(2577 S. K. m. 45) (3194 S. K. m. 5) (Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği m. 4, 6, 7, 8, 25)
İSTEMİN ÖZETİ: Trabzon İdare Mahkemesi'nin 10/07/2019 tarihli ve E:2018/705, K:2019/724 Sayılı kararının istinaf kanun yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ: Cevap verilmemiştir.
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince dava dosyası 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Trabzon ili, ..... ilçesi, ..... Mahallesi, 57 ada, 18 parsel ve 42 ada, 12 parsel sayılı, davacıya ait taşınmazları da kapsayan alanda yapılan ve .... Büyükşehir Belediye Meclisinin 20.10.2017 tarih ve 2071 Sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planının iptali istemiyle açılmıştır.
Trabzon İdare Mahkemesi'nin 10/07/2019 tarihli ve E:2018/705, K:2019/724 Sayılı kararıyla; planların kademeli birlikteliği ilkesi doğrultusunda üst ölçekli planda yapılan değişikliklerin alt ölçekli planlara aktarılması amacıyla hazırlanan planların, imar mevzuatı, planlama esasları ve şehircilik ilkeleri açısından bir zorunluluk olduğu, mevcut nüfus artış hızı dikkate alındığında, üst ölçekli planlarda Sürmene ilçesi için öngörülen nüfusun sorunlu olduğu, yanlış ve sorunlu olduğu açık olan bir üst ölçekli plan kararının alt ölçekli planlarda irdelenmeden aynen uygulanmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olacağı, dava konusu plan öncesi yürürlükte olan planlara göre dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında nüfus azaltılarak donatı miktarı artırılsa da dava konusu planda eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesisler ile ibadet alanı ile teknik altyapı gibi kullanımlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen asgari standartların altında olduğu, dava konusu parsellerin bulunduğu alanda, ağaçlandırılacak alanların diğer yeşil alan sisteminin unsurlarıyla süreklilik ve bütünlük içinde oluşturulduğu, dava konusu parsellerin “ağaçlandırılacak alan” olarak düzenlenmesinin temel gerekçesinin, alanın topografik yapısı ve jeolojik yapısı olduğu ifade edildiği, söz konusu alanın dere yatakları ile başlayan devamında donatı alanları ve ağaçlandırılacak alan kullanımıyla desteklenen bir “yeşil kuşağın” devamı niteliğinde düzenlendiği, üst ölçekli planlarda, doğal, tarihi, kültürel çevrenin ve ekosistemlerin korunması, yaşatılması ve geliştirilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında, doğal yapının korunmasının esas olduğu ağaçlandırılacak alan kullanımının ekolojik sürdürülebilirlik için uygun bir kullanım kararı olduğu, Sürmene kent merkezine mevcut nüfus dinamiklerine aykırı olarak 72.500 kişilik nüfus ataması yapılması ve bu nüfusa göre konut ve donatı alanı düzenlenmesi yapıldığı da dikkate alındığında, dava konusu 42 ada, 12 parsel ile 57 ada, 18 parselde parselde düzenlenen “ağaçlandırılacak alan” gibi mevcut doğal yapının korunmasına yönelik kullanım kararlarının doğru bir planlama yaklaşımı olduğu, dava konusu 1/5000 ölçekli revizyon+ilave nazım imar planının davacının parsellerine yönelik kısmının imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olmadığı anlaşıldığından anılan dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunma gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; 1/5000 ölçekli nazım imar planın, 1/50000 ölçekli plana aykırı olduğu, planlama alanının güneyinde doğu-batı doğrultusunda düzenlenen çerve yolunun plana aktarılmadığı, böylece planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, planlama öncesi tespitlerin doğru yapılmadığı durumlarda idare ve toplum açısından yeni ilave maliyetlerin ve hak kayıplarının oluştuğu, objektif ve bilimsel bir ölçüte dayanmadığı, planlamada ne kadar sosyal donatı ihtiyacı olduğunun dahi belirlenemediği, sosyal donatı alanlarının yetersiz olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiği, davacıya ait taşınmazların ağaçlandırılacak alan içinde bırakılmasının gerekçesi olarak jeolojik ve topografik durum gerekçe gösterildiği, bitişiğindeki başka taşınmazlar için aynı durum olması gerekirken söz konusu komşu parsellerin yapılaşma açıldığı ileri sürülerek anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakta ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
3194 Sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak tanımlanmıştır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (i) bendinde de benzer bir tanıma yer verilerek; "Nazım imar planı: Mevcut ise çevre düzeni planının genel ilke, hedef ve kararlarına uygun olarak, arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, çeşitli kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/5.000 ölçekte, büyükşehir belediyelerinde 1/5000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte, onaylı halihazır haritalar üzerine, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan planı," olarak tanımlanmış, 'Mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri' başlıklı 6.maddesinde; "(1) Mekânsal planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planları, Çevre Düzeni Planları ve İmar Planları olarak hazırlanır. Buna göre planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluşur. (2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. (3) Arazi kullanım ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulur. (4) Plan kademelenmesi uyarınca il bütününde yapılan çevre düzeni planları, yürürlükteki bölge veya havza düzeyindeki çevre düzeni planının genel kararlarına aykırı olmamak kaydıyla hazırlanır." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 'Genel planlama esasları' başlıklı 7. maddesinin (i) bendinde; Planlama süreci; araştırmaların yapılması, sorunların ortaya konulması, veri ve bilgi toplama ile ilgili analiz aşaması; bilgilerin bir araya getirilmesi, birleştirilmesi ve sonuçların değerlendirilmesi ile ilgili sentez aşaması ve plan kararlarının oluşturulması aşamalarından oluşur." kuralı, 'Araştırma ve analiz' başlıklı 8.maddesinin 9.fıkrasında "Planlama alanı ve yakın çevresi ile alanın bölge veya kent bütünü içindeki konumunu belirlemek üzere; eşik analizi, yerinde yapılan incelemeler gibi fiziksel çalışmalarla birlikte, bilimsel tekniklere dayalı, ekonomik, sosyal, kültürel, politik, tarihi, sektörel ve teknolojik araştırmalar ile sorunlar ve potansiyel analizi yapılır. Ayrıca yürürlükteki planla ilgili gerekli çalışma ve değerlendirmeler de yapılır. Gerektiğinde güçlü, zayıf yönler ile fırsatları ve tehditleri içeren analiz yöntemi kullanılır. Bu çalışmalar araştırma raporunda yer alır." kuralı, 'İmar planı revizyonu ve ilaveleri' başlıklı 25.maddesinde ise "(1)İmar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı durumlar ile üst kademe plan kararlarına uygunluğunun sağlanması amacıyla planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi için bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak imar planlarında revizyon yapılır. (2) İmar planlarının ihtiyaca cevap vermediği durumlarda, mevcut plana bitişik ve mevcut planın genel arazi kullanım kararları ile süreklilik, bütünlük ve uyum sağlayacak biçimde, bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak ilave imar planı yapılabilir." kuralı getirilmiş, Yönetmeliğin ekinde ise sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin asgari standartlara ve alan büyüklüklerine yer verilmiştir.
Trabzon İdare Mahkemesi tarafından mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan, taraflara tebliğ edilerek bir örneği dosya içine alınan bilirkişi raporunda özetle; "Dava konusu parsellerin bulunduğu bölgenin 1/100000 ölçekli çevre düzeni planında "kentsel yerleşme alanı" olarak, 1/50000 ölçekli çevre düzeni planında da "kentsel yerleşik alan" olarak düzenlendiği, 1/25000 ölçekli nazım imar planında ise dava konusu parsellerin bulunduğu bölgenin “Ağaçlandırılacak alan” olarak düzenlenen alanda kaldığı, eski 1/5000 ölçekli nazım imar planında; dava konusu 57 ada, 18 parselin büyük bir kısmının “Ağaçlandırılacak alan”, bir kısmının da 7 m.lik imar yolunda; 42 ada, 12 parsel ise “Park alanı” olarak düzenlendiği, Sürmene ilçesi 1/5000 ölçekli nazım imar planının son halinde ise dava konusu 57 ada, 18 parselin büyük bir kısmının “Ağaçlandırılacak alan”, bir kısmının da “Orta yoğunluklu konut alanı (2 üçüncü kişi/ha)”; 42 ada, 12 parsel ise “Ağaçlandırılacak alan” kullanımında kaldığı, 1/50000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planında, planlama alanının güneyinde doğu-batı doğrultusunda düzenlenen çevre yolunun dava konusu edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planının askıya çıkan ilk halinde plana aktarıldığı, ancak 1/5000 ölçekli nazım imar planının itirazlar sonrası yeniden düzenlenen son halinde düzenlenmediği, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında ulaşım sisteminde yapılan değişikliğin planların kademeli birlikteliği ilkesinin imkan tanıdığı alt ölçekli planda üst ölçekli planın temel ilkelerinin korunması koşuluyla değişiklik yapılabilme yaklaşımı kapsamında olmadığı, bu kapsamda, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ulaşım kurgusu açısından dayanak 1/50000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planı hükümlerine aykırı olduğu, istatistiki bilgilere göre Sürmene ilçesi kent merkezi nüfusunun artış hızının düşük olduğu, mevcut nüfusun bu yapısının devam etmesi halinde dava konusu planla 2040 yılı için getirilen 72.500 kişilik nüfusa ulaşılmasının mümkün olmayacağı, mevcut nüfus artış hızı ile örtüşmeyen, nüfus artış oranının bu şekilde devam etmesi halinde 2040 yılında ulaşması mümkün olmayacak 72.500 kişilik bir nüfusun sadece üst ölçekli plan kararları dayanak gösterilerek Sürmene ilçesine atanmasının doğru bir planlama yaklaşımı olmadığı, planların kademeli birlikteliği ilkesinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planı hazırlanırken dayanak plan kararlarının uygulanmasının imkânsız ya da sorunlu olduğunun tespit edilmesi halinde üst ölçek plan kararının yeniden gözden geçirilmesine imkan tanıdığı, dolayısıyla, üst ölçekli planda öngörülen nüfusun (herhangi bir analiz yapılmadan sadece mevcut plan kararlarının irdelenmeden kabul edildiği anlaşılan) 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları ölçeğinde doğrudan kabul edilmesi yerine alt ölçekli planlarda yeniden irdelenmesi gerektiği, mevcut nüfus artış hızı dikkate alındığında, üst ölçekli planlarda Sürmene İlçesi için öngörülen nüfusun sorunlu olduğu, yanlış ve sorunlu olduğu açık olan bir üst ölçekli plan kararının alt ölçekli planlarda irdelenmeden aynen uygulanmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olacağı, dava konusu plan öncesi yürürlükte olan planlara göre dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında nüfus azaltılarak donatı miktarı artırılsa da dava konusu planda eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesisler ile ibadet alanı ile teknik altyapı gibi kullanımlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen asgari standartların altında olduğu, bu yönüyle dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının Mekansal Planlar Yapım Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu, dava konusu parseller açısından; ağaçlandırılacak alanların diğer yeşil alan sisteminin unsurlarıyla süreklilik ve bütünlük oluşturma niteliği taşıdığı, planlama alanı genelinde dere yatakları ve taşkın alanları ile ENH hattının geçtiği alanlar yeşil alan sisteminin bir parçası olarak planlandığı, ayrıca bunun dışında planlama alanı içinde doğal karakteri korunacak alanlar, tarım alanları ve ağaçlandırılacak alanlar gibi doğal yapının korunmasının esas olduğu kullanımlar önerildiği, söz konusu kullanımların hepsi birden yeşil alan sistemini oluşturduğu, dava konusu parsellerin planlama alanının güney sınırında bulunduğu, bu kapsamda söz konusu alanda ağaçlandırılacak alan kullanımının diğer yeşil alanlarla bütünlük oluşturarak bir kuşak şeklinde düzenlendiği, dava konusu parsellerin bulunduğu alanda, ağaçlandırılacak alanların diğer yeşil alan sisteminin unsurlarıyla süreklilik ve bütünlük içinde oluşturulduğu, dava konusu parsellerin ağaçlandırılacak alan olarak düzenlenmesinin temel gerekçesinin, alanın topografik yapısı ve jeolojik yapısı olduğu ifade edildiği, ancak söz konusu alanın dere yatakları ile başlayan devamında donatı alanları ve ağaçlandırılacak alan kullanımıyla desteklenen bir yeşil kuşağın devamı niteliğinde düzenlendiği, üst ölçekli planlarda, doğal, tarihi, kültürel çevrenin ve ekosistemlerin korunması, yaşatılması ve geliştirilmesi amaçlandığında dikkate alındığında, doğal yapının korunmasının esas olduğu ağaçlandırılacak alan kullanımının ekolojik sürdürülebilirlik için uygun bir kullanım kararı olduğu, üst ölçekli planlarda, doğal, tarihi, kültürel çevrenin ve ekosistemlerin korunması, yaşatılması ve geliştirilmesinin amaçlandığı dikkate alındığında, doğal yapının korunmasının esas olduğu ağaçlandırılacak alan kullanımının ekolojik sürdürülebilirlik için uygun bir kullanım kararı olduğu, Sürmene kent merkezine mevcut nüfus dinamiklerine aykırı olarak 72.500 kişilik nüfus ataması yapılması ve bu nüfusa göre konut ve donatı alanı düzenlenmesi yapıldığı da dikkate alındığında, dava konusu 42 ada, 12 parsel ile 57 ada, 18 parselde düzenlenen ağaçlandırılacak alan gibi mevcut doğal yapının korunmasına yönelik kullanım kararlarının doğru bir planlama yaklaşımı olduğu, söz konusu alanın dere yatakları ile başlayan devamında donatı alanları ve ağaçlandırılacak alan kullanımıyla desteklenen bir yeşil kuşağın devamı niteliğinde düzenlendiği de dikkate alındığında, dava konusu parsellerin bu yeşil alan sisteminin bir parçası olarak ağaçlandırılacak alan olarak düzenlenmesinin, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve dayanağı 1/25000 ölçekli nazım imar planında yeşil alanlarının bütünlük ve süreklilik içinde kurgulanmasına uygun olduğu, ayrıca dava konusu planda öngörülen nüfus ve donatı kurgusu kapsamında değerlendirildiğinde, davacının talebi doğrultusunda 42 ada, 12 parsel ile 57 ada, 18 parselin yapılaşmaya açılması, diğer parseller açısından da bu yöndeki talepleri teşvik edeceğinden, bölgede nüfus yoğunluğunun artmasına neden olacağı, bu durumun, Sürmene kent merkezinin nüfus gelişim yapısıyla uyumlu olmaması dışında ayrıca dava konusu planda öngörülen nüfusa göre zaten yetersiz olan donatı kurgusunu olumsuz etkileyeceği" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
İmar planları genel düzenleyici işlemler olduğundan, bireysel işlemlerden farklı olarak daha ayrıntılı ve uzun hazırlık süreci bulunmaktadır. Planların hazırlanması aşamasına ait olan bu süreçte uyulması gereken ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği ile ayrıntılı düzenlemeye konu edilen araştırma, sentez, katılım, projeksiyon nüfus, plan müellifi yeterliliği, plan dili, yürüme mesafesi etki alanı, sosyal teknik altyapı alanı standartları, plan açıklama raporu vb hususlarda planın genelini etkileyen eksiklikler tespit edilmesi halinde parsel bazında üretilen plan kararları hukuka uygun olsa bile, söz konusu eksiklikler nedeniyle imar planının geneli hukuka aykırı hale gelecektir.
Olayda, Trabzon ili, .... ilçesi,.... Mahallesi, 57 ada, 18 parsel ve 42 ada, 12 parsel sayılı, davacıya ait taşınmazlara getirilen kullanım kararı imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmakla birlikte; 1/5000 ölçekli nazım imar planında, dava konusu planla öngörülen gelişme yapısının Sürmene ilçesinin mevcut gelişme yapısı ile uyumlu olmaması, nüfus ataması yapılırken ve buna göre konut ve donatı alanları düzenlenirken nüfusun gelişme dinamiklerinin dikkate alınmaması, eğitim, sağlık, ibadet, sosyal ve kültürel tesisler ile teknik altyapı gibi kullanımlara Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen asgari standartların altında alan ayrılması, ulaşım-dolaşım sisteminin bir parçası olan çevre yolunun 1/50000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planında olmasına rağmen 1/5000 ölçekli nazım imar planına işlenmemesi ve kaldırılması nedenleriyle anılan planda imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygunluk bulunmadığı, söz konusu hukuka aykırılıkların planın genelini etkileyen hususlar olması nedeniyle, davacıya ait taşınmazlara getirilen kullanım kararı açısından da dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Trabzon İdare Mahkemesi'nce verilen istinaf başvurusuna konu 10/07/2019 tarihli ve E:2018/705, K:2019/724 Sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan dava ve istinaf aşamasına ait 2.521,20-TL yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı tarafından davacıya ödenmesine, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 46/f maddesi uyarınca, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)