(193 S. K. Mük. m. 120) (5520 S. K. m. 13, 32)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin 2014 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca şirket adına resen tarh edilen 2014/1-12 dönemine ilişkin bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin ve 2014/7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin bir kat vergi ziyaı cezalı kurum geçici vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; faaliyetini gerçekleştirmesi için …. Derneği ve …….. Derneğine üye olması zorunlu olmayan davacı şirketin, üyeliği takdirinde olan derneklere ödediği üyelik aidatlarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmasında ve gider olarak kabul edilebilmesi için ödenmesi şart olan ancak ilgili dönem giderlerine yansıtıldığı halde ödenmediği anlaşılan ihbar ve kıdem tazminatlarının şirket giderlerden çıkarılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, 2014 hesap döneminde …. LLP Şirketi dışındaki yurtdışı alıcılarına yaptığı mal satışları dolayısıyla yurtdışı alacaklarını belli sürelerle tahsil ettiği halde bu şirketten olan alacaklarını uzun süreler boyunca anılan şirket üzerinde bıraktığı saptanan davacı şirketin ilişkili şirkete daha uzun vade uygulayarak transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğu sonucuna varıldığından eksik beyan edilen söz konusu tutarların kurumlar vergisi matrahına eklenmesinde isabetsizlik görülmediği, davacı şirketin 2014 hesap döneminde 136-Diğer Çeşitli Alacaklar ve 100-Kasa hesabında bulunan kaynağını kullandırmasına rağmen faiz hesaplaması yapmayarak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yaptığının anlaşıldığı, şirketin aktif hesaplarında bulunan tutarları ortaklara kullandırması ile ortaklarından alacaklarını uzun süre tahsil etmemesi nedeniyle yapılan hesaplama sonucunda bulunan tutarın kurumlar vergisi matrahına eklenmesi gerektiği, tüm bu hususlardan kaynaklanan dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinde ve kurum geçici vergilerine ilişkin olarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı, 193 sayılı Kanun'un mükerrer 120. maddesinde, mahsup süresi geçen geçici vergilerin terkin edileceği belirtildiğinden dava konusu kurum geçici vergi asıllarında ise hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen Konya 1. Vergi Mahkemesi'nin 08/10/2019 gün ve E:2019/361, K:2019/774 sayılı kararının; davalı idare tarafından, tahakkuk ettirilmeyecek olan ancak dava konusu edilen kurum geçici vergi asılları yönünden incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiğinden davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğu; davacı tarafından ise, yapılan işlemlerin haksız ve hukuka aykırı olduğu, vergi incelemesinin usule uygun tamamlanmadığı ileri sürülerek, aleyhe olan kısımlarının kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü;
Davacı şirketin istinaf başvurusuna konu Konya 1. Vergi Mahkemesi'nin 08/10/2019 gün ve E:2019/361, K:2019/774 sayılı kararının, şirketin üyeliği zorunlu olmayan derneklere ödediği üyelik aidatlarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmasından doğan 1.350,00-TL.'nin, ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatlarının şirket giderlerden çıkarılmasından doğan 72.008,64-TL.'nin ve şirketin aktif hesaplarında bulunan tutarları ortaklara kullandırması ile ortaklarından alacaklarını uzun süre tahsil etmemesi nedeniyle yapılan adatlandırmadan doğan 892.730,74-TL.'nin şirketin kurumlar vergisi matrahına eklenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrasında, kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı, alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği belirtilmiştir.
Vergi incelemesinde, davacı şirketin 2014 yılında yurt dışı diğer alıcılarına yaptığı mal satışlarına ait bedelleri belli sürelerle (ortalama 7 gün) tahsil ettiği halde Kazakistan'da bulunan ilişkili şirketi ..... LLP şirketi ile gerçekleştirmiş olduğu ticari işlemlerden doğan Amerikan Doları ve Euro cinsinden olan alacaklarını uzun süre tahsil etmeyerek anılan şirket üzerinde bıraktığının ve cari hesaptaki gün sonu bakiyelerinin yıl içerisinde ticari teammüllere aykırı şekilde yüksek tutarlarda olduğunun, anılan şirkete herhangi bir borç kaydının da bulunmadığının tespiti üzerine davacı şirketin ilişkili şirkete diğer alıcılardan farklı bir şekilde uyguladığı vade ile dolaylı olarak finansman hizmeti sağladığından ve alacakları için faiz hesaplamayarak transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan bahisle Amerikan Doları ve Euro cinsinden cari hesabındaki, önceki yıllardan devreden ve yıl boyunca tahsil edilmeyen alacak ile yıl içerisindeki ticari işlemlerden doğan alacak ve borç tutarlarını, şirketin diğer alıcılara uyguladığı 7 günlük süreyi düştükten sonra iç emsal teşkil edecek herhangi bir faiz oranı bulunmadığından Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın yayınladığı mevduat ağırlıklı ortalama faiz oranlarına göre (Amerikan Doları için %2,30, Euro için %2,23) günlük olarak adatlandırmak suretiyle Amerikan Doları için tespit ettiği fark 86.956,09-TL. ve Euro için tespit ettiği 1.222,24-TL.'nin kurumlar vergisi matrahına eklendiği anlaşılmıştır.
Davacı şirketin cari hesaplarındaki hareketlere bakıldığında, Dolar cinsinden cari hesabındaki önceki yıllardan devreden 01/01/2014 tarihli açılış kaydında bulunan 3.618.280,91-TL. alacağın ve Euro cinsinden cari hesabındaki önceki yıllardan devreden 01/01/2014 tarihli açılış kaydında bulunan 55.880,86-TL. alacağın yıl boyunca tahsil edilmemesi nedeniyle söz konusu tutarlar üzerinden hesaplanan 81.624,45-TL.'nin ve 1.222,24-TL.'nin (toplamda 82.846,69-TL.) davacı şirketin kurumlar vergisi matrahına eklenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki Mahkeme gerekçesinde yasal isabetsizlik görülmemekle beraber, Dolar cinsinden cari hesaptaki diğer işlemler incelendiğinde yıl içerisinde gerçekleşen ticari işlemlere ait toplam 81 adet işlem olduğu, bu işlemlerden 26 adetinin alacak, 55 adetinin ise borç olarak 2014 yılında muhtelif tarihlerde kaydedildiği ve davacı şirketin alacakları ile ilişkili şirketin davacı şirketten olan alacaklarının adatlandırılması sonucunda fark 5.331,64-TL.'nin tespit edildiği görülmüş olup, şirket faaliyetinden doğan yıl içerisindeki cari hesap hareketlerinin devamlı olduğu ve ilişkili şirket üzerinde uzun süre alacak bırakılmadığı ve vergi incelemesinde de ilgili tutarların ticari işlemlerle ilişkilendirilerek değerlendirilmediği dikkate alındığında yıl içerisindeki ticari işlemlerden doğan cari hesaptaki tutarlar için davacı şirketin transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan söz edilmesi mümkün olmadığından, davacı şirketin alacakları ile ilişkili şirketin davacı şirketten olan alacaklarının adatlandırılması sonucunda tespit edilen fark 5.331,64-TL.'nin davacı şirketin kurumlar vergisi matrahına eklenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki Mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamıştır.
Bu tespitlere göre toplam 1.048.936,07-TL.'nin (1.350,00-TL.+72.008,64-TL.+ 892.730,74-TL.+82.846,69-TL.) şirketin beyan ettiği 847.868,39-TL. ticari kazanca ilave edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Ancak, davacı şirketin 2014 yılı kurumlar vergisi beyanına göre 2.261.800,35-TL. geçmiş yıl zararının ve 8.741.849,83-TL. yatırım indirimi istisnasının bulunduğu, vergi inceleme raporunda, şirketin 2014 yılında dikkate alabileceği geçmiş yıl zararının 2013 yılına ilişkin olarak düzenlenen 12/10/2018 tarih ve 2018-A-5689/7 sayılı Vergi İnceleme Raporu uyarınca 1.713.366,60-TL. olduğu, 8.741.849,83-TL. yatırım indirimi istisnasının ise takdir komisyonuna done olarak düzenlenen 2012 yılına ilişkin 12/10/2018 tarih ve 2018-A-5689/6 sayılı Vergi Tekniği Raporu uyarınca mahsup nedeniyle kalmadığı dikkate alınarak kurumlar vergisi matrahı hesaplandığı halde Vergi Mahkemesince verilen kararda bu hususlar hakkında herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmadığı görülmüştür.
Davacı şirketin 2012 yılına ait hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen 12/10/2018 tarih ve 2018-A-5689/6 sayılı Vergi Tekniği Raporu'nu done alan takdir komisyonu kararlarına istinaden davacı şirket adına resen tarh edilen 2012/1-12 dönemine ait bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2012/1-3, 4-6, 7-9 dönemlerine ait bir kat vergi ziyaı cezalı kurum geçici vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davanın tarh zamanaşımı sebebiyle kabulü yolunda verilen Konya 2. Vergi Mahkemesi'nin 09.05.2019 gün ve E:2019/81; K:2019/390 sayılı kararına karşı davalı idarenin yaptığı istinaf başvurusu Dairemizin 21/01/2020 tarih ve E:2019/1016; K:2020/61 sayılı kararıyla reddedildiğinden, davacı şirketin 2012 yılından devreden yatırım indirimi istisnasının bulunmadığının kabul edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Öte yandan, davacı şirketin 2012 yılı hesaplarının daha önce incelenmesi sonucunda düzenlenen 01/11/2016 tarih 2016-B-986/8 sayılı Vergi İnceleme Raporu ile şirketin 2012 yılında ticari kazancını 72.310,19-TL. eksik hesapladığı tespit edilerek şirketin kurumlar vergisi beyanının düzeltilmesi sonucunda 2013 yılına devreden toplam yatırımı indirim istisnası tutarının 7.630.121,62-TL. olarak tespit edildiği, yine, davacı şirketin 2013 yılı hesaplarının daha önce incelenmesi sonucunda düzenlenen 01/03/2017 tarih ve 2017-B-992/3 sayılı Vergi İnceleme Raporu ile 2013 yılında 2.261.800,35-TL. zarar beyan eden şirketin ticari kazancını 295.544,66-TL. eksik hesapladığı tespit edilerek şirketin 2014 yılına devreden zararının 1.966.255,69-TL. olarak tespit edildiği ve Dairemizin 18/06/2020 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen yanıttan söz konusu raporlara konu işlemlere karşı dava açılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı şirketin 2013 yılı hesaplarının incelenmesi sonucunda düzenlenen 12/10/2018 tarih ve 2018-A-5689/7 sayılı Vergi İnceleme Raporu ile yine şirketin üyeliği zorunlu olmayan derneklere 750,00-TL. üyelik aidatı ödediğinin, ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatları için 154.655,78-TL. gider kaydı yaptığının tespit edildiği ve şirketin aktif hesaplarında bulunan tutarları ortaklara kullandırması ile ortaklarından alacaklarını uzun süre tahsil etmemesi nedeniyle yapılan adatlandırma ile 31.009,98-TL., ilişkili şirket ..... LLP'den alacaklarını uzun süre tahsil etmemesi nedeniyle yapılan adatlandırma ile 66.473,33-TL. ticari kazanç farkı hesaplandığı ve toplam 252.889,09-TL. matrah farkı mahsup edildiğinde 2014 yılına devreden zararının 1.713.366,60-TL. (1.966.255,69-TL. - 252.889,09-TL.) olduğu belirlenmiş olup, yukarıda 2014 yılına ilişkin olarak yapılan hukuki değerlendirmelerdeki aynı hukuki sebep ve gerekçelerle söz konusu matrah farkının üyeliği zorunlu olmayan derneklere ödenen aidattan, ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatlarından, ortaklara yaptığı örtülü kazanç dağıtımından kaynaklanan kısımları ile, ilişkili şirket ..... LLP'ye örtülü kazanç dağıtımında bulunulduğundan bahisle hesaplanan matrah farkının (64.990,85-TL. - 63.549.02-TL.) 1.441,83-TL'nı aşan kısmında hukuka aykırılık görülmemiş; söz konusu matrah farkının 1.441,83-TL tutarındaki kısmında ise, hukuka uyarlık bulunmamış olup, bu hususlar dikkate alındığında davacı şirketin 2014 yılına devreden zararı 1.714.808,43-TL. hesaplanmıştır.
Davacı şirketin 2014 yılında beyan ettiği 847.868,39-TL. ticari kazanç ile vergi incelemesinde tespit edilip hukuka aykırılık bulunmadığına karar verilen 1.048.936,07-TL.'nin toplamı 1.896.804,46-TL.'den şirketin 1.714.808,43-TL. geçmiş yıl zararı mahsup edildiğinde geçmiş yıl zararı kalmamakta ve 181.996,03-TL. yatırım indirimi istisnasından yararlanılması sonucunda (7.630.121,62-TL. - 181.996,03-TL.) 7.448.125,59-TL. endekslenmemiş yatırım indirimi kalmakta olup, 2014 yılı için üzerinden kurumlar vergisi tarh edilebilecek ve 2014/7-9, 10-12 dönemleri için üzerinden kurum geçici vergi hesaplanacak matrah farkı bulunmadığından davacı şirket adına resen tarh edilen dava konusu 2014/1-12 dönemine ilişkin bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinde ve 2014/7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin kurum geçici vergilerine ait bir kat vergi ziyaı cezalarında hukuka uyarlık bulunmamış ve Mahkeme kararının bu kısımlar yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında yasal isabet görülmediğinden davacı istinaf başvurusunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Konya 1. Vergi Mahkemesi'nin 08/10/2019 gün ve E:2019/361, K:2019/774 sayılı kararının, 2014/7-9 dönemine ilişkin kurum geçici vergi aslı yönünden davanın kabulü yolundaki hüküm fıkrasında dayandığı gerekçeler karşısında yasal isabetsizlik görülmediğinden, davalı idarenin, anılan döneme ilişkin kurum geçici vergi aslı hakkında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davalı idarenin 2014/10-12 dönemine ilişkin kurum geçici vergi aslı hakkında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusuna gelince:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/2 maddesinde "Kurumlar vergisi mükelleflerince, (dar mükellefiyete tâbi kurumlarda ticarî ve ziraî kazançlarla sınırlı olarak) câri vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanunu'nda belirtilen esaslara göre ve câri dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödenir. Tam mükellef kurumlar için geçerli olan esaslar, dar mükellef kurumlara da aynen uygulanır." hükmü bulunmakta olup, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesinin ilk fıkrasında ise; ticari kazanç sahipleri (basit usulde vergilendirilenler hariç) ile serbest meslek erbabının cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanun'un ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre (indirim ve istisnalar ile Vergi Usul Kanunu'nun değerlemeye ait hükümleri de dikkate alınarak) geçici vergi ödeyecekleri hükme bağlanmış, dördüncü fıkrasında ise; “Yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş dönemlere ait geçici verginin %10'u aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti halinde, eksik beyan edilen bu kısım için re'sen veya ikmalen geçici vergi tarh edilir. Mahsup süresi geçtikten sonra, kesinleşen geçici vergiler terkin edilir, ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı adına tarhedilen 2014/10-12 dönemine ilişkin kurum geçici vergiye ait vergi/ceza ihbarnamesinin "Yapılan Tarhiyatın/Kesilen Cezanın Nedeni" kısmında; "mahsup dönemi geçmiş Geçici Vergi aslı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 120. maddesi gereğince tahakkuk ettirilmeyecek olup normal vade tarihinden mahsup tarihine kadar geçen süre için sistemde gecikme faizi hesaplanabilmesi için ihbarnamede zorunlu olarak yer almaktadır." şeklindeki açıklamaya yer verildiği görülmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere, Dairemizce, olayda dava konusu geçici vergi dönemlerinde üzerinden geçici vergi hesaplanacak matrah farkı bulunmadığı tespit edildiğinden, üzerinden gecikme faizi hesaplanacak vergi aslı da bulunmadığı görülmekte ise de, 2014/10-12 dönemine ait vergi ziyaı cezalı geçici vergi tarhiyatına ilişkin ihbarnamede, mahsup döneminin geçmiş olması sebebiyle geçici vergi aslının tahakkuk ettirilmeyeceği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen davacı adına tahakkuk ettirilmeyecek olan geçici vergi aslının da dava konusu edildiği anlaşıldığından, davanın 2014/10-12 dönemine ilişkin geçici vergi aslına ilişkin kısmı yönünden incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkeme kararının bu kısım yönünden davanın kabulü yolundaki hüküm fıkrasında yasal isabet görülmemiş ve davalı idarenin bu yönden yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü gerektiği neticesine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, Konya 1. Vergi Mahkemesi'nin 08/10/2019 gün ve E:2019/361, K:2019/774 sayılı kararının, davanın reddine dair hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve davanın bu kısmının kabulüyle dava konusu vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin ve kurum gecici vergilerine ait vergi ziyaı cezalarının terkinine, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen reddine, kısmen kabulüne, anılan Mahkeme kararının2014/7-9 dönemine ilişkin kurum geçici vergi aslı yönünden davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına yönelik davalı istinaf başvurusunun reddine,2014/10-12 dönemine ilişkin kurum geçici vergi aslı yönünden davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle ,mahkeme kararının anılan hüküm fıkrasının kaldırılmasına, bu kısma ilişkin davanın incelenmeksizin reddine, dava ve istinaf aşamasında davacı tarafından karşılanan aşağıda dökümü gösterilen toplam 97,30-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 40,54-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 56,76-TL'sinin ise davalı idarece davacıya verilmesine, istinaf aşamasında davalı idare tarafından karşılanan aşağıda dökümü gösterilen 24,50-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 10,20-TL'sinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, kalan 14,30-TL.'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, Mahkeme aşamasında davacı ve davalı lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden yeniden hükmedilmesine yer olmadığına, istinaf aşamasında harçtan muaf olan davacı şirketin fazladan yatırmış olduğu toplam 128,50-TL istinaf başvuru harcının isteği halinde davacıya, artan posta gideri avansının ise kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 06/10/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: Dairemiz kararının diğer kısımlarına katılmakla beraber davalı idare tarafından, dava konusu 2014/10-12 dönemine ilişkin kurum geçici vergi aslına yönelik olarak Vergi Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddigerektiği görüşüyle çoğunluk kararının geçici vergi aslının incelenmeksizin reddine dair kısmına katılmıyorum.
KARŞI OY: Ödenmeyen ihbar ve kıdem tazminatlarının şirket giderlerden çıkarılması gerektiğinden bahisle tespit edilen 2014 ve 2013 yıllarına ait 72.008,64-TL ve 154.655,78-TL matrah farkı yönünden,
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'un 40. maddesinde, işle ilgili olmak şartiyle, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği düzenlenmiş olup, "ödenen" tabirinin nakden ödeme yanında hesaben ödemeyi de kapsaması ve ticari kazancın tespitinde tahakkuk esasının geçerli olması karşısında, diğer yandan, kanunda sarih bir düzenleme (sosyal güvenlik sigorta primlerinde olduğu gibi) olmadan safi kazancın tespitinde alacaklar yönünden tahakkuk esasının, borçlar yönünden ise ödeme esasının kabul edilmesi genel ilkeye aykırı düşeceğinden, mükellefler tarafından borç kaydı yapılarak esasen hesaben ödenen tazminatların da safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır. Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 23/01/1992 gün ve E:1990/3;K:1992/1 sayılı kararında da bu durum vurgulanmıştır.
Buna göre, davacı şirketin defter kayıtlarına intikal ettirip tahakkuk ettirdiği ancak henüz ödemediği ihbar ve kıdem tazminatlarını borç kaydı yapması nedeniyle hesaben ödenen söz konusu tazminatları giderleştirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, Mahkeme kararının, bu matrah farkında hukuka uyarlık bulunmadığı yönündeki gerekçesinde yasal isabet bulunmadığı düşüncesiyle oyçokluğuyla verilen karara katılmıyorum. (¤¤)