(5520 S. K. m. 13) (213 S. K. m. 3, 113, 114, 267, 359, 374)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin 2015 yılı hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca şirket adına resen tarh edilen 2015/12 dönemine ilişkin üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; davacı şirketin, 2015 hesap döneminde .... şirketi dışındaki yurtdışı alıcılarına yaptığı mal satışları dolayısıyla yurtdışı alacaklarını belli sürelerle tahsil ettiği halde bu şirketten olan alacaklarını uzun süreler boyunca anılan şirket üzerinde bıraktığının tespit edildiği, şirketin yapmış olduğu satışlar sebebiyle hesaplarına intikal etmesine gereken tutarları .... şirketi üzerinde uzun süre ve yüksek tutarda bırakmasının, söz konusu aktiflerin farklı yatırım alanlarında kullanılmasından doğacak getiriden vazgeçmek anlamına geleceği, bu hususun ise iktisadi, ticari ve teknik icaplara aykırı olduğu ve şirketin Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 13. maddesinde yer alan hükümler uyarınca, yurt dışı ilişkili firmaya transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunmak suretiyle 2015 hesap dönemi kurum kazancını 74.446,89 TL eksik beyan ettiği sonucuna varıldığından, söz konusu tutarın katma vergisi matrahına eklenmesinden kaynaklanan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacı şirketin, 2015 hesap döneminde yevmiye defterinin 04.08.2015 tarihli 8218 numaralı, 25.08.2015 tarihli 8931 numaralı, 28.12.2015 tarihli 13996 numaralı yevmiye kayıtlarında yer alan 100 hesap kodlu kasa hesabında ''Günlük Kasa Ödemeleri'' olarak alacak; 252 hesap kodlu ''Binalar'' hesabına borç kaydederek ''Virman veya belgesiz gider'' olarak kaydettiğinin tespit edildiği, şirketin ''100. Kasa'' hesabında bulunan nakit kaynağını, ortağına şahsi borçları ödeyebilmesi amacıyla borç olarak verdiğinin ve ortağa verilen borcun 2015 hesap dönemi itibariyle tahsil etmediğinin belirlenmesi karşısında şirketin 136-Diğer Çeşitli Alacaklar ve 100-Kasa hesabında bulunan kaynağını kurum ortaklarına ve diğer kişilerden uzun süre tahsil etmeyerek kullandırmasına rağmen herhangi bir faiz hesaplaması yapmadığından, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı yaptığının, şirketin hesaplaması gereken faiz tutarı için belge düzenlemediğinin ve yasal defterlerine hasılat olarak da kaydedilmediğinin anlaşıldığı ve 861.540,25 TL'nin eksik beyan edildiği sonucuna varıldığından söz konusu tutarın katma değer vergisi matrahına eklenmesinden kaynaklanan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı, vergi inceleme raporunda, 03/07/2015 tarih ve 7260 numaralı yevmiye kaydıyla ''150 İlk Madde ve Malzeme Hesabı'' yla stoklarda bulunan tutarları ''580 Geçmiş Yıl Zararları Hesabı'' nı borçlu çalıştırarak kapattığı, mükellef kurumun 150 kodlu hesabına kaydettiği tutarları pasif nitelikteki bir hesapla kapatma yoluna gittiği, mükellef kurumun 150 kodlu hesabındaki tutarları pasif hesapla kapatması kayıtlarında görünmesine rağmen fiiliyatta bulunmayan malzemelere delalet ettiği, bu durumda mükellef kurumun ilk madde ve malzemeleri ya belgesiz sattığını yada üretimde kullandığı malzemelerden oluşan ürünü belgesiz sattığını gösterdiğinden bahisle, 9.213.186,16 TL'nin belgesiz satış tutarı olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmişse de, olayda, faturasız satışın kime, hangi tarihlerde ve tutarda yapıldığına ilişkin tespite yer verilmediği, mükellefin 150 kodlu hesaplarında bulunan malzemelerin ne şekilde üretime sokulduğunun tespitinin yapılamadığı için bu malzemelerin belgesiz satışının yapıldığı kabul edildiği nazara alındığında, inceleme elemanının kaydi envanter çalışmasında bulmuş olduğu farkların tamamen varsayıma dayandığı, kaydi envanter çalışması yapılırken, üretimle ilgili kapasite raporunun dikkate alınmadığı, defter ve belgeler üzerinde mal hareketine yönelik olarak hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadığı anlaşıldığından, mükellef kurum tarafından 2015 hesap döneminde 9.213.186,16 TL'lik tutarın, şirketin 2015 hesap dönemi katma değer vergisi matrahına ilave edilmesinin yerinde görülmediği ve belgesiz satışlardan kaynaklanan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen Konya 1. Vergi Mahkemesi'nin 08/10/2019 gün ve E:2019/358, K:2019/770 sayılı kararının; davalı idare tarafından, davacı şirketin 150-İlk Madde ve Malzeme hesabında bulunan tutarları geçmiş yıl zararlarına mahsup etmesinin bu hesaptaki emtiaların gerçekte olmadığını ve belgesiz olarak satıldığını gösterdiğinden belgesiz satış yapılan tutar üzerinden tarh edilen katma değer vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı; davacı tarafından ise, kurumlar vergisine yönelik güvenlik müessesi olan örtülü kazanç dağıtımından dolayı katma değer vergisi tarhiyatı yapılamayacağı ve üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren fiillerin varlığına dair bir tespit bulunmadığı ileri sürülerek, aleyhe olan kısımlarının kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince, dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Davalının istinaf başvurusu değerlendirildiğinde:
Vergi incelemesinde davacı şirketin 03/07/2015 tarih ve 7260 yevmiye kaydıyla 150-İlk Madde ve Malzeme hesabındaki 8.774.463,01-TL. tutarındaki stok tutarlarını pasif nitelikteki 580-Geçmiş Yıl Zararları Hesabı'nı borçlu çalıştırarak kapattığının tespit edildiği ve söz konusu kaydın şirkette fiiliyatta bulunmayan ilk madde ve malzemeler olduğunu gösterdiği ve şirketin 150-İlk Madde ve Malzeme Hesabı'ndaki stoklarını belgesiz sattığından bahisle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 267. maddesinde toptan satışlar için öngörülen %5 kar eklenmek suretiyle 9.213.186,16-TL. belgesiz satış tutarı üzerinden hesaplanan 1.658.373,50-TL.'nin 2015/12 dönemine ait katma değer vergisine ilave edildiği ve şirketin stoklarını pasif hesapla kapatarak belgesiz satışlarını gizleme suretiyle muhasebe hilesi yaptığından bahisle tarhı önerilen katma değer vergisi için üç kat vergi ziyaı cezasını kesilmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
213 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (B) bendinde; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, ancak vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Olayda, davacı şirketin üretime sevk ederek mamül üretiminde kullanması gereken 150-İlk Madde ve Malzeme hesabındaki 8.774.463,01-TL. tutarındaki stoklarını pasif nitelikteki 580-Geçmiş Yıl Zararları Hesabı'nı borçlu çalıştırarak kapatması şirketin söz konusu hesapta takip ettiği ilk madde ve malzemelerin fiili envanterinde yer almadığını gösterdiğinden ve iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun olmayan bu durumun aksi, yani, üretime sevk edilerek mamül elde edildiği veya doğrudan faturalı satışının yapıldığı davacı şirket tarafından ispatlanmadığından, toptan satışlar için öngörülen %5 karlılık ile tespit edilen belgesiz satış tutarı üzerinden hesaplanan 1.658.373,50-TL.'nin 2015/12 dönemine ait katma değer vergisine ilave edilmesinde ve söz konusu tutara isabet eden katma değer vergisi üzerinden 213 sayılı Kanun'un 359. maddesinde sayılan fiille (muhasebe hilesi) sebebiyet verildiğinden üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmamış ve bu kısım yönünden Mahkeme kararının davanın kabulü yolundaki hüküm fıkrasında yasal isabet görülmediğinden davalı idarenin yaptığı istinaf başvurusunun kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı istinaf başvurusuna gelince:
Vergi incelemesinde, davacı şirketin 2015 yılında yurt dışı diğer alıcılarına yaptığı mal satışlarına ait bedelleri belli sürelerle (ortalama 7 gün) tahsil ettiği halde Kazakistan'da bulunan ilişkili şirketi .... şirketi ile gerçekleştirmiş olduğu ticari işlemlerden doğan Amerikan Doları ve Euro cinsinden olan alacaklarını uzun süre tahsil etmeyerek anılan şirket üzerinde bıraktığının ve cari hesaptaki gün sonu bakiyelerinin yıl içerisinde ticari teammüllere aykırı şekilde yüksek tutarlarda olduğunun, anılan şirkete herhangi bir borç kaydının da bulunmadığının tespiti üzerine davacı şirketin ilişkili şirkete diğer alıcılardan farklı bir şekilde uyguladığı vade ile dolaylı olarak finansman hizmeti sağladığından ve alacakları için faiz hesaplamayarak transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan bahisle Amerikan Doları ve Euro cinsinden cari hesabındaki, önceki yıllardan devreden ve yıl boyunca tahsil edilmeyen alacak ile yıl içerisindeki ticari işlemlerden doğan alacak ve borç tutarlarını, şirketin diğer alıcılara uyguladığı 7 günlük süreyi düştükten sonra iç emsal teşkil edecek herhangi bir faiz oranı bulunmadığından Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın yayınladığı mevduat ağırlıklı ortalama faiz oranlarına göre (Amerikan Doları için %2,02, Euro için %1,67) günlük olarak adatlandırmak suretiyle Amerikan Doları için 73.531,58-TL.'nin ve Euro için 915,31-TL.'nin matraha eklenmesi gerektiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davacı şirketin cari hesaplarındaki hareketlere bakıldığında, Dolar cinsindeki cari hesabındaki önceki yıllardan devreden 01/01/2015 tarihli açılış kaydında bulunan 3.773.790,53-TL. alacağın yıl boyunca tahsil edilmediği ve söz konusu tutar üzerinden 72.471,25-TL. adatlandırma yapıldığı, bunun dışında yıl içerisinde gerçekleşen ticari işlemlere ait toplam 51 adet işlem olduğu, bu işlemlerden 14 adetinin alacak, 37 adetinin ise borç olarak 2015 yılında muhtelif tarihlerde kaydedildiği ve davacı şirketin alacakları ile ilişkili şirketin davacı şirketten olan alacaklarının adatlandırılması sonucunda fark 1.060,33-TL.'nin tespit edildiği görülmüş olup, şirket faaliyetinden doğan yıl içerisindeki cari hesap hareketlerinin devamlı olduğu ve ilişkili şirket üzerinde uzun süre alacak bırakılmadığı ve vergi incelemesinde de ilgili tutarların ticari işlemlerle ilişkilendirilerek değerlendirilmediği dikkate alındığında yıl içerisindeki ticari işlemlerden doğan cari hesaptaki tutarlar için davacı şirketin transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğundan söz edilmesi mümkün olmadığından, davacı şirketin alacakları ile ilişkili şirketin davacı şirketten olan alacaklarının adatlandırılması sonucunda tespit edilen fark 1.060,33-TL.'nin matraha eklenmesinden kaynaklanan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka uyarlık bulunmamış ve Mahkeme kararının bu kısım yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında yasal isabet görülmediğinden bu kısma yönelik davacı istinaf başvurusunun kabulü gerektiği neticesine varılmıştır.
Mahkeme kararının, 2015 yılında transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunulduğu tespit edilen 935.987,14-TL.' den yukarıda açıklandığı üzere matraha eklenmesinde yasal isabet bulunmadığı sonucuna varılan 1.060,33-TL.'nin tenzili sonucu hesaplanan 934.926,81-TL. matrah farkı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi ve bu vergi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezası yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında ise dayandığı gerekçeler karşısında yasal isabetsizlik bulunmadığından davacının bu kısma yönelik istinaf başvurusunun ise reddi gerekmektedir.
Ancak, 934.926,81-TL. matrah farkından kaynaklanan katma değer vergisine ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezasına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde sayılan fiillerle sebebiyet verildiği yönünde bir tespit bulunmadığından, söz konusu matrah farkı üzerinden tarh edilen katma değer vergisine ilişkin olarak üç kat kesilen vergi ziyaı cezasının bir kat vergi ziyaı cezasını aşan kısmında hukuka uyarlık bulunmamış ve Mahkeme kararının bu kısım yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında yasal isabet görülmediğinden davacının bu kısma yönelik istinaf başvurusunun da kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Vergi inceleme raporunda, davacı şirketin beyanında yer alan 998.938,39-TL. tutarındaki 2014/Aralık döneminden 2015/Ocak dönemine devreden indirilecek katma değer vergisinin 736.757,22-TL. olduğu kabul edildiği halde, Mahkemece bu hususta herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmaksızın, dava konusu üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin, mükellef kurum kayıtlarında gözüken stoklarını pasif hesaplarla kapatarak belgesiz satışlarını gizlediğine ilişkin tespitler nazara alınarak hesaplanan kısmı yönünden davanın kabulüne ve bu kısmın kaldırılmasına, dava konusu tarhiyatın geriye kalan kısmı yönünden davanın reddine karar verildiği görülmüş olup, davacının istinaf başvurusu açısından, devreden indirilecek katma değer vergisinin 736.757,22-TL. olarak kabul edilip edilemeyeceğinin irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı şirketin 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin hesap ve işlemlerinin katma değer vergisi yönünden incelenmesi sonucunda ilgili yıllarda bulunan matrah farklarına göre şirketin katma değer vergisi beyanlarının düzeltilmesi sonucunda söz konusu yıllarda tarhı gerekecek katma değer vergisinin çıkmadığı, ancak, sonraki döneme devreden indirilecek katma değer vergisinin azaltıldığı, bunun yanında, davacı şirketin 2012, 2013 ve 2014 yıllarını ilişkin hesap ve işlemlerinin katma değer vergisi yönünden daha önce de incelendiği ve beyanlarının daha önce de düzeltildiği ve söz konusu yıllarda tarhı gereken katma değer vergisinin çıkmadığı, ancak, sonraki döneme devreden indirilecek katma değer vergisinin azaltıldığı anlaşılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 113. maddesinde, mükelleflerin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilen tarh zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış, Kanunun 114. maddesinde, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı, 374. maddesinde de, cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl geçtikten sonra vergi ziyaı cezası kesilemeyeceği kurala bağlanmış, Kanunun 19. maddesinde ise vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı hükmüne yer verilmiştir.
Davacı şirketin 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin işlem ve hesaplarının incelenmesi sonucunda düzenlenen takdir komisyonuna done 12/10/2018 tarih ve 2018-A-5689/6 sayılı Vergi Tekniği Raporu ile aynı tarih ve 2018-A-5689/8 sayılı Vergi İnceleme Raporu'nda yer alan matrah farklarına göre davacı şirketin 2012 yılı ve 2013 yılları beyanlarının düzeltilmesi sonucunda 2013/Aralık döneminden 2014/Ocak dönemine devreden indirilecek katma değer vergisinin 802.430,11-TL. olduğu kabul edilmiş ise de, söz konusu yıllar itibarıyla tarh zamanaşımı bulunup bulunmadığının resen irdelenmesi gerekmekte olup, 2012 ve 2013 takvim yıllarına ait bir vergilendirme işlemi için beş yıllık zamanaşımı süresinin son gününün sırasıyla 31/12/2017 ve 31/12/2018 tarihleri olduğu, dava konusu olayda ise dava konusu cezalı tarhiyatın davacı şirkete 13/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir.
Bu durumda, 12/10/2018 tarih ve 2018-A-5689/6 sayılı Vergi Tekniği Raporu ile aynı tarih ve 2018-A-5689/8 sayılı Vergi İnceleme Raporu ile tespit edilen matrah farklarından dolayı şirketin 2014/Ocak dönemine devreden indirilecek katma değer vergisinin 19.602,09-TL. azaltılmasından kaynaklanan vergi ziyaı cezalı tarhıyat kısmında, 213 sayılı Kanun'un 114'üncü maddesi uyarınca tarh zamanaşımı bulunduğundan yasal isabet görülmemiştir.
Davacı şirketin 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin işlem ve hesaplarının daha önce incelenmesi sonucunda düzenlenen 01/11/2016 tarih ve 2016-B-986/9 sayılı Vergi İnceleme Raporu ile 01/03/2017 tarih ve 2017-B-992/4 sayılı Vergi İnceleme Raporu'nda yer alan matrah farklarına göre davacı şirketin 2012 yılı ve 2013 yılları beyanlarının düzeltilmesi sonucunda davacı şirketin 2013/Aralık döneminden 2014/Ocak dönemine devreden indirilecek katma değer vergisinin 822.032,20-TL. olduğunun tespit edildiği ve Dairemizin 30/06/2020 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen yanıttan, şirketin müteakip yıllara ait beyanlarının söz konusu raporlara göre düzeltilmesi sonucunda 2016 yılına ilişkin olarak düzenlenen 01/03/2017 tarih ve 2017-B-992/6 sayılı Vergi İnceleme Raporu uyarınca tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin davacı şirkete e-tebliğ edildiği ve dava açılmadan kesinleştiği anlaşılmış olduğundan, söz konusu vergi inceleme raporlarında tespit edilen matrah farklarına göre davacı şirketin katma değer vergisi beyanlarının düzeltilmesi sonucunda şirketin 2013/Aralık döneminden 2014/Ocak dönemine devreden indirilecek katma değer vergisinin 822.032,20-TL. olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, davacı şirketin 2014 yılı defter ve belgelerinin katma değer vergisi yönünden incelenmesi sonucunda düzenlenen 24/11/2018 tarih ve 2018-A-5689/18 sayılı Vergi İnceleme Raporu ile şirketin transfer fiyatlandırılması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında bulunduğu tespit edilen 980.909,07-TL. (88.178,33-TL. + 864.153,36-TL. + 28.577,38-TL.) matrah farkı üzerinden hesaplanan 176.563,63-TL.'nin şirketin 2014/12 dönemi katma değer vergisi beyanına eklenerek sonraki döneme devreden indirilecek katma değer vergisi azaltılmış ise de, Dairemizin 06/10/2016 tarih ve E:2019/1316;K:2020/1075 sayılı kararında yer alan aynı hukuki sebep ve gerekçelerle davacı şirketin alacakları ile ilişkili şirketin davacı şirketten olan alacaklarının adatlandırılması sonucunda tespit edilen fark 5.331,64-TL. matrahta hukuka uyarlık bulunmamış ve söz konusu matrah farkı üzerinden hesaplanan katma değer vergisi tutarı kadar davacı şirketin sonraki döneme devreden indirilecek katma değer vergisinin azaltılmasında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu tespitlere göre, davacı şirketin 2013/Aralık döneminden 2014/Ocak dönemine devreden indirilecek katma değer vergisinin 822.032,20-TL. olduğu, 2014/12 dönemine ait katma değer vergisine örtülü kazanç dağıtımından doğan (980.909,07-TL. - 5.331,64-TL. = 975.577,43-TL. x %18) 175.603,94-TL. eklendiğinde davacı şirketin 2014/Aralık döneminden 2015/Ocak dönemine devreden indirilecek katma değer vergisinin, dava konusu tarhiyatın dayanağı vergi inceleme raporunda kabul edildiği üzere, 736.757,22-TL. değil, 757.319,00-TL. olduğu görülmüş olup, bu durumda (757.319,00-TL.-736.757,22-TL.) 20.561,78-TL.'ye isabet eden üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde de hukuka uyarlık bulunmamış ve Mahkeme kararının bu kısım yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında yasal isabet görülmediğinden davacının bu kısma yönelik istinaf başvurusunun da kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı istinaf başvurusunun kabulüne, Konya 1. Vergi Mahkemesi'nin 08/10/2019 gün ve E:2019/358, K:2019/770 sayılı kararının; belgesiz satışlardan kaynaklanan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasının kaldırılmasına, davanın bu kısmının reddine ve belgesiz satışlardan kaynaklanan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin onanmasına, davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, Mahkeme kararının, örtülü kazanç dağıtımına ilişkin 934.926,81-TL. matrah farkına isabet eden katma değer vergisi üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının bir kat vergi ziyaı cezasını aşan kısmı ile 934.926,81-TL. matrahı aşan tutara isabet eden üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ve 2014/Aralık döneminden devreden indirilecek katma değer vergisinin 757.319,00-TL. yerine 736.757,22-TL. kabul edilmesinden kaynaklanan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasına yönelik davacı istinaf başvurusunun kabulüne, söz konusu kısımlar yönünden davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve 934.926,81-TL. matrah farkına isabet eden katma değer vergisi üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezasını aşan vergi ziyaı cezasının, 934.926,81-TL. matrah farkını aşan tutara isabet eden üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin ve 2014/Aralık döneminden devreden indirilecek katma değer vergisinin 757.319,00-TL. yerine 736.757,22-TL. kabul edilmesinden kaynaklanan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin terkinine, anılan Mahkeme kararının kalan hüküm fıkralarına yönelik davacı istinaf başvurusunun ise reddine, dava ve istinaf aşamasında davacı tarafından karşılanan aşağıda dökümü gösterilen toplam 116,30-TL yargılama giderinden, 108,37-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, kalan 7,93-TL'sinin ise davalı idarece davacıya verilmesine, istinaf aşamasında davalı idare tarafından karşılanan 24,50-TL yargılama giderinden, 1,67-TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan 22,83-TL'sinin ise davacı tarafından davalı idareye verilmesine, Mahkeme aşamasında davacı ve davalı lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden yeniden hükmedilmesine yer olmadığına, istinaf aşamasında harçtan muaf olan davacı şirketin fazladan yatırmış olduğu toplam 128,50-TL istinaf başvuru harcının isteği halinde davacıya, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 06/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)