(2577 S. K. m. 45) (7338 S. K. m. 1, 4, 10)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, muris S.Y.'ndan intikal eden Ankara ili, Çankaya ilçesi, .... Mahallesi, 1620 ada 8 numaralı parselde bulunan taşınmaz için, beyan üzerine yapılan veraset ve intikal vergisi tahakkukunun iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davayı; olayda, ölüm olayının 17/11/2011 tarihinde vuku bulduğu, ölüm tarihini takibeden dört ay içinde beyannamenin verilmesi gerekirken bu süre geçirildikten sonra 03/01/2018 tarihinde verilen beyanname ile tahakkuk işleminin gerçekleştiği, beyanname ve tahakkuk fişinin tetkikinde ihtirazi kayıt çekincesinin konulmadığı, ödemenin ihtirazi kayıt konularak yapıldığının anlaşıldığı, beyan üzerinden alınan vergilere ait matrahın ihtirazi kayıtla beyanı, beyannamenin vergi kanunlarında öngörülen zamanlarda verilmesi koşuluna bağlı olduğu, dolayısıyla, beyanname verme süresi geçtikten sonra verilen beyannameye konulan ihtirazi kaydın, beyanname üzerinden yapılan tahakkuka etkisi olmadığı gibi dava açma hakkı vermesi de mümkün olmadığından, beyanname verme süresi geçtikten sonra ihtirazi kayıtla düzeltme beyannamesi verilmesi üzerine tahakkuk eden vergiye karşı dava açılmasına olanak bulunmadığı, öte yandan, vergi hatası iddiasında bulunan davacının düzeltme şikayet kapsamında başvuruda bulunması ve başvurunun reddi halinde de dava açması mümkün olduğu gerekçesiyle reddeden Ankara 6. Vergi Mahkemesi'nin 31/12/2018 gün ve E:2018/210, K:2018/1683 Sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Hüküm veren Ankara 4. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR: İstinaf başvurusu; davacı tarafından, 2011 yılına ilişkin olarak, 2018 yılında beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen veraset intikal vergisinin, beyanname verildikten sonra ihitirazi kayıtla yapılan başvuruya istinaden ödenmesi sonrasında murisinden intikal eden taşınmazların kısıtlılık hükümleri uyarınca emlak vergisi tahakkuna esas alınan değerinin 9/10 oranına isabet eden kısmının iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davayı reddeden Mahkeme kararının kaldırılması isteminden ibarettir.
7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle olursa olsun ivazsız bir tarzda bir şahıstan diğer şahsa intikalinin veraset ve intikal vergisine tabi olduğu; 10. maddesinde, veraset ve intikal vergisinin matrahını, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunan değerlerinin oluşturduğu; maddenin ikinci fıkrasında, mükelleflerin ilk tarhiyatta nazara alınmak üzere verginin mevzuuna giren malları maddede belirtilen değerleme ölçülerinden faydalanarak, belirtilmiyenler bakımından ise Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme ile ilgili 3.. bölümündeki esaslara göre değerlemek ve beyannamelerinde göstermek zorunda oldukları, aynı fıkranın ( b ) bendinde, gayrimenkullerin ticari işletmeye dahil olsun veya olmasın Emlak Vergisine esas olan değerle değerleneceği; dördüncü fıkrasında da, idarenin, maddede belirtilen esaslara göre beyan edilen bu değerler üzerinden vergiyi beyannamenin verildiği tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde tarh edeceği, tarh edilen verginin ( sonrasında ) intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunacak değerlerine göre ikmal edileceği hükme bağlanmıştır.
Mevcut düzenlemeler uyarınca; ilgililer veraset ve intikal vergisinin konusu olan malların ilk tarhiyata esas değerlerini bildirmekle mükellef olup, verginin matrahının belirlenmesine yönelik olan bu beyandan sonra davalı idare tarafından 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun "Servetleri Değerleme" ile ilgili bölümde yeralan değerleme ölçülerini kullanarak ikmal tarhiyat yapılacağından, ortada beyana göre belirlenen matrah üzerinden yapılan vergilendirme işlemi söz konusu değildir. Bu durumda, beyan üzerine idarece yapılan ikmal tarhiyata ilişkin işlemlerdeki vergilendirme hatalarının süresi içerisinde dava konusu edilebileceğinden, süresinden sonra verilen beyannamede gösterilen matraha karşı dava açılamayacağı yönündeki usule ilişkin olarak verilen kararda bu nedenle hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan; 7338 Sayılı Kanun'un 4. maddesinin ( j ) bendinde, sağlar arasında ivazsız bir tarzda vuku bulan intikaller hariç olmak üzere kuru mülkiyet halinde intikal eden malların, kuru mülkiyet halinde kaldığı müddetçe veraset ve intikal vergisinden istisna edilmiştir.
Olayda; davacıya veraset yoluyla intikal eden taşınmazın, Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırmasız el atmanın önlenmesi ve tazminat davasına konu edildiği tartışmasız olmakla, intikal tarihinde davacının fiili tasarrufuna geçmediği, başka anlatımla, yararlanma hakkı olmaksızın kuru mülkiyetin intikal ettiği sonucuna varılmakla, vergiden müstesna kılınması gerektiğinden, aksi yolda tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenle; istinaf isteminin kabulüne, Ankara 6. Vergi Mahkemesince verilen 31/12/2018 gün ve E:2018/210; K:2018/1683 Sayılı kararın KALDRILMASINA, 2577 Sayılı Kanun'un değişik 45. maddesinin, 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin iptaline, tahsil edilen tutarın, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, aşağıda gösterilen 264,10-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.890,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana iadesine, kesin olarak 21.01.2020 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)