(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 36) (2577 S. K. m. 45) (ANY. MAH. 07.11.2013 T. 2012/791 E.)
İSTEMİN ÖZETİ: Van 1. İdare Mahkemesi'nin 24/05/2017 tarih ve E:2013/16, K:2017/973 Sayılı kararının; aleyhlerine olan kısımlarının taraflarca hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesi uyarınca incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idareler tarafından istinaf isteminin reddi gerektiği savunulurken, davacı tarafından savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce, Dairemiz kararının Danıştay Altıncı Dairesi'nin 25/04/2019 tarih ve E:2019/2636, K:2019/3108 Sayılı kararı ile maddi tazminata ve maddi tazminat nedeniyle hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden bozulması üzerine, bozulan kısım hakkında işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Van ili, Erciş ilçesi, Kışla Mahallesi, 12 ada, 7 Sayılı parselde bulunan Lütfi O. Apartmanı'nın 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde hasar görmesi ve sonrasında yıkılması olayında, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen 150.000,00 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; dava dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor esas alınarak, davalı idarelerin kusurlarına karşılık gelen 37.984,80.-TL maddi tazminat isteminin kabulüyle söz konusu tazminatın idarelerin kusurları oranında davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Kararın, maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden;
Dosyanın incelenmesinden; 23/10/2011 ve 09/11/2011 tarihlerinde Van ilinde meydana gelen depremlerde davacıya ait apartmanın yıkılması olayında, davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, daire bedeli olarak 150.000,00-TL maddi tazminatın yıkım tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık konusu olayda, dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, davacıya ait binanın yüzölçümünün 285 m2 olduğu tespitine yerm²erilmiş ise de, dosyada bulunan Erciş Sulh Hukuk Mahkemesi'nin E:2005/51 Sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya sunulan raporda binanın yüzölçümünün 432 m² olarak hesaplandığı, ayrıca yapı ruhsatı incelendiğinde, binanın 1+2 katlı olduğunun, ambar olarak kullanılan kısmın 138 m², konut olarak kullanılan ve iki katlı olan kısmın tek katının 147 m² olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sehven iki kat olup her bir katı 147 m² olan kısım için tek bir katmış gibi değerlendirme yapılmak suretiyle binanın yüz ölçümünün 285 m² olarak hesaplandığı, gerçekte binanın (138+147+147=432 m²) 432 m² olduğu anlaşıldığından, yeniden yapılacak hesabın 432 m² üzerinden yapılması gerekmektedir.
Bilirkişi raporunda; Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2013 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğin esas alındığı, III. Sınıf A grubu niteliğindeki binanın yapı yaklaşık birim maliyetinin 490 TL/m² olduğu, bu değer dikkate alınarak dava konusu dairenin yapım maliyetinin 139.650,00-TL olduğu, yapının 1996 yılında bitirildiği varsayımına göre 2013 yılına kadarki yıpranma payı düşüldüğünde dairenin maliyet bedelinin 111.720,00-TL olarak hesapladığı görülmüştür.
Tazmin borcunun doğabilmesi için, yalnız zararın varlığı yeterli değildir. Zarar kesin şekilde ortaya çıkmış, gerçek bir zarar olması halinde gerçek zarar karşılığının tazminat olarak ödenmesi mümkündür. Davalı idarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan tazmin sorumluluğunun üst sınırını ortaya çıkan gerçek zararın karşılığı olan miktar oluşturmaktadır. Gerçek zararın, depremin gerçekleştiği tarih esas alınarak tespiti gerekmektedir.
Bu nedenle; davacının gerçek zararının ortaya çıktığı depremin meydana geldiği tarih olan 2011 yılı Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ esas alınarak hesaplanması gerekmektedir.
28.04.2011 tarih ve 27918 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2011 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğ'de III. Sınıf A grubu niteliğindeki yapıların yapı yaklaşık birim maliyeti 482,00 TL olarak belirlenmiştir.
Bu durumda; yukarıda yapılan açıklamalar ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait apartmanın yapım maliyetinin (482,00 TL*432 = 208.224,00 TL) 208.224,00 olduğu, binanın yapım yılının 1996 olduğu, 2011 yılında 15 yaşında olduğu, 15 yaşındaki betonarme karkas bir binanın raporda belirtilen tabloya göre %15 yıpranma payı olduğu, dairenin aşınma payı düşüldüğünde (208.224,00 TL * 0,85 = 176.990,40 -TL) dairenin maliyet bedelinin 176.990,40 -TL olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bilirkişi raporunda; binanın yıkılmasında davalı Erciş Belediye Başkanlığının proje ve uygulama konusundaki denetimini yerine getirmediğinden %30, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının plan ve projelendirme konusundaki denetimini tam olarak yerine getirmediğinden %2, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının İl Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile birlikte afet durumu ile ilgili gerekli çalışmaların ve denetimlerin yapılmamasından dolayı %2 oranında kusurlu oldukları belirtilmiş olup, toplam kusur oranına göre 60.176,74.-TL maddi tazminatın davalı idareler tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; meydana gelen zarardan dolayı 53.096,74-TL'nin Erciş Belediye Başkanlığı tarafından, 3.540,00.-TL'nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, 3.540,00.-TL'nin Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Ancak, söz konusu deprem sonucunda gerçekleşen binanın yıkılması nedeniyle sigorta şirketi veya şirketleri tarafından davacıya ödeme yapılması durumunda ya da adli yargıda depremden dolayı binanın yıkılmasında sorumluluğu bulunan özel kişilere karşı açılan tazminat davasında, özel hukuk hükümlerine göre hükmedilecek maddi tazminat miktarının veya sigorta şirketince ödenen miktarın tahsilde tekerrüre sebebiyet verilmemesi için yapılacak tazminat ödemelerinde dikkate alınacağı açıktır.
Davalı idareler lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik kısmı yönünden:
Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen, mahkemeye erişim hakkının da bu çerçevede değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi durumlarında mahkemeye erişim hakkının özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin uyuşmazlıkları makul sürede çözebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla, davayı kaybetmesi halinde davacıya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin, Tarifenin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı 12. maddesindeki düzenlemede, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretine, tarifenin üçüncü kısmına göre, yani nispi olarak hükmedileceği, belirlenecek ücretin ikinci bölüme göre hükmedilen maktu ücretten az olamayacağı düzenlemesi yer almaktadır.
Aynı Tarifenin manevi tazminat davalarında ücreti belirleyen 10. maddesinde ise, davanın kısmen reddi durumunda karşı taraf vekili yararına tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Mevcut durum, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla gelen bir uyuşmazlıkta, 07/11/2013 günlü, Başvuru No:2012/791 Sayılı kararıyla; hak edilen tazminatın 3/4'ünün vekalet ücreti adı altında idareye verilmesini, Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde değerlendirmiştir.
Bu nedenle, kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle Tarifenin ilgili kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından ihmali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, davalı idareler lehine, Tarifenin manevi tazminat davalarına ilişkin 10. maddesi kıyasen uygulanarak reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedileceğinin, ancak bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27.02.2017 tarih ve E:2017/4, K:2017/848 Sayılı kararında da (manevi tazminat davalarına ilişkin Tarifenin 10. maddesinin kıyasen uygulanarak, maddi tazminat da nisbi vekalet ücretine hükmedilirken davalı lehine hükmedilen miktarın davacı lehine hükmedilen miktarı geçmemesi gerektiği yorumu bakımından) bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle:
- Maddi tazminat yönünden, Danıştay Altıncı Dairesi'nin 25/04/2019 tarih ve E:2019/2636, K:2019/3108 Sayılı bozma kararına uyularak;
1-) Davalı idarelerin maddi tazminata ilişkin istinaf istemlerinin reddine,
2-) Davacının istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,
a-) 60.176,74.-TL maddi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin 89.823,26-TL maddi tazminat isteminin reddine,
b-) Kabul edilen 60.176,74.-TL'nin; 53.096,74-TL'lik kısmının Erciş Belediye Başkanlığı tarafından idareye başvuru tarihi olan 18.10.2012 tarihinden itibaren; 3.540,00.-TL'lik kısmının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından davanın açılış tarihi olan 02.01.2013 tarihinden itibaren; 3.540,00.-TL'lik kısmının Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından davanın açılış tarihi olan 02.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,
3-)Kabul edilen 60.176,74.-TL maddi tazminat üzerinden hesaplanan 6.969,44 TL vekalet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4-)Reddedilen maddi tazminat nedeniyle hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısımla ilgili bozma kararına uyulmayarak;
- Dairemizin maddi tazminatta nisbi vekalet ücretine hükmedilirken davalı lehine hükmedilen miktarın davacı lehine hükmedilen miktarı geçmemesi gerektiği yönündeki ilk kararında ısrar edilmesine, reddedilen maddi tazminat nedeniyle 6.969,44 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5-)İş bu karar İlk Derece Mahkemesi yargılaması sonucunda yargılama giderlerine ilişkin Kurulan hükümde değişiklik yarattığından bu yeni duruma göre;
a-) İstinaf Mahkemesince hükmedilen 60.176,74.-TL maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 4.110,67-TL nispi karar harcının davalı idarelerden kusurları oranında tahsili için ilgili yere müzekkere yazılmasına,
b-) İlk derece, istinaf ve temyiz aşamalarında davacının adli yardım talebinin kabulü üzerine alınmayan toplam 4.533,00.-TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre 1.813,00.-TL'sinin davalı idarelerden kusurları oranında tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, kalan 2.720,00.-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına,
c-) Her ne kadar Danıştay’ca maddi tazminata yönelik davacı ile birlikte davalı idarelerin temyiz başvurusu da kabul edilerek bu kısmın bozulmasına karar verilmiş ise de, yeniden yapılan hesaplama sonucu bulunan miktar istinafa konu Mahkeme kararında hükmedilen maddi tazminattan daha yüksek olduğundan, bu durum davalı idarelerin aleyhine olup, sonucu itibariyle davalı idarelerce yapılan istinaf ve temyiz yargılama giderlerinin davalı idareler üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretlerinin karar kesinleştikten sonra Mahkemesince re'sen müsteniflere iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 46. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 16/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)