İSTEMİN KONUSU: İstanbul 8. İdare Mahkemesinin 20/12/2018 günlü, E:2018/71, K:2018/2502 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve talepleri gibi karar verilmesi taraflarca istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Kağıthane İlçesi, ... Mahallesi, 4520 ada, 8 parsel sayılı taşınmazda bulunan F/2 Blok 3 Nolu dairede ruhsat ve eki projesine aykırı imalatlar yapıldığının 15/12/2016 tarih ve 006189 sayılı yapı tatil tutanağı ile tespit edildiğinden bahisle, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca söz konusu imalatların yıkılmasına ve aynı Kanun'un 42. maddesi uyarınca davacıya 14.180,43.-TL para cezası verilmesine ilişkin 17/10/2017 günlü, 806 sayılı Kağıthane Belediye Encümeni Kararının iptali istenilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının özeti: İstanbul 8. İdare Mahkemesince verilen 20/12/2018 günlü, E:2018/71, K:2018/2502 sayılı kararda; mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "1 nolu yapı tatil tutanağında belirtilen aykırılıklardan; sağ yan cephede pencere kapatılması ve balkon kenarına tuğla duvar örülmesi hususundaki aykırılıkların giderildiği, mahallinde mevcut olmadığı, pencere görünümü projesiyle uyumlu olarak yerinde mevcut olduğu, pencere boşluğunun içeriden kapatıldığı, diğer aykırılıkların 1 nolu yapı tatil tutanağında belirtildiği şekilde mevcut olduğunun tespit edildiği, arka cephede balkon duvarının yıkılarak 6,08 m2 alanlı gömme balkonun mutfak alanına dahil edildiği, projesinde 160 cm olarak tanımlı topal pencerenin büyütülerek 320 cm genişliğinde ve yere kadar pencere yapıldığı, salon penceresi onanlı projede topal pencere olarak tanımlı iken mahallinde pencere altı duvarının yıkılarak yere kadar cam yapıldığı, sağ yan cephede balkonun PVC esaslı malzeme ile kapatıldığı, bahse konu imalatlar için yapı tatil tutanağının mevcut duruma uygun olduğu,... tadilatın taşıyıcı unsurları etkilemediği, ancak cephe bütünlüğünün bozulduğu, onanlı projesine aykırı görünümde meydana gelen değişikliklerin ise tadilat ruhsatı gerektirdiği, bu imalatların 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili Yönetmelikleri gereği ruhsatlı hale getirilmesinin Tadilat Ruhsatı ile mümkün olduğu,....yapının III B grubu olduğu, aykırılıktan etkilenen alan hakkında dosya içeriğinde bilgi ve belge olmadığı, kararda anılan idari para cezasına esas aykırılıktan etkilenen alan hesabına hangi verilerden ulaşıldığına dair bilgi ve belge bulunmaması sebebiyle hesaplama yapılamadığı" yönünde tespitlerde bulunulduğu, yapı tatil tutanağında imara aykırı inşaat alanı hakkında herhangi bir bilgi bulunmadığı ve dava konusu para cezasının ne şekilde tespit edildiği hususu açıklığa kavuşturulmadığından, 3194 sayılı Kanunda belirlenen kriterlere aykırı hesaplandığı sonucuna varılan para cezasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediği, buna karşılık, 15/12/2016 tarihinde 1 nolu yapı tatil tutanağının düzenlenerek taşınmaz mahalline asıldığı ve aynı zamanda da tebligat evrakının muhtara teslim edildiği, verilen yasal süre içerisinde ruhsata aykırı kısımların yıkılarak eski hale getirilmediği ve ruhsata da bağlanmadığının tespit edilmesi üzerine dava konusu yıkım işleminin tesis edildiği, bu haliyle bilirkişi raporunda; yapı tatil tutanağının mevcut duruma uygun olduğu, onanlı projesine aykırı görünümde meydana gelen değişikliklerin tadilat ruhsatı gerektirdiği yönünde görüş bildirilmiş olup, yapı tatil tutanağında tespit edilen aykırılıkların fiili durumu yansıttığı, imalatların ruhsatsız olarak yapıldığı ve ruhsata da bağlanmadığı hususu sabit olduğundan, yıkıma ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava konusu encümen kararının idari para cezasına ilişkin kısmının iptaline, yıkıma ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAFA BAŞVURANLARIN İDDİALARI:
Davacı vekili tarafından; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 1 nolu yapı tatil tutanağında belirtilen hususların tamamının mevcut duruma uygun olmadığı, nitekim, bilirkişi raporunda, 1 nolu yapı tatil tutanağında belirtilen aykırılıklardan; sağ yan cephede pencere kapatılması ve balkon kenarına tuğla örülmesi hususundaki aykırılıkların giderildiği, mahallinde mevcut olmadığının belirtildiği, mevcut duruma uygun olmayan yapı tatil tutanağının dayanak alınarak yıkım kararının devamına yönelik bir karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, 1 nolu yapı tatil tutanağında belirtilen hususların ruhsata tabi işlemlerden olmadığı, bilirkişi raporunda, gömme balkonun kapatılması ve kapalı alana dahil edilmesi, açık çıkmanın pvc ile kapatılması ve pencerelerde boyutsal olarak değişiklik yapılması suretiyle yapılan ruhsat hilafı imalatlar ile taban alanı dışında yeni ve fazladan bir alan kazanılmadığı, çekme mesafesinin ihlal edilmesinin söz konusu olmadığı, tadilatın taşıyıcı unsurları etkilemediğinin açıkça tespit edildiği, ayrıca, dava konusu dairenin bulunduğu bina ruhsat ve projesi incelendiğinde görüleceği üzere; tüm dairelerin pencere ve balkon büyüklüğünün farklı tasarlandığı, kapatılan balkonun bulunduğu arka cepheye dıştan bakıldığında zaten bir bütünlüğün söz konusu olmadığı, projede de bu bütünlük bulunmadığı, sitedeki tüm apartmanların aynı şekilde olduğu, örneğin bir binada aynı cepheye bakan bazı dairelerin balkonunun bulunmadığı, bazılarının balkonunun cumbalı olduğu, var olan balkonların ebatları ise farklı olduğu, bazı dairelerde Fransız balkon varken bazılarında bulunmadığı, dolayısıyla cephe bütünlüğünü bozmaktan bahsetme olanağının bulunmadığı, dava devam etmekte iken 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesi uyarınca ilgili daire için yapı kayıt belgesi düzenlendiği, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.” hükmü gereği işleme konu daire için verilen yıkım ve para cezalarının da iptal edildiği iddialarıyla kararın yıkıma ilişkin kısmının kaldırılması ve bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
Davalı İdare tarafından; 3194 sayılı İmar Kanununun 42.maddesi uyarınca davacıya para cezası verilmesine ilişkin işlemin hukuka uygun olduğu iddiasıyla, kararın para cezasına ilişkin kısmının kaldırılması ve bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Beşinci İdare Dava Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "istinaf" başlıklı (Değişik 6545 S.K./19. md.) 45. maddesinin 3. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.”; 6. fıkrasında, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmü yer almış olup, ilk derece mahkemelerinin nihai kararlarının istinaf yoluyla kaldırılması ise; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4. maddesinde yer alan sebebin varlığı halinde mümkün bulunmaktadır.
Her ne kadar yargısal incelemenin devamı sürecinde 3194 sayılı Kanun'un Geçici 16.maddesinin 4.fıkrası ve Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ'in 6.maddesinde yer alan "yapı kayıt belgesi ilgili belediyesine verildikten sonra 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilmeyen idari para cezalarının iptal edileceği" yönünde düzenleme yürürlüğe girmiş ise de sözü edilen düzenleme ihtilaf konusu işlemi tesis eden idarelere, yeni gelişen duruma göre işlem tesis etme yükümlülüğü getirdiğinden yargısal incelemesi devam eden davalarda yargı yeri tarafından verilecek karara etkisi bulunmamaktadır.
Zira 3194 sayılı İmar Kanununa 7143 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 16. madde, yargısal incelemesi devam eden davalar yönü ile bir düzenleme içermemekte, idarelere yapı kayıt belgesi düzenlenen yapılar yönü ile işlem tesis yükümlülüğü getirmekte olup idaresince her zaman mevcut duruma uygun yeni bir işlem tesisi mümkündür.
Bu itibarla; istinaf incelemesine konu karar usul ve hukuka uygun olup istinaf dilekçelerinde ileri sürülen hususlar kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İSTİNAF BAŞVURULARININ REDDİNE,
2-Aşağıda dökümü yapılan 163,30.-TL istinaf giderinin davacı, .-TL istinaf giderinin ise davalı idare üzerinde bırakılmasına,
3-Artan posta giderlerinin mahkemesince istinaf isteminde bulunanlara iadesine,
4-2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesinin 6.bendi gereğince kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu mahkemesine gönderilmesine,
5-Aynı Kanun maddesi uyarınca kesin olarak 28/10/2020 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
3194 sayılı İmar Kanununa 7143 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 16. madde, yargısal incelemesi devam eden davalar yönü ile bir düzenleme içermediğinden Dairemizce işin esasına girilerek karar verilmesi yerinde ise de;
3194 sayılı İmar Kanununun 7143 sayılı Kanunla eklenen geçici 16’ncı maddesinin birinci fıkrasında; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir.”; aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise, “Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun ve 2960 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir.” kuralı yer almaktadır.
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 6 Haziran 2018 tarihli ve 30443 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 6. maddesinin birinci fıkrasında, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapıların maliklerinin, bu belgenin bir örneğini belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili belediyesine, bu sınırlar dışında il özel idaresine vermek zorunda oldukları, aynı maddenin üçüncü fıkrasında, Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının iptal edileceği belirtilmiş, ‘Yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek yapılar’ başlıklı 8.maddesinin 20 Eylül 2018 tarihli ve 30541 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik yapılmasına Dair Usul ve Esasların 5. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında ise; “Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemeyecek yapılar için bu belgenin düzenlendiğinin tespit edilmesi durumunda, Yapı Kayıt Belgesi iptal edilir, bu belgenin sağlamış olduğu haklar geri alınır, Yapı Kayıt Belgesi bedeli olarak yatırılmış olan bedel iade edilmez ve belge düzenlenmesi safhasında yalan beyanda bulunan müracaat sahibi hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 206 ncı maddesi uyarınca suç duyurusunda bulunulur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yapı kayıt belgesi kişinin beyanına göre verilmekle birlikte iptal edilmediği sürece hukuken geçerli bir belge olup, idari veya kazai bir kararla iptal edilmediği sürece idareyi ve yargı mercilerin de bağlayacağı açıktır.
Bu nedenle Dairemizce söz konusu düzenleme nedeniyle devam eden davalarda işin esasına girilerek karar verilmesi dava konusu yıkım kararlarının uygulanabileceği veya tahsil edilmemiş para cezalarının tahsil edilebileceği anlamına gelmemektedir.
Zira Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezalarının ilgili belediyesince iptal edilmesi anılan kanunun amir hükmüdür.
Yargılaması devam eden davalarda işlem tesisinden sonra ve davaya konu işlemlerin tesisine neden olan imara aykırılıklar nedeniyle davacı tarafından alınan yapı kayıt belgesinin dosyaya ibrazı yeterli olmayıp, ilgili belediyeye yapı kayıt belgesini sunmaları ve ilgili belediyece anılan kanun hükmü uyarınca yıkım ve para cezasının iptalini talep etmeleri gerekmekte olup, taleplerinin reddi halinde bu işleme karşı açacakları davalarda ancak yargı yerlerince yapı kayıt belgesinin dikkate alınabileceği açıktır.
Öte yandan, ilgili belediyece dava konusu işlemin tesisine neden olan imara aykırılığın 31/12/2017 tarihinden sonra yapılmış olması veya hukuken verilmemesi gereken yapı ve yerler için verildiğinin tespit edildiği durumlarda her zaman Çevre ve Şehircilik Bakanlığına veya bu bakanlığın il teşkilatlarına başvurarak iptalini talep etme ve talebinin reddi halinde ise bu işleme karşı dava açma hakkı bulunmakta olup, yapı kayıt belgesinin idari veya kazai bir kararla iptal edilmediği sürece idareyi bağlayacağı da tabiidir.
Bu nedenlerle, iş bu davada yapı kayıt belgesi sunulmasına rağmen işin esasına girilerek karar verilmesi ve kararın sonucu bakımından çoğunluk kararına katılmakla birlikte, yukarıda yer verilen hususların kararda belirtilmesi gerektiği görüşüyle karara gerekçe yönünden katılmıyorum. (¤¤)