(213 S. K. m. 232) (6736 S. K. m. 5) (193 S. K. m. 121)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, serbest meslek faaliyeti kapsamında elde ettiği kazançtan tevkif edilen ve yıllık gelir vergisi beyannamesinden mahsup edilemeyen verginin iadesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun 18.603,77 TL'lik kısmının reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacının 2015 takvim yılına ilişkin olarak vermiş olduğu yıllık gelir vergisi beyannamelerinde hesaplanan gelir vergilerinden, kesinti yoluyla ödenen vergiler mahsup edildikten sonra, mahsubu yapılamayan ve davacıya iade edilmesi gereken vergi tutarlarına ilişkin olarak davacının 2015 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi üzerine düzenlenen 06/08/2018 tarih ve 2018-A-4598/13 sayılı Vergi İnceleme Raporunda, 2015 yılında elde ettiği bir kısım serbest meslek kazancını beyannamesine yansıtmadığı, faaliyetiyle ilgili olmayan ve belgesiz giderlerini kazancının tespitinde gider olarak dikkate aldığından bahisle yeniden oluşturulan gelir vergisi beyanına göre, iadesi talep edilen 29.483,00 TL tutarındaki gelir vergisinin 26.973,06 TL'lik kısmının iadesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı, davacı tarafından 07/10/2016 tarihli 2015 yılı gelir vergisi düzeltme beyannamesinde bir kısım giderlerin beyandan çıkartılarak, iadesi talep edilen tutarın 20.113,71 TL olarak gösterildiği, davalı idarece 31/08/2018 tarihinde oluşturulan düzeltme fişi ile davacı tarafından iadesi talep edilen 20.113,71 TL'nin 18.603,77 TL'lik kısmının reddi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı, olayda, davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda, 2015 yılına ilişkin olarak elde edilen serbest meslek kazancının tespitinde, tevkif yoluyla yapılan ödemelere ilişkin olarak beyanname ekinde yer alan liste ile davacı adına muhtasar beyannamelerinde kesinti beyan eden vergi sorumlusu mükelleflerce beyan edilen tutarlar karşılaştırıldığında, davacının bir kısım gelirlerini gelir vergisi beyannamesinde eksik gösterdiği ileri sürülmekte ise de, inceleme esnasında davacının bu hususta savunmasının alınmaması ve ilgili mükelleflerden tahsil edilen tutarlar ile ilgili olarak karşıt inceleme yapılmaması nedeniyle, dava konusu işlemin buna ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, vergi inceleme raporunda, davacının faaliyetiyle ilgili görülmeyen, kişisel harcamalarına ilişkin olduğu ileri sürülen 27.003,72 TL'lik giderleri ile 21.644,92 TL'lik personel taşıma giderinin, davacının faaliyet gösterdiği Şereflikoçhisar ilçesinin hizmet alımına ihtiyaç duyulacak büyüklükte bir yer olmadığı, söz konusu hizmetin özel bir sürücü kursundan alındığı belirtilerek kabul edilmemesi suretiyle 2015 yılı gelir vergisi beyannamesinin yeniden düzenlenmesi gerektiği belirtilmiş ise de, inceleme elemanınca, kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınan harcamalardan, hangilerinin mesleki faaliyeti ile ilişkili olduğu yönünde yapılmış bir tespit bulunmadığı anlaşıldığından, yeterli inceleme ve araştırmaya dayanmayan, inceleme esnasında söz konusu faturalarda yazılı giderlerin yapılmadığı veya yapılması gereken giderden daha yüksek bedel içerdiği hususu somut olarak tespit edilmeden, yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre, davacının iade isteminin reddine dair dair işlemin buna ilişkin kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı; inceleme raporunda ayrıca davacı tarafından verilen ilgili dönem beyannamesinde gösterilen ve yazar kasa fişi ile belgelenen 2.721,08 TL'lik harcamanın gider belgesi bulunmadığından bahisle dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamayacağı ileri sürülmüş ise de, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla kazancı basit usulde tespit edilenlerin, serbest meslek erbabına sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunların da fatura istemek ve almak mecburiyetinde olduğunun hükme bağlandığı, serbest meslek erbabının gelir vergisi beyannamesinde bildirilen gelirlerden indirilecek tutarların ispatında sadece faturanın tevsik edici belge olarak kullanılabileceği ve ödeme kaydedici cihaz fişlerinin tevsik edici belge niteliğinde değerlendirilemeyeceği yönünde bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı, ödeme kaydedici cihaz fişinin içeriğinin doğru olmadığı hususunda davalı idarece yapılmış herhangi bir tespitin de olmadığı dikkate alındığında, iade isteminin reddine dair işlemde bu gider kalemi yönünden de hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair Ankara 2. Vergi Mahkemesinin 29/03/2019 gün ve E:2018/1502, K:2019/363 sayılı kararının; davacının 2015 yılı gelir vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, kesinti yoluyla ödenen vergiler mahsup edildikten sonra mahsubu yapılamayan ve iadesi gereken vergi tutarının tespiti için, 252 seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporunda tespit edilen hususlar dikkate alınarak iade talebinin kısmen kabulüne dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasında, mükelleflerin, bu fıkrada belirtilen şartlar dâhilinde gelir ve kurumlar vergisi matrahlarını artırdıkları takdirde, kendileri hakkında artırımda bulunulan yıllar için yıllık gelir ve kurumlar vergisi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak bu vergi türleri için daha sonra başka bir tarhiyat yapılmayacağı hükme bağlanmış, aynı maddenin 1. fıkrasının "ı" bendinde, matrah artırımında bulunan mükelleflerin yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin iadesi ile ilgili taleplerine ilişkin inceleme ve tarhiyat hakkının saklı olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının 2015 takvim yılına ilişkin olarak vermiş olduğu yıllık gelir vergisi beyannamesinde hesaplanan gelir vergisinden, kesinti yoluyla ödenen vergiler mahsup edildikten sonra, mahsubu yapılamayan ve iade edilmesi gereken vergi tutarlarına ilişkin olarak 2015 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi üzerine düzenlenen 06/08/2018 tarih ve 2018-A-4598/13 sayılı Vergi İnceleme Raporunda, 2015 yılında elde ettiği bir kısım serbest meslek kazancını beyannamesine yansıtmadığı, faaliyetiyle ilgili olmayan ve belgesiz giderlerini kazancının tespitinde gider olarak dikkate aldığından bahisle, beyan dışı bırakılan 1.783,92 TL tutarındaki serbest meslek kazancının beyan etmiş olduğu gelire ilave edilmesi gerektiği, faaliyetiyle ilgili olmayan toplam 27.003,72 TL'nin giderleri ile yasal defterlerine ve beyanlarına yansıttığı 21.644,92 TL'lik personel taşıma gideri ve 2.721,08 TL tutarındaki gider belgesi bulunmadığı halde ilgili dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınan tutarların giderleri arasından çıkartılarak yeniden oluşturulan gelir vergisi beyanına göre, davacı tarafından iadesi talep edilen 29.483,00 TL tutarındaki gelir vergisinin 26.973,06 TL'lik kısmının iadesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı, davacı tarafından 07/10/2016 tarihli 2015 yılı gelir vergisi düzeltme beyannamesinde bazı giderlerinin beyanlardan çıkartılarak, iadesi talep edilen tutarın 20.113,71 TL olarak gösterildiği, davalı idarece 31/08/2018 tarihinde oluşturulan düzeltme fişi ile iadesi talep edilen 20.113,71 TL'nin 18.603,77 TL'lik kısmının reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, öte yandan davacının 2015 yılına ilişkin olarak 29/10/2016 tarihinde 6736 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanarak gelir vergisi yönünden matrah artırımınında bulunduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, matrah artırımında bulunan mükellefler yönünden, artırımda bulunulan dönemler için sadece tevkif yoluyla ödenen vergilerin iadesi ile ilgili taleplerine yönelik inceleme yapılabileceği, mükelleflerin bunun dışındaki konular yönünden matrah arttırmakla, incelenmeme ve tarhiyata maruz kalmama hakkını elde ettikleri ve yorum yolu ile inceleme yapılabilecek hususların genişletilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Dava konusu olayda 29/10/2016 tarihinde 6736 sayılı Kanun'un 5/1 maddesinden yararlanarak 2012 ila 2015 yılları için gelir vergisi yönünden matrah artırımında bulunan davacının, 2015 yılı hesaplarının yıllık gelir vergisi iadesi yönünden incelenmesinin talep edilmesi üzerine düzenlenen vergi inceleme raporunda, incelemenin yıllık gelir vergisi beyannamelerinde hesaplanan gelir vergilerinden kesinti yoluyla ödenen vergilerin mahsup edilmesinden sonra, mahsubu yapılamayan ve iadesi gereken vergi tutarlarına ilişkin olarak 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 121. maddesi ile 252 seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği uyarınca iade işlemine esas olmak üzere yapıldığı belirtilerek, kendisinden kesinti yapanlara ilişkin olarak ilgili dönem beyannamesi ekinde yer alan liste ile davacı adına muhtasar beyannamelerinde kesinti beyan eden mükelleflerin beyanları ve ödeme tutarlarının karşılaştırılmasından, davacı tarafından beyan edilen kazanç tutarlarının bir kısmının, vergi sorumlularınca beyan edilen tutarlardan düşük olduğu tespit edilmiş, yapılan incelemenin kapsamı genişletilerek, davacının ilgili yılda kayıtlarına yansıttığı bazı giderlerinin faaliyeti ile ilgili veya orantılı olmadığı, bazılarının ise mevzuatta öngörülen şekilde belgelendirilmediği yönünden de eleştiri getirilerek, iade talebinin kısmen kabul edilmesi gerektiği kanaatine yer verilmişse de, incelemenin bu yönde genişletilmesi, matrah artırımı müessesesi ile mükelleflere tanınan inceleme ve tarhiyat bağışıklığı ile uyumlu bulunmamaktadır.
Öte yandan, dönem içinde kesinti yoluyla ödenen vergiler yönünden yapılan inceleme, yukarıda yer verilen düzenleme ile uyumlu bulunmakla birlikte, davacı tarafından, ilgili yılda düzenlediği serbest meslek makbuzlarında gösterilen tutarların, defter kayıt ve beyanlarına yansıtıldığı, vergi sorumlularının kayıtlarının kusurlu olduğu ileri sürüldüğünden, davalı İdarece bu iddiaların geçerli olmadığının karşıt incelemelerle ortaya konulmamış olması karşısında, iade talebinin bu gerekçe ile reddolunmasının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen bu duruma göre, davalı İdare istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 2. Vergi Mahkemesinin 29/03/2019 gün ve E:2018/1502, K:2019/363 kararının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeyle reddine, yargılama giderlerinin istinaf başvurusunda bulunanın üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın istinaf başvurusunda bulunana iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)