(2577 S. K. m. 45) (3194 S. K. m. 5) (Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği m. 4, 6, 7, 8, 25)
İSTEMİN ÖZETİ: Trabzon İdare Mahkemesi'nin 10/09/2019 günlü, E:2018/725, K:2019/818 Sayılı kararının; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ: Çevre düzeni planları ile uyumlu nazım imar planlarının hazırlandığı, askı süresi içinde yapılan itirazların belediye meclisi tarafından reddedildiği, planların kademeli birlikteliği ilkesinin sağlandığı, çevre düzeni planındaki nüfus kabulleri üzerinden alt planlarda işlevlendirmeler yapıldığı, revizyon imar planı yapılması sırasında ilçenin durumu ve topoğrafyası ile mevcut yapılaşmaların da gözetilmesinin gerektiği, kentin güney kısmında "Hayrat Yolu" boyunca "Küçük Sanayi Alanı ve Konut Dışı Kentsel Çalışma Alanı" düzenlendiği, parsellerin bulunduğu alanın konut+ticaret alanı olarak işlevlendirilmesinin sağlanmasına yönelik olarak sanayi alanının kentin dışına taşındığı, işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararına davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesince dava dosyası 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Trabzon ili, Of ilçesi, Çamlı Mahallesi 223 ada, 105 parsel sayılı, davacıya ait taşınmazın bulunduğu alanda onaylanan 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planına yapılan itirazın reddine ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 17.01.2018 tarih ve 853 Sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Trabzon İdare Mahkemesi'nin 10/09/2019 günlü, E:2018/725, K:2019/818 Sayılı kararıyla; planların kademeli birlikteliği ilkesi doğrultusunda üst ölçekli planda yapılan değişikliklerin alt ölçekli planlara aktarılması amacıyla hazırlanan planların, imar mevzuatı, planlama esasları ve şehircilik ilkeleri açısından bir zorunluluk olduğu, mevcut nüfus artış hızı dikkate alındığında, üst ölçekli planlarda Of ilçesi için öngörülen nüfusun sorunlu olduğu, dava konusu plan öncesi yürürlükte olan planlara göre dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında nüfus azaltılarak donatı miktarı artırılsa da dava konusu planda eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesisler ile ibadet alanı ile teknik altyapı gibi kullanımlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen asgari standartların altında olduğu, dava konusu parselin konumu da dikkate alındığında, söz konusu bölgeye düşük yoğunluklu yapılaşma verilmesinin planın yoğunluk kademelenmesine uygun olduğu, dava konusu planda nüfusun artış hızı da dikkate alındığında, dava konusu planda dava konusu parselin de içinde yer aldığı ilave gelişme alanı altında yeni yerlerin yapılaşmaya açılmasına gerek olmayacağı ve mevcut gelişme alanlarında da daha yüksek yoğunluklu yapılaşma yerine düşük yoğunluklu yapılaşmanın yeterli olacağı, ayrıca dava konusu parselde yoğunluğun arttırılmasının üst ölçekli planda öngörülen gelişme şeması, planın bütünlüğü ve iç tutarlığını olumsuz etkileneceği, dava konusu 1/5000 ölçekli revizyon+ilave nazım imar planının davacının parseline yönelik kısmının imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olmadığı anlaşıldığından 1/5000 ölçekli nazım imar planına yapılan itirazın reddine ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 17.01.2018 tarih ve 853 Sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı, taşınmazın güney cephesinde bulunan 10 katlı bina dikkate alındığında emsalin çok düşük olduğu, kot yüksekliğinin çevre binaların emsal alınmasına engel teşkil etmemesi gerektiği, bilirkişilerin soyut tahminlerine dayalı raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı, kararın hak ve nesafet kurallarına aykırı olduğu ileri sürülerek anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakta ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
3194 Sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak tanımlanmıştır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (i) bendinde de benzer bir tanıma yer verilerek; "Nazım imar planı: Mevcut ise çevre düzeni planının genel ilke, hedef ve kararlarına uygun olarak, arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, çeşitli kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/5.000 ölçekte, büyükşehir belediyelerinde 1/5000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte, onaylı halihazır haritalar üzerine, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan planı," olarak tanımlanmış, 'Mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri' başlıklı 6.maddesinde; "(1) Mekânsal planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planları, Çevre Düzeni Planları ve İmar Planları olarak hazırlanır. Buna göre planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluşur.(2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. (3) Arazi kullanım ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulur. (4) Plan kademelenmesi uyarınca il bütününde yapılan çevre düzeni planları, yürürlükteki bölge veya havza düzeyindeki çevre düzeni planının genel kararlarına aykırı olmamak kaydıyla hazırlanır." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 'Genel planlama esasları' başlıklı 7.maddesinin (i) bendinde; Planlama süreci; araştırmaların yapılması, sorunların ortaya konulması, veri ve bilgi toplama ile ilgili analiz aşaması; bilgilerin bir araya getirilmesi, birleştirilmesi ve sonuçların değerlendirilmesi ile ilgili sentez aşaması ve plan kararlarının oluşturulması aşamalarından oluşur." kuralı, 'Araştırma ve analiz' başlıklı 8.maddesinin 9.fıkrasında "Planlama alanı ve yakın çevresi ile alanın bölge veya kent bütünü içindeki konumunu belirlemek üzere; eşik analizi, yerinde yapılan incelemeler gibi fiziksel çalışmalarla birlikte, bilimsel tekniklere dayalı, ekonomik, sosyal, kültürel, politik, tarihi, sektörel ve teknolojik araştırmalar ile sorunlar ve potansiyel analizi yapılır. Ayrıca yürürlükteki planla ilgili gerekli çalışma ve değerlendirmeler de yapılır. Gerektiğinde güçlü, zayıf yönler ile fırsatları ve tehditleri içeren analiz yöntemi kullanılır. Bu çalışmalar araştırma raporunda yer alır." kuralı, 'İmar planı revizyonu ve ilaveleri' başlıklı 25.maddesinde ise "(1)İmar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı durumlar ile üst kademe plan kararlarına uygunluğunun sağlanması amacıyla planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi için bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak imar planlarında revizyon yapılır. (2) İmar planlarının ihtiyaca cevap vermediği durumlarda, mevcut plana bitişik ve mevcut planın genel arazi kullanım kararları ile süreklilik, bütünlük ve uyum sağlayacak biçimde, bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak ilave imar planı yapılabilir." kuralı getirilmiş, Yönetmeliğin ekinde ise sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin asgari standartlara ve alan büyüklüklerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, dava konusu parselin bulunduğu Trabzon ilinin alt ölçekli imar planlarını ve uygulamaları yönlendirici biçimde, kullanımların yer seçimi, büyüklük ve dağılımı ile ilgili mekansal karar ve stratejiler ile makro ölçekte nüfus dağılımı ve yoğunluk kararlarını düzenleyen "Ordu-Trabzon-Rize-Giresun-Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı" değişikliğinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 03.04.2017 tarih ve 644 Sayılı oluru ile onaylandığı, alt ölçekli planlara esas olacak şekilde ana ulaşım, sektörel ve mekânsal planlama kararları, gelişme önerileri ile sorunlara müdahale stratejilerini kapsayan Trabzon ilinin tamamını kapsayan "1/50.000 ölçekli İl Çevre Düzeni Planının" Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 11.04.2017 tarih ve 146 Sayılı kararı ile onaylandığı, ilan askı süresi içinde yapılan itirazların Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 15.05.2017 tarih ve 182 Sayılı kararıyla değerlendirilerek "1/50000 ölçekli İl Çevre Düzeni Planının" kesinleştiği, Trabzon ili, Dernekpazarı, Hayrat, Çaykara ve Of İlçelerinin oluşturduğu 5. alt bölgeye ilişkin olarak hazırlanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planının, Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 19.10.2017 tarih ve 1991 Sayılı kararıyla onaylandığı, yine "Trabzon ili, Of İlçesi Merkez ve Mahalleleri 1/5.000 ölçekli Revizyon+İlave Nazım İmar Planının" Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 20.10.2017 tarih ve 2004 Sayılı kararı ile onaylandığı, bu plana karşı ilan askı süresi içerisinde yapılan itirazın dava konusu 17.01.2018 tarih ve 853 Sayılı meclis kararı ile reddedilmesi üzerine anılan meclis kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, Trabzon İdare Mahkemesi tarafından mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan, 19/07/2019 tarihinde mahkeme kayıtlarına giren ve taraflara tebliğ edilerek bir örneği dosya içine alınan bilirkişi raporunda dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına yönelik olarak öncelikle plan geneli açısından değerlendirme yapıldığı ve bu kısma yönelik olarak özetle; "Dava konusu parselin bulunduğu bölgenin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında "Kentsel yerleşme alanı" olarak, 1/50.000 ölçekli çevre düzeni planında da "Kentsel yerleşik alan" olarak düzenlendiği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında ise “Konut alanı” olarak düzenlenen alanda kaldığı, Of İlçe merkezine ilişkin mevcutta Of İlçe Belediyesi tarafından 1989 ve 2007 yıllarında onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planları bulunduğu, eski 1/5000 ölçekli nazım imar planında; dava konusu 223 ada, 105 parselin büyük bir kısmının “Bağ bahçe düzeni gelişme alanı (50 kişi/ha)”, bir kısmının da "10 m.lik imar yolunda" kaldığı, mevcut plana göre dava konusu "Of ilçesi Merkez ve Mahalleleri 1/5.000 ölçekli Revizyon Nazım İmar Planında", dava konusu parselin arazi kullanım kararında değişiklik yapıldığı, söz konusu planda; dava konusu 223 ada, 105 parselin plan kapsamında kalan kısmının “Düşük yoğunluklu konut alanı (120 kişi/ha)”, “Ağaçlandırılacak alan” ve "15 m.lik imar yolunda" kaldığı, "Ordu-Trabzon-Rize-Giresun- Gümüşhane-Artvin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin" Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 03.04.2017 tarih ve 644 Sayılı oluru ile onaylandığı, planların kademeli birlikteliği ilkesi çerçevesinde, planların en üst ölçekten başlayarak birbirine uygun yapılmasının zorunlu olduğu, dolayısıyla, kentin ana planında yapılan değişikliklerin ve plan müdahalelerinin alt ölçekli planlara da aktarılması gerektiği, bu kapsamda sırasıyla "1/50000 ölçekli İl Çevre Düzeni Planı", 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının hazırlanıp onaylandığı, dava konusu edilen plan ile planların kademeli birlikteliği ilkesi doğrultusunda üst ölçekli hükümlerinin alt ölçekli planlara aktarılmasının imar mevzuatı, planlama esasları ve şehircilik ilkeleri açısından bir zorunluluk olduğu, 1/50000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planında, planlama alanının güneyinde doğu-batı doğrultusunda düzenlenen çevre yolunun dava konusu edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planında düzenlenmediği, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında ulaşım sisteminde yapılan değişikliğin planların kademeli birlikteliği ilkesinin imkan tanıdığı alt ölçekli planda üst ölçekli planın temel ilkelerinin korunması koşuluyla değişiklik yapılabilme yaklaşımı kapsamında olmadığı, bu kapsamda, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ulaşım kurgusu açısından dayanak 1/50000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planı hükümlerine aykırı olduğu, 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının üst ölçekli planlara göre daha ayrıntılı olmaları ve kendisinden sonra yapılacak uygulama imar planını yönlendirici nitelikte olması gerektiği, bu özellikleri nedeniyle dayanak üst ölçekli planlara göre somuta daha yaklaşan plan kararlarını barındırmaları gerektiği, bu kapsamda "Of İlçesi Merkez ve Mahalleleri 1/5.000 ölçekli Revizyon Nazım İmar Planında" dayanak planlardan farklı olarak Of ilçesi kentsel alanı genelinde öngörülen nüfusun artırılmasının dayanak plan hükümlerine aykırılık oluşturduğu, dava konusu planla öngörülen gelişme yapısının Of ilçesinin mevcut gelişme yapısı ile uyumlu olmadığı, nüfus ataması yapılırken ve buna göre konut ve donatı alanları düzenlenirken nüfusun gelişme dinamiklerinin dikkate alınmadığı, nüfus artış oranının bu şekilde devam etmesi halinde hedef yılı olarak seçilen 2040 yılında yaklaşık nüfusunun 45.000 kişi olması hesaplanan Of kent merkezine ilişkin planlarda 56.900 kişilik nüfus ataması yapılmasının bilimsel ve nesnel dayanaklardan yoksun olduğu ve bu kadar büyük bir nüfus ataması yapılmasını gerektiren koşullar bulunmadığı, dava konusu plan öncesi yürürlükte olan planlara göre dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında donatı miktarı artırılsa da dava konusu planda eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel tesisler ile teknik altyapı gibi kullanımlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen asgari standartların altında olduğu, bu yönüyle dava konusu planın Mekansal Planlar Yapım Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu" gerekçelerine yer verilmiş, bu tespitlerden sonra davacı parsellerine getirilen kullanım kararları açısından değerlendirme yapılarak özetle; " dava konusu planlama alanında bölgelere göre farklı yoğunluk kararları belirlendiği, planlama alanında farklı yoğunluk ve yükseklik kararlarının belirlenmesinin doğal olduğu, ana ulaşım akslarına yakınlık veya cepheli olmanın yoğunluk kararları belirlenirken önemli bir kriter olduğu, dava konusu planda, en yoğun alanlar merkezi kullanımların yer seçtiği ve çoğunlukla yapılaşmış alanların olduğu D-010 karayoluna yakın alanlarda düzenlendiği, dava konusu parselin bulunduğu bölgenin planlama alanının güney sınırında ilave gelişme alanı olarak düzenlenen 9,7 ha.lık alanın içinde olduğu, söz konusu ilave gelişme alanında, düşük yoğunluklu konut alanları, kentsel donatı alanları ve yeşil alanların düzenlendiği, merkezi fonksiyonlara ve ana ulaşım akslarına yakınlığa göre yoğunluğun kademelenmesinin doğal olduğu, bu kapsamda, dava konusu parselin konumu da dikkate alındığında, söz konusu bölgeye düşük yoğunluklu yapılaşma verilmesinin planın yoğunluk kademelenmesine uygun olduğu, dava konusu planda nüfusun artış hızı da dikkate alındığında, dava konusu planda davacıya ait parselin de içinde yer aldığı ilave gelişme alanı altında yeni yerlerin yapılaşmaya açılmasına gerek olmayacağı ve mevcut gelişme alanlarında da daha yüksek yoğunluklu yapılaşma yerine düşük yoğunluklu yapılaşmanın yeterli olacağı, nüfus artış oranının bu şekilde devam etmesi halinde hedef yılı olarak seçilen 2040 yılında Of kent merkezinin yaklaşık nüfusunun 45.000 olacağı dikkate alındığında, dava konusu planda ilave gelişme alanı altında yeni yerlerin yapılaşmaya açılmasına ve plan genelinde yüksek oranlarda yapılaşma yoğunlukları belirlenmesine gerek olmayacağı ve dolayısıyla öngörülen nüfusa göre donatı alanları düzenlenmesine ihtiyaç olmayacağı değerlendirilmekle birlikte dava konusu parselin bulunduğu ilave gelişim alanının yapılaşmaya açılmasının mevcut nüfus artışına aykırı olarak Of İlçesi kent merkezine atanan aşırı nüfusun sonucu olduğu, dava konusu planda öngörülen nüfus ve donatı kurgusu kapsamında değerlendirildiğinde, davacının talebi doğrultusunda dava konusu parselin yapılaşma yoğunluğunun artırılmasının, diğer parseller açısından da bu yöndeki talepleri teşvik edeceğinden, bölgede nüfus yoğunluğunun artmasına neden olmasının dışında üst ölçekli planda öngörülen gelişme şeması, planın bütünlüğü ve iç tutarlığının olumsuz etkileneceği, bu durumun, Of kent merkezinin nüfus gelişim yapısıyla uyumlu olmaması dışında ayrıca dava konusu planda öngörülen nüfusa göre zaten yetersiz olan donatı kurgusunu olumsuz etkileyeceği" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
İmar planları genel düzenleyici işlemler olduğundan, bireysel işlemlerden farklı olarak daha ayrıntılı ve uzun hazırlık süreci bulunmaktadır. Planların hazırlanması aşamasına ait olan bu süreçte uyulması gereken ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği ile ayrıntılı düzenlemeye konu edilen araştırma, sentez, katılım, projeksiyon nüfus, plan müellifi yeterliliği, plan dili, yürüme mesafesi etki alanı, sosyal teknik altyapı alanı standartları, plan açıklama raporu vb hususlarda planın genelini etkileyen eksiklikler tespit edilmesi halinde parsel bazında üretilen plan kararları hukuka uygun olsa bile, söz konusu eksiklikler nedeniyle imar planının geneli hukuka aykırı hale gelecektir.
Olayda, Trabzon ili, Of ilçesi, Çamlı Mahallesi 223 ada, 105 parsel sayılı, davacıya ait taşınmaza getirilen "Düşük yoğunluklu konut alanı (120 kişi/ha)", "Ağaçlandırılacak alan" ve "15 m.lik imar yolu" plan kararı imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğundan bu plan kararına yapılan itirazın reddi hukuka uygun olmakla birlikte; 1/5000 ölçekli nazım imar planında, dayanak planlardan farklı olarak Of ilçesi kentsel alanı genelinde öngörülen nüfusun artırılmasının dayanak plan hükümlerine aykırılık oluşturması, dava konusu planla öngörülen gelişme yapısının Of ilçesinin mevcut gelişme yapısı ile uyumlu olmaması, nüfus ataması yapılırken ve buna göre konut ve donatı alanları düzenlenirken nüfusun gelişme dinamiklerinin dikkate alınmaması, açık ve yeşil alanlar ile sosyal ve kültürel tesis alanları dışında diğer donatı alanlarına Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen asgari standartların altında alan ayrılması ve ulaşım-dolaşım sisteminin bir parçası olan çevre yolunun 1/50000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planında olmasına rağmen 1/5000 ölçekli nazım imar planına işlenmemesi ve kaldırılması nedenleriyle imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı, söz konusu hukuka aykırılıkların planın genelini etkileyen hususlar olması nedeniyle, davacıya ait 223 ada, 105 parsel sayılı taşınmaza getirilen "Düşük yoğunluklu konut alanı (120 kişi/ha)", "Ağaçlandırılacak alan" ve "15 m.lik imar yolu" plan kararı açısından da 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve davacının bu plan kararlarına yaptığı itirazın reddine ilişkin dava konusu Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 17.01.2018 tarih ve 853 Sayılı kararında hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun kabulüyle Trabzon İdare Mahkemesi'nce verilen 10/09/2019 günlü, E:2018/725, K:2019/818 Sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan toplam 2.455,00-TL dava ve istinaf yargılama gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, fazladan yatırılan 44,40-TL harcın davacıya iadesine, artan posta gideri avansının hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46/f maddesi uyarınca, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 06/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)