İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, KPSS 2017/7 tercih işlemleri sonucunda Tunceli ili Nazımiye ilçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nde 657 Kanun'un 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli olarak veteriner hekim kadrosuna yerleştirilmesine rağmen, hakkında yapılan güvenlik ve arşiv araştırması neticesinde atamasının yapılmayacağına ilişkin Tunceli Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün 01.12.2017 tarih ve 3052234 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının, hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılacak kişilerle sınırlandırılmadığı, kişi hakkında yeterli ve sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için kişinin içinde bulunduğu ortam ile yakınlarını ve akrabalarını da kapsayacak şekilde yaptırılmasının öngörüldüğü, bu sebeple davacı hakkındaki bilgilerin güvenlik soruşturması sonucunun olumsuz olarak değerlendirilmesinde yeterli olduğu anlaşıldığından, ''güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması'' gerekçe gösterilerek atamasının yapılmayacağına ilişkin Tunceli Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün 01.12.2017 tarih ve 3052234 sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin Erzincan İdare Mahkemesi'nin 21/02/2019 gün ve E:2018/263, K:2019/255 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu FETÖ ile hiçbir irtibatının bulunmadığı, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği'nin 15. maddesinin kendisine uygulanamayacağı ileri sürülerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinaf aşamasında savunma dilekçesi verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı tarafından, KPSS 2017/7 tercih işlemleri sonucunda Tunceli ili Nazımiye ilçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nde 657 Kanun'un 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli olarak veteriner hekim kadrosuna yerleştirilmesine rağmen, hakkında yapılan güvenlik ve arşiv araştırması neticesinde atamasının yapılmayacağına ilişkin Tunceli Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün 01.12.2017 tarih ve 3052234 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendinde; "Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak" Devlet memurluğuna alınmada aranacak genel şartlar arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, KPSS 2017/7 tercih işlemleri sonucunda Tunceli ili Nazımiye ilçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nde 657 Kanun'un 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli olarak veteriner hekim kadrosuna yerleştirilen davacının hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde değerlendirme komisyonunca göreve başlatılamayacağı kararının alındığı ve bu kararın Tunceli Valiliği İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nün 01.12.2017 tarih ve 3052234 sayılı işlemiyle davacıya bildirildiği, göreve başlatılmamasına ilişkin bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin 29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 24/07/2019 tarih ve E:2018/73, K:2019/65 sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendinin (Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak) iptal edildiği ve iptal kararının yürürlüğe girmesinin ileri bir tarihe ertelenmediği görülmektedir.
Anayasanın 153. maddesinin 3. fıkrası "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; 5. fıkrası ise, "İptal kararları geriye yürümez." kuralını taşımaktaysa da, Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez.
Öte yandan, Anayasanın 152. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "... Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kural da, Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da uygulanması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır.
Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, olayımızda olduğu gibi, hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır.
Bu durumda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (8) numaralı alt bendinin (Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak) Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmesi nedeniyle bu maddeye dayalı olarak kurulan işlemler yasal dayanağını kaybederek hukuka aykırı duruma gelmiş olup, 657 sayılı Kanun'un 48. maddesi uyarınca yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğundan bahisle davacının atamasının yapılmamasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Erzincan İdare Mahkemesi'nin 21/02/2019 gün ve E:2018/263, K:2019/255 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan toplam 786,65-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta avansının Mahkemesince davacıya iadesine, bu kararın kesin olduğunun taraflara bildirilmesine, 05/03/2020tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 153. Maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu Anayasa hükmü doğrultusunda, yürürlüğü ertelenmediği takdirde Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazetede yayımlanması akabinde iptal edilen Kanun maddesi yürürlükten kalkacak ve yine beşinci fıkradaki açık hüküm uyarınca da iptal kararları geriye yürümeyecektir.
Dava konusu olayda, davacı hakkındaki güvenlik soruşturmasının Anayasa Mahkemesinin iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından önce yani 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinin 1. fıkrasını A bendinin 8 numaralı alt bendinin yürürlükte olduğu dönemde yapılmış olması nedeniyle, yürürlükte olan yasal düzenleme uyarınca güvenlik soruşturması yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırmasında hukuka uygunluk bulunup bulunmadığı hususunda ise, dosyadaki bilgi ve belgeler incelenmek ve gerekirse ara karar yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. (¤¤)