(3194 S. K. m. 5, 9) (6306 S. K. m. 6) (644 S. KHK. m. 2)
İSTEMİN ÖZETİ: İzmir İli, Karabağlar İlçesi, ......., ......., ......., ......., ......., ......., ......., ......., ....... ve ....... Mahallelerini kapsayan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 31.12.2012 tarihinde ilan edilen 540 hektarlık Riskli Alanın yaklaşık 101.4 hektarlık kısmına ait 08.12.2016 - 08.01.2017 tarihleri arasında askıya çıkarılıp 13.01.2017 günlü, 911 sayılı Bakanlık Olur’u ile kesinleşen 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılan davada; uyuşmazlığın çözümüne yönelik yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "dava konusu plan kararlarında 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı’nda Ağaçlandırılacak Alan olarak öngörülen alanların alt ölçekli planlarda kısmen yapılaşma öngörülen kentsel kullanım alanlarına ayrılmış olmasının “planların kademeli birlikteliği ilkesine” uygun olmadığı ve dava konusu plan kararlarının Ağaçlandırılacak Alan kullanım alanları özelinde planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu plan kararlarında üst ölçekte İzmir - Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda Bölge Parkı / Büyük Kentsel Yeşil Alan olarak öngörülen alanların alt ölçekli planlarda kısmen Kentsel Yerleşik Alan kullanımlarına ayrılmış olmasının planlama esasları, imar mevzuatı ve kamu yararına uygun olmaması itibariyle plan kararlarının çeliştiği ve dava konusu plan kararlarının Bölge Parkı / Büyük Kentsel Yeşil Alan kullanım alanları özelinde planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, dava konusu Riskli Alan kapsamında Master Plan çerçevesinde benimsenen Dönüşüm Modeli ile tutarlı olarak bütüncül bir planlama sürecine gidilmemiş olmasının Riskli Alana yönelik Master Plan stratejileri ile çeliştiği ve anılan gerekçe ile Riskli Alan bütününe yönelik nazım planlama çalışmalarının gerçekleştirilmemiş olmasının planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, dava konusu planlara ilişkin Plan Açıklama Raporları’nda dava konusu alana ilişkin ve Master Plan Açıklama Raporu’nda Riskli Alan bütününe ilişkin nüfus hesapları ve belirlenen konut büyüklüklerinin birbiri ile tutarlı olmadığı hususu dikkate alındığında, Riskli Alan bütünü ve dava konusu planlama çalışmalarında sağlıklı nüfus hesaplarının yapılmamış olduğu, bu nedenle dava konusu planlama alanı içerisindeki donatı hesaplarının eksik öngörülere temellenmekte olduğu, dava konusu plan kararlarında 35 m.lik yol kararının belirli bir inşai faaliyet sonucu gerçekleştirilebileceği ve alan eğimi dikkate alındığında bu inşai faaliyetin istinat duvarları ile birlikte “yapılaşma” kapsamında nitelendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, dava konusu plan kararlarının İzmir İli Karabağlar İlçesi Afete Maruz Bölgenin Revizyonuna Esas Jeolojik ve Jeoteknik Etüd Raporu’na aykırı olduğu, ağaçlandırılacak Alan kullanımının kent bütünü açık ve yeşil alanlar sisteminin bir parçası olduğu ve kaldırılması durumunda kent ölçeğinde kişi başına düşen yeşil alan miktarının azalması ile kentsel, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozucu etki yaratılmış olacağı gerekçeleri ile dava konusu alanda üst ölçekte Ağaçlandırılacak Alan olarak öngörülmüş alanların kentsel kullanımlara ayrılmış olmasının planlama esasları, şehircilik ilkeleri, imar mevzuatı ve kamu yararına uygun olmadığı, yapı yoğunluğu üzerinden nüfus yoğunluğunu artırıcı hükümler içermesi itibariyle 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı plan notları genel hükümlerinin 5. maddesinin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği, Ek2:Kentsel Sosyal ve Teknik Altyapı Farklı Nüfus Gruplarında Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosu’nda belirlenen standartlara uygun olmadığı, dava konusu planlama çalışmaları ile ilgili bağlayıcı ve yönlendirici analitik verilere, sentezlere ve stratejik kararlara yer vermesine karşın dava konusu plan açıklama raporlarında Mevcut Durum Analizi, Teknik Rapor ve Master Plan Raporu’na referans verilmemiş olmasının önemli bir eksiklik olduğu dikkate alındığında, dava konusu plan açıklama raporlarının anılan açıdan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 8. ve 9. maddesi hükümlerine uygun olmadığı, planlama esaslarına göre, benzer konum, büyüklük ve kullanımdaki kentsel fonksiyon alanlarının benzer yapılaşma haklarına sahip olmasının planlamada eşitlik ilkesi gereği olması açısından değerlendirildiğinde ve Özel Sağlık Tesisi kullanımına ayrılan alanın diğer Sağlık Tesisi olarak belirlenen yapı adası ile benzer konum, büyüklük ve kullanım özelliklerine sahip olduğu dikkate alındığında, Özel Sağlık Tesisi yapılaşma değerinin E:2.00 olarak belirlenmesinin planlamada eşitlik ilkesine aykırı olduğu, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği Ek1ç Nazım İmar Planı Gösterimleri ve Ek 1-d Uygulama İmar Planı Gösterimleri’nde, konut altı ticaret taramasının her iki ölçekteki planlar için de öngörülmemiş olduğu hususu dikkate alındığında, dava konusu planlarda Konut-altı Ticaret gösterimine yer verilmiş olmasının Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 10. maddesine aykırı olduğu, ulaşım planlamasında dikkate alınan uluslararası geometrik standartlar açısından değerlendirildiğinde, %12’nin üzerinde çıkan yol eğimi ve ikinci derece yol olarak kabul edilse dahi 180 m.’nin altına inen kurp yarıçapı değerleri ile dava konusu 35 m.lik Taşıt Yolu’nun teknik standartlara uygun olmadığı dikkate alındığında, dava konusu alanda öngörülen ulaşım sisteminin uluslararası geometrik standartlar temelinde ulaşım planlaması ilkelerine uygun olmadığı, Master Plan stratejileri kapsamında dava konusu Riskli Alan içerisinde hazırlanması hedeflenen Kentsel Tasarım Projesi hazırlanmamış olmasının imar mevzuatına aykırı bir husus oluşturmamakla beraber, dönüşüm stratejisi kapsamındaki planlama ilke ve hedeflerine aykırı olduğu, dava konusu 13.01.2017 tarih ve 911 sayılı Bakanlık Olur’u ile kesinleşen 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı’nın belirtilen açılardan üst ölçekli planlara, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, plan bütünlüğüne ve planlamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu" yönünde görüş ve açıklamalara yer verildiği, taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna yapılan itirazlar yerinde görülmeyerek raporun hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların üst ölçekli plan hükümlerine, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve imar mevzuatı ile kamu yararına uygun olmadığı gerekçesiyle dava konusu imar planlarının iptaline karar veren İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 06/11/2018 günlü, E:2017/265, K:2018/1443 sayılı kararının; davalı idare vekilince; fiili durum, hak sahipliği ve mülkiyet yapısı esas alınarak etaplar halinde yürütülen planlama-uygulama çalışmalarında, riskli alan bütününde olduğu gibi etaplar bazında da yapı-nüfus-hane büyüklüğü veri ve kabulleri itibarıyla mümkün olduğunca mevzuattaki nüfus-donatı uyumunun sağlandığı, 101,4 hektarlık alanda 9688 kişi olarak hesaplanan projeksiyon nüfusa göre sosyal ve kültürel tesisler ile rekreasyon ve park alanlarının kişi başına düşen alan yüzölçümünün 10.00 metrekare olduğu ve bu miktarın Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği ile öngörülen standartlara uygun olduğu, yerleşime uygun olmayan alan ve ağaçlandırılacak alandan kaynaklı kamulaştırmaya konu kamu ortaklık payının yüksek oranda olması itibarıyla KOP'un kamuya bedelsiz terki halinde, daire/konut sayısı dolayısıyla nüfusun değişmeyeceği öngörüsüyle ilave %10 emsal kullandırmaya ilişkin plan notunun kamunun gereksiz kamulaştırma yükü altına girmemesi-planın hayata geçmesinin kolaylaştırılması anlamında geliştirildiği, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere tüm planlama eşik ve yönlendiricilerinin ve kabullerinin plan açıklama raporunda belirtildiği, planlama alanlarının ulaşım kararı geliştirilirken mevcut ana ulaşım bağlantıları ve çevredeki mevcut planların ulaşım kararları temel veri olarak kabul edildiği ve alan içerisindeki ulaşım sisteminin bu bağlantılar dikkate alınarak geliştirildiği, ayrıca plana ilişkin olarak ilgili kurum görüşlerinin alındığı, yolun zorlu dalgalı-eğimli topoğrafyada sağlanabilecek en uygun güzergah, eğim ve kurplarda konumlandırıldığı, yarma-dolgular ve mühendislik uygulamalarıyla sağlıklı ve güvenli trafik akışına imkan tanınacak şekilde hayata geçirileceği, zorunlu olarak yolda ve dönüşlerinde sağlanabilecek hızın daha düşük olacağının göz ardı edildiği, kaldı ki taşıt ve yaya yolu ulaşımının arazinin doğal yapısı gözetilerek gereksiz-açılmayacak yollar önerilmesinden kaçınılarak kurgulandığı, yeşil alan kullanımından farklı niteliğe sahip ağaçlandırılacak alanların imar planlarında sınırlı yapılaşma hakkı verilerek bireysel kullanıma konu alanlar olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu, üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planındaki ağaçlandırılarak alan kararının alt ölçekli planlara birebir-aynen aktarılmasının gerekmediği, topoğrafik yönden oldukça eğimli olan bu 1. Etap alanda onaylanan planlarda ilgili kanunlara ve şehircilik ilkeleri ile hizmetin gereklerine ve kamu yararına aykırı bir durumun bulunmadığı ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
DAVALI İDARE YANINDA DAVAYA KATILAN
MÜDAHİLLERİN DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Ağaçlandırılacak alanların KOP alanı olarak planlandığı, bu işlemin mevcut parsel maliklerinin lehine bir durum oluşturduğu, planlaması yapılan alanda Bakanlığın mevcut durumda vatandaşı mağdur etmemek ve planlamayı da uygulanabilir hale getirmek için yetkisi dahilinde olan ve kanunda belirtilen standartlara uygun olarak planlama yaptığı belirtilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, İzmir İli, Karabağlar İlçesi, ......., ......., ......., ......., ......., ......., ......., ......., ....... ve ....... Mahallelerini kapsayan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 31.12.2012 tarihinde ilan edilen 540 hektarlık Riskli Alanın yaklaşık 101.4 hektarlık kısmına ilişkin olarak hazırlanan, 08.12.2016 - 08.01.2017 tarihleri arasında ilan edilen ve 13.01.2017 günlü, 911 sayılı Bakanlık Olur’u ile itirazların reddi suretiyle onay işlemi tamamlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde; Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan, Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış; 9.maddesinde, "Bakanlık gerekli görülen hallerde, kamu yapıları ve enerji tesisleriyle ilgili alt yapı, üst yapı ve iletim hatlarına ilişkin imar planı ve değişikliklerinin, umumi hayata müessir afetler dolayısıyla veya toplu konut uygulaması veya Gecekondu Kanununun uygulanması amacıyla yapılması gereken planların ve plan değişikliklerinin, birden fazla belediyeyi ilgilendiren metropoliten imar planlarının veya içerisinden veya civarından demiryolu veya karayolu geçen, hava meydanı bulunan veya havayolu veya denizyolu bağlantısı bulunan yerlerdeki imar ve yerleşme planlarının tamamını veya bir kısmını, ilgili belediyelere veya diğer idarelere bu yolda bilgi vererek ve gerektiğinde işbirliği sağlayarak yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve re'sen onaylamaya yetkilidir" düzenlemesine yer verilmiştir.
İşlem tarihinde yürürlükte olan 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (ç) bendinde; İşlem tarihinde yürürlükte olan 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (ç) bendinde; "Her tür ve ölçekteki fiziki planlara ve bunların uygulanmasına yönelik temel ilke, strateji ve standartları belirlemek ve bunların uygulanmasını sağlamak, Bakanlar Kurulunca yetkilendirilen alanlar ile merkezi idarenin yetkisi içindeki kamu yatırımları, mülkiyeti kamuya ait arsa ve araziler üzerinde yapılacak her türlü yapı, milli güvenliğe dair tesisler, askeri yasak bölgeler, genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri, enerji ve telekomünikasyon tesislerine ilişkin etütleri, harita, her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını, parselasyon planlarını ve değişikliklerini resen yapmak, yaptırmak, onaylamak ve başvuru tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili idarelerce ruhsatlandırma yapılmaması halinde resen ruhsat ve yapı kullanma izni vermek.'' Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevleri arasında sayılmıştır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 6.maddesinin 5. Fıkrası (a) bendinde;" Riskli alanlara, rezerv yapı alanlarına ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlara ilişkin her tür harita, plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma yapmaya" Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkili olduğu hükmü; aynı maddenin 6. Fıkrasında ise "Bakanlık, riskli alanlar, rezerv yapı alanları ve riskli yapıların bulunduğu parsellerdeki uygulamalarda faydalanılmak üzere; özel kanunlar ile öngörülen alanlara ilişkin olanlar da dâhil, her tür ve ölçekteki planlama işlemlerine esas teşkil edecek standartları belirlemeye ve gerek görülmesi hâlinde bu standartları plan kararları ile tayin etmeye veya özel standartlar ihtiva eden planlar ve kentsel tasarım projeleri yapmaya, yaptırmaya ve onaylamaya yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
İzmir İli, Karabağlar İlçesi, ......., ......., ......., ......., ......., ......., ......., ......., ....... ve ....... Mahallelerini kapsayan 540 Hektarlık alan, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca Bakanlar Kurulunun 07/12/2012 günlü kararı ile Riskli Alan olarak belirlenmiş; bu kararın 31/12/2012 günlü, 28514 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesinden sonra Bakanlıkça uyuşmazlığa konu bölgede beş ayrı uygulama etabı belirlenmiş ve ilk etap olarak belirlenen 101 hektarlık alanda hazırlanan ve bu davanın konusunu oluşturan planlar 3194 sayılı İmar Kanununun 9. Maddesi, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 6306 sayılı Yasa ile verilen yetki uyarınca Bakanlıkça re'sen onaylanarak yürürlüğe konulmuştur.
Uyuşmazlığa konu alanın İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 12/09/2012 günlü kararı ile kabul edilen ve Başkanlık makamınca 08/10/2012 gününde onaylanan 1/25000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında dava konusu alanın bir bölümünün kentsel yerleşik alan, bir bölümü 2.ve 3. Derece merkez, bir bölümünün ise jeolojik sakıncalı alan taraması bulunan ağaçlandırılacak alan sınırları içine alındığı; sonraki dönemde, 30/12/2014 gününde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ise bu alanın kısmen bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan, kısmen kentsel yerleşik alan ve kentsel gelişme alanı kullanımında kaldığı; davaya konu 1/5000 ölçekli nazım imar planında " gelişme konut alanı, konut altı ticaret alanı, karma kullanım alanı (konut-ticaret, turizm-ticaret) ticaret alanı, akaryakıt istasyonu alanı, park ve ağaçlandırılacak alan, eğitim alanı, sağlık alanı, sosyal tesis alanı, kültürel tesis alanı, ibadet alanı, teknik altyapı alanı ve birinci, ikinci ve üçüncü derece yol" kullanım kararları ile alanın hangi usulde kullanılacağı hususunun belirlendiği ve alanın kullanım kararlarını ayrıntılı olarak tanımlayan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının ise 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun usulde yürürlüğe konulduğu ve her bir kullanım kararına yönelik olarak ayrı ayrı inşaat emsali ve yapılaşma koşullarının belirlendiği, genel plan hükümleri ve özel plan hükümleri ile alanın kullanım ilkelerinin ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan imar planı pafta örnekleri ile plan açıklama raporları ve plan notlarının, İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporda yer alan teknik açıklamalar, davacının iddiaları ve davalı idarenin savunmasındaki açıklamalarla birlikte incelenmesi sonucunda, Dairemizin 17.10.2019 günlü ara kararı ile "1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının ve bu bölge için halihazırda yürürlükte bulunan 1/25.000 ölçekli planın, iş bu davanın konusunu oluşturan planların onama sınırlarının ve Bakanlar Kurulu Kararıyla "Riskli Alan" olarak ilan edilen alanın renkli kalemle işaretlenmesi suretiyle hazırlanmış onaylı plan örneklerinin ve bu bölgeye ilişkin kullanım kararlarını açıklayan plan notları ile plan açıklama raporlarının ve lejant paftalarının ilgili bölümlerinin onaylı örneğinin davanın konusunu oluşturan, 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının onama sınırları ile plan kapsamındaki alanın arazi kullanım kararlarının farklı renkli kalemlerle işaretlenmesi suretiyle hazırlanmış olan 1/1000 ve 1/5000 ölçekli plan paftalarının, plan açıklama raporlarının, lejant ve plan notu paftaları ile birlikte onaylı örneği" davalı idareden istenilmiş, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler de incelenerek, bilirkişi kurulunun kanaati olarak belirtilen hususların düzenleyici idari işlem hüviyetinde olan imar planlarının iptalini gerektirir hukuka aykırılık niteliği taşıyıp taşımadığı ve bu çerçevede dava konusu planların hukuka uygun usulde yürürlüğe konulup konulmadığı hususu Dairemizce değerlendirilmiştir.
Alt ölçekli planlarda üst ölçekli planlara uygun kullanım kararlarının belirlenmesi temel planlama ilkesi olduğundan, davaya konu alanın kullanım kararlarının çerçevesini belirleyen üst ölçekli planlar olan 1/100.000 ölçekli ve 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali isteminde bulunulmadığı ve kesinleştiği hususu da dikkate alınarak, dava konusu planlarda, planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun usulde ayrıntıya yönelik kullanım kararları getirilip getirilmediği konusu öncelikle incelenmiştir.
Dava konusu planların 1/100.000 ölçekli planda belirlenen bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan kullanımına ayrılan alanların sınırına uygun usulde onaylandığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığa konu bölgede 1/100.000 ölçekte ve 1/25000 ölçekte iki ayrı çevre düzeni planı yürürlüğe konulmuş ve 1/25000 ölçekli plandaki ağaçlandırılacak alan sınırı kısmen1/100.000 ölçekli planda belirlenen bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan sınırı ile örtüşmemekte ise de, 1/25000 ölçekli planın notlarında, bu planın onayından önce hazırlanmış ve ilgili idaresince onaylanmış nazım ve uygulama imar planı bulunan alanlarda uygulamanın bu imar planları doğrultusunda sürdürüleceği hükmünün getirilmesi ve muhtelif tarihlerde onaylanmış uygulama imar planları ile yapılaşmış bir alanda yürürlüğe konulması nedeniyle, bu alanın sonraki tarihli üst ölçekli planı olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında belirlenen imar hattının esas alınması suretiyle alt ölçekli planlardaki kullanım kararlarının belirlenmesinde, konut, ticaret, turizm ve karma kullanım alanları ile sosyal ve teknik altyapı alanlarının, yol, yeşil alan, ağaçlandırılacak alan kullanımına ayrılan alanların konumlarının belirlenmesinde planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık görülmemiştir.
Esasen, uyuşmazlığa konu bölgenin yenilenen jeolojik-jeoteknik etüdleri kapsamında 28.12.2016 gününde onaylanan "Yerleşime Uygunluk Haritası"nda yerleşime uygun olmayan alan sınırı esas alınarak, jeolojik açıdan sakıncalı olup yerleşim yasağı getirilen alanlara dava konusu planlarda ağaçlandırılacak alan kullanımı getirildiği, bu alanın sınırından 35 metrelik yol geçirildiği, enerji nakil hattı geçen alanların ilgili kurum görüşü alınarak, park ve yol alanına ayrıldığı açıktır ve bu usulde kullanım kararlarının şekillendirilmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
İmar planları kentlerin fiziki biçimlenmesi açısından var olan durum ve eğilimleri bazı amaç ve gereklere göre değiştiren ve düzenleyen belgelerdir. Planlar, değişiklikler ve düzenlemelerle, kentte yer alan tüm kullanımların dağılımı açısından, kentsel işlevlere yetecek büyüklükte ve sayıdaki araziyi, gelecekteki nüfusu ve gereksinimleri gözönünde tutarak ayırmak hedefi ile yapıldığından, öncelikle üst ölçekli planlar ile kullanım kararlarının şekillendirilmesi suretiyle kentsel kullanımların kentsel alan üzerindeki dağılımları belirlenmektedir.
540 hektarlık riskli alan ilan edilmiş alanın büyüklüğü, bu alandaki yapı stoğunun büyük kısmının ruhsatsız inşa edilmiş, mühendislik hizmeti almamış eski binalardan oluştuğu gerçeği, olası bir afet durumunda can ve mal kaybına yol açma riski yüksek, deprem güvenliği olmayan bir alan olması, zemin yapısının bölge halkı için ciddi risk teşkil etmesi, alanda mevcut dar ve eğimli yolların ambulans, itfaiye gibi hayati önem taşıyan araçların ulaşımına engel oluşturması, bölgenin sosyal donatı ve rekreasyon alanı gibi altyapı hizmetlerinden yoksun olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda, dönüşüm uygulamalarının etaplar halinde yapılması kararı alınmasında ve öncelikle boş alanlardan oluşan bu alanın rezerv konut ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak 1. Etap Uygulama Alanı olarak belirlenmesinde ve bu usulde bölge halkının günlük yaşamını en az etkileyecek biçimde yıkım ve yenilemelerin gerçekleştirilmesi için rezerv konutların kullanılması gerekliliği çerçevesinde dava konusu planların onaylanmasında, planlama ilkelerine, kamu yararına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bilirkişi raporunda, bu alanda nüfus hesabı ve donatı hesaplarının eksik öngörülere temellendiği, ağaçlandırılacak alan ve yeşil alan kullanımları farklı kullanımlar olduğundan, kent ölçeğinde kişi başı yeşil alan miktarının azalacağı, yapı ve nüfus yoğunluğunun artacağı ve teknik alt yapı standartlarının sağlanmayacağı, plan açıklama raporlarının noksanlıklar içerdiği, konut altı ticaret gösteriminin mevzuata aykırı olduğu, alan eğimi nedeniyle 35 metrelik yol kararının inşai faaliyet ile gerçekleştirilebileceği bu durumun etüd raporuna aykırı olacağı, kentsel tasarım projesi hazırlanmasının uygun olacağı yolunda somut veriye dayanmayan açıklamalarda bulunulmuş ve özel sağlık tesisine E:2 yapılaşma hakkı tanınmasında eşitlik ilkesine uygunluk bulunmadığı, yorumu yapılmış ise de, bölgenin riskli alan niteliği dikkate alındığında ve 6306 sayılı Yasada Bakanlığın "planlama işlemlerine esas teşkil edecek standartları belirlemeye ve gerek görülmesi hâlinde bu standartları plan kararları ile tayin etmeye" yetkili kılınmış olması karşısında, belirtilen bu açıklamaların imar planlarının iptalini gerektirir bir hukuka aykırılık niteliği taşımadığı ve ayrıca; bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda, planlama alanı içinde öngörülen alan içi 35 metrelik yolun %12 den fazla eğiminin bulunması ve yol kurp yarıçapının 65 ve 68 metre olarak planlanmasında, ulaşım sisteminin uluslararası geometrik standartlarına aykırılıklar bulunduğu yolunda açıklamalarda bulunulmuş ise de, bilirkişi kurulunca alana yönelik olarak bu eğimli arazide yolun geçirileceği alternatif alan ya da alanlar bulunduğu konusunda somut tespitlerde bulunulmadığından ve davalı idarece, uyuşmazlığa konu arazinin doğal topoğrafik yapısının dalgalı-eğimli olduğu, bu yerde planlama alanı bütününe hizmet verecek, servis sağlayacak, imar adalarına cephe oluşturacak imar yolu açılmasının zorunlu olduğu, bu alanda imar adaları arasında oluşturulacak yaya ve taşıt yollarının yer yer yüksek eğimli olarak oluşturulmasının kaçınılmaz olduğu, özellikle kuzey-güney yönünde kıvrılarak kurplarla yol geçirilmesinin alanın bu topoğrafik eğiminden kaynaklandığı, taşıt ve yaya yolu ulaşımının arazinin doğal yapısı gözetilerek gereksiz-açılamayacak yollar önerilmesinden kaçınılarak kurgulandığı ve bu yerde yarma-dolgular ve mühendislik uygulamalarıyla sağlıklı ve güvenli trafik akışına imkan tanınacak şekilde projelendirmeler yapılarak yolun hayata geçirileceği hususları açıklandığından, riskli alan ilan edilen bu özel bölgede, alana özel topoğrafyadan kaynaklanan zorunluluklar nedeniyle yol güzergahının belirlenmesine dair plan kararında da 6306 sayılı Kanunun 6. Maddesinin 6.fıkrasındaki düzenleme ile verilen yetki kapsamında hukuka aykırılık bulunmadığı, üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli plan kararlarına uygun usulde onaylanan nazım ve uygulama imar planlarının bütünüyle iptalini gerektirmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, riskli alan ilan edilen 101.4 hektarlık alana ilişkin olarak hazırlanan ve 13.01.2017 günlü, 911 sayılı Bakanlık Olur’u ile itirazların reddi suretiyle onay işlemi tamamlanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının, davacının iddiaları uyarınca yapılan inceleme sonucunda belirtilen bu yönleri ile iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir.
Diğer taraftan, bu davada iptali istenilen 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının plan hükümlerinin 5 numaralı maddesinde getirilen "Ağaçlandırılarak alanlar, teknik altyapı, sağlık, sosyal ve kültürel tesis alanları gibi kamu ortaklık payına (KOP'A) konu alanların maliklerince kamuya bedelsiz terk edilmesi halinde, inşaat ruhsat aşamasında ilgililerin tahsis yapılmış imar parsellerindeki emsal değeri %10 (yüzde on) arttırılarak kullandırılır. Hazineye ait konut, ticaret-konut, ticaret-turizm imar ada ve parsellerinde de %10 (yüzde on) emsal arttırımı ile kullandırılır." hükmünün iptali istemiyle bu yerdeki parsel maliki olan kişiler tarafından da davalar açıldığı ve bu plan hükmünün iptali yolunda İdare Mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunun Dairemizin 30.05.2019 günlü, E:2019/39 K:2019/399 sayılı; 27.09.2019 günlü, E:2019/172 K:2019/676 sayılı; 27.09.2019 günlü, E:2019/173 K:2019/675 sayılı; 14.11.2019 günlü, E:2019/627 K:2019/984 sayılı kararları ile reddedildiği anlaşıldığından, davaya konu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 5 numaralı plan hükmünün iptali istemine yönelik olarak iş bu davada ayrıca karar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İzmir 3. İdare Mahkemesi'nin 06/11/2018 günlü, E:2017/265, K:2018/1443 sayılı kararının kaldırılmasına, 13.01.2017 günlü, 911 sayılı Bakanlık Olur’u ile onay işlemi tamamlanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının (5) numaralı Plan Hükmünün iptali istemi hakkında Karar Verilmesine Yer Olmadığına, 13.01.2017 onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planının diğer kısımları ve 1/5000 ölçekli nazım imar planının iptali istemi yönünden ise Davanın Reddine, yargılama giderlerine ve avukatlık ücretine yönelik olarak da hükmün yeniden kurulmasına, aşağıda dökümü yapılan 377,85.-TL dava yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 283,85.-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, arta kalan 94,00.-TL dava yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00.-TL avukatlık ücretinin bu davanın açılmasına neden olan davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; istinaf aşamasında davalı idarece yapılan 40,50.-TL istinaf yargılama giderinin takdiren 10,50.-TL'lik kısmının davalı idare üzerinde bırakılmasına, bu aşamaya ait artan 30,00.-TL istinaf yargılama gideri ile aynı tarife uyarınca belirlenen 1.362,00.-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, istinaf aşamasında müdahiller tarafından yapılan 114,40.-TL yargılama giderlerinin takdiren 29,00.-TL'lik kısmının müdahiller üzerinde bırakılmasına, artan 85,40.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak müdahillere verilmesine, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan toplam (253,80+1.600,00=) 1.853,80.-TL keşif-bilirkişi ücretinin takdiren 1.390,80.-TL'lik kısmının davacıdan, kalan 463,00.-TL'nin davalı idareden tahsili için ilgili vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, Adalet Bakanlığınca yatırılan bilirkişi avansından artan miktarın anılan Bakanlığa iadesine, artan posta ücretinin talep edilmesi durumunda derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince yatıranlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 11/12/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)