869 Sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunu özel usulsüz cezalarına ilişkin olarak reddeden, vergi zıyaı cezalı katma değer vergisi yönünden ise kabul edip kararın buna ilişkin hüküm fıkrasını kaldırarak davanın bu kısmını reddeden Dairemizin 30/05/2017 tarih ve E:2017/353; K:2017/762 Sayılı kararının temyiz edilen 213 saylı Vergi Usul Kanununun 353. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin reddi, 213 Sayılı Kanun'un mükerrer 355/4. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının ise, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulması durumunda istinaf başvurusunun reddine; hukuka uygun bulmaması durumunda ise istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak işin esası hakkında yeniden bir karar verecek olan bölge idare mahkemelerince, istinaf incelemesine konu kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemekle birlikte gerekçesinin hukuka uygun bulunmadığı hallerde, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek istinaf isteminin reddine karar verilemeyeceğinden, dava konusu 213 Sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun, kararın gerekçesi değiştirilerek kısmen reddi yolundaki hüküm fıkrasında yargılama usulüne uygunluk görülmediği gerekçesiyle bozulması yolundaki Danıştay Üçüncü Dairesi'nin 13/03/2019 tarih ve E:2017/3614; K:2019/1686 Sayılı kararının bozmaya ilişkin hüküm fıkrası uyarınca uyuşmazlığın 213 Sayılı Kanun'un mükerrer 355/4 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına dair kısmı hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın esas kaydına alınmasından ibarettir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce, Danıştay Üçüncü Dairesi'nin 13/03/2019 tarih ve E:2017/3614; K:2019/1686 Sayılı kararının, Dairemizin 0/05/2017 tarih ve E:2017/353; K:2017/762 Sayılı kararının 213 Sayılı Kanun'un mükerrer 355/4. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına dair hüküm fıkrasına uyularak anılan cezaya ilişkin olarak dava dosyası yeniden incelenip işin gereği görüşüldü:
KARAR: Yapılan inceleme sonucunda, Şanlıurfa Vergi Mahkemesi'nin 23/11/2016 gün ve E:2016/487; K:2016/869 Sayılı kararının istinaf başvurusuna konu 213 Sayılı Kanun'un mükerrer 355/4. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının gerekçesi aşağıda açıklanan nedenlerle hukuka uygun bulunmadığından, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinde ise bölge idare mahkemesine kararın gerekçesini değiştirerek istinaf başvurusunu reddetme yetkisi verilmediğinden, 2577 Sayılı Kanun'un anılan 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca mahkeme kararının 213 Sayılı Kanun'un mükerrer 355/4. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 257. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, Maliye Bakanlığı'na, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğunu getirme ve bu zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiş; 213 Sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesinin 4. fıkrasında, tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için bu maddeye göre uygulanan cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın % 5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesileceği düzenlenmiştir.
Yapılan bu düzenlemeler ile ticari işlemler ve finansal hareketlerin taraflarının izlenmesi ve vergiyi doğuran olayların mali kurumların kayıt ve belgeleri yardımıyla tespit edilmesi, bunun sonucunda da, belge düzeninin yaygınlaştırılması ve kayıt dışılığın önlenmesi amaçlanmaktadır. Kayıt dışılığın önlenmesi amacıyla getirilen bu düzenleme uyarınca, mükellefler hakkında ceza uygulanabilmesi için, banka ve finans kurumlarınca yapılacak olan tahsilat ve ödemelerin gerçek bir ticari faaliyetten kaynaklanması gerekmektedir. Alışlarının sahte belgeye dayandığı iddiası ile karşılaşan bir mükellefin, sahte olduğu, yani gerçek bir mal veya hizmet teslimine dayanmadığı kabul edilen faturalardan kaynaklanan ödemelerini banka aracılığı ile yapmasını beklemek, yukarıda anılan düzenlemeye aykırı bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Olayda, Tuğra Metal İnşaat Yapı Malzemeleri Demir Kömür Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davacı adına düzenlenen faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına ilişkin olmadığı Dairemizce de kabul edilmiş olup, ilgili taraflar arasında gerçekleşmemiş teslim ve hizmet için taraflar arasında ödeme-tahsilat işlemi yapılması beklenemeyeceğinden ve iktisadi ve ticari icaplara uygun bulunmayan bu durumun aksi 213 Sayılı Kanun'un 3/B maddesi uyarınca davalı idare tarafından da ortaya konulamamış olduğundan, davacı tarafından söz konusu faturalara ilişkin olarak Tuğra Metal İnşaat Yapı Malzemeleri Demir Kömür Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine yapılan ödemelerin banka, finans kurumu, vb aracılığıyla ödenerek tevsik edilmediğinden bahisle kesilen davaya konu özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Danıştay Üçüncü Dairesi'nin 13/03/2019 tarih ve E:2017/3614; K:2019/1686 Sayılı kararının bozmaya ilişkin hüküm fıkrasına uyulmasına, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, Şanlıurfa Vergi Mahkemesi'nin 23/11/2016 gün ve E:2016/487; K:2016/869 Sayılı kararının gerekçesi hukuka uygun bulunmayan 213 Sayılı Kanun'un mükerrer 355/4. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, davanın bu kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle kabulüne; davanın tüm aşamalarında taraflarca yapılan yargılama giderleri ve tarafların haklılık oranları dikkate alınarak aşağıda dökümü gösterilen davacı tarafından dava aşamasında yapılan 134,55 TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece istinaf aşamasında yapılan aşağıda dökümü gösterilen 60,40 TL yargılama giderinin 57,40 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idarece temyiz aşamasında yapılan aşağıda dökümü gösterilen 79,30-TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınmayan 90,80 TL tutarındaki istinaf başvuru harcının haklılık oranına göre 63,50 TL'lik kısmının 492 Sayılı Harçlar Kanununun 13. maddesinin (j) bendinin parantez içi hükmü uyarınca davalı idarece davacıdan tahsiline, Dairemizin daha önceki kararında karar harcına hükmedildiğinden yeniden hükmedilmesine gerek bulunmadığına, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanslardan artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca ilgilisine re'sen iadesine; kararın tebliğini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 10/09/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)