(2577 S. K. m. 45) (3194 S. K. m. 12, Geç. m. 16)
İSTEMİN ÖZETİ: Ordu İdare Mahkemesinin 19/07/2019 günlü ve E:2019/44, K:2019/980 sayılı kararının istinaf kanun yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ: Cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince dava dosyası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Giresun ili, Bulancak ilçesi, ...... Köyü, ...... mevki, 1022 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan yapıya ilişkin U97TM3JM nolu yapı kayıt belgesinin 07.12.2018 tarihli teknik rapora istinaden iptal edilmesine ilişkin E.6861 sayılı Giresun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Ordu İdare Mahkemesi'nin 19/07/2019 günlü ve E:2019/44, K:2019/980 sayılı kararıyla; Giresun ili, Bulancak ilçesi, ...... köyü, ...... mevkiinde bulunan 1022 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan ruhsatsız yapının tamamı için davacı tarafından 21.07.2018 tarih, U97TM3JM nolu yapı kayıt belgesinin alındığı, yapıdaki aykırılıklar hakkında davalı idareye şikayet dilekçesi verilmesi üzerine dilekçe ekindeki görseller ile yapı denetim firması tarafından yapılan denetimler sırasında alınan görsellerin davalı idare teknik elemanları tarafından yerinde incelenmesi neticesinde hazırlanan teknik raporda, yapının tamamı için yapı kayıt belgesi alınmasına rağmen, görsellerin alındığı tarihler dikkate alındığında, zemin kat tavan betonunun ve üzerindeki 1 normal katın 31.12.2017 tarihinden sonra yapılmış olduğu ve bu nedenle yapının tamamının imar barışından faydalanmasının ve yapı kayıt belgesi almasının mümkün olmadığının belirtildiği, bu rapora istinaden dava konusu işlemle davacıya ait yapı kayıt belgesinin iptal edildiği anlaşılmakta ise de, inşası devam eden yapıda 31.12.2017 tarihinden sonra yapılan eklemeler mevcut ise, bu durumun kesin olarak tespit edilmesi halinde sonradan yapılan kısımlara ilişkin olarak yapı kayıt belgesi verilmesine ilişkin mevzuat hükümleri ile hukuki dayanağının bulunması halinde 3194 sayılı Kanunun 32. maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapılabileceği, daha açık bir anlatımla yapının tamamı için verilen yapı kayıt belgesi hakkında, sadece 31.12.2017 tarihinden sonra yapılan kısımlar için iptal kararı verilmesi mümkün iken yapının 31.12.2017 tarihinden önce yapılan kısımlarını da içeren belgenin tamamının iptal edildiği, kaldı ki dosyada bulunan belgelerden yapı kayıt belgesi başvurusu sırasında, "daha sonraki aşamalarda sıkıntı yaşama ihtimaline karşı yapının 31.12.2017 tarihinden önce betonarmesi tamamlanmış kısımları için müracaat ediyoruz" açıklaması yazılarak esasen idareyi yanıltma ve haksız kazanım elde etme amacının bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Davalı tarafından; 31/12/2017 tarihinden sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılmış yapılar/aykırılıklar için yapı kayıt belgesi alınarak söz konusu geçici 16. madde hükmünden faydalanılmasının mümkün olmadığı, 31/12/2017 tarihinden önce ve 31/12/2017 tarihinden sonra yapılan imar mevzuatına aykırılıkları ihtiva eden bir binanın tamamı için alınan yapı kayıt belgesinin geçerli olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu yapıda 31/12/2017 tarihinden sonra yapılan aykırılıkların giderilmesi durumunda bu yapıda 31/12/2017 tarihinden önce yapılan aykırılıklar için yeniden başvuruda bulunularak yapı kayıt bedelinin ödenmesi suretiyle yapı kayıt belgesi alınmasının mümkün olduğu ileri sürülerek anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakta ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
Ordu İdare Mahkemesince verilen istinaf başvurusuna konu 19/07/2019 günlü, E:2019/44, K:2019/980 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuka ve usule uygun olup, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta gideri avansının davalı idareye iadesine, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak, 03/07/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Anayasanın "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesinde, "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartları kanunla düzenlenir." hükmü doğrultusunda, Kıyı Kanunu ile "kıyı" ve "sahil şeridi" kavramlarına açıklık getirilerek kıyılarda yapılaşma hakkı tamamen yasaklanmış, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metrelik alan olarak ifade edilen sahil şeritlerinde de kısıtlanmıştır.
Bu durumda, sahil şeridinde taşınmazı bulunan şahıslar açısından sahil şeritlerinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceği, yaklaşma mesafesi ve kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanların ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebileceği, ayrıca ikinci 50 metrede günü birlik tesisler yapılabileceği Kıyı Kanununda hükme bağlanarak mülkiyet hakkına bir sınırlama getirilmiştir.
Zira kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilmek zorundadır.
3194 sayılı Kanuna eklenen Geçici 16.maddede, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapılan yapılara yapı kayıt belgesi verileceği belirtilmekte ise de; Devletin hüküm ve tasarrufu altında olması sebebiyle tasarruf şekli bakımından ayrı bir önem ve özen gösterilen, bu bakımdan da gerek yapılaşma ve gerekse diğer kullanımlar yönünden özel kural ve kısıtlamalara tabi tutulan kıyılarda kesin yapı yasağının bulunduğu alan içinde yapılan kaçak yapıların yapı kayıt belgesi ile korunmasına hukuken imkan olmadığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi ile getirilen düzenlemede; dönüşümü sağlanabilecek olan yani ileride mevzuata uygun yapı yapılması imkanı bulunan yerlerdeki yapıların kayıt altına alınmasının amaçlandığı hususu göz önüne alındığında, yapı ruhsatları mahkeme kararıyla iptal edilen ve kıyı kenar çizgisi ihlali olan yapıya verilen yapı kayıt belgesinin iptaline ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet görülmediğinden, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması, davanın reddi gerektiği düşüncesiyle, aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)