(3194 S. K. m. 4, 5, 6, 15, 16, 18) (4562 S. K. m. 4) (2577 S. K. m. 45) (Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği m. 2, 4, 8, 75, 81, 82)
İSTEMİN ÖZETİ: Adana ....Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde kalan Adana İli, .... İlçesi, .... Mahallesi, 15759 ada, 1 Sayılı parselin bir kısmının park kullanımından çıkarılarak akaryakıt/LPG satış ve servis istasyonu alanı olarak planlanmasına ilişkin Adana ... Organize Sanayi Bölgesi 1) 1/5000 ölçekli Nazım İmar Plânının, 2) 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Plânının ve 3) Plân tadilatları sonrasında yapılan imar uygulamasının iptaline karar verilmesi talebi ile açılan davada, "dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda ortaya konulan bilimsel ve teknik veri ve esasların birlikte değerlendirilmesinden; parselasyon işlemi yönünden, Danıştay kararları gereği, dava konusu ifraz ve yola terk işlemi sonucunda oluşturulan 15760 ada 1 parselin bir kısmının ağaçlandırılacak alan içinde kalması, bu alanın kamuya terk edilmesi gerekmesine rağmen anılan alanın yasaya aykırı bir şekilde kamuya terk edilmemesinin, 3194 Sayılı Kanun'un 18. maddesine göre imar düzenlemeleri ve aynı Kanun'un 15 ve 16. maddelerine göre yapılan isteğe bağlı yola terk/ifraz işlemlerinde dayanak olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin gerekmesi ve 15760 ada 1 parselin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında bir kısmının ağaçlandırılacak alan, bir kısmının ise teknik altyapı alanına rastlaması nedeniyle her fonksiyona göre imar parseli elde edilmesi gerekmesine rağmen oluşturulan imar parselinde her iki yapı nizamının iç içe girecek şekilde elde edilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu parselasyon işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı tadilatı işlemi yönünden ise; olayda, Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesine ait dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı ile dava konusu taşınmaz hakkında öngörülen kullanım kararının, yürürlükteki üst ölçekli planların genel kullanım kararlarına göre hazırlanarak planlar arasındaki hiyerarşinin ve birliktelik ilkesinin sağlanması, Akaryakıt ve LPG Satış İstasyonu için yasa hükümleri gereğince aranan asgari mesafe ve diğer şartların sağlanmış olması birlikte değerlendirildiğinde işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle imar uygulamasının iptaline, diğer yönlerden davanın reddine dair verilen Adana 3. İdare Mahkemesi'nin 29.03.2019 tarih ve E: 2017/395, K: 2019/344 Sayılı kararın; davanın reddine ilişkin kısmının davacı şirket vekilince, daha evvelden aynı konuya ilişkin olarak açılan davada bilirkişiler tarafından akaryakıt/LPG istasyonuna ihtiyaç bulunmadığı yönünde görüş verildiği, bu durumun mahkeme tarafından dikkate alınmadığı, kamu yararının zorunlu kılmadığı bilimsel, nesnel ve teknik yönden herhangi bir gerekçesi olmayan parsel bazında noktasal ölçekte rant sağlayıcı plan kararı alınmasının imar planlarının öngördükleri ilkeleri, stratejileri ve politikaları olumsuz yönde etkileyeceği, ayrıca plana olan toplum güvenini sarsacağı, bu nedenle plânların hukuka aykırı olduğu iddialarıyla dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının davalı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı vekilince, bakanlık tarafından tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla; dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının davalı idare yanında müdahil OSB Yönetimi vekilince, Mahkemenin mevzuatı eksik değerlendirdiği, hatalı hukuki değerlendirme yapıldığı, işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı, terk ve tescillerin Yönetmeliğe uygun olduğu iddialarıyla istinaf yoluyla kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı idarenin Yönetmeliğin emredici hükmüne aykırı bir biçimde eşdeğer alan bırakmaksızın dava konusu alanı Akaryakıt+LPG istasyonu olarak planlamasının hukuka aykırı olduğu, davalının ve müdahilin istinaf taleplerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacının ileri sürdüğü hususların mevzuata aykırı olduğu, davacının istinaf talebinin reddi ile kararın davanın reddine ilişkin kısmının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI İDARE YANINDA MÜDAHİL SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacının haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülen istinaf talebinin reddi ile kararın davanın reddine ilişkin kısmının onanması gerektiği savunulmaktadır.
Hüküm veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdarî Dava Dairesi'nce, dosya incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Adana .... Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde kalan Adana İli, .... İlçesi, .... Mahallesi, 15759 ada, 1 Sayılı parselin bir kısmının park kullanımından çıkarılarak akaryakıt/LPG satış ve servis istasyonu alanı olarak planlanmasına ilişkin Adana .... Organize Sanayi Bölgesi 1) 1/5000 ölçekli Nazım İmar Plânının, 2) 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Plânının ve 3) Plân tadilatları sonrasında yapılan imar uygulamasının iptaline karar verilmesi talebi ile açılmıştır.
3194 Sayılı İmar Kanunu'nun "İstisnalar" başlıklı,
- 4/1. maddesinde, "634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, bu Kanunun ilgili maddelerine uyulmak kaydı ile 2960 Sayılı İstanbul Boğaziçi Kanunu ve 3030 Sayılı Büyük Şehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun ile diğer özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır" hükmüne yer verilmiş; anılan Kanun'un "Tanımlar" başlıklı,
- 5. maddesinde, "Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plandır.", "Uygulama İmar Plânı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır" şeklinde tanımlanmış; adı geçen Kanun'un “Plânlama Kademeleri” başlıklı,
- 6. maddesinde ise "plânların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından; "Bölge Plânları" ve "İmar Plânları"; imar planlarının ise, "Nazım İmar Plânları" ve "Uygulama İmar Plânları" olarak hazırlanacağı" hüküm altına alınmıştır.
4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun "Yer Seçimi, Kuruluş ve Plânlama" başlıklı,
- 4/12. maddesinde, "OSB sınırları içerisinde yapılacak imar ve parselasyon planları ve değişiklikleri, OSB tarafından yönetmeliğe uygun olarak hazırlanır ve Bakanlıkça onaylanır. Onaylı imar planları valilikçe tespit edilen ilan yerlerinde, Bakanlığın internet sayfasında bir hafta süre ile ilan edilir. Askı süresinin sonunda Bakanlıkça yürürlüğe konulur ve ilgili kurumlara bilgi için gönderilir. Bir haftalık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar Bakanlığa veya valiliğe yapılır. Bakanlık itirazları ve planları on beş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar" hükmüne,
- 4/13. maddesinde, "Katılımcı tarafından OSB'ye başvurulduğu hâlde başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde herhangi bir karara bağlanmayan imar ve parselasyon planı ve değişiklikleri katılımcının müracaatı hâlinde Bakanlıkça değerlendirmeye alınır. Bakanlık değerlendirme aşamasında OSB'nin başvuru hakkındaki görüşünü ister. OSB başvuru hakkındaki görüşünü on beş gün içinde Bakanlığa bildirmek zorundadır. Başvuruya konu imar ve parselasyon planı ile değişiklikleri Bakanlık tarafından uygun bulunması hâlinde onaylanabilir" hükmüne yer verilmiştir.
(İşlem tarihinde yürürlükte olan) 22.08.2009 tarih ve 27327 Sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Kapsam" başlıklı,
- 2. maddesinde, "Bu Yönetmelik; organize sanayi bölgelerinin planlanmasını, yer seçimini, OSB'nin gerçekleşebilmesi için zorunlu olan ve Bakanlığın uygun gördüğü teknik altyapılarla ilgili OSB dışında kalan alanların onaylı sınır olarak belirlenmesini, imar planları ve parselasyon planları ile değişikliklerinin onayını, arazi kullanımı, yapı ve tesislerinin projelendirilmesi, inşası ve kullanımı ile ilgili ruhsat ve izinleri, ( ... ) ve Kanunun uygulanmasına ilişkin diğer hususları kapsar" hükmüne yer verilmiş; anılan Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı,
- 4/v maddesinde, "Parselasyon planı: Uygulama imar planlarının araziye uygulanması için yapılacak röleve ölçülerine göre boyut değiştirmeyen paftalar üzerine çizilen, kesin parselasyon durumunu gösteren ve tapuya tescil işlemlerinde esas alınan plan" olarak tanımlanmış; Yönetmeliğin "İmar Plânı Değişiklikleri ve Onayı" başlıklı,
- 75/1. maddesinde, "Plan ana kararlarını bozucu plan değişikliği yapılamaz" hükmüne,
- 75/2. maddesinde, "İmar planında bulunan sosyal, idari ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması veya küçültülmesine dair plan değişiklikleri zorunlu olmadıkça yapılamaz. Değişikliğin zorunlu olması hallerinde bu konuda plan müellifinin gerekçeli uygun görüşü alınır" hükmüne yer verilmiş; Yönetmeliğin "Parselasyon Planlarının Kontrol ve Tescil İşlemleri" başlıklı,
- 81/1. maddesinde, "Düzenleme sınırı içinde kalan kadastral yolların ihdası herhangi bir bedel ödenmeksizin OSB adına yapılır. Parselasyon planları ve ekleri kadastro müdürlüğünce kontrol edildikten sonra tescil edilmek üzere tapu müdürlüğüne gönderilir. OSB imar planı hudutları içinde kalan imar yolları ve parklar kamuya sicilinden terk edilir. İdari ve sosyal tesis alanları, fuar alanları, eğitim, sağlık ve benzeri ortak yerler ile ağaçlandırılacak alanlar ve sağlık koruma bandının OSB adına tescili yapılır. OSB sınırları içindeki ortak kullanım yerlerinin tasarrufu OSB'ye aittir" hükmüne yer verilmiş; Yönetmeliğin "İmar Uygulaması Yapım Yöntemleri" başlıklı,
- 82/3. maddesinde, "Kesinleşmiş imar planına uygun olarak, imar planı içine giren arazinin düzenlenmesi, özel OSB'lerde ve kamulaştırma işlemlerini tamamlayarak tapuya tescilini yaptırmış olan OSB'lerde 3194 Sayılı Kanun'un 15 ve 16. maddeleri uyarınca parselasyon niteliğinde ayırma haritaları işlemiyle yapılabilir" hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden;
1- ) Adana ... Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde kalan, Organize Sanayi Bölgesinin D-400 karayoluna cephe alan kısmında 02.04.2013 tarihinde imar plânı değişikliği yapılarak, Organize Sanayi Bölgesi kenarında D-400 karayolu ile geçiş alanı ve tampon bölge olarak öngörülen yeşil alanın bir kısmının akaryakıt/LPG istasyonu olarak fonksiyonlandırıldığı;
2- ) Söz konusu 02.04.2013 tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Plânı değişikliği ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Plânı değişikliğinin iptaline karar verilmesi talebi ile davacı tarafından Adana 1. İdare Mahkemesi'nin E: 2013/1518 Sayılı dosyasına kayden dava açıldığı;
3- ) Anılan davada keşif icrası sureti ile bilirkişi incelemesi yapıldığı, mahkemenin 26.12.2014 tarih ve E: 2013/1518, K: 2014/2434 Sayılı kararı ile bilirkişi raporu hükme esas alınarak özetle "yer seçiminin uygun olduğu, mesafe şartlarının sağlandığı, parsel boyutlarının uygun olduğu, parselin cephe aldığı D-400 karayolunun bölünmüş yol niteliğinde olduğu ve bölünmüş yolda istasyonun kavşağa asgarî 100 m mesafede olmasının gerektiği, dava konusu parselin kavşak yaklaşma mesafesi şartını sağlamadığı, bu durumun mevzuata uygun olmadığı, ayrıca mevcut çevre kullanımı dikkate alındığında istasyonun bağımsız yapı adası şeklinde planlanması gerektiği, civarın yeşil alan olması nedeniyle yeşil alan ile iç içe istasyon planlamasının uygun olmadığı, OSB'nin trafik durumuna göre istasyon ihtiyacı bulunmakta ise bu plânlamanın 180 m kuzeyde ( yolun karşı tarafında ) yer alan istasyon civarına değil başka yere planlanmasının gerektiği, ayrıca D-400 karayolu güzergahında dava konusu parselin 1.5 km doğusunda ve 1.5 km batısında iki adet istasyonun bulunduğu, aynı güzergâh üzerine üçüncü bir istasyona ihtiyaç olmadığı" gerekçeleri dava konusu plân değişikliğinin iptaline karar verildiği;
4- İptal kararını müteakiben OSB Yönetimi'nin talebine istinaden .... Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi tarafından 2016 yılı Nisan ayında Adana .... OSB Akaryakıt LPG Satış ve Servis İstasyonu İhtiyacına Yönelik Analiz Raporu hazırlandığı; bu raporda trafik yoğunluğu, yol durumu ve OSB'nin kuruluşundan itibaren geçen süreçte OSB trafiğinde ve OSB'de faaliyet gösteren işyeri/fabrika sayısında artış olup olmadığı ve bu kapsamda akaryakıt/LPG istasyonuna ihtiyaç olup olmadığına yönelik analizlere ve yer seçimine ilişkin açıklamalara yer verildiği;
5- Bilahare D-400 karayoluna cepheli olmayan, OSB sınırları içerisindeki 35 m profilli İnönü Bulvarının batı cephesinde yer alan ve imar plânında yeşil alan olan yerde plân değişikliği yapılarak, akaryakıt/LPG istasyonu kullanımına yönelik bir adanın oluşturulduğu; kaldırılan yeşil alana karşılık eş değer alan olarak 35 m profilli yolun doğu cephesinin (istasyon alanının karşısının) yeşil alan olarak ayrıldığı; 1/5000 ölçekli Nazım İmar Plânı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Plânı değişikliklerinin ve parselasyon plânının 10.05.2016 tarihinde Bakanlık tarafından onaylandığı;
6- Davacı tarafından, 17.03.2017 tarihinde OSB Müdürlüğü'ne müracaat edilerek, 26.12.2014 tarihli mahkeme kararı sonrasında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının bilgi edinme kapsamında sorulduğu;
7- OSB Müdürlüğü'nün 28.03.2017 tarihli yazısı ile mahkeme kararı sonrasında yapılan analiz çalışmalarını müteakiben plân değişikliği ve parselasyon plânı yapıldığının davacıya bildirildiği;
8- 10.05.2016 onay tarihli 1/5000 ölçekli Nazım İmar Plânı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Plânı değişikliklerinin ve imar uygulamasının iptaline karar verilmesi talebi ile açılan davada keşif icrası sureti ile bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra ilk derece mahkemesince, "parselasyon işlemi yönünden, Danıştay kararları gereği, dava konusu ifraz ve yola terk işlemi sonucunda oluşturulan 15760 ada 1 parselin bir kısmının ağaçlandırılacak alan içinde kalması, bu alanın kamuya terk edilmesi gerekmesine rağmen anılan alanın yasaya aykırı bir şekilde kamuya terk edilmemesinin, 3194 Sayılı Kanun'un 18. maddesine göre imar düzenlemeleri ve aynı Kanun'un 15 ve 16. maddelerine göre yapılan isteğe bağlı yola terk/ifraz işlemlerinde dayanak olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına uygun imar parsellerinin elde edilmesinin gerekmesi ve 15760 ada 1 parselin 1/1000 ölçekli uygulama imar planında bir kısmının ağaçlandırılacak alan, bir kısmının ise teknik altyapı alanına rastlaması nedeniyle her fonksiyona göre imar parseli elde edilmesi gerekmesine rağmen oluşturulan imar parselinde her iki yapı nizamının iç içe girecek şekilde elde edilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu parselasyon işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı; dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı tadilatı işlemi yönünden ise; olayda, Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesine ait dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı ile dava konusu taşınmaz hakkında öngörülen kullanım kararının, yürürlükteki üst ölçekli planların genel kullanım kararlarına göre hazırlanarak planlar arasındaki hiyerarşinin ve birliktelik ilkesinin sağlanması, Akaryakıt ve LPG Satış İstasyonu için yasa hükümleri gereğince aranan asgari mesafe ve diğer şartların sağlanmış olması birlikte değerlendirildiğinde işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle parselasyon plânının iptaline, diğer yönlerden davanın reddine karar verildiği;
9- Taraflarca ilk derece mahkemesi kararının aleyhlerine olan kısımlarının kaldırılması talebi ile istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır.
i-) Davacının İstinaf Talebinin İncelenmesi;
İdare mahkemeleri tarafından verilen kararların istinaf yolu ile incelenerek kaldırılabilmeleri 2577 Sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 45. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Mahkeme kararı ve dayandığı gerekçe, hukuka ve usûle uygun olup, davanın reddine ilişkin kısmın kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, davacının davanın reddine yönelik kısma ilişkin istinaf başvurusunun reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
ii-) Davalının ve Müdahilin İstinaf Taleplerinin İncelenmesi;
a- ) Uygulanacak mevzuatın belirlenmesi;
3194 Sayılı İmar Kanunu'nun "İstisnalar" başlıklı 4/1. maddesinde, " ( ... ) özel kanunlar ile belirlenen veya belirlenecek olan yerlerde, bu Kanunun özel kanunlara aykırı olmayan hükümleri uygulanır" hükmüne yer verilmek sureti ile kanun koyucunun İmar Kanunu hükümlerinin her yerde uygulanmasına bir sınır getirdiği görülmektedir.
Dolayısıyla İmar Kanunu ( ve imar mevzuatı uyarınca hazırlanan ikincil mevzuat ) ile bir özel kanun ( ve bu özel kanun uyarınca hazırlanan ikincil mevzuat ) kapsamına giren bir hususta, kanun koyucunun önceliği özel kanun ( özel mevzuat ) uygulamasına tanıdığı görülmektedir.
İstinaf incelemesine konu mahkeme kararı, Organize Sanayi Bölgesi sınırları dahilinde yapılan parselasyon plânının iptaline ilişkindir. Organize Sanayi Bölgesi sınırları dahilinde kalan alanlara ilişkin özel kanun ise, 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'dur.
Bu bakımdan; Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun bir özel kanun olduğu dikkate alındığında, uygulama bakımından önceliğin 3194 Sayılı İmar Kanunu ve bu kanunun ikincil mevzuatında değil, 4562 Sayılı Kanun'da ve bu kanunun ikincil mevzuatında olduğu görülmektedir.
Dolayısıyla hukuka uygunluk incelemesinin evvelâ İmar Kanunu (ve imar mevzuatı uyarınca hazırlanan ikincil mevzuat) kapsamında değil, Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu (ve organize sanayi bölgeleri mevzuatı uyarınca hazırlanan ikincil mevzuat) kapsamında yapılmasının gerektiği izahtan varestedir.
b- ) Dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun incelenmesi;
Yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun incelenmesinde 3194 Sayılı İmar Kanunu ve bu kanunun ikincil mevzuatın değil, öncelikle organize sanayi bölgelerine ilişkin mevzuatın uygulanması gerekmektedir.
İlk derece mahkemesince yapılan incelemede ise konunun özel mevzuat olan ve öncelikle uygulanması gereken organize sanayi bölgeleri mevzuatı kapsamında değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.
Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 4/12. maddesinde, "OSB sınırları içerisinde yapılacak imar ve parselasyon planları ve değişikliklerinin, OSB tarafından yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacağı" hükmüne yer verilerek, kanun koyucunun organize sanayi bölgelerinde parselasyon plânı yapılmasına ilişkin usûl ve esasların yönetmelik ile düzenleneceğini ve yapılacak işlemlerin de bu yönetmelik hükümlerine göre yapılacağını kabul ettiği; Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nde ise, parselasyon plânı konusunun, imar mevzuatından farklı şekilde tanımlandığı ve düzenlendiği görülmektedir.
Dava konusu uygulamanın Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde imar uygulaması yapım yöntemleri arasında yer alan ifraz/tevhid/terk ve ihdas/tescil yöntemi ile gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Şekil: Parselasyon haritası
Yukarıda yer alan 1/2000 ölçekli düzenleme haritasından da görüldüğü üzere uygulamaya, toplam alanı 75018.70 m2 alanlı 347 Sayılı ve 872 Sayılı parsellerin dahil edildiği; B harfi ile işaretli akaryakıt/LPG istasyonunun cepheli olduğu yolun doğusunda yer alan kısmın eş değer alan olarak park ayrıldığı; parselin C harfi ile gösterilen kısmının sağlık koruma bandı olarak belirlendiği ve bu kısmın kamuya terk edildiği; parselin E ve F harfleri ile gösterilen kısımlarının demiryoluna (teknik alt yapı alanına), D harfi ile gösterilen kısmının ise ağaçlandırılacak alana isabet ettiği; demiryoluna ve ağaçlandırılacak alana isabet eden parsel kısımlarının ise uygulama sonucunda OSB tüzel kişiliği adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi kurulu tarafından, ağaçlandırılacak alana ve demiryolu alanına isabet eden kısımların da kamuya terk edilmesi gerekirken bu kısımların kamuya terk edilmeyerek OSB tüzel kişiliği adına tescil edilmesinin imar mevzuatına aykırı olduğu yönünde görüş verildiği görülmektedir.
Bilirkişi kurulu tarafından yapılan değerlendirmenin, İmar Kanunu ve imar kanunu uyarınca yürürlüğe konulan ikincil mevzuata ilişkin olmakla birlikte; bu alanda İmar Kanunu'nun 4. maddesi gereğince imar mevzuatının değil, organize sanayi bölgeleri mevzuatına göre işlem tesis edilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Parselasyon Planlarının Kontrol ve Tescil İşlemleri" başlıklı 81/1. maddesinde, " ( ... ) İdarî ve sosyal tesis alanları, fuar alanları, eğitim, sağlık ve benzeri ortak yerler ile ağaçlandırılacak alanlar ve sağlık koruma bandının OSB adına tescili yapılır. OSB sınırları içindeki ortak kullanım yerlerinin tasarrufu OSB'ye aittir" hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda; 4562 Sayılı Kanun'un 4/3. ve 4/4. maddelerinde yer alan OSB alanı mülkiyet durumuna ilişkin hükümler ile Yönetmeliğin ilgili hükümleri mukayeseli olarak incelendiğinde, imar plânında yer alan demiryolu alanının OSB'de üretilen ürünlerin taşınması ve OSB'ye lojistik sağlanması maksadıyla plânlandığı ve bu bağlamda bu demiryolunun ( teknik alt yapı alanının ) OSB ortak kullanım alanlarından olduğu, ağaçlandırılacak alanın da OSB ortak kullanım alanlarından olduğu; Yönetmeliğin 81/1. maddesine istinaden, düzenleme öncesinde OSB tüzel kişiliği adına tescilli olan ve düzenleme sonrasında da OSB ortak kullanım alanlarına isabet eden parsel kısımlarının, OSB tüzel kişiliği adına tescil edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; ilk derece mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmında hukukî isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1- İmar plânları bakımından davacının istinaf başvurusunun REDDİNE;
2- İmar uygulaması bakımından davalı idarenin ve müdahilin istinaf başvurularının KABULÜNE, Adana 3. İdare Mahkemesi'nin 18.02.2020 tarih ve E: 2017/395, K: 2019/344 Sayılı kararının iptale ilişkin kısmının KALDIRILMASINA ve bu kısım bakımından davanın REDDİNE;
3- İlk derece mahkemesi hükmünün davalı idare lehine hükmedilen vekâlet ücreti kısmı hariç olmak üzere, ( davacı lehine hükmedilen vekâlet ücreti dahil) yargılama giderlerine ilişkin kısmının KALDIRILARAK, yargılama giderlerinin haklılık oranında paylaştırılmak suretiyle,
a- Davacı tarafından karşılanan ilk derece ve istinaf aşamasına ilişkin toplam 2.722,10 TL tutarındaki yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına;
b- Davalı tarafından karşılanan 25,00 TL tutarındaki istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine;
c- İlk derece ve istinaf aşamaların da müdahil tarafından yapılan toplam 387,10 TL tutarındaki müdahil yargılama giderlerinin davacıdan alınarak müdahile verilmesine;
d- Davalı lehine ilk derece mahkemesince hükmedilen vekâlet ücreti kaldırılmadığından, bu konuda yeniden hüküm tesisine mahal olmadığına;
5- Artan posta avansının talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince re'sen istinaf başvurusunda bulunan taraflara iadesine;
6- 2577 Sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 46. maddesinin (f) bendi mucibince kararın tebliği tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 18.02.2020 tarihinde oybirliğiyle ile karar verildi. (¤¤)