İSTEMİN ÖZETİ: İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olan davacının, Diyarbakır'da görev yaptığı dönemde açılan soruşturma neticesinde sübuta erdiği ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 5. fıkrasının ç-(5) alt bendinde düzenlenen "Amirin izni olmaksızın görev yerini terk etmek" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylemi nedeniyle "20 Ay Uzun Süreli Durdurma" cezasıyla tecziyesine ilişkin26/07/2018 tarih ve 2659 sayılı İstanbul Valiliği- İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açtığı davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 09/04/2019 tarih ve E:2018/2304, K:2019/669sayılı kararının, davalı idare tarafından; usulüne göre yürütülen soruşturma neticesinde sabit bulunan eylem nedeniyle uygulanan disiplin yaptırımında usül ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf dilekçesinde belirtilen hususların mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı ve kararın usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olan davacının, Diyarbakır'da görev yaptığı dönemde açılan soruşturma neticesinde sübuta erdiği ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 5. fıkrasının ç-(5) alt bendinde düzenlenen "Amirin izni olmaksızın görev yerini terk etmek" fiili kapsamında olduğu değerlendirilen eylemi nedeniyle "20 Ay Uzun Süreli Durdurma" cezasıyla tecziyesine ilişkin26/07/2018 tarih ve 2659 sayılı İstanbul Valiliği- İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk derece Mahkemesince "... dosyada yer alan soruşturma raporu, görüntü inceleme raporu, tanık ifadeleri, telefon yazışmaları birlikte incelendiğinde, davacıya isnat edilen "amirin izni olmadan görev yerini terk ettiği" fiili kesin ve şüpheye yer vermeyecek şekilde ortaya konulmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Disiplin Cezaları" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, Uzun Süreli Durdurma cezası: "Personelin bulunduğu kademede ilerlemesinin oniki, onaltı, yirmi veya yirmidört ay süre ile durdurulması" şeklinde tanımlanmış, anılan KHK'nın "Disiplin Cezası Verilecek Fiiller" başlıklı 8. maddesinin 5. fıkrasının "Yirmidört Ay Uzun Süreli Durdurma" cezasını düzenleyen (ç) bendi altındaki (5) numaralı alt bentte ise "Amirin izni olmaksızın görev yerini terk etmek" fiiline yer verilmiştir.
Yukarıda alıntısı yapılan 682 sayılı KHK'da öngörülen cezaların uygulanabilmesi için ilgiliye atfedilen eylemin sabit olması, sabit olan bu eylemin ise mevzuatta düzenlenen disiplin suçu için öngörülen tüm unsurları barındırması gerekir.
Somut olayda; davacının görev süresinin saat 08:00 itibariyle dolduğu ve davacının görev yerinden ayrılmadan önce amirine bilgi vermediği noktalarında herhangi bir ihtilaf bulunmayıp, soruşturma sırasında kamera kayıtlarını analiz eden personel ve tanıklar tarafından görüntülerdeki şahsın davacıya "Benzediği" yolundaki beyanlarına itibar edilmese dahi, davacının "Saat 07:45'te eve gittiğine" dair kendi beyanı ile süresi dolmadan görev yerinden ayrıldığı sabittir.
İşin esasını irdelemeye geçmeden önce; dava konusu işlemde her ne kadar "20 Ay" ibaresi kullanılarak davacıya uygulanan "Uzun Süreli Durdurma" cezasının süresinde hataya düşülmüş ise de, davacıya atfedilen eylem, isnat edilen disiplin suçu ve bu isnatla uyumlu cezaya dayanak alınan Kanun metni ile bu metnin yer aldığı madde, fıkra, bent ve alt bendin doğru şekilde belirtilmesi karşısında, Dairemiz tarafından söz konusu hatanın, işin esasına etkili bir hukuka aykırılık sebebi teşkil etmeyecek derecede basit bir maddi hata olarak kabul edildiğini belirtmek gerekir.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yukarıdaki mevzuat hükümleri ve açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde ise; davacıya atfedilen eylemin kendi ikrarıyla sabit olduğu, bu bağlamda; ilgili yasa hükmünde düzenlenen ve davacıya isnat edilen disiplin suçunu oluşturan "Görev yerini terk etmek" ve "Amirinden izin almamak" şeklindeki unsurların, maddi olayda tamamen gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; sabit olan eylemi karşılığında davacıya mevzuatta öngörülen disiplin cezasının uygulanmasında hukuka aykırılık; dava konusu işlemin iptali yolundaki istinaf konusu kararda ise isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulüne, İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 09/04/2019 tarih ve E:2018/2304, K:2019/669 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 223,90- TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf safhasında davalı idarece yapılan 29,00-TL posta gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle istinaf aşamasında alınmayan 121,30-TL istinaf başvurma harcının davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, posta gideri avansından varsa artan kısmın mahkemesince taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/6. ve 46.maddeleri uyarınca temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)